halil ibrahim dinçdağ için arşiv

25 haziran pride panelleri

Posted in pride with tags , , , , , , , on Haziran 24, 2009 by ifsaeylem1
Nefret Suçları

Moderatör : Fırat Söyle – Lambdaistanbul  Gönüllüsü
Vildan Yirmibeşoğlu – Istanbul Valiliği Insan Hakları Kurulu
Av. Elif Ceylan Özsoy – Siyahpembe Üçgen İzmir Temsilcisi
Jennifer Petzen – GLADT Temsilcisi
Sinem Kuzucan – Pembe Hayat LGBTT Derneği Temsilcisi
25 Haziran Perşembe
Yer: XLarge
13.00 – 14.30


——————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————

Yeşil Sahalarda Görmek İstemediğimiz Haraketler

Moderatör: Bawer Çakır
Halil İbrahim Dinçdağ – Futbol Hakemi
Bağış Erten – Köşe yazarı/yorumcu
Handan Koç – Feminist Yazar
25 Haziran Perşembe
Yer: XLarge
15.00 – 16.30


——————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————

“Elif Şafak ile Aşk Üzerine”

Moderatör: Gülce Okyay – Lambdaistanbul Gönüllüsü
Elif Şafak  (Yazar)
25 Haziran Perşembe
Yer: Xlarge
Saat: 17.00 – 18.00

Pinhan’da bir hermafroditi yazdı.
Şehrin Aynaları ile engizisyondan kaçan bir yahudiyi.
Mahrem’de görmek ve görülmek üzerine kafa yordu.
Bir süre Bit Palas’ta oturdu.
Araf’ta yabancılık duygusuna, iki aradalığa değindi.
Baba ve Piç birbirine düşman iki kardeş, iki tezi anlattı.
Med-cezir
Siyah Süt
ve Aşk!

Elif Şafak hep ötekini anlattı kitaplarında. Ötekini var etti yazarak.
Var olsun! Daim olsun!

Elif Şafak’la aşktan ötekine, tüm ötekilere uzanan bir sohbete davetlisiniz.


——————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————

Örgütlenme Politikaları (Forum)

Kolaylaştırıcı: Mehmet Tarhan – Yeşim Başaran (Lambdaistanbul)
Elif KARAN – Emekçi Hareket Partili Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti ve Transseksüeller
LGBTT Örgüt ve Çalışma Grubu Temsilcilerinin katılımıyla
25 Haziran Perşembe
Yer: Xlarge
Saat: 18.30 – 20.00

Reklamlar

Homofobi’ye Kırmızı Kart Gösteriyoruz!

Posted in lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık with tags , , , , on Mayıs 28, 2009 by ifsaeylem1
Perşembe, 28 Mayıs, 2009
LGBTT Hakları Platformu, hakem Halil İbrahim Dinçdağ’a destek vermek için Taksim’de, 22 Mayıs Cuma günü bir eylem gerçekleştirdi.

“Homofobi’ye Kırmızı Kart Gösteriyoruz!” başlıklı açıklamanın tam metni:

