İstanbul Cihangir Pürtelaş sokaktaki evinde 10 Mart Salı günü öldürülen Ebru Soykan’ın anısına;

Yağmurlu havada yaktığımız mumların sönmeyebileceğ ini DE
öğrendim.

Kimisi “Biz burada niye duruyoruz? Nasıl olsa yarın yine
birimiz öldürülecek”, kimisi “10 yıl önce iki kişi anca
gelirdi böyle bir anmaya, bu ne büyük katılım, sonunda bir
arada bir güç oluşturmaya başlıyoruz”, kimisi içlerinden
bazıları için “bu grup eylemlere hiç gelmezdi” sözleri
kulağıma çalınıyordu. 10 Mart’ta evinde öldürülen Ebru’nun
Cihangir Başkurt sokaktaki kapısının önündeki anma töreninde
bu söylenenlere kulak verirken, bir yandan da elimdeki mum
sönmesin diye direniyordum.

Elimdeki mum söndükçe, yanımdakilerin mumuna yanaşıp, kiminin
mumundan bir, kiminin mumundan iki, kimi zaman üç kere ateş
alıp yer değiştiriyor, mumu yanar halde tutmak için dağıtılan
helvanın boş plastik tabağını yağmur ve rüzgara karşı siper
ediyordum.

Bu esnada, elinde yanmamış mumuyla bir kadın beliriverdi ve
benden ateş istedi, mumunu yaktık, ben yine plastik tabağım ile
mumumu korumak üzere kendime döndüm, kısa bir süre sonra, az
evvel yaktığım mumun sönmüş olduğunu gördüm. Mumumu
yaklaştırdım ve tekrar yaktım. Bu kez onun mumunu yanık
tutabilmek amacıyla tabakla onu korumaya başladım. Arada göz
ucuyla kendi mumuma bakıyor, yandığını görünce tekrar onun
mumuna dönüyordum.

Diğer mumu sönmesini engellemeye çalışırken yağmur mumumun
üzerine yağıyor, ancak ne yağmur ne de rüzgar mumumu
söndürmüyordu. Bir süre sonra bu durum iyice belirginleşti.
Diğer mum korumaya rağmen arada sönse de benimki artık hiç
sönmeden yanıyordu. Bunun üzerine nasıl oluyor da bir mum
sürekli yanıyor, diğer mum sürekli sönüyor diye düşünürken
(tabii bir süre sonra bu yandaki arkadaşla ortak
konumuz/merakı mız olmuştu), mumları incelemeye başladık,
sonunda aradaki farkı anladım. Onun mumu henüz yeni yakıldığı
için mum içinde bir oyuk oluşmamış, fitil yeterince
uzamamıştı, aksine onun mumunun fitili kısa, mumun üstü
çıkıntılıydı. Oysaki benim mumum uzun fitili ile büyük
alevlerle yanmayı sürdürüyordu artık. Bu durumu onunla da
paylaştım. Ve şöyle dedim “Vazgeçmezsen bir süre sonra
sönmüyor”.

Sonra etrafımıza baktık, hemen hemen bütün mumlar yanıyordu artık.
Birbirimize dönerek “tıpkı bu ve diğer mücadeleler gibi.” dedik.

Sonra mumları Ebru’nun kapısının önüne bırakıp ayrıldık.

Mumların hepsi yanıyordu.

Arzu Kaykı
Pozitif Yaşam Derneği

PYD – E Bülten

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: