Geceleri de Sokakları da İsteMİyoruz!!!

Gündüzleri Türk aile yapısına aykırı görüldükleri için kamusal alanlardan dışlanan, geceleri ise Türk aile babalarının “ahlaksızlıklarına” malzeme olan travesti ve transseksüeller,  toplumun kendilerine bahşettiği kelle koltukta, bıçak omuzda geçen bir hayatın bedelini en sonunda canlarını vererek ödüyor. Ebru Soykan adlı transseksüel arkadaşımız evinde boğazı kesilerek öldürüldü. 12 Mart Perşembe günü Ebru’nun dostları olarak basın açıklaması için evinin önünde toplandık. Herkes suskun, sanki böyle bir olayı ilk kez yaşıyormuşçasına şaşkın ve  belki de geleceğe dair umutsuzdu. Türkiye’de travesti ve transseksüel bir özne olabilmenin yolu taciz edilmek, tecavüze uğramak ya da öldürülmek gibi eylemlerin “sözde öznesi” olmaktan geçerken, Ebru da ne yazık ki bu ülkede bir transseksüel olarak kendinden beklenen son eylemi yerine getirdi.

Yine bir transseksüel arkadaşımız, sırf transseksüel olduğu için ve bir transseksüel olarak kendisinden beklenileni yerine getirmediği için öldürüldü.

Yine bir transseksüel arkadaşımız öldürüldü. Ebru bir nefret cinayetine kurban edilen ilk transseksüel değil. Bundan önce Eryaman’da, Esat’ta, Ülker Sokak’ta Mis Sokak’ta bir sürü transseksüel arkadaşımız hem de sistematik bir şekilde katledilmedi mi? Bugün de Pürtelaş Sokaktaydık. Bu sokaklar kendi cinsiyetine, kendisine atfedilen toplumsal cinsiyete karşı gelip, karşılarına önce ailelerini, akrabalarını, sonrasında farketmeden hemen hemen tüm toplumu bulan bedenlerin kıstırıldığı hapishaneler… Bu sokaklar her an bir nefret suçuna kurban gitme tehlikesine karşı bir arada yaşayan travesti ve transseksüellerin yaşam alanları…

Sadece transseksüel olmak bir toplumsal baskı ve şiddeti açık beraberinde getiriyorken, bir transseksüel için belki hayatında hiç görmediği transseksüel bir insanın bile öldürülmesi onun hayatını tehdit eden en büyük şey değil midir? Birbirlerini her an kaybetmenin paranoyasına düşüren, hayatta kalmak için mücadeleleri, acıları, ölümleriyle birbirlerine kenetlenmelerine neden olan, onları bu sokaklarda bir arada yaşamaya iten şey her an baskı ve şiddete maruz kalabilecek olmalarından başka bir şey midir?

Ebru sadece transseksüel olduğu için öldürüldü. Transseksüel olmak, aileden kaçmak zorunda kalmak, seks işçisi olmak, ölmeye her an hazır olmak, toplum kaçıp kendine sınırlar çizip onların içinde yaşamak, (yaşamak zorunda kalmak) gibi anlamlara geliyorken, en başında bir transseksüel için transseksüel olmak nedir? Belki cinsiyetiyle, toplumsal cinsiyetiyle, bedeniyle alıp veremediği olmak… Belki nasıl ki herhangi bir kadın kilolarından herhangi bir erkek burnundan memnun değilse, penis, vajina, meme gibi, ahlaki olarak sözünü etmememiz gereken(!) organlardan memnun olmamak, yerlerine yenisini istemek. Belki bir kadını kaşlarını alırken görüp ona özenmek, belki bir adamın bıyıklarını çok beğenip onlar gibi bıyıklarım olsun demek. Belki de iki kadının ya da erkeğin birlikte olabileceği öğretilmediği için kendini cinsiyetini düzeltmek zorunda hissetmek… Bir transseksüel olmanın kendi içinde böyle anlamları varken bu insanlara biçilen kıstırılmış ve kısaltılmış hayatların sebebi onların istedikleri bedenlerin, olmak istedikleri kişilerin ataerkiyi tehdit ediyor olması değil de nedir?