“Eşcinsel olduğunu beyan ederek askerlikten muafiyet raporu alan Halil İbrahim Dinçdağ’ın, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Merkez Hakem Kurulu (MHK) Hakemliğe Giriş Unvan ve Klasmanlara Ayrılma ile Vize Yenileme, Kural, Prensip ve Yönetmelikleri İç Talimatları 25. maddesindeki  “Sağlık problemleri nedeniyle askerlikten muaf tutulanlar hakemlik yapamaz” ifadesi nedeniyle mesleğini yapmasına izin verilmemiştir.
Eşcinsellik,  Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1992 yılında “hastalıklar” listesinden çıkarılmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Askeri Psikiyatri ise eşcinselliği hâlâ hastalık olarak görmeye devam ediyor ve eşcinsellere “çürük raporu” veriyor. Askere gitmek istemeyen ve bu raporu almak isteyen bir eşcinsel onur kırıcı pek çok muameleye maruz kalıyor. Eşcinsel biri olarak askere gitmek, olası “taciz, fiziksel şiddet, dışlama” gibi nedenlerden ötürü elbette farklı zorluklar içeriyor.
Meselenin bir başka boyutu da, federasyonun hakemlikle askerlik arasında bir bağ kurması. Kendi sağlık prosedürlerini uygulamanın dışında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sağlık kriterlerini baz alması. Oysa askerlikle hakemlik farklı şeyler, dolayısıyla farklı kriterlerle değerlendirilmesi gerekir.
Halil İbrahim Dinçdağ sadece en temel hakkı olan çalışma hakkından mahrum edilmemiştir. Aynı zamanda kendisi ile ilgili kişisel bilgiler basına sızdırılarak cinsel yönelimini açıklamak durumunda bırakılmıştır. Basın mensupları tarafından ailesi taciz edilmiştir. Rızası dışında cinsel yönelimi basında ifşa edilerek, Halil İbrahim Dinçdağ hedef gösterilmiştir.
Mesleğini yapması engellenen Halil İbrahim Dinçdağ, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Yönetim Kurulu’na başvurusunda “Raporumda yazan ‘psikoseksüel’in açılımı eşcinsel olduğu için askerlik yapamıyorum. Sağlık sorunum yok. Girişimlerim sonuçsuz kalırsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) giderim” dedi. Halil İbrahim Dinçağ’ın güzel bir biçimde hakkını araması sonucu federasyon yanlıştan geri döndü ve mesleğini yapmasına izin verildi. Umarız gelecekte homofobi yüzünden gereksiz yere insanlar güç duruma sokulmaz, meslek ve mahremiyet hakları tehlikeye atılmaz.

Biz LGBTT Hakları Platformu olarak arkadaşımız Halil İbrahim Dinçdağ’ın mesleğini yapmak için başlattığı mücadelede destek oluyoruz. Yaşamlarımızı kabusa çeviren homofobiye kırmızı kart gösteriyoruz.”
LGBT Hakları Platformu

İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği
Kaos GL Derneği
Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği
MorEL Eskişehir LGBTT Oluşumu
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Piramid Diyarbakır

Fotoğraflar: Nilgün Yurdalan

İlgili haberler: http://kaosgl.org/content/homofobiye-kirmizi-kart
http://kaosgl.org/content/hakem-halil-ibrahim-dincdag-yalniz-degildir

Alın size “ibne hakem!”

Posted in lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık with tags , , , , , on Mayıs 25, 2009 by ifsaeylem1
Pazartesi, 25 Mayıs, 2009

Hiç unutmam ağabeyim arkadaşlarımla beni karşısına alıp “artık hepiniz fenerbahçelisiniz” demişti. Biz de itirazsız “tamam ağabey hepimiz fenerliyiz” diye karşılık vermiştik. Oysa “Fener nasıl bir takımdır, Galatasaray ya da Beşiktaş’tan farkı nedir?” ne araştırmaya yetimiz ne de hakkımız vardı. İlkokula başlamış mıydık onu dahi hatırlamıyorum, o kadar küçüktük yani. İşte biraz da zoraki başlayan taraftarlığımız sonraki yıllarda “fener aşkına” dönüşürken, bizi ölümüne fenerli yapan ağabeyim ise Galatasaray’ın UEFA başarısından sonra “cimbombom”lu olacaktı. Benim fener aşkımsa gençlik yıllarımda bir fener-cimbom derbisini tribünden izleyene kadar sürecekti.

