Archive for the nefret cinayetleri Category

Engin Temel cinayeti için özel ekip çalışacak

Posted in nefret cinayetleri with tags , , , on Aralık 8, 2009 by ifsaeylem1
Pazartesi, 7 Aralık, 2009

Engin Temel cinayetinin üzerinden bir yıl geçti. Failler hâlâ dışarıda, cinayet aydınlatılamadı. Münevver cinayetinde görev alan özel ekip şimdi Engin’in katillerinin izini sürüyor.

İstanbul Şişli’de 8 Aralık 2008’de işlenen cinayetin hedefi, Love Bar’ın işletmecisi Engin Temel olmuştu. Engin Temel günlerce manşetlerde kaldı, farklı iddialar ortaya atıldı. Ancak fail veya faillere ulaşılamadı. Çözülemeyen cinayet dosyalarını tozlu raflardan indiren Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın talimatıyla, Cem Garipoğlu’nu teslim alan özel ekip zanlıları yakalamak için kolları sıvadı.

Bir emniyet amiri, bir komiser ve 9 sivil polisten oluşan ekip, detayları yeniden gözden geçiriyor. Geçen hafta 10 kişi sorgulandıktan sonra serbest bırakıldı. Bu kişiler arasında Engin’in çalışma arkadaşlarının da bulunduğu, önemli bilgiler verdikleri öğrenildi. Böylece şu ana kadar   22 kişi gözaltına alınmış, 71 kişinin de bilgisine başvurulmuş oldu. Engin’in çalıştığı bar ve oturduğu binayı gören 28 kamera daha önce incelenmiş ancak sonuç alınamamıştı. Özel ekip, şimdi bu görüntüleri tekrar tekrar inceliyor.

Kapüşonlu 2 Kişi Vardı
Kayıtlarda iki kişi dikkat çekiyor. Kapüşonlu mont giyen şahıslar, Engin’den 3 dakika önce oturduğu binaya giriyor. Cinayet apartmanda işlendiği için olay anı kameralara takılmıyor. Polis, telefonla talimat verilmiş olabileceği ihtimali üzerine, o bölgede cinayet öncesi ve sonrası yapılan telefon görüşmelerine ait dökümleri istemiş ancak mahkeme ‘özel hayatın ihlaline’ neden olacağı gerekçesiyle reddetmişti.

Oğlumun katillerini yakalayacaklar
Engin Temel’in Malatya’da yaşayan ailesi, cinayetin yıldönümü yaklaşırken faillerin yakalanacağına olan inancını koruyor. Baba Münir Temel şunları söyledi: ‘Oğlumun katili artık elini kolunu sallayıp dolaşamayacak. Özel ekip oğlumun katillerini bulacak. Her an bir isim veya bilgiye ulaşılabilir.’

‘Çember Daraldı’
Kurban Bayramı’nı oğlu olmadan geçiren anne Hatice Temel ise, ‘Biz İstanbul Emniyeti’nin konuyla alakalı olarak hassasiyetle çalıştığını biliyoruz. Hüseyin Çapkın Müdürümüz konuyla bizzat ilgileniyor ve bize çemberin daraldığını söyledi’ diye konuştu.

Cinayetin işlendiği gece, bölgede kullanılan telefon numaralarının tespit edilmesinin mahkeme tarafından reddedilmesine tepki gösteren anne Hatice Temel, ‘Türkiye’nin dinlendiği bir dönemde sırf bu nedenle cinayetin çözülmesine yönelik olarak yapılan bu talebin reddedilmesine ben hiçbir anlam veremiyorum’  dedi.
Levent ALBAYRAK/İSTANBUL-Ömer YALÇIN/MALATYA
Akşam
Reklamlar

Eşcinsellerin Yaşam Hakkı var mıdır?

Posted in ayrımcılık - şiddet, nefret cinayetleri with tags , , , on Kasım 30, 2009 by ifsaeylem1
Çarşamba, 25 Kasım, 2009
Halil Kandok
“Polis saldırganı yakalamaktan çok gerçeği öğrenip onun eşcinselliğini ortaya çıkarmak için çabaladı ama amacına ulaşamadı.”
“Yargı inanmıyormuş çekin zorla imzalattırıldığına olayın akabinde şikâyetçi olunmadığı için. İmzaladığı çekin karşılığını faiziyle ödemek zorunda şu an.”
Eşcinseller de her vatandaş gibi yasal haklarından faydalanabilirmiş!
Birinci Vaka:
İnternet ortamında tanıştığı kişinin yanında birinin daha olduğunu görünce monitörden, bu buluşmanın tuzak olabileceğini aklına getirmişti ama yeni biriyle tanışmanın heyecanı ve de daha güvenli partner bulma imkanının zor olduğu homofobik bir kültürde fırsatı değerlendirme arzusu daha ağır bastığı için yüz yüze görüşmek için randevulaşmıştı.
Geceyi birlikte geçirme mekânları da o hafta evde olmayan bir arkadaşının eviydi. Eşcinsellerin yaşadığı kötü deneyimlerin korkusu o kadar endişe verici boyutta oluyor ki daha sonraki dönemlerde de kendi evlerinde rahatsız edilmemek için başkalarının mekânını hangi amaçla kullanacağını söylemeyip evin sahibine karşı bile sorumsuzluk yaptırabiliyor. Ki daha sonra evin sahibi evi boşaltmak zorunda kalmış zaten.
Mutfağa onun için içecek alıp döndükten sonra çek-yata yanına oturup tam öpüşmeye başlayacakları anda saldırgan o mutfaktayken yaptığı hazırlıkla saçından tutup boğazına bıçağı dayadı. Israrla kendisine karşı sırtını dönmesini istiyordu. Aklından bin bir düşünce geçiyordu sırtını döndürüp ne yapacağı konusunda. Sonuçta saldırganın onun kontrolünü elinde tutabilmesi için en garanti pozisyondu bu. Ama saldırganın dediğini yapmayınca ilk bıçak darbesini bacağına yemişti bile. Boğuşmalarla kendini saldırganın altında buldu. Daha çok geç vakit olmamasına rağmen çığlıklarına dışarıdan hiç yanıt alamıyordu. Altında kaldığı sürece aldığı bıçak darbelerinin sayısını bilmiyordu. Yattığı zemin kan gölüne dönüştüğü için ayağı patinaj yaptığından bir türlü kendini toparlayamıyordu. O anda yan tarafında bulunan su bardağına takıldı gözü. Uzansa alabilir miydi acaba pencereye fırlatıp camı kırarak sesini duyurabilmek için. Ama yetişemedi bardağa.
Saldırganla mücadele ederken geçen zaman ona ölümü hatırlatacak kadar umutsuz, geçmişini düşünme zamanı verecek kadar uzundu. Geçtiğimiz yıllarda cinayete kurban giden eşcinsel bir arkadaşı gelmişti aklına. Bir yıl öncesine kadar görüştüğü arkadaşına bir türlü ulaşamıyordu ve telefon hatları da kapanmıştı. İnternetten haber taraması yaptığında öğrenmişti cinayete kurban gittiğini. O da acaba kendisi gibi böyle umutsuz ve çaresiz ölümün soğuk nefesini kanlı bir şekilde hissetmiş miydi?
Saldırganın ölüm darbesini indirdiği anda yaşama arzusuyla bıçağın sapından önce ucunu yakalamıştı geç kalmamak için. Eli kesilmişti ama bıçağın keskin tarafını yakalamayı avantaja dönüştürüp katlanabilir bıçağı ikiye katlayıp saldırganın elini de kesmişti. Psikopatları insana dönüştürebilmek için onların anlayacağı dilden konuşmak gerekiyor ki canı yanınca ‘sen n’apıyorsun’ diye haykırmıştı aptalca komik bir tepkiyle. Kendini kurtarmak için bu fırsatı kaçırmadı ve ayağa kalkmayı başardı. Saldırgan kurbanını elinden kaçırmamak için ona kaçamayacağını, aşağıda kapıda arkadaşının beklediğini söylese de o can havliyle üzerinde sadece şortuyla kendisini kanlar içinde sokağa atmayı başarmıştı.
Ama hiçbir taksi onu hastaneye götürmek istemiyordu araba kan olur bahanesiyle. Arabanın koltuğuna naylon serdirip hastanenin dış kapısına kadar götürtmüştü taksinin birisine. Hastanenin dış kapısında yarım saat kadar bekletildi adli vaka olduğu için ve hastane görevlilerinden aldığı turnikeyle kendi-kendine turnike yaparak durdurmuştu bacağındaki kanı.
İlk tedavisi yapıldıktan sonra polise bıçağın üstüne düşüp yaralandığı yalanından başka yapabileceği bir şey yoktu. Çünkü o bir öğretmendi. Mesleki geleceği için başka seçeneği yoktu ve ailesinin eşcinselliğini öğrenmesine hazır olmadığına inanıyordu.
Polis saldırganı yakalamaktan çok gerçeği öğrenip onun eşcinselliğini ortaya çıkarmak için çabaladı ama amacına ulaşamadı.
İkinci Vaka:
O da bir öğretmendi ve tanıştığı kişinin evine gitti beraber olmak için. Sevişme anında patlayan flaşlarla ne olduğunu anlayamadan boğazına dayanan bıçakla 40 bin liralık çek imzalattırıldı. Planlı bir tuzaktı ve fotoğrafı çeken kişi önceden evde bekliyordu. Şikâyetçi olamadı korkusundan, devlet memuru olduğu için mesleğinden olma düşüncesiyle.
Ailesinin öğrenmesini istememesi düşüncesi de ağır basıyordu. Parayı ödeyebilme imkânı yoktu. Şantajcılar parayı tahsil edemedikçe öldürmekle tehdit etmeye başlamışlardı. Sonunda daha fazla dayanamadı baskıya ve polise gidip her şeyi anlattı.
Olay yargıya intikal etti. Ailesine sadece tehditle çek imzalatma olayı olarak anlattı eşcinselliğini gizleyerek. Yargı inanmıyormuş çekin zorla imzalattırıldığına olayın akabinde şikâyetçi olunmadığı için. İmzaladığı çekin karşılığını faiziyle ödemek zorunda şu an.
***
Okan Bayülgen’in programında Hürriyet Gazetesi cinayet yazarı Prof. Dr. Sevil Atasoy, eşcinsellerin de her vatandaş gibi güvenlik ve yargı hizmetlerinden faydalanabileceğini söylüyordu.
Faydalanması da gerekir zaten istenilen sonuçlar alınamasa da ayrımcılığın kayıtlara geçip uzun vadede de olsa eşcinselliğin kabul edilebilirliği adına. Bununla birlikte eşcinsellerin kendileri bu hizmetlerden faydalanmak istemiyormuş gibi yansıtmak homofobinin bir başka boyutu olacaktır.
Polislerin keyfi muamelesi devam ettiği, yargı nefret suçlarına tahrik unsuru gözüyle bakıp suçluları hafifletici sebep bahaneleriyle ödüllendirdiği, ahlak kavramını erkek egemen sistemi korumak için çıkarına uygun şekilde kullandığı, yasalardaki eksiklikler ve toplumsal baskı olduğu sürece eşcinseller, heteroseksüel vatandaşların kullandığı yasal haklardan faydalanmaya çekineceklerdir elbette. Amaç da zaten eşcinselleri sindirip eşcinsellere yönelik suçları yargıdan uzak tutarak kayıt dışı bırakmak değil mi eşcinselliği yok saymak için.

Yine cinayet, yine aynı cümle!

Posted in nefret cinayetleri with tags , , on Ekim 29, 2009 by ifsaeylem1
Salı, 27 Ekim, 2009
İstanbul Beyoğlu’nda yaşayan A.Y., bir barda tanıştığı ve evinde cinsel ilişkiye girmek istediği K.D.  tarafından öldürüldü.
25 yıl sürdürdüğü devlet memurluğundan kısa bir süre önce emekli olan 56 yaşındaki A.Y., İstanbul Beyoğlu’nda ikamet ediyordu, önceki gece eğlenmek için Taksim’deki bir bara giden A.Y., burada tanıştığı 30 yaşındaki K.D.’ye ilişki teklif etti.
K.D. bu teklifi kabul edince, ikili A.Y.’nin evine gitti. A.Y. ve K.D. burada da içki içip sohbet etti. Daha sonra A.Y., K.D. ile ilişki kurmak istedi. Ancak K.D. karşı çıktı. İkili arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü.
Cezaevine Gönderildi
Bunun üzerine K.D. A.Y.’yi bıçakladı. Gürültü üzerine apartman sakinlerinin aradığı Beyoğlu Önleyici Hizmetler Bürosu ekipleri, K.D.’yi suç aleti ile kaçmak isterken yakaladı. A.Y.’nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlenirken, K.D.’nin, polisteki ifadesinde “Eşcinsel ilişki kurmak isteyince bıçakladım” dediği öğrenildi. K.D. sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine konuldu.
Engin BELLİ / AHT
HABERTÜRK
10/27/2009

“Genel Ahlâk”, Adalet’e açık olacak mı?

Posted in hukuk yargı, nefret cinayetleri, trans cinayet on Ekim 20, 2009 by ifsaeylem1
Salı, 20 Ekim, 2009

22 Mayıs 2009’da evinde bıçaklanarak öldürülen Çağla (Cindy Çağla)’nın davasına Ankara Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Bugün görülen üçüncü davada LGBTT’nin karşısına yine “genel ahlak” ablukası dikildi. 

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği Avukatı Senem Doğanoğlu konuyla ilgili Kaos GL’ye şunları söyledi:
“Bir önceki celsede huzursuzluk olduğu gerekçesiyle hâkim, salona izleyici alınmayacağı bildirildi. Biz de bağlayıcı olmayacağını, bu kararın münferit olduğunu bildirdik ve buna göre de karar alınması gerek dedik. Savcılık makamı “genel ahlak” gerekçesiyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Mahkeme de bu talebe uydu, görüşümüz sorulduğunda kabul etmediğimizi bildirdik, muhakemenin genel ahlakla bir ilgisi yoktur ve hukuka uygun olmayan bir karardır dedik.”
Avukat Doğanoğlu, bu kararı yorumlarken, “Her transeksüelin disiplin bozacağı varsayımıyla bütün toplumsal alanlardan dışlanmasının yine genel ahlak gerekçesiyle gündemimize sokulmuş olmasından artık bıktık. Transeksüellik genel ahlaka aykırı bir kategori olarak kabul ediliyorsa o halde katilin eylemi de meşru hale mi gelecek? Mahkemenin bu anlamda bir görüş bildirmemiş olduğunu ümit ediyoruz.” dedi.
Duruşmaya 17 Kasım 2009 11:20’de devam edilecek.

İlgili haber:
http://kaosgl.org/content/cagla-ve-melekin-hakkini-savunmak-icin-lgbtt-olmaniz-gerekmiyor

Kaos GL

Mahkeme, Transseksüel Melek K.’yi Öldüren T.P.’ye Müebbet Verdi

Posted in nefret cinayetleri with tags , , , , , on Ekim 16, 2009 by ifsaeylem1

İzmir Siyah Pembe Üçgen’den Özsoy ve Lambdaistanbul’dan Düzkan, “Melek K.’nin katiline ‘haksiz tahrik’ indirimi yapılmamasının önemli olduğunu” söylediler. Devletin, LGBTT’lerin yaşam haklarını korumak için yasal düzenlemeler yapmasını istediler.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
16 Ekim 2009, Cuma

Mahkeme, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği üyesi Melek K.‘yi evinde öldüren T.P.‘nin “ölüm nedeniyle ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme Katil zanlısının yağma suçundan dolayı 10 yıl ceza almasına oy çokluğuyla karar verdi.

İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden avukat Elif Ceylan Özsoy ve Lambdaistanbul’dan Haziran Düzkan, karardan memnun. Ancak, “Devletin lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüellerin (LGBTT) yaşam haklarını koruma altına almadıkça şiddetin ve cinayetlerin yaşanmaya devam edeceğini” söylüyorlar.

“Karar caydırıcılık açısından önemli olabilir”

Melek K., Ankara Kavaklıdere’deki evinde 11 nisan 2009’da ölü olarak bulunmuş, 18 Nisan’da Şereflikoçhisar’da yakalanan T.P. cinayeti işlediğini itiraf etmişti.

Kaosgl.org’un haberine göre dün (15 Ekim) Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen üçüncü duruşmasında avukat Onur Tatar, T.P.’nin suçu “ağır tahrik” altında işlediğini söyleyerek cezalandırılacaksa ilgili maddelerdeki indirimlerden yararlanmasını istedi. Mahkeme bu talebi oyçokluğuyla reddetti ve katil zanlısı hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve yağma suçundan 10 yıl ceza verdi.

Kaos GL’nin tarihi olarak nitelediği kararı Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden avukat Özsoy bianet‘e şöyle değerlendirdi:

“Nerdeyse her LGBTT cinayetinde ‘haksiz tahrik’ indiriminin uygulandığı bir ülkede böyle bir kararı duymak bu açıdan sevindirici.Haksız tahrikten dolayı cezalarda indirim uygulanması LGBTT bireylerin varoluşlarını haksız ve hukuka aykırı bulan zihniyetin yargıdaki yansımasıydı. Melek K.’in katilinin haksız tahrik altında suçu işlediği yönündeki beyanına itibar edilmemesi topluma verilen mesaj açısından oldukça önemli. En azından katillerin ‘her nasılsa haksız tahrikten indirim cepte’ gibi bir ‘garantisi’ olmayacağını gösteriyor, caydırıcılık açısından etkili olabilir.”

