ataerk için arşiv

“Ataerki Dediğin Tek Dişi Kalmış Canavar…”

Posted in kadına yönelik şiddet with tags , , , on Kasım 30, 2009 by ifsaeylem1
Perşembe, 26 Kasım, 2009

“Aşağılanan, iktidarsızlaşan, gücünü yitiren, şişirilmiş egosu sönümlenmekte olan erkekler ise, bunun acısını geleneklerin ellerinin altına teslim ettiği tek güç gösterisi olanağından, kadınlardan çıkarmaya çalışıyorlar. Vuruyor, kırıyor, öldürüyorlar…”

“Ataerki Dediğin Tek Dişi Kalmış Canavar…”[1]
Sibel Özbudun yazdı.
Dicle Koğacıoğlu’nun kırılgan yüreği adına…
“Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse kendini değiştirmeyi düşünmez.”[2]
Sanıyorum birçok kadının aklını kurcalayan bir soru: geçen akşam sohbet ettiğimiz Eğitim-Sen’li arkadaşa dile getirdiğimde, “Ağzımdan aldın,” ifadesi yayıldı yüzüne: “Ben de kendi kendime aynı şeyi soruyordum!”
Soru şu: Kadına yönelik eril şiddette gerçekten bir artış mı var, yoksa bu sorun hâline getirildiği için medyada daha fazla dile getiriliyor, bu nedenle mi böyle gözüküyor?
Aslında sorunun kendisi bir çaresizliğe işaret etmekte, çünkü yakın geçmişi, diyelim ki bir 10-15 yıl öncesindeki kadına yönelik şiddeti mevcut durumla karşılaştıracağımız istatistiksel veriler yok!
Dahasını da söyleyeyim: “Öz Türkçe” denilen TDK mamulâtı dil konuşma kapsamımıza girmeden önce, yani 30-40 yıl öncesine dek, bugün adına “şiddet” dediğimiz görüngüyü karşılayan bir kavram da yoktu dilimizde. Bu, günümüzde “şiddet” kavramıyla işaret ettiğimiz zora dayalı davranışların o zamanlar yaşanmayışından değil, bir sorun kabul edilmeyişindendi: “Polis şiddeti”, “kadına yönelik şiddet”, “çocuğa yönelik şiddet”, “psikolojik şiddet”, “okulda şiddet” vb. gündelik dilimizi istila eden zorbalığı sanırım o günlerde “terbiye usullerinden” sayıp geçiyorduk. Öyle ya, kaç ülkede şu mealde türküler yakılabilmiştir ki: “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar…” Ve kaç ülkede, kadın, komşusuna vücudunda kocasının bir gün önceki eseri morlukları adeta “gururla” gösterirken, kadınlar hep birlikte iç geçirmektedir: “Kol kırılır, yen içinde kalır; Kocadır, döver de sever de…”
Bir başka deyişle, şiddet “yok” değil, ama “görünmez”di. Haklarını yemek olmaz, bugün görünür, tartışılır, yasalara konu olur hâle gelmişse, bir avuç feminist kadının çırpınışıyla oldu bu…
Yine de, istatistiksel olarak kanıtlamak zor olsa da, son yıllarda daha bir pervasızlaşıyor, daha bir amansızlaşıyor, daha bir canileşiyor sanki. Gazete sayfalarına, TV ekranlarına yansıyan-yansımayan, yemeği zamanında hazır etmedi diye, göbeğine piercing yaptırdı diye, yabancı bir erkeğe gülerek saati sordu diye, internette başka erkeklerle chat’leşti diye, cep telefonunda fazla mesaj var diye, canı sevişmek istemedi diye, komşunun kızıyla sinemaya gitti diye, izinsiz çalıştı diye, evden kaçtı diye, zifaf gecesi bakire çıkmadı diye, eteği kısa diye, pantolon giydi diye, üzerine kuma istemedi diye… kafası duvarlara vurularak, gırtlağı kesilerek, boğazlanarak, pompalı tüfekle öldürülen, bedenleri parça parça edilen kadınlar… Katledilmelerine intihar süsü verilen, intihara zorlanan, ya da kendilerine intihardan başka açar yol bırakılmayan kadınlar… Aile içinde ya da dışında bir kişi, beş kişi, on kişinin tecavüzüne uğrayıp da konuşmasın diye başı taşla ezilen el kadar bebeler, ilkokul öğrencisi kız çocukları, gencecik kadınlar, yetmişlik-seksenlik büyük anneler…
Peki, ne oluyor? Ne oluyoruz?
Toplumsal süreçler hiç kuşkusuz ki karmaşık ve çok etkenli görüngülerdir. Tek bir faktörle açıklamak, genellikle işi basitleştirmek olur. Ama galiba genel yöneliş hakkında bir fikir oluşturmak mümkün.
Öncelikle, bu toplum hızlı ve devasa bir değişim yaşıyor. Her yönü, her bireyi, her köşesiyle. Kentleşme, modernleşme, içe kapanıklıktan sıyrılma, tüketim toplumu eğilimlerini benimseme, bireyselleşme, akraba grubu-cemaat yaptırımlarının etkisini yitirmesi, geleneksel otoritelerin aşınımı… İki kuşak önce doğduğu kentin sınırları dışına çıkmış insan sayısı neredeyse parmakla hesap edilebilirken, bugün bu ülkenin insanları dünyanın en uzak bucaklarında koloniler oluşturmuş durumda. Varoş, mezra, dağ köyü… bu ülkede televizyonun girmediği ev sanırım yok… Babaları köy kahvesinde pişpirik çeviren köy delikanlıları internet kafelerde sanal oyunlar oynuyor, köy kızları cep telefonlarıyla mesajlaşıyorlar.
Kimi sosyal bilimciler buna “modernleşme” deyip geçiyorlar – bazısı olumluyor, bazısı olumsuzluyor. Ama kanımca “nasıl”ını tanımlamaz isek etiket eksik kalacak. “Kapitalist” bir modernleşme bu. Yani insanları yüzyıllardır sığındıkları bucaklardan çıkartır, birbirleriyle ve dünyayla iletişime geçirirken bir yandan da büyük bir kısmını eşitsiz iktidar ilişkilerine tabi kılıyor, konumunu kırılganlaştırıyor, güçsüzleştiriyor… Geleneksel otorite örüntülerini yıkıp geçiyor. Çiftinde çubuğunda karnını şöyle ya da böyle doyuran köylü, silah zoruyla ya da ürünü beş para etmez hâle geldiği için büyük kentin varoşlarına sığındığında, sonsuz bir güvencesizlik ve belirsizlik içerisinde buluyor kendisini. Ya da işini şöyle ya da böyle çeviren mahalle bakkalı, artık karşı köşesine dek sızan çokuluslu marketler zinciri şubesi karşısında tutunamayarak her an meçhule yuvarlanabileceğinin bilinciyle diken üstünde yaşıyor. İşçi, tüm yazgısının patronun iki dudağı arasında olduğunu biliyor.
Ve kadınlar, artık sopa ile terbiye edilmenin doğal bir yazgı olmadığını, erkeği kendileri ve çocukları üzerinde tek buyurucu kılan eski dengelerin bozulduğunu, kaderlerinin baba/koca/ağabey zorbalığına boyun eğmek olmadığını, üstelik onun da eski afra tafrasını hızla yitirmekte, güçsüzleşmekte, çaresizleşmekte olduğunu görüyorlar…
Bir başka deyişle, geleneksel ataerkinin erkeği tek ve mutlak buyurgan kılan tek yanlı dengeler hızla bozulurken, yenilerini tesis edebilecek koşullar henüz gözükmüyor ortalarda. Yani, kadınlar iki ayakları üzerinde durmalarını sağlayacak toplumsal desteklerden (uygun çalışma koşulları, insanca geçinebilecekleri bir gelir düzeyi, onları av hayvanı olarak değil de “insan” olarak gören ve sayan bir toplumsal bilinç…) yoksunlar. Aşağılanan, iktidarsızlaşan, gücünü yitiren, şişirilmiş egosu sönümlenmekte olan erkekler ise, bunun acısını geleneklerin ellerinin altına teslim ettiği tek güç gösterisi olanağından, kadınlardan çıkarmaya çalışıyorlar. Vuruyor, kırıyor, öldürüyorlar…
Kriz zamanları kapitalizmin sıkıştırılmış, yoğunlaştırılmış, özüne indirgenmiş momentleridir. Böyle zamanlarda mahkûm kılındığı eşitsizlik, güvencesizlik ve belirsizliklere baş kaldıramayan (erkek) toplumun kadınlarını kırıp dökmesi, gerçekten de sevgili Dicle Hoca gibi içimizdeki en duyarlıları parça parça edecek kertede acımasız, ama ne yazık ki çok da şaşırtıcı değil…
N O T L A R
[1] Leo Tolstoy.

[2] KESK’in Sesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü Özel Sayısı 2009.

Reklamlar

Kadınlar, Polise Rağmen Erkek Devlet Şiddetine Karşı Yürüdü!

Posted in kadına yönelik şiddet with tags , , , on Kasım 30, 2009 by ifsaeylem1
Pazar, 29 Kasım, 2009
Seçin Varol

25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Gününde, kadınlar polisin engeline rağmen erkek ve devlet şiddetine karşı yürüdü.

Ankara Kadın Platformu ve FeministBiz’in örgütlediği katılımcıların arasında Kaos GL ve Pembe Hayat Derneğinden kadınların da bulunduğu grup 25 Kasım günü, saat 12:00’de YKM önünde toplanarak KESK’li kadınların da gelmesiyle birlikte Yüksel Caddesine doğru yürüyüşe geçmek istedi. Polis kadınları barikat kurarak engelledi. Kadınlar ilk önce diyalog yoluyla barikatın açılmasını istedi ancak polis bu isteğe saflarını sıklaştırarak yanıt verdi. Kadınlar “Erkek polis eve, bayram temizliğine” biçiminde slogan atmaya başladı. Bekleyiş sürdükçe “Aç Aç Barikatı Aç” ve “Aç Aç Barikatı Aç, sen açmasan biz açıcaz” biçiminde sloganlar yükselmeye başladı.

Sonrasında kadınlar barikatı zorlamaya karar verdiler ve barikata yüklendiler. Polis ise kalkanlarla ve biber gazı spreyiyle karşılık verdi. Bu karşılık ise kadınları dağıtmak yerine direnme motivasyonlarını artmasına yol açtı. Kadınlar saat 15:30’a değin üç kez daha barikatı zorladılar. Polis tekmelerle ve küfürlerle şiddetini gösterdi. En sonunda gruplar halinde Yüksel Caddesine gidip basın açıklamasını yapma kararı aldılar.

Gruplar halinde YKM önünden ayrılan kadınlar Atatürk Bulvarından geçerken öndeki grubun pankartı açmasıyla yeniden bir araya geldiler ve polisin anlamsız karşı çıkışına rağmen, istedikleri güzergâhta ve daha da coşkulu biçimde yürüyüşlerini gerçekleştirdiler. Kadınlar eylem ve yürüyüş sırasında “Erkek, Devlet Şiddetine son!”, “Dünya Yerinden Oynar Kadınlar Özgür olsa”, “Hepimiz Eşcinsel Hepimiz Travestiyiz”, “Gelsin Baba Gelsin Koca Gelsin Devlet Gelsin Cop”, “Jin Jiyan Azadi” sloganlarını attılar. Yüksel’e girişte ise verilen mücadelenin gururuyla “İşte Yüksel İşte Kadınlar!” sloganını attılar.

Türkçe ve Kürtçe basın açıklamasının okunmasının ardından halaylar çekildi. Sonrasında kadınlar yorgun ama mutlu yüzlerle Yüksel’den ayrıldılar.

Okunan basın açıklaması:

“Biz Ankara’da mücadelesini sürdüren kadın örgütleri, feminist oluşumlar, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek örgütlerinden kadınlar ve bağımsız kadınlar bu 25 Kasım’da da yaşamımızı kuşatan her türlü şiddete, sömürüye, ayrımcılığa karşı yan yanayız.
Bundan tam 49 yıl önce Dominik Cumhuriyeti’nde Turijillo Diktatörlüğü’ne karşı muhalif bir hareketin üyesi olan Mirabel Kardeşler kaçırılarak öldürüldüler. Mirabel  kardeşlerin ölümü kadına yönelik şiddetin ne ilk örneği ne de son! Yüzyıllardır kadın üzerinde uygulanan cinsel, ulusal ve sınıfsal sömürü, fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik şiddet tüm acımasızlığıyla devam ediyor.
Uyandığımızda korkuyla açtığımız gözlerimizi her gece korkuyla kapatıyoruz. İzlediğimiz televizyonlar, okuduğumuz gazeteler, bir dost haberi hep kadın ölümleriyle dolu. Cinsiyetçi bir dünyada, cinsiyetçi bir ülkede yaşıyor, yaşamın her alanında ikincilleştiriliyoruz. Bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz erkek egemenliği ve kapitalizmin ürettiği kadına yönelik her türlü şiddet biçimiyle parçalanıyor. Savaşlarda en çok mağdur olanlar, gazete köşelerinde dağa kaldırılıp tecavüz edilenler, üçüncü sayfa haberleriyle ölümlerimize haklı gerekçeler yaratılanlar, nesne haline dönüştürülenler yine bizleriz.
Medya tecavüze ve ölümlere ortak olma!

Türkiye’de 7 ay boyunca istatistiklere yansıyan kadın ölümlerinin sayısı 953. Bilmediğimiz, görmediğimiz, intihar süsü verilmiş ölümlerin sayısını da ekleyecek olursak durum korkunç ötesi. 953 kadın! 953 sayısına birkaç hafta önce öldürülen Demet öğretmen, Fatma TAŞ, bu tabloya daha fazla dayanamayıp yaşamına son veren Dicle Koğacıoğlu ve daha niceleri dahil değil. Umutları, hayalleri, daha iyi bir dünyada yaşama özlemi olan kadınlar… Katliam olarak nitelendirilecek bu durum karşısında katillerin haksız tahrik indirimlerinden yararlanmaları, yasa uygulamalarındaki eksiklikler kadınları bir kez daha öldürüyor. Yüreklerimiz soğumadan yolumuza devam ediyoruz öfkeyle.
Erkek şiddetine son! Erkek öldürüyor, yasalar koruyor!

Kabahatler Kanunu ile trans kadınlar suçlu duruma düşürülüyor.Lezbiyen, biseksüel, travesti veya transseksüeller ötekileştirilen dillerle hedef tahtası haline getiriliyor. Toplum içinde yaşam alanları daraltılıyor, en kötü koşullar altında yaşamaya zorlanıyor. Birçok arkadaşımızın yüzüne kezzap atılıyor, tecavüz ediliyor, işkence edilerek en temel hak olan yaşama hakkı ellerinden alınıyor.
Cinsel yönelim ayrımcılığına hayır!

Dolapdere’de sabah evlerinden iş yerlerine giden 7 kadının servis adı verilen kamyonette boğularak can vereceklerini, üstelik işveren tarafından ölümlerinden sorumlu tutulacaklarını düşünebilir miydik? İşe giderken bile şiddet yaşayan, bir servis aracı dahi kendilerine çok görülen, çocuklarını eve kilitleyip çıkan annelerin durumu; yoksulluğa karşı tek başına mücadele eden ve daha fazla dayanamayıp iki çocuğuyla Porsuk Çayı’na atlayan Dilek Özer’in hayata veda edişi, kapitalizmin vahşetini, kar hırsını ve özellikle kadınların yaşama koşullarını anlatmak için yeterli değil mi?

Kapitalizme hayır!

Tüm yaşamımız boyunca koyu askeri yeşil gölge altında, silahların, savaşın, düşmanlığın; ataerkil ayrımcı diliyle konuşmaya zorlandık. Halkları birbirine düşman eden imhacı, inkârcı tutum her gün yeniden üretiliyor; dili, kimliği ve inanışı farklı olana tahammülsüzlük artıyor; kışkırtılan milliyetçilik ve  militarizmin vardığı noktanın sokak ortasında işlenen cinayetlere kadar ulaştığını görüyoruz hep beraber. Ayrımcılığın ve düşmanlığın derinleştirilmesi, yaşamımızın her alanında, evimizde, sokakta, işyerimizde şiddeti daha da yaygınlaştırıyor, meşrulaştırıyor. Ceylan’ın koyun otlatırken kafasına havan mermisinin isabet edeceği akıllara gelir miydi?  Yaşadığımız yerlerde tahayyül edebilir miyiz bunu? Bölgeye özgü görülen, meşrulaştırılan kadın ölümleri çok uzağımızda değil, ülkenin her yerinde yaşanılan şiddet çınlatıyor kulaklarımızı. Korucu katliamlarının ardı arkası kesilmiyor.
Silahların gölgesinde yaşamaya son!

Kadınların insanca yaşam için attığı her adım, aldığı her soluk kesilmeye çalışılıyor.
KESK  ve demokratik kitle örgütlerinden kadın arkadaşlarımız sadece örgütlü oldukları için cezaevlerinde tutuluyor. Kadın hareketine emek vermiş feminist ve barış aktivisti  Pınar Selek büyük cezalar istenerek hâlâ yargılanıyor. Sokaklarda barış adına bildiri dağıtan arkadaşlarımız karakollarda çırılçıplak soyularak aranmak isteniyor. Su ve barınma hakkı taleplerini dile getiren kadınlar gözaltına alınıyor, polis şiddetine maruz kalıyor. Güler ZERE ölüme terk edildiği cezaevinden ancak çıkartılıyor.
Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop inadına isyan inadına isyan inadına özgürlük!

Tüm bu umutsuz tablo yıldırmadı bizleri yüzyıllardır. Bu gidişi tersine çevirecek inancımızla; ayrımcılığa, savaşa, sömürüye, tacize, tecavüze, yoksulluğa karşı mücadeleyi,  yüzyıllardır sürdürülen mücadelelerden güç alarak devam ettiriyoruz. Sesimiz başka kadınların sesleriyle birleşiyor her gün. Tüm baskılara ve şiddete rağmen bir arada durarak elde ettiğimiz kazanımlarımız güçlendiriyor bizi. Yaşanılmaz hale getirilen dünyamızda kadınların sesi özgürlüğü, umudu, barışı haykırıyor yılmadan.
Biz kadınlar insanca bir yaşamı, özgürlüğü ve barışı kazanacak güce sahibiz. Bunun için taleplerimizi bugün bir kez daha haykırıyoruz.
Namus cinayetleri, taciz ve tecavüzler, mahkemelerde uygulanan haksız tahrik indirimleri, nefret cinayeti adı altında işlenen katliamlar sona ersin!
Danışma merkezleri ve  sığınma evleri açılsın!
Her çocuğun ana dilinde eğitim görmesi sağlansın!
Zorunlu göç mağduru Kürt kadınlarının yaşadıkları sorunlar çözülsün!
Kadınlar için ücretsiz eğitim sağlık ve sosyal güvenlik hakkı sağlansın!
Kadınların işten çıkarılmasına son verilsin!
Ücretsiz kreşler açılsın!
Kentler kadınların güvenle yaşayabileceği biçimde düzenlensin!
Yargı “erkek yargı” olmaktan çıksın; 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun etkinleştirilsin!
Gözaltında, cezaevinde cinsel şiddet, işkence son bulsun!
Medya şiddeti sona ersin!”

Kadınlar Erkek Şiddetine Karşı Taksim’de Toplandı

Posted in kadına yönelik şiddet, nefret suçları with tags , , on Kasım 30, 2009 by ifsaeylem1

Kadınlar 25 Kasım’da Taksim’de yine sesleri ve mor bayraklarıyla erkek şiddetine karşı sesini yükseltti. Katledilen kadınları ve suç aletlerini Beyoğlu’nda sergileyen Kadına Yönelik Şiddete Karşı Kadın İnsiyatifi üyeleri açıklamalarında, “Kadın cinayetler münferit veya tesadüfi değil politiktir” dedi.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
26 Kasım 2009, Perşembe

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Kadın İnsiyatifi’nden yaklaşık 350 kadın Taksim Meydanı’nda gezici sergilerini açarak “Kadın cinayetleri politiktir”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor”, “Bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun”, “Dayağın çıktığı cenneti istemiyoruz”, “Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir” sloganları attı ve kadınlara yönelik erkek şiddetini protesto etti.

Dün gerçekleştirilen eylemle açılan sergide, katledilen kadınların fotoğrafları ile haberlerinin yanı sıra, yastık, testere, bıçak, kelepçe gibi şiddet ve cinayet aletleri de yer aldı. Grup daha sonra İstiklal Caddesi’nde yürüyüşe geçti ve Mis Sokak’ın girişinde toplanarak, sergiyi buraya taşıdı. Caddede “İnsanız, kadına şiddete karşıyız” yazılı afişle yürüyen Ezilenlerin Sosyalist Platformu’ndan bir grup erkek de sergiye alkışlarla destek verdi.

Kadınlar daha sonra üstlerinde mor önlükleri, ellerinde pankartlar ve mor bayraklarla, sloganlar ve şarkılar eşliğinde Galatasaray Meydanı’na yürüdü. Burada gruba katılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) milletvekili Sabahat Tuncel bir konuşma yaptı.

