cinayet için arşiv

Neden Erkek Şiddetinin Çetelesini Tutuyoruz?

Posted in kadına yönelik şiddet with tags , , , on Ekim 2, 2009 by ifsaeylem1

Erkek şiddetinin çetelesini tutmak fikri; gazetelerin cinsiyetçi dille şiddeti yeniden üretiyor olmasına, kadına yönelik şiddetin yine bu haberlerle gerekçelendirilmesine ve maalesef bu konuda araştırma yapılmadığı, elde somut veriler olmadığı için olayların münferitleşmesine itirazla ortaya çıktı.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
01 Ekim 2009, Perşembe

“Erkeklerin Eylül’de 11, yıl başından bugüne kadarsa 125 kadın öldürdüğü” haberi üzerine bir okurdan “Seksizm, kör feminizm bunlar bir tarafa; toplumsal şiddetin temel kaynağını ‘erkek egemen toplum’ olarak görüyorsanız çok yazık” diye başlayan ve özetle şiddeti “erkek şiddeti” olarak değil “sistem şiddeti” olarak tanımlamak gerektiğini söyleyen bir e-posta üzerine,haberimizin çeşitli İnternet mecralarında tartışıldığı duyumundan devamla “çetelemizin” hikayesini paylaşmak gereği hissettik.

Bu tartışmanın, genel tabloya bakınca kadına şiddetin azaldığı -ve bu durumu, ramazan olmasıyla ilişkilendirdiğimiz- Eylül ayına denk gelmiş olması ironik.

İşin aslı “Erkekler kadın öldürüyor” başlığının seksizmle ilişkilendirilmesi veya “erkek değil sistem” denilerek eleştirilmesi çetelenin tutulmasının, kadına şiddetin sorgulanmasında ne kadar mühim olduğunu gösteriyor.

bianet’te -önceleri kolektif ardından benim sorumluluğumda- hazırladığımız “erkek şiddeti” çetelesini, 2008’in Nisan ayından bu yana gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan adli vakaları tarayarak ve kadına yönelik şiddeti, cinsel saldırı haberlerini derleyerek tutuyoruz.

Erkek şiddetinin çetelesini tutmak fikri; gazetelerin cinsiyetçi dille şiddeti yeniden üretiyor olmasına, kadına yönelik şiddetin yine bu haberlerle gerekçelendirilmesine ve maalesef bu konuda araştırma yapılmadığı, elde somut veriler olmadığı için olayların münferitleşmesine itirazla ortaya çıktı.

Kadınlar kadın oldukları için şiddete maruz kalıyorlar: Her gün üçüncü sayfalarda okuduğumuz “mini etek giydiği, başkalarıyla chat yaptığı, çalışmak istediği, beyaz pantolon giydiği, sevişme, birlikte olma teklifini geri çevirdiği, boşanmak istediği” için öldürüldükleri söylenen kadınların “kadın” olduklarından dolayı şiddete maruz kaldığını, katlediklerini anlatmanın bir yoluydu şiddet olaylarını alt alta sıralamak.

Sayılar yalan söylemez ama ya sayılar yoksa…: Erkek şiddetinin varlığını bilmekten öte durumun vahametine dair bir tablo, bir başvuru kaynağı oldu çetele. Özellikle son dönemlerde bianet’e telefon ve e-posta yoluyla ulaşıp “Bu ay kaç kadın öldürüldü?” sorusuyla muhatap olmak erkek şiddeti çetelesinin ne kadar önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini de gösteriyor.

Üstelik gazete haberleri adli makamlara yansıyan vakaları konu ediyor. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün aile içi şiddet araştırmasının sonucuna göre şiddete uğrayan kadınların yüzde 92’si şikayetçi olmuyor.

Ne yazık ki bu durumda bianet’in hali hazırda tuttuğu ve üzerine tartışma yürütülen çetelesi bile gerçek verileri yansıtmaktan uzak kalıyor, ancak sembolik bir gösterge olabiliyor. Sırası gelmişken çeteleden rahatsızlığın bir gün yüzde 8’e, yani belki de çetelemize girmekten korkuyor olmakla alakalı olduğunu tahmin ediyor ve anlıyoruz.

