Ekim, 2009 için arşiv

Yine cinayet, yine aynı cümle!

Posted in nefret cinayetleri with tags , , on Ekim 29, 2009 by ifsaeylem1
Salı, 27 Ekim, 2009
İstanbul Beyoğlu’nda yaşayan A.Y., bir barda tanıştığı ve evinde cinsel ilişkiye girmek istediği K.D.  tarafından öldürüldü.
25 yıl sürdürdüğü devlet memurluğundan kısa bir süre önce emekli olan 56 yaşındaki A.Y., İstanbul Beyoğlu’nda ikamet ediyordu, önceki gece eğlenmek için Taksim’deki bir bara giden A.Y., burada tanıştığı 30 yaşındaki K.D.’ye ilişki teklif etti.
K.D. bu teklifi kabul edince, ikili A.Y.’nin evine gitti. A.Y. ve K.D. burada da içki içip sohbet etti. Daha sonra A.Y., K.D. ile ilişki kurmak istedi. Ancak K.D. karşı çıktı. İkili arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü.
Cezaevine Gönderildi
Bunun üzerine K.D. A.Y.’yi bıçakladı. Gürültü üzerine apartman sakinlerinin aradığı Beyoğlu Önleyici Hizmetler Bürosu ekipleri, K.D.’yi suç aleti ile kaçmak isterken yakaladı. A.Y.’nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlenirken, K.D.’nin, polisteki ifadesinde “Eşcinsel ilişki kurmak isteyince bıçakladım” dediği öğrenildi. K.D. sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine konuldu.
Engin BELLİ / AHT
HABERTÜRK
10/27/2009
Reklamlar

Transları ‘Hasta’ Etme!

Posted in lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık with tags , , , , on Ekim 20, 2009 by ifsaeylem1

 Pazartesi, 19 Ekim, 2009
Haber: Barış Sulu

Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde toplanan ve “Bedenime Dokunma”, “Transseksüel açılımı istiyoruz”, “Hasta değil travestiyiz” yazılı dövizler taşıyan Pembe Hayat ve MorEL Eskişehir üyeleri bir süre sloganlar attı.

Grup adına yapılan açıklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yılında, Dünya Sağlık Örgütü’nün de 1990 yılında eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çıkarılmasına karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliği’nin 2012’de, Dünya Sağlık Örgütü’nün ise 2014’de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açıklamada, bu nedenle dünyanın birçok ülkesindeki LGBTT örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de LGBTT bireylerin hayatın her alanında şiddet ve ayrımcılıkla karşılaştığı ifade edilen açıklamada, “İnsanları varoluşları yüzünden ayıran, baskılayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dışlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastalıklıdır. Sistem, bizleri sağlıklı ya da sağlıksız bulmaya hakkı olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

17 Ekim’de Konur sokakta gün boyu stand açıp konu hakkında bilgilendirme yapan LGBTT bireylere DSİP, Kaos GL, ELEPS- Eleştirel Psikologlar ve Psikoloji Öğrencileri de destek verdi.

Grup adına Sera Can’ın okuduğu basın açıklaması şöyle:

“Transları ‘Hasta’ Etme! Amerikan Psikiyatrlar Birliği (APA) 1973 yılında, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1990 yılında eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çıkarılmasına karar vermiştir. Ancak transeksüellik hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirilmektedir. APA 2012’de, WHO 2014’te ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçirecek.
Türkiye’den de biz MorEL Eskişehir LGBTT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti, Transeksüel) Oluşumu ve Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği olarak bu eylemlerin ilkini gerçekleştiriyoruz.   İnsanları varoluşları yüzünden ayıran, baskılayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dışlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen zihniyetin kendisi hastalıklıdır! İnsan haklarına aykırı olan bu uygulamanın bir an önce değiştirilmesini ve ruhsal hastalık literatüründen kaldırılmasını talep ediyoruz. Biliyoruz ki; trans kimlikler ‘hasta’ ilan edilmeye devam ettiği sürece gerek Türkiye’de gerekse dünyanın birçok ülkesinde ayrımcılık ve şiddet devam edecektir.   Eşitlik İstiyoruz! Türkiye’de LGBTT bireyler hayatın her alanında şiddet ve ayrımcılıkla karşılaşmaktadır. İstanbul’da Ankara’da Eskişehir’de özellikle trans bireylere kesilen para cezaları, ev baskınları, gözaltları sistemin ‘yaşama öl’ bakış açısını açıkça göstermektedir. Trans bireylere çalışma hakkı verilmemekte, zorunlu seks işçiliğine sevk etmektedir. LGBTT bireylerin haklarını her eşit yurttaş gibi elde etmeleri ve hiçbir ayrımcılığa maruz kalmamaları için atılacak ilk adım; Anayasa’nın 10. maddesine “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ibareleri eklenmesi olacaktır.   Kabahatli polis! Bu ülkede günün herhangi bir saati ve herhangi bir şehrinde trans bireyler kabahatler kanunu gerekçe gösterilerek para cezasıyla karşılaşmaktadırlar. Travesti ve transseksüellere uygulanan idari para cezası Kabahatler Kanunu’nun 37. ve 140. maddeleri ile Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘yayaların uyacakları kurallar’ başlığını taşıyan 68. maddesinin C fıkrasına dayandırılmaktadır. Kabahatler Kanunu’nun 37. maddesi, ‘mal ve hizmet satarak başkalarını rahatsız eden kişiden’ söz etmekte, 140. madde ise kimlik bildirmemeyle ilgili. Ceza miktarı 69 ile 61 TL arasında değişmekte, bir kişiye aynı gün birden fazla ceza da kesilebilmektedir. Ayrıca 32.madde gereğince de para cezası kesilmektedir. 140 TL cezası olan bu madde, emre aykırı hareket nedeniyle fuhuşla mücadele komisyonunun emri olarak ifade ediliyor fakat Aralık 2008’de açtığımız dava sonucu emir, İdari mahkemesince iptal edilmiştir ve hukukta olmayan bir emir varsayılarak ceza kesilmeye devam edilmektedir. Tüm bu uygulamalar trans bireylerin cinsel kimliklerinden dolayı yapılan bir ayrımcılıktır, kolluk kuvvetleri görevlerini kötüye kullanmaktadırlar. Kabahatli olan trans bireyler değil polistir!   Yargı transfobik! Her yıl onlarca LGBTT birey nefret cinayetlerine kurban gitmektedir.Yargı, kadınlara ve LGBTT yönelik nefret cinayetlerinde sıklıkla uyguladığı haksız tahrik indirimi yapmaktadır. Yargının bu cinayetlerde ve suçlarda verdiği kararlarla mağdur veya maktul olanlara karşı açıkça taraf olmaktadır ve nefret cinayetlerini meşrulaştırmaktadır. Nefret cinayetlerinin kayıtları sağlıklı tutulmamaktadır. Bu yüzden; Türk Ceza Kanunu’nda “nefret sucu” tanımı yapılmadıkça Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüel (LGBTT) bireylere yönelik suçların failleri ceza indirimlerinden faydalanmaya devam edeceklerdir. Nefret cinayetlerine karşı yasalarda acilen düzenleme yapılmasını, yargının insan haklarına aykırı uygulamalarından vazgeçmesini talep ediyoruz.   Bedenimiz, kimliğimiz bizimdir! Sistem, bizleri sağlıklı yada sağlıksız bulmaya hakkı olduğunu düşünmektedir. Bu normu reddediyoruz fakat aynı zamanda eşitsizliklerin de ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz.   Biz Trans bireyler artık ‘hasta’ olarak adlandırılmak istemiyoruz. Biz Trans bireyler sosyal güvence hakkımızı istiyoruz. Biz Trans bireyler medikal süreçlerden dışlanmamak istiyoruz Biz Trans bireyler ameliyat sürecinin “cinsiyet değiştirme” değil “cinsiyet geçişi” olarak adlandırılmasını istiyoruz.   Nefret suçları yasalarda tanımlanana ve LGBTT bireylere karşı hukuk önünde ve sosyal alanda uygulanan ayrımcılıklar ortadan kalkana kadar, homofobi ve transfobiye karşı MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ!
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği MorEL LGBTT Eskişehir Oluşumu”
Kaos GL

“Genel Ahlâk”, Adalet’e açık olacak mı?

Posted in hukuk yargı, nefret cinayetleri, trans cinayet on Ekim 20, 2009 by ifsaeylem1
Salı, 20 Ekim, 2009

22 Mayıs 2009’da evinde bıçaklanarak öldürülen Çağla (Cindy Çağla)’nın davasına Ankara Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Bugün görülen üçüncü davada LGBTT’nin karşısına yine “genel ahlak” ablukası dikildi. 

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği Avukatı Senem Doğanoğlu konuyla ilgili Kaos GL’ye şunları söyledi:
“Bir önceki celsede huzursuzluk olduğu gerekçesiyle hâkim, salona izleyici alınmayacağı bildirildi. Biz de bağlayıcı olmayacağını, bu kararın münferit olduğunu bildirdik ve buna göre de karar alınması gerek dedik. Savcılık makamı “genel ahlak” gerekçesiyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Mahkeme de bu talebe uydu, görüşümüz sorulduğunda kabul etmediğimizi bildirdik, muhakemenin genel ahlakla bir ilgisi yoktur ve hukuka uygun olmayan bir karardır dedik.”
Avukat Doğanoğlu, bu kararı yorumlarken, “Her transeksüelin disiplin bozacağı varsayımıyla bütün toplumsal alanlardan dışlanmasının yine genel ahlak gerekçesiyle gündemimize sokulmuş olmasından artık bıktık. Transeksüellik genel ahlaka aykırı bir kategori olarak kabul ediliyorsa o halde katilin eylemi de meşru hale mi gelecek? Mahkemenin bu anlamda bir görüş bildirmemiş olduğunu ümit ediyoruz.” dedi.
Duruşmaya 17 Kasım 2009 11:20’de devam edilecek.

İlgili haber:
http://kaosgl.org/content/cagla-ve-melekin-hakkini-savunmak-icin-lgbtt-olmaniz-gerekmiyor

Kaos GL

Mahkeme, Transseksüel Melek K.’yi Öldüren T.P.’ye Müebbet Verdi

Posted in nefret cinayetleri with tags , , , , , on Ekim 16, 2009 by ifsaeylem1

İzmir Siyah Pembe Üçgen’den Özsoy ve Lambdaistanbul’dan Düzkan, “Melek K.’nin katiline ‘haksiz tahrik’ indirimi yapılmamasının önemli olduğunu” söylediler. Devletin, LGBTT’lerin yaşam haklarını korumak için yasal düzenlemeler yapmasını istediler.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
16 Ekim 2009, Cuma

Mahkeme, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği üyesi Melek K.‘yi evinde öldüren T.P.‘nin “ölüm nedeniyle ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme Katil zanlısının yağma suçundan dolayı 10 yıl ceza almasına oy çokluğuyla karar verdi.

İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden avukat Elif Ceylan Özsoy ve Lambdaistanbul’dan Haziran Düzkan, karardan memnun. Ancak, “Devletin lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüellerin (LGBTT) yaşam haklarını koruma altına almadıkça şiddetin ve cinayetlerin yaşanmaya devam edeceğini” söylüyorlar.

“Karar caydırıcılık açısından önemli olabilir”

Melek K., Ankara Kavaklıdere’deki evinde 11 nisan 2009’da ölü olarak bulunmuş, 18 Nisan’da Şereflikoçhisar’da yakalanan T.P. cinayeti işlediğini itiraf etmişti.

Kaosgl.org’un haberine göre dün (15 Ekim) Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen üçüncü duruşmasında avukat Onur Tatar, T.P.’nin suçu “ağır tahrik” altında işlediğini söyleyerek cezalandırılacaksa ilgili maddelerdeki indirimlerden yararlanmasını istedi. Mahkeme bu talebi oyçokluğuyla reddetti ve katil zanlısı hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve yağma suçundan 10 yıl ceza verdi.

Kaos GL’nin tarihi olarak nitelediği kararı Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden avukat Özsoy bianet‘e şöyle değerlendirdi:

“Nerdeyse her LGBTT cinayetinde ‘haksiz tahrik’ indiriminin uygulandığı bir ülkede böyle bir kararı duymak bu açıdan sevindirici.Haksız tahrikten dolayı cezalarda indirim uygulanması LGBTT bireylerin varoluşlarını haksız ve hukuka aykırı bulan zihniyetin yargıdaki yansımasıydı. Melek K.’in katilinin haksız tahrik altında suçu işlediği yönündeki beyanına itibar edilmemesi topluma verilen mesaj açısından oldukça önemli. En azından katillerin ‘her nasılsa haksız tahrikten indirim cepte’ gibi bir ‘garantisi’ olmayacağını gösteriyor, caydırıcılık açısından etkili olabilir.”

“Nefret suçları tanımı TCK’ye eklensin”

“Nefret suçları siyasidir ve toplumun birçok kesimini tehdit eder. Bu suçu işleyenlerin devlet eliyle korunduğu bir çok örnek gördük. Bunun artık yaşanmaması için önlemler alınması gerekiyor” diyen Lambdaistanbul üyesi Düzkan da “bu kararın alınması, Türkiye’de yaşayan tüm LGBTT’lere, kendileri için de adaletin sağlanabileceğini hatırlatıyor” dedi.