Ebru bir transseksüel olduğu için kendisinden bekleneni yerine getirmediği için öldürüldü. Ebru’nun bir transseksüel olarak kendisinden beklenen kendi istediği gibi şekillendirdiği bedenini başkalarının kullanımına açmasıydı. Bu sadece ondan beklenen bir şey değil, zaten tüm travesti ve transseksüellerden önce beklenen sonrasında da yaptıkları için dışlanmalarına neden olan şey değil miydi? Bir travesti ya da transseksüeli fahişe diye damgalayan ve sırf bu yüzden iş vermeyen, evlerinden kovan, sokakta dalga geçen, küfreden, taciz eden, saldıran ama yeri geldiğinde kendi yatak odalarının, arabalarının, ofislerinin, makam odalarının içinde en büyük fantezilerinin en iyi kullanabildikleri aracı haline getiren insanlar daha ne bekliyorlardı?

Ebru’nun ardından “katil kimdi?” diye sormak belki önemli bir soruydu. Acaba sevgilisi miydi? Katilin kim olduğu neyi değiştirirdi? Hatta katilin sevgilisinin olması aslında travesti ve transseksüellerin hiç bir şekilde yaşam güvencesinin olmadığının, transfobi sarmalı içerisinde bir şekilde ailelerinden gördükleri şiddetten kaçıp kurtulabilmişken yeni kurmaya çalıştıkları “aile”ler içinde baskı ve şiddete ne kadar çok açık olduklarının bir göstergesi değil miydi? Travesti ve transseksüel kadınlarla birlikte olup her türlü zevkini karşılayan hatta bu kadınları fuhuşa sürükleyip onlar üzerinden ekonomik ihtiyaçlarını da karşılayan insanlar, zevk ve safa içinde süren hayatlarının tehdit edilmesi karşısında mı bıçaklara sarılıyorlardı?

Geçtiğimiz Pazar 8 Mart’tı. Lambdaistanbul olarak 8 Mart Mitingine katıldık. Yürüyüşteyken “teşhirci değil travestiyiz” diye bağırırken pankarta takılıp düşecektim. Yanımda Ebru’nun çok yakın bir arkadaşı olan bir arkadaşım “dur travesti olmadan öleceksin” diye espri yaptı.  Benim bu transseksüel arkadaşımla yaşadığım küçük anekdot bile travesti ya da transseksüel olmakla ölmek arasındaki ilişkinin açık bir örneğiydi. Ölüm sinsice günlük konuşmalarımızın içine dalmışken, iki gün sonra Ebru’nun acı haberini alacağımızdan habersizdik.

Eylemde aynı zamanda hep birlikte kadınlar olarak “geceleri de sokakları da istiyoruz” diye bağırdık, ancak bu slogan gecenin karanlığında dönen her türlü kirli işin, işkencenin, cinayetin içinde bazı erkeklerin aynı karanlığın içinde görülemeyen duyulmayan fantezilerinin parıltılı süsleri olan  travesti ve transseksüel kadınlar için ne kadar geçerliydi, bilmiyorum. Gecenin karanlığı içine hapsedilen travesti ve transeksüelleri umutsuz bir biçimde gündüzleri de görmek istiyoruz. Travesti ve transseksüellerin eğitimden sağlığa, hukuktan medyaya,  bir çok araçla topluma yayılan transfobi sarmalı içinde birtakım mücadelelerle yaşamaya çalıştıkları hayatların daha görünür olmasını istiyor, artan transfobi ve nefretin içinde daha fazla arkadaşımızı kaybetmek istemiyoruz. Ebru öldü, başka transseksüeller öldürülmesin!

sema semih

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: