çağla için arşiv

“Evet Ben Öldürdüm!”

Posted in hukuk yargı, nefret cinayetleri with tags , , , , , , , on Temmuz 21, 2009 by ifsaeylem1
Çarşamba, 8 Temmuz, 2009
Haber: Barış Sulu
Ankara’daki evinde, 21 Mayıs 2009 gecesi bıçaklanarak öldürülen trans arkadaşımız Çağla’nın katili bugün hâkim karşısına çıktı. Ankara Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat: 10.30’da başlayan ve Çağla’nın annesi, babası, ablası ve abisinin katılımıyla gerçekleşen dava yaklaşık 3 saat sürdü.
Duruşmaya Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nin müdahil olarak katılmak istemesi Cumhuriyet savcısı tarafından suçtan doğrudan zarar görmediği gerekçesiyle reddedilirken, annesi, babası, ablası ve abisi zanlıdan şikâyetçi olduklarını beyan ettiler.
Zanlı Murat Olgun G. Çağla’yı yaklaşık iki senedir tanıdığını ifade etti, web sitesi yapma karşılığında 1300 TL istediğini, bu paranın 450 TL’sini cinayetten beş gün önce aldığını ve cinayet günü de aslında eve borcun geri kalanını almaya geldiğini, Çağla’nın o gece gözünün önünde bir ilaç-hap aldığını, evde de bira şişeleri bulunduğunu ve arkasından kendisine cinsel ilişki teklif ettiğini ancak bu ilişkide aktif rol oynamak istediğini ve bunu kabul etmediğini ardından lavaboya gittiğini ve geri geldiğinde Çağla’nın kendisini hala ilişkiye zorladığını ve bunun üzerine Çağla’ya bir yumruk attığını, yere düşen Çağla’nın bilgisayar masasının çekmecesinden bir bıçak çıkarttığını ve bu sırada boğuştuklarını, elinden bıçağı almaya çalışırken kendi ellerinin de kesildiğini ve bıçağı aldıktan sonra ilk darbeyi Çağla’nın boynuna vurduğunu ve gerisini hatırlamadığını, çünkü kendisini kan tuttuğunu belirtti. Kendine geldiğinde üzerindeki kanlı giysileri değiştirdiğini, pantalonunun paçalarını kestiğini ve kanlı giysileri bir poşete koyduğunu, Çağla’ya ait olan 3 adet cep telefonunu ve web sayfası için anlaştığı paranın 400 TL’sini daha aldığını ve apartmandan çıkarken güvenlik kamerasının kablolarını kestiğini, suç aleti olan bıçağı da Demetevler’de bir çöp tenekesine attığını dile getirdi. Murat Olgun G. Bu ifadelerin ardından Çağla’yı öldürdüğünü kabul etti.
Hakim de bunun üzerine neden ilk ifadesini değiştirdiğini sordu. İlk ifadesinde “cinsel ilişki”, “aktif olmak” gibi kavramlar olmadığını söyledi. Zanlı Murat Olgun G. tutuklandığında apar topar ifade verdiğini her şeyi söylemesine izin vermediklerini belirtti.
Çağla’nın iki yıldır birlikte yaşadığı kişi de ifadesi alınanlar arasındaydı. Hakim bu kişiye de Çağla’nın aktif olup olamadığını, kendisiyle ilişkisinde böyle bir durumla karşılaşıp karşılaşmadığını sordu. Birlikte yaşadığı kişi de iki yıldır Çağla’nın kendisinden böyle bir talepte bulunmadığını ifade etti.
Çağla’nın yakın bir arkadaşı olan Elvin.K.’nin dinlendiği sırada hakimin Elvin.K.’ye “sizin erkekliğiniz uyanıyor mu, isterseniz aktif olabiliyor musunuz” gibi sorular yöneltmesi davanın en ilginç anlarından biriydi. Bu sorular karşısında Elvin K. aktif olabildiklerini ama bunu müşterileri isterse, bir iş gereği, zorunluluktan yaptıklarını ifade etti.
Çağla’nın komşularından Zeynep F. İfadesinde o gece deprem oluyormuşçasına bir gürültüyle uyandığını, bunun bir deprem olmadığını anladığını, üst katından abartı derecede eşyaların parçalanma sesleri duyduğunu, on dakika sonra da çok korkunç bir inleme sesine şahit olduğunu, hemen yöneticiyi aradığını ve durumu anlattığını anlattı. Çağla’nın 9 ay önce daireyi satın aldığını, her sabah 6’ya kadar evde gürültü olduğunu, sürekli eve birilerinin girip çıktığını hatta bazen kendi zilini çaldıkları için çok rahatsız olduğunu, bu olaylar üzerine de apartman sakinleri olarak imza topladıklarını ve bir çok yere şikayette bulunduklarını ifade etti.
Diğer bir komşu olan yönetici Nesrin D. O gece başka evinde olduğunu, Zeynep F.’nin kendisini aradığını ve çok korkunç sesler duyduğunu, hemen Bilir Sokak’taki eve geçtiğini, yolda giderken de polisi aradığını belirtti. Eve vardığında seslerin o aşamada kesildiğini, Zeynep F. İle birlikte güvenlik nedeniyle bir hafta önce taktırdıkları güvenlik kamerasını izlediklerini, burada apartmana uzun boylu, ince, beyaz giyimli birinin girdiğini ve girerken de güvenlik kamerasının diyerek Kablolu TV’nin kablosunu kestiğini, evden çıkarken de kıyafetinin değişmiş olduğunu, üzerinde kapüşonlu bir kıyafet ve altında şort olduğunu anlattı. Polisin yaklaşık 45 dakika sonra olay yerine gelmesi ile Çağla’nın evinin zilini çaldıklarını, açılmayınca polise kapıyı kırın dediğini ama polislerin buna yetkisi olmadığını öğrendiğini söyledi. Hakim bunun üstüne eve girerken mi evden çıkarken mi kablonun kesildiğini sordu, eve girerken kablonun kesildiğini Nesrin D. tekrar etti.
Avukat Senem Doğanoğlu da bir dahaki duruşmada görülmek üzere güvenlik kamerası kayıtlarını, Örgütlü bir suç olup olmadığının belirlenmesi için 21 Mayıs – 22 Mayıs 2009 arasındaki Murat Olgun G.’nin cep telefonu konuşma kayıtlarını., gazetelerde çıkan ajandanın Ankara emniyetinde olup olmadığının bilgisini, Çağla’nın bilgisayar kayıtlarını, sabit telefon kayıtlarını ve  kanında uyuşturucu olup olmadığının belirlenmesi için moleküler genetik incelemesini istedi.
Zanlı Murat Olgun G.’nin avukatı ise Çağla’nın evden çıkarken ziynet eşyalarının çalınmadığını, telefonların da hırsızlık için değil kendini koruma ile ilgili olarak evden alındığını, 450 TL’nin de yapılan web sayfası için ödenecek paranın bir kısmı olduğu için alındığını belirterek olayda gasp ile ilgili bir durumun olmadığını ifade etti. Cinayetin işlendiği bıçağın da Çağla’ya ait olduğunu ve bıçağın bulunmasını ve bıçak üzerinde Çağla’nın parmak izi olup olmadığının incelenmesi gerektiğini savundu.
Duruşma 10 Ağustos 2009 tarihine ertelendi.
Reklamlar