Hayatın her alanında, hem erkek hem devlet şiddetiyle örgütlü mücadele içinde olacaklarını, sokağa çıkmanın seslerini duyurmak için önemli olduğunu anlatan Tuncel, şöyle konuştu:

“Sizlerin sesini parlamentoda duyurmaya çalışıyoruz. Bugün ısrarcı olduk ve mecliste kadına yönelik şiddet konuşuldu. Erkek egemen sistem ortadan kalkmadığı sürece şiddet bizim yaşamımızdan gitmeyecek. Eşitlik sağlanmadığı sürece ne yazık ki özgür olmayacağız. Biz özgür olmadığımız sürece de erkekler özgür olmayacak. Mücadele edelim, örgütlenelim. Özgürlük için hep birlikte sesimizi yükseltelim.”

Platformun 18.00’de Türkçe ve Kürtçe olarak okunan açıklamasında, “Bu şiddeti bir grup dengesiz, sapık, cani, barbar, maganda, suça yatkın adamın uyguladığı bizlere yutturulmaya çalışılıyor. Oysa biz biliyoruz ki, erkek şiddeti münferit veya tesadüfi değildir, erkek egemen sistemin bir ürünüdür. Bu şiddet, adalet sisteminden ve yasalardan besleniyor” denildi.

Platform taleplerini şöyle sıraladı:

“Bedenimize ve kimliğimize yönelik tartışmaların erkekler ve erkek egemen zihniyet tarafından yapılmasını reddediyoruz. Bedenimize ve kimliğimize ait söz bizimdir.

Kılık kıyafetimiz yüzünden eğitimden ve kamusal alandan dışlanmayı, cinselliğimizin denetlenmesini, namus algısını reddediyoruz! Yasalar buna göre yeniden düzenlenmeli.

Erkek egemen yargının vermiş olduğu kadın düşmanı kararlara karşı çıkıyoruz.

Namus cinayetleri madde 82’deki nitelikli insan öldürme olarak sınıflandırılmalı ve ‘haksız tahrik’e ilişkin tüm maddeler gerekçeden çıkartılmalıdır.

Devletin açma yükümlülüğü olan kadın sığınak sayısının ve kapasitelerinin artırılmalı, koşulları iyileştirilmeli.

Siyasal alanda mücadele eden kadınlara uygulanan baskı ve gözaltındaki işkenceler, taciz ve tecavüzler son bulmalı.” (YC)

Erkekler Ekimde 16 Kadın Öldürdü

Posted in kadına yönelik şiddet with tags , , , on Kasım 6, 2009 by ifsaeylem1

Gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan haberlere göre, ekimde erkekler 16 kadın öldürdü. bianet neredeyse her gün yaygın medyada okuduğumuz kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz haberlerinin çetelesini tutuyor.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
05 Kasım 2009, Perşembe

Gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan adli vakaları tarayan bianet, kadına yönelik şiddeti, cinsel saldırıları derleyerek erkek şiddetinin çetelesini tutmaya devam ediyor.

Geçen ay haberlere göre erkekler 16 kadını, 2009’un ocak ayından bugüne kadar da 152 kadını öldürdüler.

31 Ekim

Tecavüz

İzmit’te Türkan D. eski eşi Yunus K.’nın kendisine tecavüz ettiğini iddia ederek şikayetçi oldu. Adliye’ye sevk edilen Yunus K., çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Cinayet

Aksaray’da evinde boğazı kesilerek öldürülmüş olarak bulunan Kübra Kocatürk’ün (22), kolundaki 5 altın bileziğin de çalındığı tespit edildi. 9 aylık kızı Melike yanındayken öldürülen Kocatürk’ün yapılan otopsisinde başına sert bir cisimle vurulduğu, boğazının 3 ayrı yerinden kesildiği ve vücudunun 20 yerinden bıçaklandığı ortaya çıktı.

Tecavüz

İstanbul’da kendilerini “Polis” olarak tanıtıp, zorla paralarını aldıkları iki kadına tecavüz ettikleri gerekçesiyle Adem Hacı G. (50), Remzi K.(33) ve Murat E’nin (29) tutuklandı.

Kaçırma, tecavüz

Balıkesir’de evli ve 2 çocuk annesi Y.A.(28), biri kadın üç kişi tarafından kaçırılarak tecavüze uğradığını iddia ederek jandarmaya şikayetçi oldu. Kendisine kaçırıp, tecavüz eden kişilerin yüzlerini göremediğini belirten Y.A.’nın şikayetiyle ilgili soruşturma sürüyor.

30 Ekim

Kaçırma, alıkoyma, evliliğe zorlama

Diyarbakır’da evli ve beş çocuk babası İzzet G. (39), 17 yaşındaki K.Ş.’yi kaçırdı. K.Ş.’nin ailesi kızlarına karşılık istediği 50 bin lira parayı alamayınca, İzzet G.’nin 17 yaşındaki kızı lise ikinci sınıf öğrencisi E.G.’yi “berdel” olarak istedi. Kaçırılma korkusuyla okula gidemeyen E.G., “Babama asla berdel olmam, ben okumak istiyorum” dedi. İzzet G.’nin nikahlı eşi Meliha G. (35), çocukları ile ortada kaldığını söyledi.

29 Ekim

Tecavüz

Karabük’te öz kızına tecavüz ettiği, kızının doğurduğu 17 yaşındaki kızına da cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen baba R.B. (52) tutuklandı.

Cinayet

Adana’da Berrin Akmansoluk’un (44) cesedi ormanlık alanda belden aşağısı çıplak halde bulundu. Boğularak öldürüldüğü tahmin edilen Berrin Akmansoluk üç yıl önce de kocası tarafından bıçaklanarak yaralanmıştı. Akmansoluk’un nasıl öldürüldüğü ve tecavüz edilip edilmediği yapılacak otopsiden sonra belirlenecek. Eşi Naci Akmansoluk’dan boşanmak için dava açtığı da belirlenen Akmansoluk’un tek başına yaşadığı öğrenildi.

27 Ekim

Tecavüz, zorla alıkoyma, zorla seks işçiliği

İddiaya göre İzmit’te ‘Yatalak kadına bakacak yatılı kadın aranıyor’ ilanı üzerine Sakarya’dan gelen R.Ö. (22)  önce Gürol Çelik ve Yılmaz Çolak tarafından tecavüze uğradı, sonra kapatıldığı evde yaklaşık 20 kişiye para karşılığı satıldı. R.Ö.’yü  serbest bırakma karşılığı ailesinden de fidye istedikleri öne sürülen biri kadın 4 kişi gözaltına alındı.

26 Ekim

Cinayet

Manisa’da A.A, Erzurum’dan ailesini ziyaretten dönen eşi F.A.’yı “geç döndüğü” bahanesiyle boğazını ekmek bıçağıyla kesti. F.A. hayatını kaybetti. A.A. tutuklandı.

Cinayet

Çorlu’da R.Y., çıkan bir tartışma sırasında annesi Muradiye Y.’yi, yeğeni Bekir Y. ve onun oğlu Arda Y.’yi av tüfeği ile öldürdü. Tüfeğin saçmalarıyla yaralanan Bekir Y.’nin eşi İlknur Y. ile kardeşi Ersin Y. Çorlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. R.Y., kısa gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

23 Ekim

Cinayet

Bursa’da Sulhi A. Para karşılığı birlikte olduğu Şehime Bahçe’yi (44), 9 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Zanlı adliyeye sevk edildi.

Tecavüz

Aydın’daüç3 İngiliz turisti tecavüz ve darp iddiasıyla hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunan zanlı E.Ü. İzmir’de yakalandı

Darp

Antalya’da eşi emekli özel harekat polisi olan Meltem Şahin, Kaleiçi’nde “kavgaya karıştığı” iddiası ile gözaltına alındı, polis merkezine götürüldü. Şahin, arkadaşı ile oturduğu kafenin önünde başlayan kavga nedeniyle kendisinin de gözaltına alındığını söyledi. Gözaltına alınıp götürüldüğü Yenikapı Polis Merkezi’nde, kavgada yer alanlarla birlikte darp edildiğini kaydetti. Şahin, polislerin gözüne biber gazı sıktıklarını söyledi

Cinayet

Gaziantep’te Uzman Çavuş 32 yaşındaki Can Yıldırım, tartıştığı eşi 24 yaşındaki Meral Yıldırım’ı beylik tabancasıyla 5 yaşındaki kızının gözleri önünde vurarak öldürdü.

20 Ekim

Cinayet

Aksaray’da gölette Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrencisi Ayşe Çal (21) ile bir dershanede öğretmenlik yapan Gülten Ceylan’ın (23) cesetleri bulundu. Soruşturma sürüyor.

Fiziksel şiddet, şantaj, tecavüz

Bursa’da, birlikte olduğu 31 yaşındaki T.M. adlı evli kadının gizlice görüntülerini çekerek, tehditle 7 ay boyunca tecavüz ettiği öne sürülen 36 yaşındaki Ömer K. tutuklandı. Bir süre önce T.M.’nin ilişki teklifini kabul etmemesine sinirlenen Ömer K., T.M.’yi döverek evden attıktan sonra görüntüleri kadının yakınlarına gönderdi.

Fiziksel şiddet

Van’da N.K., birlikte yaşadığı C.K. ile çocukları olan M.K. (16) ve Ö.K. (11)’yi yumruk darbeleri ile vurarak yaralanmalarına neden oldu. Olayın jandarmaya intikal etmesi sonucu C. Savcılığı’nın talimatı ile C.K. ve 2 çocuğu Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne teslim edildi. Olayla ilgili soruşturmanın ise devam ettiği belirtildi.

Cinayet

Denizli’de Hasan Yörük (26), para vermeyen anneannesi Ayşe Yörük’ü (76), cüzdanındaki 100 TL’sini zorla aldıktan sonra döve döve öldürdü.

19 Ekim

Cinayet

Adana’da, çocukları 3 yaşındaki Sümeyya ve 2 yaşındaki Yasir ile birlikte boğulmuş cesetleri bulunan 21 yaşındaki Songül Toromantekin’in, eşi 26 yaşındaki Salih Toromantekin gözaltına alındı. Babanın ‘cinayet şüphelisi’ olarak adliyeye sevk edilmesi beklenirken, daha önce de intihar girişiminde bulunan annenin, çocuklarını öldürüp tülbentle boğazını sıkıp intihar etmiş olabileceği ihtimali de değerlendiriliyor. Toramantekin’in babası Nedim Aydın ise damadının kızını sık sık dövdüğünü ileri sürdü.

18 Ekim

Cinayet

İstanbul Ümraniye’de, Ramazan Keleş, kendisini terk eden 28 yaşındaki İlgin Özalp’i tabanca ile kurşunlayarak öldürdü. Keleş olayın ardından kendi hayatına da otomobilinde son verdi.

15 Ekim

Tecavüz

Eskişehir’de yetiştirme yurdunda kalan 16 yaşındaki bir kızın, dışarıda tanıştığı bir kişinin tecavüzü sonucu hamile kaldığı, zanlının yakınları tarafından kaçırılıp zorla alıkonulduğu evde doğum yaptığı ve bebeğinin bir aileye satıldığı iddia edildi. Şüpheliler S.E. (17), G.Ö. (62), kızı S.A. (47) ve oğlu K.Ö. (30) tutuklandı.

14 Ekim

Cinayet

İstanbul’da evinin önünde bulunan arabasında telle boğularak öldürülen Esra Karsel’in katil zanlısı sevgilisi Eyüp Gökhan yakalandı. Zanlının başka bir kadını öldürmekten girdiği cezaevinden firar ettiği öğrenildi.

12 Ekim

Cinayet

Bursa’nın İnegöl ilçesinde, tarlada eşiyle birlikte odun keserken rahatsızlanarak hayatını kaybeden kadının babası, kızının şüpheli bulunan ölümüyle alakalı damadını suçlayınca soruşturma başlatıldı.

Edinilen bilgiye göre, İnegöl ilçesi Çavuşköy’te oturan A.K., eşi T.K. ile birlikte tarlaya odun kesmeye gitti. Bu sırada rahatsızlanan T.K. eşi tarafından kaldırıldığı İnegöl Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Savcılık olayla alakalı soruşturma başlatırken, maktulenin babası M.Ç., kızının damadı tarafından dövüldüğü için ölmüş olabileceğini bildirdi. Bunun üzerine genç kadının cesedi Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Vücudunda kocasının dayak izleri araştırılan T.K.’nın kesin ölüm sebebi yapılan otopsinin ardından belirlenecek. Olayla alakalı soruşturma sürüyor.

Fiziksel şiddet

Genelkurmay Karargahı’nda görev yapan Tuğgeneral Ahmet Can Çevik’in eşi Süreyya Çevik eşinden şiddet gördüğü gerekçesiyle şikayetçi oldu.

Darp, tecavüz

Konya’da  23 yaşındaki kadın, bir bağ evinde 2 kişinin kendisine tecavüz ettiğini kendisini döverek 500 TL parasını da gasp ettiklerini iddia etti. İddia üzerine jandarma, 2 şüpheli ile birlikte bağ evinde olduğu tesbit edilen toplam 9 kişiyi gözaltına aldı.

Cinayet

İzmir’in Çiğli ilçesinde, bıçakla öldürülen 14 yaşındaki lise öğrencisi Buse Han katil zanlısının dayısı Ergün O. (39) olduğu iddia edildi. Yeğenine ilgi duyduğunu v kendisine karşı koyduğu için bıçakladığını söyleyen Ergün O. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Fiziksel şiddet

Mersin’de Abdülhamit K. (42) iddiaya göre sürekli darp ettiği 3 çocuk annesi eşi Hayat K’yı dün çıkan tartışmanın ardından tekrar dövdü. Hayat K. ise durumu kardeşi D.E.’ye bildirdi. D.E.’den kaçan Abdülhamit K. Bir binanın sığındığı binanın dördüncü katından yere düştü.

9 Ekim

Tecavüz, gasp, zorla alıkoyma

Samsun’da kaçırdıkları S.S.’ye tecavüz edip cep telefonu, parası ve altın yüzüklerini gasp ettikleri iddia edilen U.Ş. (19), F.G. (18), T.T. (18) ve Ö.O.O. (21) tutuklandı.

6 Ekim

Yaralama

Kırıkkale’de aynı ailenin fertleri arasında ağaç kesme yüzünden çıkan tartışmada 55 yaşındaki Feyyaz Pehlivanlı, ağabeyi 60 yaşındaki Ahmet Pehlivanlı’yı tabancayla öldürdü, yengesi ve yeğenini de aynı tabanca ile ağır yaralayarak kaçtı.

5 Ekim

Fiziksel şiddet

Kayseri’de bir temizlik şirketinde çalışan 3 genç kız, alacaklarını istemek için gittikleri işyerlerinde dayak yediklerini ileri sürdü. Kızlar, hastaneye giderek, rapor aldı. Aslan Temizlik şirketi hakkında sorşturma başlatıldı.

