nefret suçları için arşiv
“Lezbiyenlik Sıradan Bir Yaşam Tarzıdır!”
Posted in ayrımcılık - şiddet, nefret suçları etiketler ile homofobi, lgbt bireylere yönelik ayrımcılık, lgbtt hakları platformu, nefret suçları, rtük, transfobi on Aralık 8, 2009 by ifsaeylem1Engin Temel cinayeti için özel ekip çalışacak
Posted in nefret cinayetleri etiketler ile engin temel, homofobi, nefret cinayetleri, nefret suçları on Aralık 8, 2009 by ifsaeylem1Engin Temel cinayetinin üzerinden bir yıl geçti. Failler hâlâ dışarıda, cinayet aydınlatılamadı. Münevver cinayetinde görev alan özel ekip şimdi Engin’in katillerinin izini sürüyor.

Bir emniyet amiri, bir komiser ve 9 sivil polisten oluşan ekip, detayları yeniden gözden geçiriyor. Geçen hafta 10 kişi sorgulandıktan sonra serbest bırakıldı. Bu kişiler arasında Engin’in çalışma arkadaşlarının da bulunduğu, önemli bilgiler verdikleri öğrenildi. Böylece şu ana kadar 22 kişi gözaltına alınmış, 71 kişinin de bilgisine başvurulmuş oldu. Engin’in çalıştığı bar ve oturduğu binayı gören 28 kamera daha önce incelenmiş ancak sonuç alınamamıştı. Özel ekip, şimdi bu görüntüleri tekrar tekrar inceliyor.
Kapüşonlu 2 Kişi Vardı
Kayıtlarda iki kişi dikkat çekiyor. Kapüşonlu mont giyen şahıslar, Engin’den 3 dakika önce oturduğu binaya giriyor. Cinayet apartmanda işlendiği için olay anı kameralara takılmıyor. Polis, telefonla talimat verilmiş olabileceği ihtimali üzerine, o bölgede cinayet öncesi ve sonrası yapılan telefon görüşmelerine ait dökümleri istemiş ancak mahkeme ‘özel hayatın ihlaline’ neden olacağı gerekçesiyle reddetmişti.
Engin Temel’in Malatya’da yaşayan ailesi, cinayetin yıldönümü yaklaşırken faillerin yakalanacağına olan inancını koruyor. Baba Münir Temel şunları söyledi: ‘Oğlumun katili artık elini kolunu sallayıp dolaşamayacak. Özel ekip oğlumun katillerini bulacak. Her an bir isim veya bilgiye ulaşılabilir.’
‘Çember Daraldı’
Kurban Bayramı’nı oğlu olmadan geçiren anne Hatice Temel ise, ‘Biz İstanbul Emniyeti’nin konuyla alakalı olarak hassasiyetle çalıştığını biliyoruz. Hüseyin Çapkın Müdürümüz konuyla bizzat ilgileniyor ve bize çemberin daraldığını söyledi’ diye konuştu.
Heteroseksizmin Boşalma Alanı Travestizm
Posted in ayrımcılık - şiddet, lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık, nefret suçları etiketler ile heteroseksizm, homofobi, lgbt bireylere yönelik ayrımcılık, nefret suçları, seks işçiliği, stonewall, transfobi on Aralık 8, 2009 by ifsaeylem1
VJ Bülent ve homofobi karşıtı mücadele
Posted in ayrımcılık - şiddet, lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık, nefret suçları etiketler ile homofobi, kral tv, lgbt bireylere yönelik ayrımcılık, nefret suçları, vj bülent on Aralık 7, 2009 by ifsaeylem1Şunu demiyor mesela kimse, “VJ Bülent’i bir simge olarak ele alalım, bu artık bardağı taşıran damla oldu, gelin birlikte eşcinsel çalışanların iş güvencesi için mücadele edelim”
VJ Bülent’in Kral TV’deki işinden çıkartılmasıyla ilgili yazıları okuduğumdan beri, konuyla ilgili içime sinmeyen bir şeyler olduğunu hissediyordum ama bir türlü adlandıramıyordum. Bugün yavaş yavaş kafamda bir şeyler oturmaya başladı, yazının ilerleyen kısımlarında yanlış anlaşılmamak adına baştan söyleyeyim ki birinin eşcinsel olduğu gerekçesiyle işten çıkarılmasını anlamam, desteklemem ya da savunmam söz konusu bile olamaz. Dolayısıyla, VJ Bülent’in haklarını savunmak için ne gerekiyorsa yapılmasını destekliyorum, yapabileceğim bir şey olursa katkıda bulunmaya da hazırım. Amma velâkin, mesele tam da bir önceki cümlede kullandığım “VJ Bülent’in hakları” ifadesinde düğümleniyor sanki.