“Türkiye’deki LGBTT bireyler, yasal hiçbir güvenceye sahip olmaksızın yaşamak zorundalar. Sadece LGBTT’ler değil, nefret suçlarının hedefinde olan her grup için bir an önce anayasal korunma sağlanması, Türk Ceza Kanunu’na (TCK) nefret suçları tanımının eklenmesi gerekiyor” diye ekledi.(BÇ)

Nefret cinayetine ömür boyu!

Posted in nefret cinayetleri with tags , , , on Ekim 16, 2009 by ifsaeylem1
Perşembe, 15 Ekim, 2009
Haber: Barış Sulu
Kavaklıdere’deki evinde 11 Nisan 2009’da öldürülen Melek K.’nin katil zanlısı Tayfun P.’nin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteğiyle yargılanması ile ilgili bugün (15 Ekim 2009) Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması gerçekleştirildi.
15 Ekim 2009 Türkiye’deki LGBTTler için önemli bir gün olarak tarihe geçti. Tayfun P.’nin, öldürme nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına ve yağma suçundan da 10 yıl ceza almasına oy çokluğu ile karar verildi.
Duruşmaya, tutuklu sanık Tayfun P. ve avukatı Onur Tatar, maktul Melek K.’nin babası Yusuf K. ve avukatı Nevzat Sarıin, Kaos GL ve Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nden aktivistler katıldı.
Avukat Onur Tatar, sanık Tayfun P.’nin suçu “ağır tahrik” altında işlediğinden dolayı sanığın cezalandırılacaksa ilgili maddelerden indirimden yararlanmasını istedi. Bu talebi de mahkeme tarafından oyçokluğu ile reddedildi. Tayfun P.’ye söylemek istediği başka bir şey olup olmadığı soruldu ve Tayfun P. sözlerini “çok pişman” olduğunu belirterek sonlandırdı.

TCK’nın 82/1-h ve TCK’nın 149. maddesine göre cezalandırılan Tayfun Polat hakkında TCK 62. maddesi gereğince takdiri indirim nedenleri uygulandı. Buna göre “Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla kasten öldürmekten” ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılımış ve cezası  ” failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak” müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Yine nitelikli yağma gereğince 12 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve 62. madde uygulanarak cezası 10 yıla indirlmiştir.
Haksız tahrik indirimi yoluna gidilmese de yağma amacıyla Melek’in öldürüldüğüne ve bu failin takdiren indirim nedenlerinden faydalanması gerektiğine hükmedilmiştir. Buna göre Tayfun Polat en fazla 34 yılını ceza infaz kurumunda “iyi halli” olarak geçirirse koşullu salıverme hükümlerinden faydalanabilecek.
LGBTT örgütler eşcinsel, biseksüel, travesti, transeksüellere yönelik nefret cinayetlerinde “ağır tahrik”ten dolayı indirim yapılması ile ilgili olarak rahatsızlarını daha önceki bir çok eylemlerinde dillendirmiş, Melek öldürüldükten sonra da şu açıklamayı yayınlamışlardı:
“Arkadaşımız Melek, dün bu sokakta, bu evde, bu saatlerde öldürüldü.
Onlarca kez bıçaklanıp vahşice katledilen Melek’in çığlığını mahalle sakinleri, kolluk kuvvetleri, ahlak bekçileri, siyasiler görmezden, duymazdan geldiler.
Bizler bu gece burada çığlıklarımızı duymanız için bir araya geldik!
Dilimizde tüy bitti derdimizi anlatmaktan. “Arkadaşlarımız gözlerimizin önünde öldürülüyor, ne olur artık sesimizi duyun” demekten hal kalmadı. Bu işlenen kaçıncı cinayet? Daha ne yapmalıyız sizleri harekete geçirmek için, ey devletimizin ‘her işi bilen’ yetkilileri?
Nerede sizin o “hoşgörü” diyarı memleketiniz? Yaşam hakkına saygı, hani nerde eşitlik, adalet vaatleriniz?
Teker teker öldürerek bizi neyle sınıyorsunuz?
Arkadaşlarımızı katleden zihniyeti sorgulamadıkça, katilleri bulup yargıya teslim etmedikçe, hukuksuz “tahrik” indirimleriyle suçluları ödüllendirmekten vazgeçmedikçe, yaşanan cinayetlerin “münferit” olaylar olduğuna kimseyi inandıramazsınız.
Su testisi suyolunda kırılır demek suç ortaklığıdır!
Yetkililer gereken yasal/fiili önlemleri almadıkça, bu cinayetlere sessiz kalıp, “su testisi su yolunda kırılır” gibi tehlikeli yaklaşımlarını sürdürdükçe suç ortağı olacaklardır.
Yetkililere sesleniyoruz: Her geçen saniye ve alınmayan her önlem, bir başka nefret cinayetine davetiye çıkarmaktadır. Bundan sonra işlenecek her bir cinayetteki suçluluk payınız, bir öncekinden daha fazla olacaktır.
Hayatlarımızın ellerimizden umarsızca çekilip alınmasına sessiz kalmayacağız.
İsteğimiz, yaşam hakkımıza yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir “nefret” cumhuriyeti değil, yaşam hakkımızın gasp edilmediği bir “insan hakları” düzenidir.”
Daha önceden de İzmir’deki başka bir nefret cinayetine de ömür boyu hapis cezası verilmişti:
http://www.kaosgl.com/node/1108