Tecavüz

Aydın’da Ö.K.’ye (16) iki yıldır tecavüz ettikleri iddiasıyla A.Y, E.K, B.G., C.Ş ve A.K. tutuklanarak cezaevine gönderildiler.

1 Ekim

Cinayet

İzmit’te İbrahim Atışan (28) boğazı kesilerek, Fatma Can Kurt (42) ise banyoda tabancayla gözünden vurarak öldürüldü. (EZÖ)

———————————————————————————————————————————————————————–

**bianet’in tuttuğu erkek şiddeti çetelesine ulaşmak tıklayınız.

“Yaygın Medyanın Görmediği Kadınlar Kendi Medyasını Yaratıyor”

Posted in atölye with tags , , , on Ekim 2, 2009 by ifsaeylem1

Uçan Süpürge’nin çeşitli şehirlerden kadınların katılımıyla “Yürüttüğü yerel kadın muhabir ağı”nın altıncı eğitimi 3-4 Ekim’de Ankara’da yapılacak. Genel Koordinatör Selen Doğan, “Medyanın cinsiyet körlüğünü gidermek için yola çıktık” diyor.

Ankara – BİA Haber Merkezi
02 Ekim 2009, Cuma

Uçan Süpürge‘nin 2003 yılında kurduğu Yerel Kadın Muhabirler Ağı’nın bu seneki eğitimi 3-4 Ekim’de Ankara’da yapılacak.

Selen Doğan, “Yıllardır ülkenin dört bir köşesinden kadınların gönüllü katkılarıyla yürüyen bu haber ağı, kadınların yerel gündemini görünür kılmayı, kadın medyasını güçlendirmeyi ve yerelde toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını yaygınlaştırmayı amaçladığını” söylüyor.

Eğitime İzmir, Kayseri, Muğla, Gaziantep, Zonguldak, Trabzon, Adana, Eskişehir, Hatay, Bursa ve Ankara’dan kadınlar katılacak.

“Cinsiyet körlüğünü gidermek için yola çıktık”

Uçan Süpürge Genel Koordinatörü Doğan, muhabir eğitiminin altı yılını şöyle anlatıyor:

“Geçen altı yıl boyunca yerel kadın muhabirlerimiz, yaşadıkları bölgelerde kadınları ilgilendiren her konuda binlerce haber ve röportaj yaptılar, yazı yazdılar, fotoğraf çektiler. Bazen en ‘büyük’ haber ajanslarının bile yetişemediği haberleri ilk muhabirlerimizden öğrendik. Taşlanan Şemse Allak, erkeklere pazarlanan 14 yaşındaki N.Ç. olayları buna örnektir.”

“‘Bu bir alternatif kadın haber ağı örgütlenmesidir’ dediğimiz bu çalışma, başka kuruluşlara da esin verdi, benzeri projeler hayata geçirildi” diyen Doğan, şöyle devam ediyor:

“Zira, ‘yerel’in önemi son yıllarda daha da belirgin biçimde hissediliyordu. Yaygın medyanın artık iyice kentin dışına çekildiği, muhabirlerin masa başından kalkmadan ajanstan düşen haberlerle sayfaları kotardığı, plazaların steril odalarında kentin bırakın çeperlerini, merkezinde bile ne olup bittiğine tanıklık edemeyen yazarların ahkam kestiği bir medya ortamında, hele de kadınları hiç görmeyen bir medya habitatında, yerelden haber toplamak, kadınlarla konuşmak, kadınlar üzerine konuşmak, cinsiyet körlüğünü de giderebilecek bir çabaydı. Bu yüzden yıllardır ısrarla Yerel Kadın Muhabirler Ağı’nı ayakta tutmaya çalışıyoruz.”

Eğitim hem teknik hem teorik hem de pratik

“Bu sene bu ağı yeni katılımlarla güçlendirmek istedik ve İnternet sitelerinde bir çağrı yaptıklarını” kaydeden Doğan, “bu çağrıya sene başından beri yüzlerce yanıt geldiği” bilgisini veriyor:

Yerel Muhabir Ağı Eğitimi’nin eğitimcileri arasında gazeteci-yazar ve televizyon programcısı Dr. Sedef Kabaş, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Eser Köker ve Doç. Dr. Çiler Dursun, Hacettepe Üniversitesi’nden Dr. Sarp Üner bulunuyor.

Doğan, “Eğitimcilerin iki gün boyunca; kadınlara karşı şiddetin haberleştirilmesinde alternatif bir dil yaratmak; toplumsal cinsiyet odaklı eleştirel medya okur-yazarlığı; medyada kadınların insan hakları ihlalleriyle baş etme stratejileri; röportaj teknikleri gibi birçok konuda görüş alışverişi yapma fırsatımız olacak.”

Katılımcılar eğitim sırasında, Uçan Süpürge’nin ilk kez geçen hafta İstanbul’da düzenlenen Sivil Sesler Festivali’nde yer alan Utanç Duvarı etkinliğine de dahil olacaklar. Kadınlar medyada cinsiyetçiliğe karşı mücadele için medya sahiplerine ve yöneticilerine hitaben ‘Utanmıyor musunuz?’ başlıklı imza kampanyasına katılacaklar.(BÇ)

Neden Erkek Şiddetinin Çetelesini Tutuyoruz?

Posted in kadına yönelik şiddet with tags , , , on Ekim 2, 2009 by ifsaeylem1

Erkek şiddetinin çetelesini tutmak fikri; gazetelerin cinsiyetçi dille şiddeti yeniden üretiyor olmasına, kadına yönelik şiddetin yine bu haberlerle gerekçelendirilmesine ve maalesef bu konuda araştırma yapılmadığı, elde somut veriler olmadığı için olayların münferitleşmesine itirazla ortaya çıktı.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
01 Ekim 2009, Perşembe

“Erkeklerin Eylül’de 11, yıl başından bugüne kadarsa 125 kadın öldürdüğü” haberi üzerine bir okurdan “Seksizm, kör feminizm bunlar bir tarafa; toplumsal şiddetin temel kaynağını ‘erkek egemen toplum’ olarak görüyorsanız çok yazık” diye başlayan ve özetle şiddeti “erkek şiddeti” olarak değil “sistem şiddeti” olarak tanımlamak gerektiğini söyleyen bir e-posta üzerine,haberimizin çeşitli İnternet mecralarında tartışıldığı duyumundan devamla “çetelemizin” hikayesini paylaşmak gereği hissettik.

Bu tartışmanın, genel tabloya bakınca kadına şiddetin azaldığı -ve bu durumu, ramazan olmasıyla ilişkilendirdiğimiz- Eylül ayına denk gelmiş olması ironik.

İşin aslı “Erkekler kadın öldürüyor” başlığının seksizmle ilişkilendirilmesi veya “erkek değil sistem” denilerek eleştirilmesi çetelenin tutulmasının, kadına şiddetin sorgulanmasında ne kadar mühim olduğunu gösteriyor.

bianet’te -önceleri kolektif ardından benim sorumluluğumda- hazırladığımız “erkek şiddeti” çetelesini, 2008’in Nisan ayından bu yana gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan adli vakaları tarayarak ve kadına yönelik şiddeti, cinsel saldırı haberlerini derleyerek tutuyoruz.

Erkek şiddetinin çetelesini tutmak fikri; gazetelerin cinsiyetçi dille şiddeti yeniden üretiyor olmasına, kadına yönelik şiddetin yine bu haberlerle gerekçelendirilmesine ve maalesef bu konuda araştırma yapılmadığı, elde somut veriler olmadığı için olayların münferitleşmesine itirazla ortaya çıktı.

Kadınlar kadın oldukları için şiddete maruz kalıyorlar: Her gün üçüncü sayfalarda okuduğumuz “mini etek giydiği, başkalarıyla chat yaptığı, çalışmak istediği, beyaz pantolon giydiği, sevişme, birlikte olma teklifini geri çevirdiği, boşanmak istediği” için öldürüldükleri söylenen kadınların “kadın” olduklarından dolayı şiddete maruz kaldığını, katlediklerini anlatmanın bir yoluydu şiddet olaylarını alt alta sıralamak.

Sayılar yalan söylemez ama ya sayılar yoksa…: Erkek şiddetinin varlığını bilmekten öte durumun vahametine dair bir tablo, bir başvuru kaynağı oldu çetele. Özellikle son dönemlerde bianet’e telefon ve e-posta yoluyla ulaşıp “Bu ay kaç kadın öldürüldü?” sorusuyla muhatap olmak erkek şiddeti çetelesinin ne kadar önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini de gösteriyor.

Üstelik gazete haberleri adli makamlara yansıyan vakaları konu ediyor. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün aile içi şiddet araştırmasının sonucuna göre şiddete uğrayan kadınların yüzde 92’si şikayetçi olmuyor.

Ne yazık ki bu durumda bianet’in hali hazırda tuttuğu ve üzerine tartışma yürütülen çetelesi bile gerçek verileri yansıtmaktan uzak kalıyor, ancak sembolik bir gösterge olabiliyor. Sırası gelmişken çeteleden rahatsızlığın bir gün yüzde 8’e, yani belki de çetelemize girmekten korkuyor olmakla alakalı olduğunu tahmin ediyor ve anlıyoruz.

Neden “kadına yönelik şiddet” değil de “erkek şiddeti?”: Erkek şiddeti çetelesini tutarken üçüncü sayfa haberlerinde eleştirdiğimiz edilgen dilden de uzak kalmaya çalışıyoruz. Bu çeteleyi tutarken, yani şiddet haberlerini tararken süreç içinde kendiliğinden gelişen bir tutum aslında. İlk zamanlar “Bu ay X kadar kadın öldürüldü” derken artık “Erkekler X kadar kadın öldürdü” diyerek şiddetin bizzat failini haberleştirip maktulunu, mağdurunu yeniden deşifre etmemeye, öne çıkarmamaya çabalıyoruz.

Bu tavrımızı, haklar için habercilik yapan bianet’in mağdurun hikayesini yeniden kurgulamak yerine failin yargı sürecinin takibine dikkat çekmeyi gazetecilik etiği olarak benimsemiş olmasına dayandırıyoruz. Çok basit olan bir gerçek var ki kadına yönelik şiddetin önlenmesinde “caydırıcı ceza”lar önemli rol oynuyor.

“Erkek şiddeti”nden ne anlamalıyız?: Gazetelerin üçüncü sayfalarına sadece kemeriyle, bıçağıyla, silahıyla vs. kadınlara şiddet uygulayan erkekler konu olmuyor elbette. Ancak yine üçüncü sayfadan hareketle şiddet uygulayan kadınsa onun kadın olduğunun özellikle altı çiziliyor. Erkeklere oranla daha az şiddet haberinin öznesi olduklarını bizzat takip eden olarak söylemek gerekir. Diğer yandan kimi cinayetlerin, kadınların “ölmemek, hayatta kalmak” için kendilerini savunurken gerçekleştiği gerçeği inkar edilemeyecek kadar yaygın. Ama esas derdimizi şöyle özetleyelim: Tuttuğumuz çetelede “kadınlar erkek öldürmüyor” gibi bir iddia yok, ama kadınların “münferit” değil “organize ve sistematik” şekilde öldürüldüklerini, şiddete maruz kaldıklarını bizzat haberlere dayanarak söylüyoruz.

Çetele “kadın katlini” başlığına taşısa da tecavüz, taciz vakalarına da yer veriyor. Bu noktada bir parantez açıp tecavüzün “erkeğin kendini, güdülerini kontrol edememesiyle yaptığı eylem” olarak tanımlanmasına itirazımızı dile getirmeliyiz. Kadına cinsel şiddeti  “hastalık, sapıklık” değil sistematik erkek şiddetinin bir parçası olarak görüyoruz. Erkeğin kadını cezalandırma, üzerinde hak iddia etme, iktidar kurma araçlarından biri olarak cinsel şiddet, üçüncü sayfalarda “dişi kuyruk sallamazsa”ya varan ve kadını deşifre edip damgalayan, suçlayan, bir dille defaten kadını mağdur ederek, uzun lafın kısası kabul edilemez bir şekilde katlanarak sürüyor.

Küçük bir açıklama: Yapılan tartışmalarda söz konusu faili meçhul bir olayı “Diyarbakır’da hayvan otlatırken öldürülen Ceylan” örneği üzerinden çetelemize nasıl dahil ettiğimiz soruluyor. Cevabımız net: Patlayıcıların, havan toplarının, silahların başında kadınlar değil erkekler, erkek zihniyetler var.

bianet’in çetelesine konu olan “erkek şiddeti” vakalarının tek tek erkekleri kapsamadığını not düşmeye gerek yoksa da erkeklerin de erkek egemen sistemin mağduru olduğunu -bir kez daha- söylemeden geçmeyelim.

Toplumsal cinsiyetin erkeği otorite, iktidar sahibi olmaya zorladığı, çocukken eline oyuncak olarak silah verdiği, “namus” gerekçe edilerek yakını olan kadını öldürmesinin emredildiği bu topraklarda “erkek şiddetine karşı mücadele” sadece kadınların değil erkeklerin de sorunu.

“Erkek şiddeti çetelesi”nden ne murat ettiğimize gelince: umarız çetelemiz kadın katline, fiziksel, psikolojik, cinsel şiddete karşı mücadeleye bir damla da olsa katkıda bulunur. (EZÖ)

Erkekler Eylülde 11 Kadın Öldürdü

Posted in kadına yönelik şiddet with tags , , , , , , on Ekim 2, 2009 by ifsaeylem1

Eylül ayında gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan haberlere göre erkekler 11 kadın öldürdü. bianet neredeyse her gün yaygın medyada okuduğumuz kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz haberlerinin çetelesini tutuyor.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
30 Eylül 2009, Çarşamba

Gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan adli vakaları tarayan bianet kadına yönelik şiddeti, cinsel saldırıları derleyerek erkek şiddetinin çetelesini tutmaya devam ediyor.

Geçen ay haberlere göre erkekler 11 kadını, 2009’un Ocak ayından bugüne kadar da 125 kadını öldürdüler.

30 Eylül

Cinayet

İstanbul’da Mustafa Öztel karısı Ayla Öztel’i pantolondan çıkarttığı kemerle boğarak öldürdü. Zanlı Öztel henüz yakalanamadı.