Çünkü bu eşcinsel lobisi de kendi içinde feci bir sınıf katmanı ve ayrımcılığı olan, aslında son derece faşizan bir çevrenin üretimidir. Yoksa kültür-sanat ortamında ağırlığı bulunan bu lobinin ağa babaları bugünlerde büyük ihtimalle dincilerle, hükümet yandaşlarıyla dizi yazıp, ortak para kazandıkları için mi pek kimseleri ürkütmek istemiyor? ‘Aman Fehmi duymasın’ mı? ‘Başbakan’ın sevdiği radyocuyu karşımıza almayalım’ kaygısı mı?”.
“Cinsel kimliğim yüzünden kovuldum”
Posted in ayrımcılık - şiddet, nefret suçları etiketler ile dj bülent, homofobi, kral tv, lgbt bireylere yönelik ayrımcılık, nefret suçları on Aralık 7, 2009 by ifsaeylem1katıldığı bir TV programı sonrasında işten çıkarıldı. Renkli kişiliğiyle hafızalarımıza kazınan VJ Bülent’le işsiz kalma gerekçesinden tutun da gey’lerin sorunlarına kadar pek çok şeyi konuştuk.

Kral TV’ye başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz?
Evet hatırlıyorum. Bundan tam 14 sene önceydi. Üç deneme çekimi yapmıştım ve kabul edilmemiştim. O zaman Cem Uzan dönemiydi. Şu anda herkesin konuştuğu ve yara aldığım eski patronum. Kral gerçekten bambaşka bir yerdeydi. Herkes Kral izliyordu. Ben de o dönemin ilk ürünüyüm. Belki de Guinness Rekorlar Kitabı’nda bile olabilirim çünkü 14 sene hiç aralıksız haftanın altı günü her gece canlı yayına çıkan başka kimse yok. Bir Mehmet Ali Erbil var o bile ara verdi.
Peki 14 yılda Kral TV size ne kattı? Maddiyat mı yoksa maneviyat mı?
Kral TV tanınmamı sağladı. Bu son dönem hariç, her gelen yönetim beni sevgiyle, saygıyla karşıladı. Doğuş Holding ve Ferit Bey ile hiçbir problemim olmadı tam tersine kendisiyle bir kere karşılaştım. Zaten onlar çok farklı kulvarlarda koşan insanlar. Problem birdenbire bambaşka bir yerden patladı.
Yani bence ne şirketimin suçu var ne de Ferit Şahenk’in. Bence bu şahıs problemi, bunu da ilerleyen günlerde herkesle paylaşacağım. Şu anda bazı prosedürler olduğu için konuşamıyorum. Yani bir şahıs benden rahatsızdı, fırsatını buldu ve yok etti. Huysuz Virjin’e kıyafetleri yüzünden getirilen ekran yasağı gibi ben de cinsel kimliğim sebebiyle işimden atıldım.
Şu anda ismini zikredemiyorum yoksa gerçekten kim olduğunu söylemeyi çok istiyorum.
Zaten beş senedir sahneye çıkıyorum. Gazinolar, pavyonlar, beş yıldızlı oteller, bayi geceleri… İş geldikçe sahneye çıkıyorum. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunuyum. Cihan Ünal, Müşfik Kenter, Yıldız Kenter, Zeliha Berksoy hocamdı… Hayat insanı nereden nereye getiriyor.