“Nefret suçları tanımı TCK’ye eklensin”

“Nefret suçları siyasidir ve toplumun birçok kesimini tehdit eder. Bu suçu işleyenlerin devlet eliyle korunduğu bir çok örnek gördük. Bunun artık yaşanmaması için önlemler alınması gerekiyor” diyen Lambdaistanbul üyesi Düzkan da “bu kararın alınması, Türkiye’de yaşayan tüm LGBTT’lere, kendileri için de adaletin sağlanabileceğini hatırlatıyor” dedi.

“Türkiye’deki LGBTT bireyler, yasal hiçbir güvenceye sahip olmaksızın yaşamak zorundalar. Sadece LGBTT’ler değil, nefret suçlarının hedefinde olan her grup için bir an önce anayasal korunma sağlanması, Türk Ceza Kanunu’na (TCK) nefret suçları tanımının eklenmesi gerekiyor” diye ekledi.(BÇ)

Nefret cinayetine ömür boyu!

Posted in nefret cinayetleri with tags , , , on Ekim 16, 2009 by ifsaeylem1
Perşembe, 15 Ekim, 2009
Haber: Barış Sulu
Kavaklıdere’deki evinde 11 Nisan 2009’da öldürülen Melek K.’nin katil zanlısı Tayfun P.’nin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteğiyle yargılanması ile ilgili bugün (15 Ekim 2009) Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması gerçekleştirildi.
15 Ekim 2009 Türkiye’deki LGBTTler için önemli bir gün olarak tarihe geçti. Tayfun P.’nin, öldürme nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına ve yağma suçundan da 10 yıl ceza almasına oy çokluğu ile karar verildi.
Duruşmaya, tutuklu sanık Tayfun P. ve avukatı Onur Tatar, maktul Melek K.’nin babası Yusuf K. ve avukatı Nevzat Sarıin, Kaos GL ve Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nden aktivistler katıldı.
Avukat Onur Tatar, sanık Tayfun P.’nin suçu “ağır tahrik” altında işlediğinden dolayı sanığın cezalandırılacaksa ilgili maddelerden indirimden yararlanmasını istedi. Bu talebi de mahkeme tarafından oyçokluğu ile reddedildi. Tayfun P.’ye söylemek istediği başka bir şey olup olmadığı soruldu ve Tayfun P. sözlerini “çok pişman” olduğunu belirterek sonlandırdı.