Allahım o ne faciaydı öyle. Bir sürü erkek birbirlerini ezercesine hep bir ağızdan habire küfür ediyordu. Kendimi bir an için cehennemde sandım. “Türküm, doğruyum, çalışkanım, yasam…” diye devam eden antlarla eğitilmiş tribün dolusu gençlik, İstanbul semalarına, tarihlerine, geçmişlerine dahası tüm insanlığa ağız dolusu küfür yolluyordu. İşte o küfrü ilk orda duydum: “İbne hakem!”.
Nasıl ilginç gelmişti anlatamam. O zamanlar bir Bülent Ersoy’u, Bir Zeki Müren’i bir de kendimi biliyorum pek çok eşcinselin pek çok transın öyle sandığı gibi. Tuttum hakeme dikkatli dikkatli bakmaya çalıştım, tabi bir taraftan da kendimi de etrafımdaki erkek görünümlü mahlûklardan da koruyup saklamaya çalışıyorum. Ben tam hakemin cinsel yönelimini gözlemlemeye odaklanmışken, tribünlerden bu kez “İbne Rıdvan”, tezahüratı yükseldi. Derken buna Aykut, Oğuz eklendi. Yok canım dedim kendi kendime bu işte bir iş olmalı. Bunun yüce Türk halkına has bir futbol kültürü olduğunu öğrenmem için bütün fenerli oyuncuların isimlerini önünde “ibne” olduğu şekilde duymam gerekecekti. Haa bu arada unuttum yazmayı, yanlışlıkla Galatasaray taraftarının olduğu tribüne girmiştim, yaşadığım ekstra ızdırabı varın siz tahmin edin. Maçtan çıktığım anda, içimden “Nalet olsun böyle fener aşkına” dedim ve bir daha maça gitmeye tövbe ettim. Fener aşkımsa, ne yalan söyleyeyim taraftar düzeyinde hâlâ devam ediyor.
Yukarıda aktardığım bu futbolla adeta özdeşleşen o meşhur küfür bu ara onu üretenlerin yüzünü kızartacak şekilde ortaya çıktı. Eşcinsel Hakem Halil İbrahim’in olayı malumunuz. Olay duyulur duyulmaz bilumum yorumcu, eski hakem, amigo, Emre, Tuncay, Semih aşıkları “olmaz abicim” ayaklarına başlamasın mı? Şimdi soracaksın bu zavallılara, “siz değil misiniz ki, yıllardır tribünlerden avazınız çıktığı kadar ‘ibne hakem’ diye bağıran… Peki, şimdi bu eşcinsel hakem tartışmasına karşısına dikilip bu ‘olmaz abicim’ ayakları ne ola ki? Alın size işte her şeyiyle apaçık bir ibne hakem.. üstelik devletten tescilli.. üstelik devletin Genelkurmayından ibneliği tescilli… Bu yaygara niye?” diye sorası geliyor.
Bu toplum böyle anlaşılmaz bir toplum işte… Erkekler kendi arasında bolca “göt”, “ibne” der ama arkadaşı bir gün karşısına çıkıp “ya kanka biliyon mu… ben hakkeden ibneyim” demeye dursun, hemen itirazlar başlar. “yapma yavvv. oğlum sen cinlendin mi?”
Yani handiyse ben de şaşıracam bu toplumsal karmaşıklığa, daha doğrusu inanacam bu salak oğlan durumlarına. Gerçekten bu toplum üzerine çalışan antropologların, sosyologların vay haline, delirmeleri için her şey var. Dedim ya ben de kapılacam bu salak oğlan durumlarına. Acaba bizim toplumun erkekleri hiç olmayacak, olması mümkün dâhilinde olmayan, bizlere çok uzak durumları mı kankalarına yakıştırıyorlar sinir anında. Siz hiç bizim küfür literatüründe, fiiliyatta imkânsız olan bir küfür duydunuz mu? Aklınıza getirin tüm o “erkekçe” küfürleşmeleri… Buraya almak istemiyorum. Nasıl gerçekleşmeleri imkânsız mı? Nasıl ama hepsi de yeri geldi mi bal gibi de gerçekleşiyor. Zaten hepsi de olmuş, olan ve bu gidişle olacak olmaya devam edecek olan fiiller değil mi? Ha pardon aslında cinselliğin ta kendisi değil mi o küfür. Yani neresinden tutalım şimdi bu anlı şanlı küfür kültürümüzün. Sadece bizim değil belki tüm dünyanın erkeklerinin… Daha vahimi cinselliği küfür addetmek aslında. Zaten “ibnelik” de bir tür cinsellik değil mi? Hani biz “öyledir” diyoruz ya onlar “hayır sapkınlıktır” diyorlar. O cinsellik yani.
Emre’nin Uche’nin makatında yaptığı ve kameralara yansıyan araştırmanın görüntüleri hâlâ hafızalarda. Gol atan, sinirlenen futbolcu, karşı takımın taraftarlarına neyini gösteriyor. Şeyini. Kime gösteriyor, tribün dolusu erkeklere. Peki, erkekler ne yapsın o futbolcunun şeyini. Bence bir şey yapan vardır ki gösteriyor.
Güleyim mi, ağlayayım mı şunların haline. Kendi kazdıkları kuyuya düşüyorlar da haberleri yok.
Halil İbrahim mevzusuna her zamanki laçkalığı ile yaklaşan anlı şanlı Erman hocayı buraya almıyorum bile, fakat, güya İbrahim’e hoşgörülü yaklaşan – ki hakkını da yemeyelim öyle de sayılır hani- Ahmet Çakar soruyor da soruyor, boyalı Halil’e, zavallı İbrahim’e, zoraki deşifre olmuş hakem Dinçdağ’a. Sigara içenle eşcinseli karşılaştırmaktan bile geri durmuyor ve soruyor, Ahmet Çakar “futbol dünyasında platonik veya fiili aşkların oldu mu” diye. Halil İbrahim’in “Olmaz mı? İlhan Mansız’la flört ettim. Emre Belezoğlu’yla da platonik aşk yaşadım” demesini bekliyor herhalde Dr. Ahmet Çakar. İbrahim çaresiz “Hayır hiç olmadı” diyor. Öyle ya kaymak gibi Emre’ye şiir yazacak derecede aşkını ancak Küçük İskender gibi cesaretliler ilan edebilir bu ülkede. Oysa “sana ne hocam” deme hakkın var be İbrahim. “O benim özelim, oldu olmadı sizi ilgilendirmez” desene. Ama diyemiyor, diyemez, çünkü dedik ya o boyalı Halil, o zavallı İbrahim, o zoraki deşifre olmuş hakem Dinçdağ.
Simon Kiper’in 1994’te İngiltere de yayımlanan “futbol asla sadece futbol değildir” kitabını anımsıyorum. Hani futbol’un mafya-şiddet-siyaset dolu arka planını analiz eden şu ünlü kitap. İşte ben de hep düşünmüşümdür madem “futbol asla sadece 11 erkeğin yuvarlak bir objeyi karşı 11’li takımın ağlarına gönderme uğraşı değil” o halde daha başka başka şeyler olmalı. Mesela erkekler arasında olanından. Ha bu arada Ahmet Çakar şunu da sormuştu Halil İbrahim’e: “Sahalarımızdaki durumu biliyorsun (İbne hakem küfrünü kastediyor) Peki bu bile bile lades değil mi?” İbrahim “evet biliyorum. Her şeyi göze aldım” babında cevap verdi. Biz de Kiper’in kitabını cevap olarak anımsatalım bu soruya ve zoraki bile olsa uzun yıllardır sürdürülen ikiyüzlülüğe kırmızı kart gösteren Halil İbrahim Dinçdağ’ı da alkışlayalım.