İlk başta hoş karşılamadılar. “Sen burada Shakespeare oku, git orada Mahsun Kırmızıgül’ü anons et” dediler. Onlar biraz daha didaktik bakıyor olaylara.
Aynen öyle. “Tu kaka” diyenler yarın öbür gün “Mahsun Bey’in ne güzel filmleri var” diyor. İki film de milyonlarca kişi tarafından izlendi. Güneşi Gördüm’de benim de çok küçük bir rolüm vardı. O filmde Harbiye’de bir travesti sahnesi vardı. Biz de travesti ve gey arkadaşlarımızla beraber oradaydık. Mahsun Bey, çekim sırasında gey ve travesti arkadaşlara ne kadar kibar, ne kadar meseafeli, ne kadar hümanist davrandı anlatamam. Nice yönetmenler tanıdım; hadsiz, terbiyesiz, “Lan” diye konuşan. İnsanlara korkunç davranıyorlar. Hepsi olmasa da yüzde 99’u öyledir. Mahsun Bey çok kibar davrandı.
Kimse benimle diyalog kurmadı. Zaten iki buçuk aydır ekrana çıkarılmıyordum.
Hiçbir sebepleri yok. “Bekleyin başka programlar yapılacak” deniyordu. Kendimi kötü hissediyordum. Bana maaş ödeniyor, iki buçuk ay olmuş program yapmıyorum, aldığım parayı da hak etmediğimi düşünüyordum. Başkası olsa “Oh kebap, hatta çok güzel devam ediyor’’ der. Öte yandan maaş diye verdikleri o küçücük paranın 10 katını hak ettiğim de ayrı bir gerçek. Neyse, gidip konuşma talep ettim müdürden.
Namık Kasapbaşoğlu ve Gezegen Mehmet. Bana çok kötü davranıldı. Yüksek sesle bağırıldı. “Sen kimsin ki, bunun hesabını bana soruyorsun” gibi cümleler sarf edildi. Bu olay odada yaşandı ama bütün şirket duydu. Dışarı çıktığımda elim ayağım titriyordu. “Ne oldu” dediler. O kadar büyük bir travma yaşamışım ve üzülmüşüm ki, “Hiçbir şey hatırlamıyorum ne oldu” dedim.
Program Bahane
Çok uzun süredir değersizlik had safhadaydı. Beklediğim bir sona doğru yaklaştığını hissediyordum. Oray’ın programı bahane oldu. Sevgili Yiğit de köşesinde aynısını yazmıştı. Ben de okuduktan sonra aydım, “Oray’ın programı bahaneydi” dedim. Önce bütün gazetelere ‘’VJ Bülent’i Cem Uzan hakkında konuştuğu için attık’’ şeklinde beyanatlar verildi.
Bir süreç var, bittikten sonra bunu da açıklayacağım. Cem Uzan’dan onlara ne? Tekrar ediyorum; Cem Uzan ile ilgili hiçbir kötü söz söylemedim.
İnternette yazılan bazı şeyler de Yıldo’nun cümleleri. Yıldo, ben, Ferhat Güzel ve Banu Zorlu programa katıldık. Banu Zorlu, Yıldo ile kavga edince programı terk etti. Ferhat Güzel, bütün gece şov yapmaya çalıştı. Ortamı geren, bel altı muhabbetlere indiren, negatif bir duruma döken de kendisidir. Bu yüzden her şey tepetaklak oldu. Kimin ne konuştuğu belli değil.
Çok şeye tanık oldum hangi birini anlatayım
Tabii ki tanık oldum. Dedikoduları da duydum. Neler neler biliyorum. Ama beni
tanıyan herkes bilir, 14 senedir sokaktan geçen simitçiye bile iyi davranırım. Herkese hümanist bir şekilde yaklaştığım için olayların içinde olmadığımı tüm arkadaşlarım bilir. Oray, “Cem Uzan ile ilgili neler biliyorsunuz” deyince Yıldo da “Biz neler biliyoruz ama paraları şuraya dizin ki öyle konuşalım ağabeyciğim” dedi, güldü. Yıld bu… Ajda Pekkan’la ya da Tarkan’la konuşmuyorsunuz. Adamın tavrı bu, espri yaptı. Bunun üzerine de Oray, “Hiç mi isim veremeyeceksiniz” dedi. Yıldo da “Ayağımızdan vururlar ağabey” diye espriyle cevap verdi. Oray bir kez daha “Hiç mi bilmiyorsun” dedi, Yıldo da
“Tabii ki bildiğim var ama saygımdan asla konuşamam” diye cevap verdi.