TCK’nın 82/1-h ve TCK’nın 149. maddesine göre cezalandırılan Tayfun Polat hakkında TCK 62. maddesi gereğince takdiri indirim nedenleri uygulandı. Buna göre “Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla kasten öldürmekten” ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılımış ve cezası  ” failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak” müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Yine nitelikli yağma gereğince 12 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve 62. madde uygulanarak cezası 10 yıla indirlmiştir.
Haksız tahrik indirimi yoluna gidilmese de yağma amacıyla Melek’in öldürüldüğüne ve bu failin takdiren indirim nedenlerinden faydalanması gerektiğine hükmedilmiştir. Buna göre Tayfun Polat en fazla 34 yılını ceza infaz kurumunda “iyi halli” olarak geçirirse koşullu salıverme hükümlerinden faydalanabilecek.
LGBTT örgütler eşcinsel, biseksüel, travesti, transeksüellere yönelik nefret cinayetlerinde “ağır tahrik”ten dolayı indirim yapılması ile ilgili olarak rahatsızlarını daha önceki bir çok eylemlerinde dillendirmiş, Melek öldürüldükten sonra da şu açıklamayı yayınlamışlardı:
“Arkadaşımız Melek, dün bu sokakta, bu evde, bu saatlerde öldürüldü.
Onlarca kez bıçaklanıp vahşice katledilen Melek’in çığlığını mahalle sakinleri, kolluk kuvvetleri, ahlak bekçileri, siyasiler görmezden, duymazdan geldiler.
Bizler bu gece burada çığlıklarımızı duymanız için bir araya geldik!
Dilimizde tüy bitti derdimizi anlatmaktan. “Arkadaşlarımız gözlerimizin önünde öldürülüyor, ne olur artık sesimizi duyun” demekten hal kalmadı. Bu işlenen kaçıncı cinayet? Daha ne yapmalıyız sizleri harekete geçirmek için, ey devletimizin ‘her işi bilen’ yetkilileri?
Nerede sizin o “hoşgörü” diyarı memleketiniz? Yaşam hakkına saygı, hani nerde eşitlik, adalet vaatleriniz?
Teker teker öldürerek bizi neyle sınıyorsunuz?
Arkadaşlarımızı katleden zihniyeti sorgulamadıkça, katilleri bulup yargıya teslim etmedikçe, hukuksuz “tahrik” indirimleriyle suçluları ödüllendirmekten vazgeçmedikçe, yaşanan cinayetlerin “münferit” olaylar olduğuna kimseyi inandıramazsınız.
Su testisi suyolunda kırılır demek suç ortaklığıdır!
Yetkililer gereken yasal/fiili önlemleri almadıkça, bu cinayetlere sessiz kalıp, “su testisi su yolunda kırılır” gibi tehlikeli yaklaşımlarını sürdürdükçe suç ortağı olacaklardır.
Yetkililere sesleniyoruz: Her geçen saniye ve alınmayan her önlem, bir başka nefret cinayetine davetiye çıkarmaktadır. Bundan sonra işlenecek her bir cinayetteki suçluluk payınız, bir öncekinden daha fazla olacaktır.
Hayatlarımızın ellerimizden umarsızca çekilip alınmasına sessiz kalmayacağız.
İsteğimiz, yaşam hakkımıza yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir “nefret” cumhuriyeti değil, yaşam hakkımızın gasp edilmediği bir “insan hakları” düzenidir.”
Daha önceden de İzmir’deki başka bir nefret cinayetine de ömür boyu hapis cezası verilmişti:
http://www.kaosgl.com/node/1108

Bir nefret cinayeti daha

Posted in nefret cinayetleri on Ekim 6, 2009 by ifsaeylem1
Salı, 6 Ekim, 2009

Tatil için geldiği Antalya’da dövülerek öldürülmüş halde bulunan Alman turist Agust Michael Nall’ın katil zanlısının, Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Buğra Ö. (21) olduğu belirlendi.
Polis tarafından gözaltına alınan ve uzun süre boks sporuyla uğraştığı öğrenilen Buğra Ö., yaşlı turist ile olay günü Konyaaltı’nda gerçekleştirilen Oktoberfest Festivali’nde tanıştığını ve bira içtiklerini belirterek, “Gece eve giderken üstgeçitte karşılaştık. Bana cinsel ilişki teklifinde bulununca onu dövdüm. Amacım öldürmek değildi” dedi.

Bülent TATOĞULLARI/ ANTALYA (AHT)

Tatil için geldiği Antalya’da üç gün önce gece yarısı dövülerek öldürülmüş halde bulunan Alman turist Agust Michael Nall’ın katil zanlısının, Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Buğra G. (21) olduğu belirlendi.

Olay 3 Ekim gecesi saat 02.00 sıralarında Antalya Atatürk Bulvarı’nda meydana geldi. Alman turist Agust Michael Nall (69) üstgeçitte dövülerek öldürülmüş halde bulundu. MOBESE görüntülerini inceleyen polis, kırmızı tişörtlü ve kot pantolonlu birinin olay anında hızla kaçtığını saptadı. Daha sonra vatandaşlar, elbiseleri kanlı bir genç gördükleri ihbarında bulununca harekete geçen polis Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisi olan Buğra G.?yi gözaltına aldı.

İlişki teklif etti, çıldırdım
Olay günü, Antalya’da gerçekleştirilen Oktoberfest Festivali’ne katıldığını ve Agust Michael Nall ile burada tanıştığını belirten Buğra G., “Birlikte sohbet edip, bira içtik. Gecenin ilerleyen saatlerinde ben ayrıldım. Eve gidiyordum. Atatürk Bulvarı’ndaki üst geçitte Agust Michael Nall ile yeniden karşılaştık. İkimiz de alkollüydük. Bana parayla cinsel ilişki teklifinde bulundu. Bunun üzerine kendisine yumruk attım. Karşılık verince de kavga ettik. Yere düştüğünü görünce kaçtım. Amacım öldürmek değildi” dedi. Gözaltındaki zanlı, sorgusunun tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.

HABERTÜRK
10/06/2009