Cinayet

Sivas’ta İsmail A. (38), eşi Selda A.’yı (32) 11 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Zanlı İsmail A. teslim olurken cinayete eşinin kendisini aldattığını bahane etti.

Tecavüz

Çanakkale’de erkek arkadaşlarını dövüp para ve telefonlarını gasp ettikten sonra uzaklaştırıp, yanlarındaki iki genç kadına kıza tecavüz ettikleri iddia edilen A.A. (30), T.T. (18) ve Y.T. (24), gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi.

Tecavüz

13 yaşında zorla evlendirilen Sultan K. (30), eşi Hayrettin K. (41) hakkında kendisine yıllarca tecavüz ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Tutuksuz yargılanacak Hayrettin K.’nın 12 yıl hapsi isteniyor.

29 Eylül

Cinayet

İstanbul’da bir prodüksiyon şirketinin çalışanlarından Ayşegül Gürpınar işyerinde ölü bulundu.

28 Eylül

Cinayet

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde hayvanlarını otlatan Ceylan Önkol (14), uzaktan ateşlenen bir silah sonucu hayatını kaybetti.

26 Eylül

Cinayet

Bursa’da Malcılar Lisesi son sınıf öğrencisi G.Ş. (17), 1,5 yıldır çıktığı erkek arkadaşı Murat Recep Yurdaışık ile (20) tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

İşkence

Muğla’da M.Ç. (40) ısıttığı bıçak zoruyla eşi Y.Ç.’nin (35) cinsel organını dağladı. İfadesinde eşinin bir arkadaşıyla ilişkiye girdiğini öne süren M.Ç., tutuklandı. Y.Ç. ise, Köyceğiz Devlet Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından doktor nezaretinde taburcu edildi.

25 Eylül

Cinsel saldırı

Antalya’da evlerine gittiği H.G. ve M.L.’nin  kendisiyle seks yapmak istemeleri üzerine pencereden atlayan D.Z. tedavi altına alındı. H.G. ve M.L. tutuklanarak cezaevine konuldu.

24 Eylül

Tecavüz

Siirt’te S.K.’yı, (11) ‘Bayram şekeri vereceğim’ diyerek kandırıp tecavüz ettiği ileri sürülen H.S., (21) tutuklandı.

22 Eylül

Cinayet

Giresun’da bahçedeki yaprakların kıpırdadığını gören Sedai Yılmaz, tabancayla ateş etti, ancak kontrol etmek için tarlaya gittiğinde, yengesi Nurgül Yılmaz’ın cesediyle karşılaştı. Ağır yaralanan Yılmaz kurtarılamadı.

Cinayet

Kocaeli, Karmürsel’de biri kadın diğeri erkek iki kişinin cesedi bulundu.

21 Eylül

Yaralama

Nevşehir’de  eşi G.G.’yi (38) i İ.Ö. (32) ile birlikte gören A.G., (43) İ.Ö.’yü önce bıçakladı, sonra başını taşla ezerek öldürdü, ardından da eşi G.G.’yi bıçaklayarak yaraladı. Polis tarafından gözaltına alınan A.G. ise sorgusunun ardından Adliye’ye sevk edilecek.

Tecavüz

Konya’da 10 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz ettiği öne sürülen Mustafa D. yakalandı.

Tecavüz

Antalya’da 15 gün önce tanıştığı erkek arkadaşı 18 yaşındaki Eren P.´nin evlenme vaadiyle kendisine tecavüz ettiğini ileri süren 17 yaşındaki H.F., polise başvurdu.

Tecavüz

Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne annesiyle birlikte tatile gelen İngiliz üniversite öğrencisi S.S.’ye tecavüz ettiği ileri sürülen barmenler S.T. ve A.K. tutuklandı.

20 Eylül

Zorla seks işçiliği

Antalya’da polis bir baskında 15 yaşındaki kız çocuğunu erkeklere pazarladığı iddia edilen Saliha K., Metin P., Orhan K.’yı gözaltına aldı.

Cinayet

Aydın’ın Söke ilçesinde Cevdet İ. ayrı yaşadığı eşi Rukiye İ.’yi sokakta tabancayla ateş ederek öldürdü.

17 Eylül

Taciz

Samsun’da bir sitede kapıcılık yapan 24 yaşındaki Fedai K., apartmana giren 14 yaşındaki F.D.’ye tokat atıp yanağından öptüğü iddiasıyla polis tarafından gözaltına alındı.

16 Eylül

Şiddet

Sakarya’da, sahur vakti kahveden eve gelen C.T., karısını, bir başka erkekle birlikte evde buldu. C.T., karısı ve erkeği dövdükten sonra ellerini ve ayaklarını bağlayıp, polis merkezine giderek şikayette bulundu.

15 Eylül

Silahla yaralama

İzmir’de bir kadın iki erkeğe havalı silahla ateş açıp yaralayan 16 yaşındaki H.B. ve aynı yaştaki O.B. adliyeye sevk edildi.

10 Eylül

Tecavüz

İstanbul’da Yelda A. yakın arkadaşı Müslim K.’nın tecavüzüne uğradığı şikayetiyle polise başvurdu. Adli Tıp Kurumu’nda kontrolden geçirilen Yelda A.’nın tecavüze uğradığı tespit edilirken, kıyafetlerinden de zanlıya ait sperm örnekleri alındı. Zanlı Müslim K.’yi arıyor.

Tecavüz

Çorum’da kayıp olduğu için ailesinin başvurusu üzerine polis tarafından aranan Z.N. (13) iki hafta sonra bulundu. Z.N., ifadesinde tecavüze uğradığını ve ilişkiye zorlandığını iddia etti. Polis tarafından olayla ilgili gözaltına alınan Ferdi Ş. (21),  Hasan Emrah S. (21) ve Kadir Ç. (19), çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı.

Cinsel saldırı

Eskişehir’de bir otomobil içinde 2 kişinin cinsel tacizine uğrayan Z.K. (24), tecavüzden Eskişehir Osmangazi Üniveristesi’ne sığınarak kurtuldu. Polis tarafından yakalanan Hasan Er ile Çağlar Başöre ise çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Cinsel saldırı

Bursa’da kendisini ‘medyum’ olarak tanıttığı ailenin 8 yaşındaki kızına ‘cinsel istismarda bulunduğu’ öne sürülen 57 yaşındaki tutuklu sanık Şerif Ahmet Beis hakkında 8 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Yaralama

Adana’da, Bülent Akdöner (32), eşiyle beraber olan iş arkadaşı Coşkun Çiçek’i (45) öldürüp, eşi Fatma Akdöner’i (24) de yaralayıp sakat bıraktı.

9 Eylül

Cinayet

Burdur’da ihbar üzerine bir eve giden polis, 16 yaşındaki Reyhan Basravi’nin çıplak cesedi ile karşılaştı. Olayla ilgili 2 kişi gözaltına alındı.

Cinayet

Tekirdağ’da Meryem Çimen (36), ayrılmak istediği sevgilisi Kudbettin Gürbüz (44) tarafından kalbinden 5 kez bıçaklanarak öldürüldü.

7 Eylül

Cinayet

Mersin’de sahil kenarında Nurgül Küçük’ün (27) ölü, Şefika Kayra’nın (17) başından yaralı bulundu. Soruşturma sürüyor.

bianet’in tuttuğu kadına şiddet çetelesini görmek için tıklayınız. (EZÖ)