Asla. İsim verilseydi, şu anda dava açmışlardı. Oray, “Sevgilileri var mıydı” diye sorunca, “Tabii ki duyduklarımız vardı” dedim. Benim ağzımdan çıkan tek cümle bu. Hiç isim verebilir miyim? Elbette duyduğum bazı şeyler var ama gördüğüm hiçbir şey yok. Allah’tan korkarım her şeyden önce. İki gün önce ağız değiştirdiler zaten. Gezegen Mehmet, “Ben atmadım, izin almadan programa çıktığı için yönetim attı” dedi. Ne oldu Cem Uzan durumu? Bunlar belgeli, Allah’tan gazetelerde de var, ben de dava açtım. Hatta bana programa katılma konusunda “Konuşmasını bilen bir insansınız, 14 senedir size ekran teslim edilmiş, biz de iki senedir beraber çalışıyoruz, elbette gidebilirsiniz” denildi.
Mağdurum!
Hangi birini anlatayım? Çok şeye tanık oldum.
Esas Yeşim Salkım benim, aslında biliyor musun?
Çok haklı.
Çok şeyler duydum, biliyorum ama bugüne kadar hiç söylemedim. Şu an televizyonda sabah, öğlen, akşam programları yapanlar, şarkıcılar ya da sinema oyuncuları o şirkette kuyruk oldu.
Ohooo… Bir de Hakan Uzan var.
Tabii ki. Bir Prestij dönemi var ki, pardon yani… Gerçekten esas Yeşim Salkım benim yani. Herkes kalbimi çok kırıyor, çok üzerime geliyor, çok kötü davranıyorlar bana.
Açıkçası ben de duydum ama böyle şeye tanık olmadım.
Yıldo bu dedikodulara açıklık getirdi. “Yat partilerinde gözüne bant bağlarlardı” dedi.
Hiç bilemem. Bir şey görsem söylerim ama gördüm mü hayır.
Bence doğduğu gün hisseder.
Onlara inanmıyorum. İçinde varsa doğduğu gün vardır. 45 yaşına kadar hiçbir cinsel ilişki ya da aşk yaşamamış ama 46 yaşında buna cesaret bulmuş kişiler var. 50 yaşına gelmiş artık ölümü düşünüyor, “Neden bu duygumu saklıyorum” diyor ve ortaya çıkıyor. Böyle insanlar tanıyorum. Aralarında çok üzücü hikâyeleri olanlar da var. Komşularımın, arkadaşlarımın çoğu gey ve travestidir…
Bunun günahı, sevabı her şeyi onun. Zaten ameliyat olmak kanuni olarak da kolay değil. Üç yıl gidip geliyorsun, psikolojik olarak hazır olup olmadığını test ediyorlar. Bu acılı günlerimde hiçbir erkekten ya da kadından görmediğim desteği gey’lerden ve travestilerden gördüm. Lambdaistanbul bana ücretsiz olarak avukat gönderdi.
Beni yolda görüp “Geçmiş olsun” diyorlar. Kalp krizi geçiriyorum diye hastaneye kaldırıldım ama panik atakmışım. Ama geçiyor artık çok mutluyum.
Zerrin Özer… Oturduk, ağladık karşılıklı. Hande Yener, Yıldız Tilbe aradı. Sonra plakçılar, menajerler, herkes aradı. Kral’ı bu olay öncesinde de olay sırasında da hep çok iyi temsil ettim. Ne özel hayatımla ne tüzel hayatımla kimsenin kalbini kırmadım. 14 sene çalışıp da yazılı-sözlü ihtarı olmayan belki de tek insanım. Namık Kasapbaşoğlu ve eşi Nilgün Kasapbaşoğlu yaptığım
programdan ötürü bana telefon açtılar. Beni keyifle izlediklerini, takdir ettiklerini söylediler.