Çağla ve Melek’in Hakkını Savunmak İçin LGBTT Olmanız Gerekmiyor

Posted in hukuk yargı, nefret cinayetleri with tags , , , , , , , , , , on Temmuz 6, 2009 by ifsaeylem1

Bir de tersinden bakın! Ya siz heteroseksüel olduğunuz için öldürülseydiniz ve biz bunu doğal hatta “gerekli” kabul etseydik?

Eskişehir – BİA Haber Merkezi
06 Temmuz 2009, Pazartesi

Hayvan değiliz, ama hayvan haklarını savunuyoruz. Çocuk değiliz, ama çocuk haklarını da koruyoruz. Siyah değiliz, işçi değiliz, kadın değiliz, fakir değiliz, Kürt değiliz, başı örtülü değiliz, engelli değiliz, Ermeni değiliz, o değiliz bu değiliz…

Ama yeri geldiğinde hepsinin yanında olabiliyoruz!

Kısacası “karşı” taraftan olmasak da, her birimizin nedenleri ayrı olsa da, aslında sonuç bizi, yaşam tarzımızı ya da geleceğimizi tırnak içinde hiç etkilemeyecek olsa da empati kurup çeşitli kişilere kurumlara ya da yaklaşımlara destek verebiliyoruz.

Peki, sıra LGBTT haklarına geldiğinde neden susuyoruz?

“Heteroseksüel” dünyanın “heteroseksüel” bireyleri olan bizler her türlü hakkı kendimiz için doğal ve kaçınılmaz bulurken; neden bizim gibi olmayanlara en temel hak olan yaşam hakkını fazla görüyoruz?

Henüz 28 Haziran’da Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüeller (LGBTT) büyük bir coşkuyla ve bir şeylerin değişebileceği inancıyla 17. LGBTT Onur Haftası yürüyüşünü gerçekleştirmişlerdi ki; daha onun sevinci bile doyasıya yaşanamadan, 29 Haziran sabahı gözlerini yeni bir acıya açtılar.

Bir arkadaşlarını, transseksüel olan Hadise‘yi, son 3 yılda kaybedilen diğer 29 kişi gibi yine bir nefret cinayetine kurban verdiler ki bu sayıyı sadece gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan haberlerden biliyoruz.

Üç yılda 30 kişi!

Sebep: heteroseksüel dünyanın ezberini bozmak!

Sonuç : yargısız, sorgusuz sualsiz, en vahşi haliyle ölümler ve gerekli kanun düzenlemeleri olmadığı için asgari cezalarla en kısa sürede aramıza dönecek olan katiller!

Şimdi her şeyi bir tarafa bırakın, tüm önyargılarınızdan kapının öte yanında soyunun ve bu yazıyı okumaya öyle devam edin.

Eşikten başka bir dünyaya adım attığınızı ve o dünyanın bugünkünden çok farklı olduğunu hayal edin. Artık eşiğin öte yanındasınız, bu dünya tüm bildiklerinize aykırı! Tüm ezberlerinizi bozun çünkü burada siz çoğunluğa değil azınlığa dahilsiniz. Siz ve sizin gibi küçük bir azınlık heteroseksüel sadece; geri kalanlar yani dünyanın geneli eşcinsel!