Neden “kadına yönelik şiddet” değil de “erkek şiddeti?”: Erkek şiddeti çetelesini tutarken üçüncü sayfa haberlerinde eleştirdiğimiz edilgen dilden de uzak kalmaya çalışıyoruz. Bu çeteleyi tutarken, yani şiddet haberlerini tararken süreç içinde kendiliğinden gelişen bir tutum aslında. İlk zamanlar “Bu ay X kadar kadın öldürüldü” derken artık “Erkekler X kadar kadın öldürdü” diyerek şiddetin bizzat failini haberleştirip maktulunu, mağdurunu yeniden deşifre etmemeye, öne çıkarmamaya çabalıyoruz.

Bu tavrımızı, haklar için habercilik yapan bianet’in mağdurun hikayesini yeniden kurgulamak yerine failin yargı sürecinin takibine dikkat çekmeyi gazetecilik etiği olarak benimsemiş olmasına dayandırıyoruz. Çok basit olan bir gerçek var ki kadına yönelik şiddetin önlenmesinde “caydırıcı ceza”lar önemli rol oynuyor.

“Erkek şiddeti”nden ne anlamalıyız?: Gazetelerin üçüncü sayfalarına sadece kemeriyle, bıçağıyla, silahıyla vs. kadınlara şiddet uygulayan erkekler konu olmuyor elbette. Ancak yine üçüncü sayfadan hareketle şiddet uygulayan kadınsa onun kadın olduğunun özellikle altı çiziliyor. Erkeklere oranla daha az şiddet haberinin öznesi olduklarını bizzat takip eden olarak söylemek gerekir. Diğer yandan kimi cinayetlerin, kadınların “ölmemek, hayatta kalmak” için kendilerini savunurken gerçekleştiği gerçeği inkar edilemeyecek kadar yaygın. Ama esas derdimizi şöyle özetleyelim: Tuttuğumuz çetelede “kadınlar erkek öldürmüyor” gibi bir iddia yok, ama kadınların “münferit” değil “organize ve sistematik” şekilde öldürüldüklerini, şiddete maruz kaldıklarını bizzat haberlere dayanarak söylüyoruz.

Çetele “kadın katlini” başlığına taşısa da tecavüz, taciz vakalarına da yer veriyor. Bu noktada bir parantez açıp tecavüzün “erkeğin kendini, güdülerini kontrol edememesiyle yaptığı eylem” olarak tanımlanmasına itirazımızı dile getirmeliyiz. Kadına cinsel şiddeti  “hastalık, sapıklık” değil sistematik erkek şiddetinin bir parçası olarak görüyoruz. Erkeğin kadını cezalandırma, üzerinde hak iddia etme, iktidar kurma araçlarından biri olarak cinsel şiddet, üçüncü sayfalarda “dişi kuyruk sallamazsa”ya varan ve kadını deşifre edip damgalayan, suçlayan, bir dille defaten kadını mağdur ederek, uzun lafın kısası kabul edilemez bir şekilde katlanarak sürüyor.

Küçük bir açıklama: Yapılan tartışmalarda söz konusu faili meçhul bir olayı “Diyarbakır’da hayvan otlatırken öldürülen Ceylan” örneği üzerinden çetelemize nasıl dahil ettiğimiz soruluyor. Cevabımız net: Patlayıcıların, havan toplarının, silahların başında kadınlar değil erkekler, erkek zihniyetler var.

bianet’in çetelesine konu olan “erkek şiddeti” vakalarının tek tek erkekleri kapsamadığını not düşmeye gerek yoksa da erkeklerin de erkek egemen sistemin mağduru olduğunu -bir kez daha- söylemeden geçmeyelim.

Toplumsal cinsiyetin erkeği otorite, iktidar sahibi olmaya zorladığı, çocukken eline oyuncak olarak silah verdiği, “namus” gerekçe edilerek yakını olan kadını öldürmesinin emredildiği bu topraklarda “erkek şiddetine karşı mücadele” sadece kadınların değil erkeklerin de sorunu.

“Erkek şiddeti çetelesi”nden ne murat ettiğimize gelince: umarız çetelemiz kadın katline, fiziksel, psikolojik, cinsel şiddete karşı mücadeleye bir damla da olsa katkıda bulunur. (EZÖ)

Reklamlar

Erkekler Eylülde 11 Kadın Öldürdü

Posted in kadına yönelik şiddet with tags , , , , , , on Ekim 2, 2009 by ifsaeylem1

Eylül ayında gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan haberlere göre erkekler 11 kadın öldürdü. bianet neredeyse her gün yaygın medyada okuduğumuz kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz haberlerinin çetelesini tutuyor.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
30 Eylül 2009, Çarşamba

Gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan adli vakaları tarayan bianet kadına yönelik şiddeti, cinsel saldırıları derleyerek erkek şiddetinin çetelesini tutmaya devam ediyor.

Geçen ay haberlere göre erkekler 11 kadını, 2009’un Ocak ayından bugüne kadar da 125 kadını öldürdüler.

30 Eylül

Cinayet

İstanbul’da Mustafa Öztel karısı Ayla Öztel’i pantolondan çıkarttığı kemerle boğarak öldürdü. Zanlı Öztel henüz yakalanamadı.

Cinayet

Sivas’ta İsmail A. (38), eşi Selda A.’yı (32) 11 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Zanlı İsmail A. teslim olurken cinayete eşinin kendisini aldattığını bahane etti.

Tecavüz

Çanakkale’de erkek arkadaşlarını dövüp para ve telefonlarını gasp ettikten sonra uzaklaştırıp, yanlarındaki iki genç kadına kıza tecavüz ettikleri iddia edilen A.A. (30), T.T. (18) ve Y.T. (24), gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi.

Tecavüz

13 yaşında zorla evlendirilen Sultan K. (30), eşi Hayrettin K. (41) hakkında kendisine yıllarca tecavüz ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Tutuksuz yargılanacak Hayrettin K.’nın 12 yıl hapsi isteniyor.

29 Eylül

Cinayet

İstanbul’da bir prodüksiyon şirketinin çalışanlarından Ayşegül Gürpınar işyerinde ölü bulundu.

28 Eylül

Cinayet

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde hayvanlarını otlatan Ceylan Önkol (14), uzaktan ateşlenen bir silah sonucu hayatını kaybetti.

26 Eylül

Cinayet

Bursa’da Malcılar Lisesi son sınıf öğrencisi G.Ş. (17), 1,5 yıldır çıktığı erkek arkadaşı Murat Recep Yurdaışık ile (20) tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

İşkence

Muğla’da M.Ç. (40) ısıttığı bıçak zoruyla eşi Y.Ç.’nin (35) cinsel organını dağladı. İfadesinde eşinin bir arkadaşıyla ilişkiye girdiğini öne süren M.Ç., tutuklandı. Y.Ç. ise, Köyceğiz Devlet Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından doktor nezaretinde taburcu edildi.

25 Eylül

Cinsel saldırı

Antalya’da evlerine gittiği H.G. ve M.L.’nin  kendisiyle seks yapmak istemeleri üzerine pencereden atlayan D.Z. tedavi altına alındı. H.G. ve M.L. tutuklanarak cezaevine konuldu.

24 Eylül

Tecavüz

Siirt’te S.K.’yı, (11) ‘Bayram şekeri vereceğim’ diyerek kandırıp tecavüz ettiği ileri sürülen H.S., (21) tutuklandı.

22 Eylül

Cinayet

Giresun’da bahçedeki yaprakların kıpırdadığını gören Sedai Yılmaz, tabancayla ateş etti, ancak kontrol etmek için tarlaya gittiğinde, yengesi Nurgül Yılmaz’ın cesediyle karşılaştı. Ağır yaralanan Yılmaz kurtarılamadı.

Cinayet

Kocaeli, Karmürsel’de biri kadın diğeri erkek iki kişinin cesedi bulundu.

21 Eylül

Yaralama

Nevşehir’de  eşi G.G.’yi (38) i İ.Ö. (32) ile birlikte gören A.G., (43) İ.Ö.’yü önce bıçakladı, sonra başını taşla ezerek öldürdü, ardından da eşi G.G.’yi bıçaklayarak yaraladı. Polis tarafından gözaltına alınan A.G. ise sorgusunun ardından Adliye’ye sevk edilecek.

Tecavüz

Konya’da 10 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz ettiği öne sürülen Mustafa D. yakalandı.

Tecavüz

Antalya’da 15 gün önce tanıştığı erkek arkadaşı 18 yaşındaki Eren P.´nin evlenme vaadiyle kendisine tecavüz ettiğini ileri süren 17 yaşındaki H.F., polise başvurdu.

Tecavüz

Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne annesiyle birlikte tatile gelen İngiliz üniversite öğrencisi S.S.’ye tecavüz ettiği ileri sürülen barmenler S.T. ve A.K. tutuklandı.

20 Eylül

Zorla seks işçiliği

Antalya’da polis bir baskında 15 yaşındaki kız çocuğunu erkeklere pazarladığı iddia edilen Saliha K., Metin P., Orhan K.’yı gözaltına aldı.

Cinayet

Aydın’ın Söke ilçesinde Cevdet İ. ayrı yaşadığı eşi Rukiye İ.’yi sokakta tabancayla ateş ederek öldürdü.

17 Eylül

Taciz

Samsun’da bir sitede kapıcılık yapan 24 yaşındaki Fedai K., apartmana giren 14 yaşındaki F.D.’ye tokat atıp yanağından öptüğü iddiasıyla polis tarafından gözaltına alındı.

16 Eylül

Şiddet

Sakarya’da, sahur vakti kahveden eve gelen C.T., karısını, bir başka erkekle birlikte evde buldu. C.T., karısı ve erkeği dövdükten sonra ellerini ve ayaklarını bağlayıp, polis merkezine giderek şikayette bulundu.

15 Eylül

Silahla yaralama

İzmir’de bir kadın iki erkeğe havalı silahla ateş açıp yaralayan 16 yaşındaki H.B. ve aynı yaştaki O.B. adliyeye sevk edildi.

10 Eylül

Tecavüz

İstanbul’da Yelda A. yakın arkadaşı Müslim K.’nın tecavüzüne uğradığı şikayetiyle polise başvurdu. Adli Tıp Kurumu’nda kontrolden geçirilen Yelda A.’nın tecavüze uğradığı tespit edilirken, kıyafetlerinden de zanlıya ait sperm örnekleri alındı. Zanlı Müslim K.’yi arıyor.

Tecavüz

Çorum’da kayıp olduğu için ailesinin başvurusu üzerine polis tarafından aranan Z.N. (13) iki hafta sonra bulundu. Z.N., ifadesinde tecavüze uğradığını ve ilişkiye zorlandığını iddia etti. Polis tarafından olayla ilgili gözaltına alınan Ferdi Ş. (21),  Hasan Emrah S. (21) ve Kadir Ç. (19), çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı.

Cinsel saldırı

Eskişehir’de bir otomobil içinde 2 kişinin cinsel tacizine uğrayan Z.K. (24), tecavüzden Eskişehir Osmangazi Üniveristesi’ne sığınarak kurtuldu. Polis tarafından yakalanan Hasan Er ile Çağlar Başöre ise çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Cinsel saldırı

Bursa’da kendisini ‘medyum’ olarak tanıttığı ailenin 8 yaşındaki kızına ‘cinsel istismarda bulunduğu’ öne sürülen 57 yaşındaki tutuklu sanık Şerif Ahmet Beis hakkında 8 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Yaralama

Adana’da, Bülent Akdöner (32), eşiyle beraber olan iş arkadaşı Coşkun Çiçek’i (45) öldürüp, eşi Fatma Akdöner’i (24) de yaralayıp sakat bıraktı.

9 Eylül

Cinayet

Burdur’da ihbar üzerine bir eve giden polis, 16 yaşındaki Reyhan Basravi’nin çıplak cesedi ile karşılaştı. Olayla ilgili 2 kişi gözaltına alındı.

Cinayet

Tekirdağ’da Meryem Çimen (36), ayrılmak istediği sevgilisi Kudbettin Gürbüz (44) tarafından kalbinden 5 kez bıçaklanarak öldürüldü.

7 Eylül

Cinayet

Mersin’de sahil kenarında Nurgül Küçük’ün (27) ölü, Şefika Kayra’nın (17) başından yaralı bulundu. Soruşturma sürüyor.

bianet’in tuttuğu kadına şiddet çetelesini görmek için tıklayınız. (EZÖ)

Öldürdüm Onu Baba

Posted in nefret cinayetleri with tags , , , , , on Ağustos 30, 2009 by ifsaeylem1
Çarşamba, 26 Ağustos, 2009
Funda’ya  …
Simge’ye …
Mehmet’e …
Melek’e …..
ve nefret cinayeti kurbanı tüm ruhlara….
Öldürdüm onu baba!
Aktı kanı sokaklardan. Öylece yüzüme bakakaldı. Karanlıktı, kediler miyavlıyordu. Havada tek bir bulut dahi yoktu. Yıldızlar o kadar parlaktı ki, zifiri karanlığın içinde kıpkızıl aktı kanı sokaklardan. Baktı bana, yüzüme. Bakakaldık öylece. Benim elimde silah, onun elinde ise kırılmış bir bardak vardı. Olmamalıydı. Bir katil bakmamalıydı onun gözlerine. Açıktı. Gözleri tamamen açıktı. Sanki beni görüyormuş gibi. Kapattım gözlerini. Elledim ona son kez. Soğuktu, boğazından yükselen buharın aksine. Tükürdüm. Tam iki gözünün ortasına tükürdüm. Kan vardı suratında, ellerinde. Sokak hep kan oldu.
Bana öyle bakma baba!
O insan değildi ki hem. Onun ne annesi vardır ne de babası. Biliyorum senin gözünde hiçbir zaman hiçbir şey olamadım fakat bu sefer erkek oldum bak. Gönderdim onu öbür Dünyaya. Kimse duymadı. Ne silah sesi vardı ne de çığlık. Bağıramadı ki baba. Eminim onun sesi de yoktur. Parlıyordu. Zifiri karanlığın içinde bıçağım kıpkızıl parlıyordu.
Daha önce birisini hiç öldürmemiştim baba. Daha önce ben hiç kan görmemiştim ki.
Hayır baba. Bağırma bana.
Doğruydu yaptıklarım değil mi? Sen ne dersen de, o artık yok baba. Kim bilir tamamen akıp gitmiştir sokaklardan. Polisler gelmiş bir siyah naylona bağlayıp atmışlardır bir buzdolabına. Sakın arama polisi. Bir daha görmek istemiyorum o yeri. Hem bak, para da var cebimde. Bir de cep telefonu. Hem kim uğraşır onunla şimdi? Yapma baba. Ben senin oğlunum. Kıyar mısın hiç bana?
Öldürdüm onu baba !
Hiç acımadan, gözümü hiç kırpmadan. Bir insan olduğunu unutup, koyun gibi doğradım baba. Bakma bana öğle. Ağlamıyorum. Hem hiç ağlar mıyım kız gibi? Pişman oldum sanma sakın.
Elledi baba!
Namusuma elledi!…
Arda Fıratlı

Transseksüel Eda Yıldırım’ın katil zanlısı yakalandı

Posted in nefret cinayetleri, trans cinayet with tags , , , , , , , , on Ağustos 9, 2009 by ifsaeylem1
Pazar, 9 Ağustos, 2009

Bursa’nın merkez Yıldırım ilçesinde 23 Martta bir çöp konteynerinin yanında çuval içinde başı kesik halde bulunan transseksüel Eda Yıldırım’ın katil zanlısı yakalandı.

Alınan bilgiye göre, cinayetle ilgili soruşturmayı sürdüren güvenlik güçleri, Yıldırım’a ait otomobilde bulunan peçetedeki sperm izinden yola çıkarak, daha önceden maktulle ilişkisi olduğunu belirledikleri S. Ö.’yü (29) gözaltına aldı.
Zanlının emniyetteki sorgulamasında, Yıldırım ile uzun zamandır ilişkisinin olduğunu, olay günü pikniğe gittiklerini, orada cinsel ilişkiye girdikten sonra Yıldırım’ı oteline bıraktığını, kendisinin de evine giderek uyuduğunu, cinayetle ilgisinin bulunmadığını söylediği öğrenildi.
S. Ö., sorgulamasının tamamlanmasının ardından çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.
Yıldırım ilçesine bağlı Yunus Emre Mahallesinde devriye görevi yapan güvenlik güçleri, Yaprak Sokaktaki çöp konteynerinin yanında bir çuval olduğunu fark etmiş, çuvalı açtıklarında başı kesik bir cesetle karşılaşmıştı. Çeşitli yerlerinde bıçak izleri bulunan cesedin, Ankara’da yaşayan 38 yaşındaki transseksüel Eda Yıldırım’a ait olduğu tespit edilmişti.
Haber7
07/29/2009

Bildik bahane: “Cinsel organımı elledi, öldürdüm!”

Posted in Uncategorized with tags , on Ağustos 7, 2009 by ifsaeylem1
Perşembe, 6 Ağustos, 2009
İstanbul’da ormanda bir erkek cesedi bulundu. İnternethaber.com sitesinde yayınlanan habere göre “Cinsel organımı elledi, öldürdüm” dediği söylenen katil zanlısı R. K.’nin polis tarafından gözaltına alındığı belirtildi.
İstanbul Ümraniye’de işçi emeklisi M. T., bir parkta tanıştığı temizlik görevlisi R. K. tarafından öldürüldü. K.’nın, Tepe’yle parkta tanıştıktan sonra cinsel ilişkiye girmek için gittikleri ormanda öldürdüğünü söyleyerek cinayeti itiraf ettiği belirtildi.

Öldürdükten sonra telefonu kullanmış

24 Temmuz’da Ümraniye’deki evinden sabah saatlerinde ayrılan 48 yaşındaki M. T.’den bir daha haber alınamadı. Evli ve iki çocuk babası olan T.’nin cesedi 27 Temmuz’da Ümraniye Şile Otobanı üzerindeki ormanlık alanda bulundu. Başına defalarca taşla vurularak öldürüldüğü belirlenen T.’nin ağaçlar arasına gizlenen cesedinin çevresinde polis inceleme yaptı. Ümraniye Araştırma Bürosu ekipleri yaptıkları teknik takip sonucunda, T.’nin telefonunun cinayetten kısa süre önce R. K. tarafından sadece 17 saniye kullanıldığını belirledi.
Bildik bahane: ‘Bana cinsel tacizde bulundu’

Ömerli’de bir otelde temizlik görevlisi olarak çalışan 22 yaşındaki R. K. gözaltına alınırken suçunu hemen itiraf ettiği belirtildi. K., olay günü Çakmak Mahallesi’ndeki bir köprüde tanıştığı T.’nin kendisine cinsel tacizde bulunduğunu bu nedenle öldürmeye karar verdiğini söyledi.
K.’nın, “Parkta otururken cinsel organımı elledi ve ormana giderek ilişkiye girmek istedi. Ben de onunla ormana doğru yürüdüm. Bu sırada bir akrabamı aramak için telefonuna kendi kartımı takarak konuştum. Ormanda aramızda tartışma çıktı ben de önce başına taşla vurdum. Ardından bir kemik parçası buldum ve başına vurarak öldürdüm”dediği öğrenildi.
Ümraniye Araştırma Bürosu ekiplerinin araştırması sonucu ormandan arkasında hiçbir delil bırakmadan ayrılan katil zanlısının 17 saniyelik telefon konuşması üzerine yakalandığını öğrenildi. Yapılan incelemenin ardından cinayette kullanılan kemik parçasının ve taşların bulunduğu belirtildi.(AE)
internethaber.com
08/06/2009

“Tahrik nefret, Sorumlu devlet”

Posted in basın açıklaması, nefret cinayetleri with tags , , , , , , , on Ağustos 7, 2009 by ifsaeylem1
Perşembe, 6 Ağustos, 2009
Haber: Hülya Sur

Son on gün içerisinde, İzmir’de, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini hedef alan, üç ayrı nefret saldırısı gerçekleştirildi.

İzmir’de Nefret Saldırıları Protesto Edildi

İzmir’de son günlerde meydana gelen nefret saldırıları, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin çağrısı ile protesto edildi.

LBGTT Haklar Platformu tarafından İzmir Alsancak’ta düzenlenen (1 Ağustos Cumartesi) basın açıklamasıyla LGBTT’lere yönelik saldırılar protesto edildi.


“Tahrik nefret, Sorumlu devlet”

Eylem, Kıbrıs Şehitleri Caddesinde, Tansaş önünden, Sevinç pastanesi önüne kadar gerçekleştirilen yürüyüş ile başladı. Eyleme yaklaşık altmış kişi katıldı. Yürüyüş boyunca sık sık “Haksız tahrik, Katillere teşvik”, “Tahrik nefret, Sorumlu devlet”, “Transfobi vuruyor, Yargı koruyor”, “Homofobik medya istemiyoruz”, “Baskı şiddet ahlaksa, Biz ahlaksızız” sloganları atıldı.
Eylem, Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden Deniz San tarafından okunan metinle sona erdi.
LGBT Hakları Platformu adına İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği’nin okuduğu Basın Açıklaması metninin tamamını:

Son on gün içerisinde, İzmir’de, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini hedef alan, üç ayrı nefret saldırısı gerçekleştirildi.

17 Temmuz tarihinde, Konak’ta, bir gey evinde bıçaklanarak öldürüldü.
19 Temmuz’da, İzmir Kemalpaşa’da, transseksüel bir kardeşimizin cesedi, naylona sarılmış halde gömülü olarak bulundu. Kimliği hâlâ saptanabilmiş değil.
24 Temmuz Cuma akşamı Alsancak’ta transseksüel arkadaşımız Zirve bıçaklanarak yaralandı.
Eşcinsel ve transseksüel bireylere yönelik bu saldırılar, eşcinsellere ve transseksüellere yönelik bilinen ayrımcı uygulamaların fiziksel şiddete dönüşmesidir.
Türkiye’de, transseksüellerin, eşcinsellerin, kadınların yaşam hakları kolayca gasp edilir.
“Ters ilişki teklif etti”, “Sen de erkek misin, dedi” katillere öğretilir ki, birkaç yıl yatıp çıkmanın sihirli formülü bu cümlelerde gizlidir.
Çünkü Türkiye’de yargı cinsiyetçidir, homofobiktir, transfobiktir. Erkekliğe dil uzatılmasına müsaade etmeyecektir. Trans cinayetlerinde, gey cinayetlerinde, kadın cinayetlerinde kurbanlarla değil, katillerle özdeşlik kurması bundandır yargının.
İfadelerde beyan edilen “öldürme bahaneleri”ni esas alarak, ceza indirimleriyle, katilleri kollaması bundan…
Baki Koşar ve diğer pek çok gey, trans cinayetinde verdiği hükümlerle yargı; kendi ideolojisinin ataerkil, heteroseksist olduğunu defalarca açık etmiştir.
Yargıdaki bu ağır maço zihniyet dönüştürülmedikçe, transseksüel, eşcinsel ve kadın cinayetleri son bulmayacak. Katiller kendilerini katil gibi görmeyecek, nefret cinayetlerine toplumsal hatta yasal bir onay verildiğini düşüneceklerdir.
Medya, katillerin ağzından dökülmüş cümleleri manşete çekip, yaşam hakkı ihlal edilmiş olan kurbanları suçlamayı hep sevdi.
Medyadaki cinsiyetçi, transfobik, eril dil dönüştürülmedikçe; nefret söylemlerinin etkisindeki lümpen erkeklerin saldırıları son bulmayacaktır.
Oysa Anayasa’nın 17. maddesi, yaşama hakkını “herkes için” güvence altına almaktadır.
Buna göre;
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

Yaşama hakkı kişilerin etnik kökeni, dini, dili, cinsel yönelimi, cinsiyet kimliğine göre ayrı ayrı değerlendirilemez. Hiç bir yurttaşın canı bir diğerinden daha kıymetsiz değildir.
Türkiyeli LGBTT’ler olarak;

Cinsel yönelim ve Cinsiyet Kimliği ibarelerinin, Anayasa’nın eşitliği düzenleyen, onuncu maddesine eklenmesi,
Nefret Suçlarının; Ağırlaştırıcı Sebep ya da Bağımsız bir Suç tipi olarak yasada tanımlanmasını ve etkili bir şekilde uygulanmasını,
Transseksüellere yönelik baskıcı, polisiye uygulamalar yerine LGBTT bireylere yönelen şiddeti önleyici etkin tedbirler alınmasını,
Genel ahlaka aykırılık bahanesiyle Eşcinsellere yapılan baskıya son verilmesini, talep ediyoruz.” (AE)


LGBT Hakları Platformu


Siyah Pembe Üçgen Izmir Dernegi
Kaos GL Derneği
Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği
MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Dernegi
Piramid Diyarbakır LGBTT Oluşumu

Destekleyen topluluk ve STK’lar

Alakasızlar
Amargi İzmir
Bağımsız Kadın İnisiyatifi
Çeviri Eylem Kolektifi
İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Nefret Cinayetlerini Duyuruyoruz İnisiyatifi
Sosyalist Demokrasi Partisi İzmir İl Örgütü
Yeşiller İzmir

Fotoğraflar: Dicle Haber Ajnası

Kaos GL

“İzmir Polisinin Tavrı Nefret Suçlarını Önlemiyor; Artırıyor”

Posted in ayrımcılık - şiddet, nefret cinayetleri with tags , , , , , , , , on Ağustos 4, 2009 by ifsaeylem1

Avukat Özsoy, “Bir haftada bir gey ve transseksüel kadının öldürüldüğü, bir transseksüel kadının da bıçaklı saldırıya uğradığı İzmir’de polisin tavrının LGBTT’lere yönelik şiddeti arttırdığını” söyledi. “Polisi nefret suçlarını önlemeye yönelik adımlar atmaya” çağırdı.

İzmir – BİA Haber Merkezi
04 Ağustos 2009, Salı

İzmir’de Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden avukat Elif Ceylan Özsoy‘un bianet‘e verdiği bilgiye göre 17-24 Temmuz tarihleri arasında bir gey ve bir transseksüel kadın öldürüldü, bir başka transseksüel kadın da bıçaklanarak yaralandı. Olayların failleri yakalanmış değil.

Eski İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın‘ın izlediği Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel (LGBTT) bireyleri yok sayma ve kentin dışına sürme uygulamalarının sürdüğünü belirten Özsoy’un anlattığına göre Derneğin 1 Ağustos’ta, yaşanan olayları protesto etmesinin ardından polis eyleme katılan iki transseksüeli karakola götürerek tehdit etti.

Özsoy’la İzmir’de LGBTT’lere yönelik artan şiddeti ve polisin tavrını konuştuk.

“Halk LGBTT’leri de, onlara yönelik şiddeti de görmüyor”

“İzmir’de genel bir görmezden gelme var. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehir olmasına rağmen daha çok büyük bir kasaba havası taşıyor olmasının da getirdiği bu tavır LGBTT bireylere yapılan olumsuz uygulamaların da görünmemesine neden oluyor.”

Siyah Pembe Üçgen derneği çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da desteğiyle 1 Ağustos’ta, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde yaşanan olayları protesto eylemi yaptı.

Özsoy, sloganlar eşliğinde yaptıkları yürüyüşe hiçbir olumsuz tepkiyle karşılaşmamalarını da bu görmezden gelmeye bağlıyor ve “görünür oldukça halkın ve emniyetin gerçek tepkisini ölçebileceğiz” diyor.

Çapkın’ın özellikle transseksüel kadınları yaşadıkları merkezi yerlerden sistemli bir şekilde kent dışına sürdüğünü, seks işçiliği yapan insanları çalışamaz hale getirdiğini kaydeden Özsoy beklentilerini şöyle aktarıyor:

“Çapkın’ın döneminde yapılan uygulamalar sürüyor. İzmir Emniyeti nefret suçlarını önleyici uygulamalara bir an önce geçmeli. Bir transseksüel kapısının önüne çıktığında ona ceza yazmak, evinin kapısının altından biber sıkmak gibi hukuki olmayan uygulamalar sayesinde nefret suçları da artıyor. Toplumun her alanda körüklediği transfobiyi polisin bu uygulamaları da arttırıyor ve şehirde LGBTT’lere yönelik şiddet ve cinayetler giderek artıyor.”

Polisin eyleme katılan iki kişiyi tehdit etmesini “İzmir polisi mağdur olanın mağduriyetini ifade etmesinden rahatsız” diyerek tarif eden Özsoy, “bu tip davranışların bir an önce terk edilmesi gerektiğini ve LGBTT’lere yönelik insan hakları ihlallerinin azaltılması yönünde çalışmalar yapılması gerektiğini” söyledi.(BÇ)