Okan Bayülgen bambaşka bir adam. Hülya Avşar’ın beynini görüyorum. Billur Kalkavan en büyük destekçim. Böyle aydın kişilere ihtiyacımız var. O zaman dünya güzel olacak.
Kesinlikle öyle… 14 senelik eski sevgilim bile aradı. İlk mesajı o yazdı. Baş harfi de M… Bana bu güne kadar destek olan medyatik tüm insanlara teşekkür ediyorum.
Arkamda gazeteler, dergiler, köşe yazarları, magazin habercileri var. Ben en son çıkarılacak insandım, gene ağız değişecek ve konu buralara gelecek. Gözden çıkarılmıştım ve sonunda bahane bulundu.
Yeni dönemde bizce “Kravat tak, ceket giy, biraz da sakal bırak, senin adına hayırlı olur” dediler. “Köseyim” dedim ama “Biraz sakal bıraksan iyi olur” dediler.
Hayır tabii ki. Benim bıyığım da çıkıyor, sakalım da… Kılım da herkesten çoktur herhalde. Ama köseyim demek zorunda kaldım.
“Gey olduğu için” mi kapıdan çevrildi?
Posted in ayrımcılık - şiddet, lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık, nefret suçları etiketler ile 45lik taksim, homofobi, lgbt bireylere yönelik ayrımcılık, nefret suçları on Aralık 7, 2009 by ifsaeylem1İstanbul’da 45′lik adlı mekâna alınmadığını açıklayan Engin Kocagöz, yaşadıklarının “homofobik tavır” olduğunu söyledi. Bar Müdürü Cihan Yıldız ise Kaos GL’ye, “İnsanların kimliklerine saygı duyuyoruz, cinsel kimliklerinden dolayı mekâna almama gibi bir lüksümüz de yok.” açıklamasında bulundu.
İstanbul’da son dönemlerde ismini “Issız Adam” filminin şarkılarıyla duyuran 45′lik adlı mekâna alınmadığını açıklayan dizi sektöründe çalışan Engin Kocagöz, yaşadıklarının “homofobik tavır” olduğunu söyledi.“Ben TV sektöründe kast sorumlusu olarak çalışıyorum. Çalıştığım tüm projelerde kişisel tercihlerime, tavırlarıma herkes saygı duymuş ve bu da beni çok onore etmiştir. Feminen bir tarzım yok, ama kendimi de insanlar anlamasın diye kasmıyorum.
Önce kıyafetimin spor olmasından kaynaklandığını düşündüm. Sonra gerçeği kendime itiraf ettim. Tercihlerim yüzünden içeriye alınmamıştım. Homofobik bir zihniyetin beni bu şekilde dışlaması gururuma dokundu.
‘Arkadaşınız geydi, o yüzden almadık’ demişler!
Şimdi benim geyliğim alnımda mı yazıyor ve bunu güvenlikçi beyefendi pat diye nasıl arkadaşıma söylüyor? Bu tanısının sebebi nedir?
Ya arkadaşım beni bilmeyen biri olsaydı?
İstanbul’da yaşadığım süre boyunca kimsenin yapamadığını homofobik bir güvenlikçi bay ve bayan gerçekleştirdi. Gururum çok incindi.”
HOMOFOBİK MEKAN 45LİK’İ BOYKOT EDİYORUZ!
Posted in ayrımcılık - şiddet, nefret suçları etiketler ile 45lik taksim, boykot, homofobi, nefret suçları on Aralık 6, 2009 by ifsaeylem1HOMOFOBİK MEKAN 45LİKİ BOYKOT EDİYORUZ!
lütfen dahil olduğunuz tüm gruplara iletiniz.
nefret cinayetlerini duyuruyoruz inisiyatifi
*
Gay olduğu için kapıdan çevrildi
Hürriyet Gazetesi eklerinden Kelebek’in köşe yazarı Onur Baştürk, 2 Aralık günü arkadaşımız Engin Kocagöz’e geçtiğimiz günlerde 45′lik adlı mekanda uygulanan ayrımcılığı kaleme aldı. Kocagöz’ün kaleminden yaşananları köşesine taşıyan Baştürk, Cinsel Ayrımcılık suçlarını okurlarıyla paylaştı.