Artık yaşamınızın hangi devresi olur bu bilemem ama bir şekilde bu gerçeğin farkına vardınız, önce kendinizle barıştınız güç bela, sonra etrafınıza açıldınız yavaş yavaş…

Tabi genele uymadığınızdan önce size “hasta” gözüyle baktılar, en yakınlarınız bile bu sırrınızı kabul etmekte zorlandılar, kapı kapı her doktoru dolaştınız bu derde deva bulabilmek için, tabi zorla!

Bunun geçici bir durum olduğuna, iyileşebileceğinize inanan yakınlarınız baktılar ki sonuç değişmiyor, bu sefer sizi ötekileştirdiler sapıklıkla yaftalayarak!

Çoğu kez sizden kaçtılar… En yakınınızdakilerin bile desteğini alamazken, tek başınıza ayakta kalmaya çalıştınız. Herkes gibi iyi bir eğitim almaktı hayaliniz ama okulda barındırmadılar sizi, çalışmak istediniz iş vermediler, aşık oldunuz açılamadınız ya da açıldınız alay konusu edildiniz, en adi en ağza alınmaz lafları işittiniz, gururunuz yerle bir edildi her fırsatta, herkesin başına gelebilecek ve üstelik mağdur tarafın siz olduğu durumlarda sadece cinsel yöneliminiz nedeniyle hiçbir hakkınız gerektiği gibi korunmadı ilgili mercilerce!

Ve bir gün cinsel kimliğinizden başka hiçbir farkınız yokken ötekilerden, insan olduğunuz gerçeği de unutuldu. En vahşi, en acımasız ve en keyfi haliyle yaşam hakkınız elinizden alındı, cesediniz bir yol kenarında tesadüfen bulundu ki bulundu ise şanslısınız; en azından sizi yok sayan bu dünyada, bilmem hangi mezarlıkta bir yeriniz olacak!

Nasıl ama yukarıdaki tablo? Ki bu en yalın, en basit örnekleriydi başınıza gelebileceklerin! Ya dünya, yukarıdaki gibi, heteroseksüel bireylerin çoğunlukta olduğu bir yer olmasaydı? Siz ya da sevdikleriniz, sadece cinsel kimliğiniz nedeniyle, yani sadece kişinin kendisini ilgilendiren bir sebepten ötürü her türlü ayrımcılığa, şiddete, sömürüye ve aşağılanmaya maruz bırakılsaydı? Daha da kötüsü ölümle cezalandırılsaydı? O zaman ne hissederdiniz? Yine bugünkü gibi susar mıydınız ya da sadece duyduğunuz anlık üzüntülerle mi yetinirdiniz? Herkesle her şeyle kurduğunuz empatiyi hadi bu seferlik de LGBTT’lerle kurun ve her şey bir yana yaşam hakkının sorgusuz sualsiz bu dünya üzerinde varolan her canlıya tanınması gerektiğini hatırlayın!

Bu dünya üzerindeki her canlının koşulsuz yaşam hakkı olduğunu ve kendimizinkine, bize benzeyenlerinkine ne kadar sahip çıkıyorsak; bizden farklı olanlarınkine de o kadar sahip çıkmamız ve saygı duymamız gerektiğini unutmayın!

Türk Ceza Kanunu’nda nefret sucu tanımı yapılmadıkça LGBTT bireylere yönelik suçların failleri ceza indirimlerinden faydalanmaya devam edecekler.

Anayasal eşitliği düzenleyen 10. maddeye cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri eklenmedikçe bu failler kendileriyle eşit bir yurttaşa yönelik suçlar işlediklerini bilmeyecek, yargı keyfi uygulamalarına devam edecek.

Siz heteroseksüel bireyler, tamamen toplumsal cinsiyet temelli, patriarkal öğretilerin getirdiği ön yargılarınızla LGBTT bireylere karşı işlenen nefret suçlarına karşı sessiz kaldıkça Ahmet Yıldız, Dilek İnce, Ebru, Melek ve Hadise‘nin acısına yeni acılar eklenecek.

Belki de bir sonraki kurban hemen yanı başınızda tanıdığınız biri, belki hala “düzelir” umuduyla beklediğiniz biricik evladınız olacak!

Unutmayın, cinsel kimliği her ne olursa olsun, yaşam hakkı elinden alınan bir “insan”. Tıpkı sizin gibi, eşiniz, çocuğunuz, anneniz, babanız gibi…

Homofobiyi bir kenara koyun, insanca yaşamak ve daha önemlisi yaşamak için mücadele veren, sizin gibi olmayan ama ne size ne yaşam tarzınıza, ne inançlarınıza ne de sizin kabul ettiğiniz bu dünyaya tehdit oluşturmayan LGBTT bireylere destek olun. Nefret Suçları yasal olarak tanınsın. Anayasa’nın 10. maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri eklensin. Sizden hiçbir farkı olmayan onca insanı katledenler hızla yakalansın ve etkin bir şekilde yargılamayan sorumlular adil bir şekilde soruşturulsun. Adaletin yanlış işlerliğine sadece sizi ilgilendiren konularda kendiniz için ses yükseltmeyin; hak ve hürriyetler herkes için savunulursa ancak tam anlamıyla korunabilir.

LGBTT bireylerin insan haklarının, temel bir insan hakları meselesi olduğu kavranmalıdır. Yaftalanmaktan korkmadan buna inanan herkes LGBTT’lerin hakları adına ses çıkarabilmeli ve destek olmalıdır.

LGBTT’leri desteklemek için de lezbiyen, biseksüel, travesti, transseksüel ya da gey olmanız gerekmez, insan olun, insana değer verin yeter!

Eğer bu yazıyı sabırla buraya dek okuyabildiyseniz, bilmelisiniz ki bu hafta içi öldürülen iki LGBTT’nin duruşması var.

Melek 11 Nisan 2009’da katledildi. Çağla ise 21 Mayıs 2009’da…

Katiller yakalandı, davalar açıldı ama henüz adalet yerini bulmadı. İnsanların kimliklere duyulan düşmanlık nedeniyle öldürülmemeleri için, etkin, etkili soruşturmalarla faillerin yakalanması ve katillerin haksız tahrik indirimleri ile ödüllendirilmemesi için sadece LGBTT’lerin orada olması yetmiyor maalesef!

Size de ihtiyaç var! “Bir kişiden n’olur” demeyin, “orada olursam” ya da “bu yazıyı tanıdıklarıma yollarsam başkaları ne der” diye düşünmeyin, bunların hiç biri giden bir canın ardından üzerimizde hissetmemiz gereken sorumluluğu yok etmeyeceği gibi, vicdanımızı da huzura erdirmez.

Unutmayalım, yaşamak herkesin en temel hakkıdır ve önemsiz gibi gözüken küçücük adımlar, bir araya geldiğinde, büyük farklar ve sonuçlar yaratır. (PA/EZÖ)

Çağla’nın duruşması:

Yer : Ankara Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi

Tarih : 08 Temmuz 2009     Saat : 10.30

Melek’in duruşması:

Yer: Ankara Adliyesi 6. Ağır Ceza Mahkemesi

Tarih : 9 Temmuz 2009   Saat :14.00

* Pınar Avcı, öğrenci, Eskişehir, Anadolu Üniversitesi, İletişim Fakültesi

Duruşmalara Çağrı!

Posted in hukuk yargı, nefret cinayetleri with tags , , , , , , on Temmuz 5, 2009 by ifsaeylem1

Melek 11 Nisan 2009’da katledildi.
Çağla 21 Mayıs 2009’da katledildi.
Bıçağı tutan eller yakalandı. Davalar açıldı. Peki hakikatle yüz yüze gelecek miyiz? Ve adalet sağlanacak mı?
İnsanların kimliklere duyulan düşmanlık nedeniyle öldürülmemeleri için, etkin, etkili soruşturmalarla faillerin yakalanması için, katillerin haksız tahrik indirimleri ile ödüllendirilmemesi için, dostlarımız Melek ve Çağla’nın ve katledilen bütün LGBTT bireylerin anısı için duruşmaları sonuna kadar takip edeceğiz.

Hakikat ve adalet istiyoruz!

LGBTT Hakları Platformu olarak bütün duyarlı kitle örgütleri ile bireyleri de LGBTT bireylerin yaşam hakkına sahip çıkmak için duruşmalarda dayanışmaya çağırıyoruz.

Çağla’nın duruşması:

Yer : Ankara Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi

Tarih : 08 Temmuz 2009

Saat : 10.30

Melek’in duruşması:

Yer : Ankara Adliyesi 6. Ağır Ceza Mahkemesi

Tarih : 9 Temmuz 2009

Saat :14.00

Batasıca ahlakları ve transfobi

Posted in nefret cinayetleri with tags , , , , , , , , , , on Haziran 1, 2009 by ifsaeylem1
Pazartesi, 1 Haziran, 2009
“Ankara polisi, güzelliği nedeniyle arkadaşlarının ‘Cindy’ lakabını taktığı travesti İlyas Çağan’ı, bilgisayarının başında 43 kez bıçaklandıktan sonra boğazı kesilerek öldürülmüş halde buldu.” Haber böyle başlıyor… Artık alıştığımız, başlığına bakıp geçtiğimiz, üzerinde durmadığımız hatta durmak istemediğimiz cinste haberlerden biri… Geçen hafta boyunca hem gazeteler hem televizyonlar detaylı bir şekilde aktardı bu olayı da.
Vak’a 23 Mayıs 2009’da yaşanmıştı. 26 yaşındaki İlyas Çağan’ ın web sitesini yapan kişi, katil zanlısı olarak gözaltına alınmıştı. Zanlının, kredi kartı borcu nedeniyle cinnet getirdiği iddia edilmişti, vs. vs… Gelgelelim “sıradan” bir “üçüncü sayfa haberi” olarak bu haberi yayınlayan gazeteler, internet sitelerinde daha farklı davranmıştı. Türkiye’nin en çok ziyaret edilen web sitesi hurriyet. com. tr, cinayet haberini maktulün “foto galericiyle vermeyi uygun görmüştü! İnternet alemiyle biraz haşır neşir olanlar, bu “foto galeri”lerin okur çekmek, “tık almak” için erotik fotoğraf yayınlama işi olduğunu bilir. “Bilmem kimin frikiği”, “Rus turistler geldi, ortalık şenlendi”, “Ünlü mankenlerin iş kazaları” gibi başlıklar taşıyan bu galerilerin böylece cinayet haberlerinde de kullanılabileceğini görmüş, öğrenmiş olduk.
İlyas Çağan haberinde, gazetevatan.com ise bir adım ileri giderek “Cindy’nin çok özel kareleri” başlığını attı. Daha kötüsü Vatan’ın internet sitesinde bu “çok özel” fotoğraflara oy da verilebiliyordu. Yanlış okumadınız, her bir fotoğrafın altında “Bu Fotoğrafı Puanla” başlıklı bir buton vardı. Evet; cinayete kurban gitmiş bir insan şu an hala oylatılıyor…
Hakikaten merak ediyorum, bu adamlar hiç mi düşünmez “O’nun da bir ailesi, arkadaşları var” diye? Tamam, çok tıklandılar. Artık google’ da belki bir basamak yukarıda çıkacaklar. Hatta belki reklam gelirleri bile artabilir biraz ama onlar da böylece insanlığa bıçak saplamadılar mı? Ve elbette çifte standart: Ölen Cindy Çağla değil de bir kadın seks işçisi olsaydı, aynı şey yapılır mıydı? Daha önce yapıldı mı? Ve bir de son söz… Ateşin düştüğü yerden…
Son yıllarda artarak devam eden gey ve translara yönelik nefret cinayetlerine karşı, LGBTT Hakları Platformu’ nun açıklamasıyla bitirelim yazıyı: “Öldürülüyoruz! Katlediliyoruz! Alışmamız bekleniyor ancak alışmayacağız! Alışmanız bekleniyor ama alışmanıza izin vermeyeceğiz. Yıllardır talep ettiğimiz anayasal ve yasal düzenlemeler yapılmadıkça, “nefret suçu” tanımı hukuk sisteminin bir parçası olmadıkça, Bakan’ından gazetecisine, nefret söylemini pompalamakta ısrar eden, buna tepki göstermeyen herkes Çağla’nın katillerinin suç ortağıdır. Eşcinsel ve transseksüel cinayetleri politik cinayetlerdir, Katilleri biliyoruz!”

Mustafa Kuleli medyatik@evrensel.net

Evrensel

Nefret Cinayetleri 4 şehirde protesto ediliyor

Posted in basın açıklaması, nefret cinayetleri with tags , , , , , , on Mayıs 27, 2009 by ifsaeylem1
Çarşamba, 27 Mayıs, 2009
Haber: Ali Erol

22 Mayıs’ta, Ankara’da evinde bıçaklanarak öldürülen trans arkadaşımız Çağla’nın ardından anma ve protesto eylemleri 4 şehirde devam ediyor.

Ankara’da evinin önünde yapılan anma ve protesto eyleminin ardından dün de İstanbul’da LGBT Hakları Platformu öncülüğünde bir araya gelen grup, Galatasaray’a yürümek için Taksim’de toplandı. Üzerinde “NEFRET” yazan bir bıçak maketiyle yürümek isteyen grubu polis engelledi.
“Nefret söylemini durdurun! Travesti ve Transseksüeller vardır, alışın!
İstanbul’da yapılan eylemin ardından yapılan açıklamada, son üç yılda cinsel yönelimleri, cinsiyet kimliği nedeniyle 29 eşcinsel ve transseksüelin öldürüldüğü belirtildi ve “Nefret söylemini durdurun! Travesti ve Transseksüeller vardır, alışın!” denildi.

“Homofobi ve transfobiye yeter! Öldürülme ve şiddet korkusuyla yaşamaya, nefreti körükleyen tüm iktidarlara, bir arkadaşımızın daha ölüm haberini almaya hayır!”
“Yasalarda ve gündelik hayatımızda nefreti ve öldürmeyi teşvik eden; eşcinsel, travesti ve transseksüel kanlarıyla kirlenen ahlâkınız batsın!”
Yarın Eskişehir, İzmir ve Ankara’da eylem var

Ankara’da, Çağla’nın evinin önünde yapılan anma ve basın açıklamasında eylemlerin devam edeceği ilan edilmişti.

Her hafta Perşembe günü, “LGBTT bireylere yönelik nefret suçlarını durdurmaya yönelik gerekli önlemler alına kadar ve LGBTT bireylere yönelik nefret cinayetleri aydınlatılana kadar” Yüksel Caddesindeki Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı önünde basın açıklaması yapılacak.

Basın açıklaması, LGBT Hakları Platformunca saat 18:30’da olacak.

ESKİŞEHİR: “Sessiz Kalma, Suça Ortak Olma!”

“Nefret Cinayetlerini Durdurun! Katilleri Yakalayın ve Suç Ortağı Olmayın!” çağrısında bulunan MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu, “Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel bireylere yönelik işlenen homofobi ve transfobi kaynaklı nefret cinayetlerine dur demek için” 29 Mayıs 2009 Cuma günü saat 19.00’da Eskişehir Adalar Migros önünde mumlu eylem gerçekleştirecek.

Yapılan açıklamada “Türkiye’de artarak devam eden nefret cinayetlerine karşı sessiz kalmıyoruz çünkü biliyoruz ki sessiz kalmak suça ortak olmaktır!” denildi.

MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu, “İnsan haklarının herkes için hemen şimdi olması gerektiğini söyleyen, insanlık dışı işlenen nefret cinayetlerinin durmasını, bunun için acilen devletin sorumluluğunu bilerek LGBTT bireylere yönelik ayrımcılık ve şiddete karşı koruyucu yasa ve uygulamaları yerine getirmesini isteyen herkesi” eyleme çağırıyor.

İZMİR: “Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala!”

LGBTT Hakları Platformu üyesi Siyah Pembe Üçgen İzmir LGBTT Derneği, 22 Mayıs Cuma günü öldürülen Çağla için İzmir’de eylem yapacak.
Dernekten yapılan açıklamada “Bu acılı günümüzde; İzmir İl Dernekler Müdürlüğü, Siyah Pembe Üçgen İzmir LGBTT Derneğinin amaçlarının, Genel Ahlak ve Ailenin Korunmasına Aykırı olduğu gerekçeleri ile Tüzüğümüzün düzeltmesini istedi.” bilgisi verildi.
“Öldürülüyoruz Engellemiyorsunuz, Dernek Kuruyoruz Engelliyorsunuz!”

Kaygılı olduklarını açıklayan Siyah Pembe Üçgen İzmir LGBTT Derneği, “LGBTT bireylerin yaşama haklarının pervasızca ellerinden alındığı, savcı ve kolluğun etkili bir şekilde soruşturmadığı, yargının da “haksız tahrik” indirimleri ile katillerin adeta “sırtlarını sıvazladığı” bir ortamda; LGBTTlerin Örgütlenme Özgürlüğünün,”Genel Ahlak” ve “Ailenin Korunması” gibi bahanelerle engellenmesi, bu ülkeyi, biz LGBTT bireyler için adeta bir “can pazarına” çevirmektedir.” açıklaması yaptı.
“Böylesi bir ortamda, LGBTT vatandaşları örgütsüz ve savunmasız bırakmanın anlamı nedir” diye soran Siyah Pembe Üçgen, “öldürülme ve şiddet korkusuyla yaşamaya, nefreti körükleyen tüm iktidarlara, bir arkadaşımızın daha ölüm haberini almaya” hayır! demek, Çağla’yı anmak ve Nefret Cinayetlerini, İzmir İl Dernekler Müdürlüğünün SiyahPembeÜçgenİzmir Dernek Tüzüğünün “Genel Ahlak” ve “Ailenin Korunmasına” aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile Tüzüğün yeniden düzenlenmesini talep etmesini protesto etmek için 26 Mayıs 2009 Perşembe günü, saat 18:30’da Kıbrıs Şehitleri, Tansaş önünde buluşuluyor.

“Eşcinsel ve transseksüel cinayetleri politik cinayetlerdir, Katilleri biliyoruz!”
Son yıllarda artarak devam eden gey ve translara yönelik nefret cinayetlerine karşı, Çağla’nın ardından yapılan anmalarda çeşitli sivil toplum örgütlerinden açıklamalar yapıldı.
LGBTT Hakları Platformu
“Öldürülüyoruz!
Katlediliyoruz!
Alışmamız bekleniyor ancak alışmayacağız!
Alışmanız bekleniyor ama alışmanıza izin vermeyeceğiz.
Yıllardır talep ettiğimiz anayasal ve yasal düzenlemeler yapılmadıkça, “nefret suçu” tanımı hukuk sisteminin bir parçası olmadıkça, Bakan’ından gazetecisine, nefret söylemini pompalamakta ısrar eden, buna tepki göstermeyen herkes Çağla’nın katillerinin suç ortağıdır.
Eşcinsel ve transseksüel cinayetleri politik cinayetlerdir, Katilleri biliyoruz!”
Karakök Otonomu Feminist Aksiyon – İsviçre
“Çağla arkadaşımızın sistemlerin yarattığı erkek egemenliği ve erkek olmama korkusu taşıyanlar tarafından Ankara’da bıçaklanıp öldürüldüğünü duyduk. Bu ne ilk ne de son olacaktır. İnsanlık tarihinden (tanrıların ve ailenin oluşumu) bu zamana kadar hâkimiyet kayıtsız, şartsız erkeklerindir.

Erkek cinsiyetinin dışındakiler, hayvanlar, bitkiler ve doğa erkeklerindir ve hizmetindedir.

İstediklerini dövmek, öldürmek, dışlamak, yok etmek, kullanmak,  yönetmek, sömürmek  düşüncesi  erkek diktatörlüğü yıkılıncaya dek devam edecektir. Sistemlerin  ayakta durması için patriarkaya ihtiyacı vardır. Bizler sistemleri yok ettiğimiz zaman tüm canlılar ortak yaşama kavuşacaktır. Gerici, saldırgan, hâkimiyet  kültürü taşıyan erkek daima erkekliğini kaybedeceğini, iktidarsız  olmaktan ve  kendine itiraf edemediği cinsel yönelimlerinden korktuğu içindir ki kendisi gibi görünen ama yönelimini  cesurca yaşayanları  katletmektedir. Aslında öldürdüğü öbürü değil  ta kendisidir. Devletler erkektir. Katliamları, işkenceleri, saldırıları kendi elleriyle yapar ve beslerler.

Bu saldırıları ve egemen erkek mantığını kabul etmiyoruz. Protesto edip mücadelemize devam edeceğiz.”

Voltrans

“Çağla transseksüel bir kadındı ve bu yüzden öldürüldü, oysa kimse kimsenin yaşam hakkına müdahale edemez. Kişi kendiyle ilgili en iyi bilgiye sahip olandır. Hiç kimse beden cinsiyeti ve/veya cinsel yönelimi sebebiyle öldürülemez. Transseksüel, travesti, transgender kadın ve erkeklerin her biri bu şiddetin hedefidir. Ayrımcılıktan kaynaklanan sözlü, sözsüz, fiziksel şiddet durmadıkça hiçbirimiz güvende olmayacağız. Transseksüel, travesti, transgender erkekler de vardır, alışın!”
Emekçi Hareket Parti’li LGBTT’ler
“Hâlâ LGBTT toplumuna yönelik işlenen bu cinayetlerin sanıklarına “ağır tahrik” indirimi uygulanıyor. Kamuoyuna soruyoruz, sizce ne tür bir tahrik öldürülmenin gerekçesi olabilir?
Yasalardaki tahrik indirimleriyle sanıklara mükâfat veren devlet, bu canların hesabını nasıl verecek?
Bu cinayetlere karşı daha ne kadar sessiz kalacağız?
LGBTT toplumunun yasal haklarından mahrum bırakılmasının hesabını ne zaman soracağız?
LGBTT toplumuna karşı oluşturulan bu nefret ve dışlanmayı ortadan kaldırmak için daha kaç can gerekiyor?
DEVLET! Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüel Cinayetlerini ne zamana kadar ödüllendireceksin?
POLİS! Sokakta hakkını arayanların karşısında her zaman hazır bulunan İstanbul ve Ankara polisi! Arkadaşlarımızın katillerini hâlâ neden bulamıyorsun?
İstediğimiz bir ihsan değil, yaşama hakkımızdır.
Gözümüz Üzerinizde. Nefret Cinayetlerinin Takipçisiyiz!”
BEDİ: biz (erk)ek değiliz inisiyatifi
“Kadınlık ve erkeklik üzerinden toplumsal cinsiyet rollerini üreten egemen erkek düzeni, kendi devamlılığı için homofobi ve transfobiyi körüklemektedir. Ayrımcılık ve nefret karşısında bize yüklenmiş erkeklik rollerini reddediyoruz.
“Homofobik ve transfobik olmak erkeklikse BİZ ERKEK DEĞİLİZ!”
Kardeşime Dokunma İnisiyatifi
“Kâh maaşlı görevlileriyle, kâh kendine vazife çıkaran gönüllü neferleriyle otoritenin pervasızca saldırganlaşan şiddetine karşı sessiz kalma: Homofobi ve transfobi insanlık suçudur. Suça alet olma, kardeşime dokunma!”
Nefret Cinayetlerini Duyuruyoruz İnisiyatifi
“Heteroseksizm ve patriyarka yok etmeye devam ediyor. Hukuk, temelini homofobik ve transfobik genel ahlaka dayandırarak nefreti meşrulaştırıyor, teşvik ediyor. Nefrete teslim olma!”
Kaos GL: “Cinayetler, Nefret Suçudur!”
“Türkiye’de LGBT bireylere yönelik saldırı her kesimden her zaman görülüyordu. LGBT’ler nasıl olsa seslerini çıkaramaz nasıl olsa haklarını arayamazlar bilgisi ve düşüncesinden dolayı her kesimden her boyutta saldırı yaşanageldi. Son 15 yıldır LGBT hareketin gelişmesi LGBT bireylerin daha fazla görünür olmasını beraberinde getirdi. Haliyle sorunlar ve çatışma alanları da görünür oldu. İstanbul’da öldürülen ve kuyulara atılan 5 erkeğin eşcinsel olduğu için öldürülmüş olabileceğine dikkat çekmiştik. Nitekim katil daha sonra itiraf etti eşcinsel oldukları için öldürdüğünü. Bunun gibi ortaya çıkmayan, kayıtlara geçmeyen başka cinayetler olduğunu da tahmin etmek zor değil maalesef.
Son dönemde özellikle trans ve geylere yönelik cinayetlerin sayısında gözle görülür bir artışın olduğu dikkat çekiyor. LGBT örgütleri bu cinayetlerin üstünün örtülmesine, unutulmasına müsaade etmiyorlar. Bu cinayetlerin nefret saikiyle işlendiği noktasından hareket eden LGBT örgütler hem hukuki hem politik takipten vazgeçmiyorlar. Özellikle silahla sokak ortasında öldürülen  gey Ahmet Yıldız ve trans Dilek İnce cinayetleri LGBT camiada çok sarsıcı oldu. LGBT bireylerin yeniden görünmezliğe mahkûm edilmesi, hareketin geri çekilmesine karşı yoğun bir mücadele ve takip süreci geliştirmeye çalışıyoruz.
En son Ankara’da, 22 Mayıs Cuma gün evinde yine onlarca kez bıçaklanarak öldürülen trans arkadaşımız Çağla’ın evinin önünde bir anma ve protesto eylemi yaptık. Ardından dün İstanbul’da anma ve protesto eylemi yapıldı. Nefret cinayetlerine karşı yarın 3 şehirde protesto eylemleri yapılacak. Eskişehir, İzmir ve Ankara’da yapılacak bu eylemlerle hem sivil toplumun dikkati LGBT bireylere yönelik nefret suçlarına çekilmek hedefleniyor hem de arkadaşlarımızın unutulmayacağı, katillerin yakalanması için takip edeceğimiz gösteriliyor.
Maalesef gey ve trans cinayetlerinde katillerin çok azı yakalanıyor. Yakalanan katillere mahkemeler “tahrik indirimi” yapıyorlar ve çok az ceza alıyorlar. LGBT örgütler bu kanunun bir an önce değişmesini ve “ağır tahrik” yalanı ile katillerin korunmasından vazgeçilmesini istiyorlar. Tabii ki her şeyden önce bir “nefret suçu” tanımının kabul edilmesini ve yasalara geçmesini de istiyoruz.
Ankara’da yapılacak eylem ise her hafta devam edecek. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı binasının önünde yapılacak eylem ile hükümete çağrıda bulunulacak.”
“Nefret Cinayetlerine Sessiz Kalma! Suça ortak olma!”
4 şehirdeki eylemlerde “Nefret Cinayetlerine Sessiz Kalma! Suça ortak olma!” deniliyor.
“Yetkiler harekete geçmek için neyi bekliyorlar? Kaç kişinin daha öldürülmesi gerekiyor? Bu hükümet kimin hükümeti? Bu meclis kimin meclisi?
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu, Ankara Valiliği İnsan Hakları Kurulu, Çankaya Kaymakamlığı İnsan Hakları Kurulu nefret cinayetlerini incelemek için neden harekete geçmiyor? Ölen gey ve trans bireyler sizin yurttaşlarınız değil mi?
Katil sadece, silahı, bıçağı tutan ellerin sahipleri değildir.
Katil, gey ve trans bireyleri temel hak ve özgürlüklerinden mahrum ederek yaşamaya zorlayan sistemdir.
Bu sorunları çözmek için çaba göstermeyen ve bu cinayetlere sessiz kalan, yasal düzenlemeler yapmayan yetkililer de katildir!”
Kaos GL

Basın Açıklamasına Çağrı: Çağla Son Olsun!

Posted in basın açıklaması with tags , , , , , , , , , on Mayıs 25, 2009 by ifsaeylem1

22 Mayis 2009 Cuma gecesi Ankara’da transseksuel arkadasimiz Cagla evinde olduruldu. Cagla, son 3 yilda haberdar olabildigimiz 29. kaybimiz.

Cagla’yi unutmayacagimizi, katil(ler)inin, davasinin, nefret suclarinin takipcisi olacagimizi, homofobi ve transfobi sona erinceye dek mucadeleye devam edecegimizi gostermek icin 26 Mayis 2009 Sali gunu Taksim’de bulusuyoruz.

Basin Aciklamasi
Tarih: 26 Mayis 2009 Sali
Saat: 13:00
Bulusma Yeri: Taksim Tramvay Duragi
Basin Aciklamasi: Galatasaray Meydani

Karanfilli Anma:
Tarih: 26 Mayis 2009
Saat: 18:30-19:30
Yer: Galatasaray Meydani

Iletisim: lambda@lambdaistanbul.org 0 (212) 245 70 68

Cagricilar:
LGBTT Haklari Platformu
Izmir Siyah Pembe Ucgen Dernegi
Kaos GL Dernegi
Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi
MorEL Eskisehir LGBTT Olusumu
Pembe Hayat LGBTT Dayanisma Dernegi
Piramid Diyarbakir

Istanbul-LGBTT Sivil Toplum Girisimi
Voltrans
GLADT, Berlin-Brandenburg Turkiyeli Escinseller Dernegi
EHP’li LGBTT’ler
Filmmor
Kadin Kapisi
Turkiye Ayilari
Nefret Cinayetlerini Duyuruyoruz Inisiyatifi
Amargi Kadin Kooperatifi
Ankara Kadin Platformu
EHP’li Kadinlar
Eskisehir Demokratik Kadin Platformu
Feminist(B)iz
Gokkusagi Kadin Dernegi
Halkevci Kadinlar
Izmir Amargi
Ka-der
Kadin Dayanisma Vakfi
Kadinin Insan Haklari-Yeni Cozumler Dernegi
Kirkoruk Kadina Yonelik Siddetle Mucadele Kooperatifi
TCK Kadin Platformu
Lilith Kolektifi
Sosyalist Feminist Kolektif
Ucan Supurge Kadin Orgutu
Anarsi Kolektifi Ankara
Ceviri Eylem Kolektifi
Insan Haklari Gundemi Dernegi
BEDI (Biz Erkek Degiliz Inisiyatifi)
Kardesime Dokunma Inisiyatifi
Sosyal Kalkinma ve Cinsiyet Esitligi Politikalari Merkezi
DSIP (Devrimci Sosyalist Isci Partisi)
Yesiller Partisi

Posted in nefret cinayetleri with tags , , , , , , on Mayıs 24, 2009 by ifsaeylem1

26. MAYIS

SALI GÜNÜ


SAAT 13.00TE

TAKSİM


TRAMVAY DURAĞINDA,

SAAT 18.30DA


GALATASARAY

MEYDANINDA

ÇAĞLAYI

ANMAK,


HOMOFOBİ

VE

TRANSFOBİYE,

EŞCİNSEL,


TRANSSEKSÜEL

VE

TRAVESTİ

CİNAYETLERİNE



HAYIR

DEMEK

İÇİN

BULUŞUYORUZ!


PS.: SAAT 18.30DA ÇAĞLA İÇİN ANMA DÜZENLENECEKTİR, LÜTFEN KOYU RENK GİYİNİNİZ.