“2012: Transseksüelleri Hasta İlan Etmeyi Durdurun!” küresel eylem – eskişehir

Posted in ayrımcılık - şiddet, lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık with tags , , , , , on Ekim 14, 2009 by ifsaeylem1

Amerikan Psikologlar Derneği (APA) 1973 yılında, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1990 yılında eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çıkarılmasına karar vermiştir. Ancak transeksüellik hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirilmektedir. APA 2012’de, WHO 2014’te ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçirecek. Bu nedenle dünyanın bir çok ülkesindeki LGBT (Lesbian, Gay, Bisexuel, Transgender) örgütü 17 Ekim 2009’da başlamak üzere bu tarihlere kadar eylemler düzenleyecek.
Türkiye’den de MorEL Eskişehir LGBTT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti, Transeksüel) Oluşumu ve Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği bu eylemleri örgütlemeyi üstlendi.
İlk eylem programı 17 Ekim’de Ankara’da şu şekilde gerçekleşecektir:
12:00 – 17:00 Stand – İmza Kampanyası (Kabahatler Kanunu) Yüksel Caddesi Konur Sokak
17:00 – 17:15 Pembe Hayat Tiyatro Topluluğu – Öteki – Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı
17:15 – 17:30 Transeksüelleri Hasta İlan Etmeyi Durdurun
Basın Açıklaması – Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı
22:00 – 02:00 Parti: Hasta Değil Transeksüeliz! (Mississippi Bar)

MorEL Eskişehir LGBTT Oluşumu
morel.eskisehir@gmail.com
http://moreleskisehir.blogspot.com
0 506 574 58 63
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
pembehayat@pembehayat.org
http://pembehayat.org
0 312 433 85 17 – 0 532 462 17 05
Transeksüelleri HASTA İLAN ETMEyi Durdurun!
Stop Trans PATHOLOGIZATION!
http://stp2012.wordpress.com/

“2012: Transseksüelleri Hasta İlan Etmeyi Durdurun!” küresel eylemine bir destek de İstanbul’dan!

Posted in lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık with tags , , , on Ekim 14, 2009 by ifsaeylem1

Amerikan Psikologlar Derneği (APA) 2012’de ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2014’te ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçirecek. Eşcinsellik, biseksüellik gibi transseksüelliğin de ruhsal bir bozukluk olmadığını biliyor, cinsel yönelimden sonra cinsel kimliğin de doğallığının kabul edilmesi için sesimizi yükseltiyoruz!

Ankara’daki ve dünyanın birçok yerindeki eylemlerle eş zamanlı olarak, 17 Ekim’de, devam edecek eylemlerimizden ilkini yapacağız. Basın duyurusunun okunacağı bu eylemde hep birlikte olmayı umuyoruz.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Çağrıcı Kurumlar listesi aşağıdadır, kurumunuz destek vermek isterse bu maile cevap atabilirsiniz.
Kurumların desteğinin de ötesinde, sokaktaki katılımın olabildiğince yüksek olması kampanyanın başarısı açısından çok önemlidir. Bağlantıda olduğunuz tüm basın yayın kuruluşlarına ve mail listelerine yaygınlaştırın lütfen.

Eylem Çağırıcıları:
VOLTRANS: Trans-Erkek İnisiyatifi
İstanbul-LGBTT Sivil Toplum Girişimi
Nefret Cinayetlerini Duyuruyoruz İnisiyatifi

Gün: 17 Ekim 2009 Cumartesi
Saat: 15.30
Yer: Taksim Tramvay Durağı