İşte Onur Baştürk’ün 2 Aralık 2009 günü Hürriyet Kelebek de yayınlanan köşe yazısı….
Gay olduğu için kapıdan çevrildi
“Ben TV sektöründe kast sorumlusu olarak çalışıyorum. Çalıştığım tüm projelerde kişisel tercihlerime, tavırlarıma herkes saygı duymuş ve bu da beni çok onore etmiştir. Feminen bir tarzım yok, ama kendimi de insanlar anlamasın diye kasmıyorum.
Başıma gelen olay, arkadaşlarımın 45’lik adlı mekana çağırmasıyla oldu. Daha önce defalarca gittiğim mekanın kapısından bu kez geri çevrildim. Sebebini sorduğumda anlamsız cevaplar aldım.
Önce kıyafetimin spor olmasından kaynaklandığını düşündüm. Sonra gerçeği kendime itiraf ettim. Tercihlerim yüzünden içeriye alınmamıştım. Homofobik bir zihniyetin beni bu şekilde dışlaması gururuma dokundu.
Sonrası daha vahim. Ben gittikten sonra içerideki arkadaşım kapıya çıkıp ‘Neden almadınız?’ diye sormuş güvenlik görevlilerine.
‘Arkadaşınız gay’di, o yüzden almadık’ demişler!
şimdi benim gay’liğim alnımda mı yazıyor ve bunu güvenlikçi beyefendi pat diye nasıl arkadaşıma söylüyor? Bu tanısının sebebi nedir?
Ya arkadaşım beni bilmeyen biri olsaydı?
ıstanbul’da yaşadığım süre boyunca kimsenin yapamadığını homofobik bir güvenlikçi bay ve bayan gerçekleştirdi. Gururum çok incindi.” (Engin)
Türlü gerekçelerle bir mekana alınmayanı çok duydum, gördüm.
Ama böylesi bir ilk herhalde. Bu direkt ayrımcılık. Kimsenin böyle bir şey yapmaya hakkı yok. Derim ki: Bence 45’lik adlı mekan sadece gay olanlar değil, olmayanlar tarafından da protesto edilmeli.
En güzel yanıt böyle verilir çünkü.
ONUR BASTURK
*
HOMOFOBİK MEKAN…
Eşeğe altın semer vurmuşlar ve başında beklemişler,bir müddet sonra eşek aaaaa-iiiii diye anırmış.Başında bekleyenlerde şaşırmış altın semerli eşek yine aynı şekilde anırdığı için.Demem o ki ben yıllardır insanlara birşeyler öğrettiğimize inananlardanım.Ama taki geçen cumartesi başıma gelen talihsiz bir olaya kadar.
45′LİK MEKANI HOMOFOBİKTİR….
Eşcinsellik ve “Cem KEÇE”giller fenomeni
Posted in lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık, nefret suçları etiketler ile cem keçe, homofobi, lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık, nefret suçları, tıp on Kasım 30, 2009 by ifsaeylem1- Dernek olarak kamusal alanda görünür olabilme çabası. CİSED, şayet CETAD’a alternatif ya da karşıt olarak belirmeye çalışıyorsa, eşcinsellik hususunda fikirleri bilinen CETAD ile kasti olarak bir farklılık yaratma çabası içinde olabilir. Yani, bu dernek kullandığı “cinsel sağlık” sloganı ile, bu alandaki iktidarı ele geçirme kaygısı taşıyan bir oluşum olarak ele alınabilir. Eşcinselliğin sözde alt tiplerini de içeren bu kitap girişimi bence bu yorumu destekler niteliktedir.
