din için arşiv

Vatikan ve nefret eş anlamlı iki kelime

Posted in ayrımcılık - şiddet, din, nefret suçları with tags , , , , , , , on Mart 26, 2009 by ifsaeylem1
Pazartesi, 23 Mart, 2009

Fransa öncülüğünde 19 Aralık 2008 tarihinde Birleşmiş Milletler’e LGBT hakları ile ilgili bir bildiri sunulmuştu. Obama’nın yönetime gelir gelmez ABD’nin de bildirgeyi destekleyenler tarafında yer alacağını duyurması ile tekrardan gündemde büyük bir yer tutan bildirge, aslında önemli ipuçları barındırıyor. Bildirge BM bünyesinde görüşülürken Vatikan’ın BM temsilcisi LGBT konusunda Vatikan’ın resmi görüşlerini açıklarken şu ifadeleri kullanmıştı: “Vatikan, eşcinsel bireylere karşı uygulanan her türlü ayrımcılığın önlenmesinin savunucudur ve devletlere eşcinselliği suç olarak düzenleyen yasalarını tadil etmeleri çağrısında bulunur.” Ama Vatikan bu görüşlerini bir hafta geçmeden değiştirmiş olsa gerek. Çünkü 24 Aralık 2008 günü, Papa 16. Benediktus Noel mesajında LGBT konusuna da değinmişti. Papa’ya göre eşcinsellik, yağmur ormanlarının tahrip olması kadar büyük tehlike kaynağı oluşturuyor ve kimin erkek ya da kadın olduğuna karar verenin insanlar değil “Tanrı” olduğunu savunuyordu. Olay bununla da bitmiyordu. Karmaşa aslında tam da burada boy gösteriyordu. Çünkü ana-akım medya için muhteşem bir fırsat niteliğindeydi Papa’nın sözleri. Hergün nefret yayınları kurgulayan medya, bu kez 3. sayfada hunharca katledilen LGBT bireylerin resimleri yerine Papa’nın sözlerini Onur Yürüyüşleri’nden alınmış yarı çıplak erkek ve kadın resimleri ile süslemişti. Zaten amaç LGBT bireylere nefret beslenmesine katkıda bulunulması olduğu için yayınlanan haberlerin şeklinin bir önemi yoktu.

Papa’nın söylemleri içinde ana-akım medyanın yer vermediği ufak bir ayrıntı daha vardı. Papa, Nikola Kopernik’in çalışmalarından ilham almış Galileo Galilei’nin teleskopu kullanarak 400 yıl önce uzayı izlemesini kutluyordu. Papa, hatta bununla kalmayıp o dönemde engizisyon mahkemelerinin vermiş olduğu kararların büyük hata olduğunu ekliyordu. Papa V. Paul, 1613 yılında Galilei’yi “cehennemlik” ilan etmişti. Çünkü kliseye göre “İsa güneşe, sabit durması için emir vermişti ve güneş sabit durmaktaydı”. Ama Galilei bunun aksini kanıtladığı için ev hapsine mahkum edilmişti.
Neden mi bahsediyorum tüm bunlardan? Papa yine masum insanların hayatlarını etkileyen sorumsuz açıklamalar yapmaya devam ediyor. Hazret, Afrika’ya giderken uçakta yapmış olduğu son açıklamasında, Katolik Klisesi’nin prezervatif kullanılması ile ilgili görüşlerini aktardı. Papa “Prezervatifler, Afrika’da HIV ve AIDS’e karşı verilen şavaşa çare olmadığı gibi olayın tehlikesini artırıyor.” “Yaşanan trajedi sadece para ile çözümlenemez ve tehlikenin önlenmesi için dağıtılan prezervatifler olayın daha da kötüleşmesine yol açar” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz ay içinde Papa yapmış olduğu başka bir açıklamasında ise, prezervatiflerin HIV virüsünün geçebileceği kadar küçük deliklere sahip olduğuna vurgu yapmıştı. Tabii tüm bunların altında yatan sebepse, klisenin sahip olduğu geleneksel öğreti olan “evlilik sırasında yapılan güvenli seks”. Ve Papa’ya göre bunun haricindeki tüm yöntemler HIV ve AIDS için çözüm yöntemi oluşturmuyor. Yani kısacası Afrika da Papa’nın sorumsuzca yapmış olduğu açıklamalarından dolayı ölen ve ölecek olan insanların, insan olarak bir değeri yok; önemli olan klisenin öğretileri.
Merak edilen ise yine aradan uzun yıllar geçtiğinde birgün “Papa XXX Prezervatifkus” bir açıklama yapıp prezervatifin gelişimini sağladıkları için bilim insanlarına teşekkür edecek mi? Ya da o dönemde yapılan açıklamaların yanlış olduğunu, LGBT bireylerin hayatlarına mal olan, masum bireylerin AIDS ve HIV kaynaklı ölümlerine sebebiyet veren açıklamaları dolayısı ile özür de dileyecek mi? Klise, bilimin artık klisenin dogmasının önüne uzun yıllar önce geçtiğini fark edecek mi?
Kaos GL
Reklamlar

RECME KARŞI 1 MİLYON İMZA

Posted in kadına yönelik şiddet with tags , , , on Mart 19, 2009 by ifsaeylem1

Kadına karşı katliam 21. yüzyıla girdiğimiz bu yıllarda açık ve gizli olarak halen devam etmektedir. Bir toplumun, bir ülkenin ne kadar demokratik ve özgürlükçü olduğunun en somut göstergesinin, kadının demokratik ve özgürlük düzeyi olduğunu kabul etmekteyiz. Ancak günümüz dünyasına baktığımızda  birçok ülkede kadının düşünsel, iradesel, bedensel katliama tabii olduğu görülmektedir.

Kadın inanç adına, gelenek adına ve yasalar adına hala geri ölçülerde yargılanmakta, mahkum edilmektedir. Bunun en vahşi uygulamalarından biri de recm yöntemiyle katliama uğramasıdır. Zina ile yargilanan Kadinin ve Erkegin  taslanarak öldürülmesinin adidir recm. Dünyamizin bir cok yerinde özellikle kadinin özgür iradesine ve bedeline din, gelenek gibi nedenlerle tahaküm kurulmakta. Öngörülen davranış biçimine karşı  davranıştan cezalandırılması meshurlastırılmakta. Kadın hakları insan hakları olmasına rağmen recm yöntemi en yoğun olarak İran, Afganistan, Pakistan, Suudi Arabistan gibi ülkelerde yasalarda yer almakta ve yasal olarak uygulanmaktadır.
Biz aşağıda imzası bulunan demokrasi, özgürlük, insan ve en somut olarak kadın haklarından yana olan insanlar olarak kadinin özel hayatina tahaküm kurulmasina ve bunun bir ifadesi olan recm uygulamalarına ‘hayır’ diyoruz.
Bu uygulamaların tamamen durdurulması ve insanlık dışı uygulamalar (insanlik sucu) olarak kabul edilmesini istiyoruz.
Bu çerçevede BM’yi, konuyu gündemine almasını, recmi uygulayan devletlere baskı yapmaya çağrıyoruz.
Yine başta BM olmak üzere uluslararası tüm kurumların konuya dönük kampanyalar başlatmasını ve recm cezasını uygulandığı ülkelerde gereken yasal ve toplumsal düzenlemelerin yapılması yönünde girişimlerde bulunmasını talep ediyoruz.
IMZA ATMAK ICIN BURAYA BAIN LUTFEN http://www.stopthestoning.com/Petition/index.php?dil=Turkce
DIGER DILLERDEKI METIN ICIN http://www.stopthestoning.com/Petition
Ilk Imzacilar ;
Dr. Shirin Ebadi, Human Rights Lawyer and Nobel Peace Prize Laureate; Danielle Miterrand, President of France Libertes Fondation; Waris Dirie, Special Ambassador for the Elimination of Female Genital Mutilation, Chevalier of the Legion honor and writer; Louisa Morgantini, Vice President of European Parliament, Italy; Dr. Prof Yakın Ertürk, United Nations Special Reporter on Violence against Women;Yüksel Mutlu , President of Turkey Peace Parliament, Turkey; Edite Estrela, Vice President of the European Parliament Committee on Women’s Rights and Gender Equality; Kariane Westrheim, Chair of EU Turkey Civic Commission (EUTCC) and Associated Professor at University of Bergen, Norway;Ms. Aagot Valle, MP The Socialist Left Party, Norway. Member of the Standing Committee on Foreign Affairs and the Enlarged Foreign Affairs Committee;  Sebahat Tuncel, MP, Turkey;  Meral Danış Beşta, Secretary of the Turkey Peace Parliament, Turkey; Reyhan Yalçındağ, Secretary of Turkey Peace Parliament, Turkey; Anne Van Lancker, Member of the European Parliament Committee on Women’s Rights and Gender Equality; Marie Panayotopoulos-Cassiotou, Member of the European Parliament Committee on Women’s Rights and Gender Equality; Edite Estrela, Vice President of the European Parliament Committee on Women’s Rights and Gender Equality; Doreya Awni, Member of Kurdish National Congress, Journalist, Egypt ; Meltem Arıkan, Writer, Turkey; Eren Keskin, Lawyer Turkey; Dr Işık İşcanlı, Psycholog Netherlands; Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu-Kırk Yamalı Bohça, Theatre Group, Turkey; İlda Simonian, Artist, Netherlands; IFE-EFI ife@efi-europa.org;  Femmes Solidarires;  Stop Honor Killings;  World Women’s March;  Women’s Global Network and Reproductive Rights;

Jamaika eşcinsellere ceza uygulamasına devam ediyor

Posted in eşcinsellere ceza with tags , , , , , , on Mart 15, 2009 by ifsaeylem1
Cumartesi, 14 Mart, 2009

Jamaika Başbakanı Bruce Golding parlamentoda yaptığı bir açıklamada, uluslararası baskıya rağmen eşcinselliğe yönelik hapis ve zorunlu angarya cezası uygulamasına devam edileceğini söyledi.

Jamaika Observer’ın bildirdiğine göre Golding, “her toplum kendi ahlak standartlarını korumalı. Eğer güçlü bir lobi yüzünden geri çekilirsek, baraj yıkılır” açıklamasında bulunarak, örgütlerin, aktivistlerin ya da yabancı hükümetlerin etkisiyle geri adım atmayacağını ima etmiş oldu. Golding aynı zamanda Jamaika’da kimsenin ‘cinsel yönelimleri ya da hayat tarzları’ nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiğini de söyledi. Buna rağmen, ülkede yaşayan herkesin Hrıstiyan ilkelerine göre düzenlenmiş olan anayasaya uyması gerekiyor.

“Yabancı değerler”

Geçen sene Golding, eşcinselliğin ‘yabancı değerlere’ ait olduğunu ve bu nedenle reddedilmesi gerektiğini açıklamış ve basında, özellikle İngiliz basınında yer alan bu yasağa yönelik eleştirilerin de, sömürgeciliğin yeni bir formu olduğunu ileri sürmüştü.

Jamaika’da açık yaşayan eşcinseller, zorunlu hizmet de dahil olmak üzere, on yıl hapis cezası ile cezalandırılıyor. Bunun dışında, geylere yönelik linç girişimleri de oluyor. Almanya’da Dışisleri Bakanlığına ait kurumlar ise Jamaika’ya tatile giden eşcinsel vatandaşlarını bu konuda dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.
Queer.de
kaynak: kaos gl