- Toplumsal ya da devletsel homofobinin herhangi bir temsili. Bu girişim, devletin ya da devlet merkezli homofobik düşüncenin ordu, RTÜK ve diyanet gibi temsilleri dışında, kamusal alandaki başka bir örneği olarak ele alınabilir.
- Özel ilgi. Özelde eşcinselliği bu derecede konu edinmek bastırma, yadsıma ve yüceltme gibi bilinçdışı savunma mekanizmalarını akla getirebilir. Ancak bu, oldukça sınırlı ya da çok sonraları akla gelmesi gereken bir yorum olarak ele alınabilir.
- Geçim kaygısı. Bazılarının aklına gelebileceği gibi, öncelikle “hasta” yaratma, sonra ise, o sözde hastalara terapi yaparak, eşcinsel danışan ve ailelerinden “gelir elde etmece”. Aslında bence, bu da, nihayetinde iktidar olma çabasının bir yansımasıdır. Diğer bir deyişle, kitap satışından ya da terapiden elde edilecek gelirler için, eşcinsellerin hasta olduğunu, direkt ya da dolaylı yollardan öne sürerek “Türkiye ruh sağlığı sektöründe” yer edinmeye çalışmak.
- Ek olarak, toplamda, bu girişimler zincirinin başını çeken kişinin biyolojik açıdan bir “erkek” oluşu, bence hem psikanalitik çağrışımlar açısından, hem de “toplumsal cinsiyet” açısından ayrıca dikkat çekicidir.
Nefretten suç doğar
Posted in nefret suçları etiketler ile agit, homofobi, lgbt, nefret suçları, transfobi on Kasım 30, 2009 by ifsaeylem1
Rapora göre Türkiye
Türkiye nefret suçlarıyla ilgili olarak “bir ölçüde” veri toplayıp raporlayan ülkelerden. Adalet Bakanlığı veri bankasında, hangi topluluklara yönelik nefret suçlarının işlendiğine ilişkin kayıt tutulmuyor. Suça göre kayıt tutuluyor, saldırı, tehdit, cinayet, vs. Buna ek olarak, Türkiye bu kayıtları kamuya duyurmak yerine, belirli prosedürlere bağlı olarak ancak başvuru olduğu takdirde açıklıyor. Türkiye’de 2008 yılında 258 vaka kovuşturulmuş, bunların 208’i ceza almıştı. Bu sayı 2007’de kovuşturulduğu açıklanan 97 ve cezalandırılan 39 vakaya göre hayli yüksek. Buna göre 2008’de vakalarda çokça artış mı oldu, yoksa daha fazla veri mi toplandı? Rapor, bu rakamlara son derece temkinli yaklaşılması gerektiğini söylüyor çünkü bu rakamlar sadece yetkililerce doğrulanan ve mağdurlar tarafından bildirilen suçları kapsıyor. Adalet Bakanlığı’nın AGİT’e verdiği bilgilere göre Türkiye’deki nefret suçları mezarlara saygısızlık, ibadet yerlerine yönelik saldırı, sözlü saldırı, tehdit ve nefrete teşviki içeriyor. Buna göre nefret suçu olarak herhangi bir cinayet, fiziksel saldırı, mala zarar verme suçları gerçekleşmedi. Türkiye 2008’de nefret suçları konusunda herhangi bir yasal veya kurumsal düzenleme de yapmadı.
Mine Yıldırım: AAbo Akademi, İnsan Hakları Enstitüsü, doktora adayı
Eşcinsellerin Yaşam Hakkı var mıdır?
Posted in ayrımcılık - şiddet, nefret cinayetleri etiketler ile homofobi, hukuk, nefret cinayetleri, nefret suçları on Kasım 30, 2009 by ifsaeylem1Faydalanması da gerekir zaten istenilen sonuçlar alınamasa da ayrımcılığın kayıtlara geçip uzun vadede de olsa eşcinselliğin kabul edilebilirliği adına. Bununla birlikte eşcinsellerin kendileri bu hizmetlerden faydalanmak istemiyormuş gibi yansıtmak homofobinin bir başka boyutu olacaktır.