Deniz Deniz

Kaos GL

“Hoşgörü” için değil “özgürlük” için yürüdük!

Posted in 17 mayıs homofobi karşıtı gün, 4. uluslararası homofobi karşıtı buluşma with tags , , , , , , , , , , on Mayıs 20, 2009 by ifsaeylem1

Taraf gazetesinin “Eşcinseller hoşgörü için yürüdü” başlılık haberiyle ilgi Kaos GL Derneğinden bilgilendirme ve açıklama…

“Hoşgörü” için değil “özgürlük” için yürüdük!

Taraf gazetesi, 19 Mayıs 2009 tarihli sayısında, Dünyadaki 17 Mayıs homofobi karşıtı yürüyüşleri “Eşcinseller hoşgörü için yürüdü” başlığıyla duyurdu.

Gazetenin, bu önemli küresel günü görmesi ve arka sayfasında geniş yer ayırması hem habercilik açısından hem de ayrımcılığa karşı basının katkısı açısından önemlidir. Bununla birlikte yürüyüşlerin sunumunda politik ve haber metninde teknik maddi hatalar bulunmaktadır.

Gazetenin olanakları ve insan gücü yeterli olmayabilir ve bazı durumlar anlayışla karşılanabilir. Bu haberde ise teknik maddi hataları önlemek mümkündü. Bu haberle ilgili her türlü bilgi ve görsele ulaşılacak kaynağı basına düzenli olarak ilettik. Maillerin ve faksın haricinde haber sitemizden ve 17 Mayıs sitesinden takip edilebilir veya doğrudan ulaşılabilirdi. Böylesi bir iletişimin bundan sonra da mümkün olduğunu belirtip haberdeki hataları düzeltmek isteriz.

Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma, bu yıl Ankara’da üçüncü değil dördüncü kez gerçekleştirildi. 17 Mayıs Homofobi Karşıtı Yürüyüş ise ikinci kez yapıldı.

Meclis’e yürüyüş ise bu yıl değil geçen yıl oldu. Geçen yılki yürüyüşte güzergâhın Meclis olmasından dolayı polisin engellemek istemesi ve atmosferi germesi anlaşılabilir ama yine de bir problem yaşanmadığı gibi yürüyüş başarıyla tamamlanmıştı.

Bu yıl ise Homofobi Karşıtı Yürüyüşün ikincisi önceden planlanan ve kamuoyuna ilan edilen güzergâhta sorunsuz bir şekilde heyecan ve coşku ile tamamlandı. LGBTT dernek ve oluşumlarla birlikte sivil toplumun çeşitli kurumlarından temsilciler gökkuşağı bayrağı altında birlikte yürüdüler. Yürüyüş boyunca Ziya Gökalp Caddesi ile Selanik Caddesinde seyreden esnaf ve yoldan geçenlerden rahatsız eden bir tepki gelmedi.

17 Mayıs Pazar günü, Kurtuluş Parkı’ndan başlayan ve Kızılay Yüksel Caddesi’nde son bulan “Homofobi Karşıtı Yürüyüş” saat 13:00’te başladı ve 14:30’da tamamlandı.

“Teslim Olmak Yok! Homofobi Ezilecek!”

Türkiye eşcinsel hareketi daha en başında bile “hoşgörü” ifadesini telaffuz etmedi. Gökkuşağı bayraklı ve açık ilk yürüyüş olan 2001 1 Mayısında ve ondan önceki bayraksız pankartsız deneme yürüyüşlerinde ana slogan “Eşcinseller geliyor, özgürlüğe yürüyor!” şeklindeydi.

Geçen yıl Meclis yürüyüşünde olduğu gibi bu yılki 17 Mayıs yürüyüşünde de “hoşgörü” değil “özgürlük” sloganları atıldı.

Bu yıl da yürüyüş boyunca hep bir ağızdan coşkulu ve kararlı sloganlar atıldı. Cinsel yönelim ayrımcılığı ile karşı karşıya kalan hakem için de “Halil İbrahim Dinçdağ yalnız değildir!” sloganı dikkat çekti.

Kurtuluş Parkından Yüksel Caddesine kadar atılan sloganlardan bazıları şunlar:

“Kurtuluş Yok, Tek Başına! Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!”, “Gemileri Yaktık! Maskeleri Attık! Geri Dönüş Yok!”, “Aşk Aşk Hürriyet, Uzak Olsun Nefret!”, “Ne Suç Ne Günah, Yaşasın Eşcinsel Aşk!”, “Homofobi Öldürür!”, “Transfobi Öldürür!”, “Nefret Öldürür!”, “Genel Ahlak, Kimin Ahlakı!”, “Batsın! Batsın! Ahlakınız Batsın!”, “Ahmet Yıldız Burada! Katilleri Nerede!”, “Dilek İnce Burada! Katilleri Nerede!”, “Katilleri Bulmayan Suç Ortağıdır!”,Patronsuz, Pezevenksiz Bir Dünya İstiyoruz!”, “Travestiyiz, Buradayız! Alışın! Alışın! Gitmiyoruz!”,Eşcinseller Geliyor, Özgürlüğe Yürüyor!”, “Okulda, İşte, Mecliste! Eşcinseller Her Yerde!”

Buluşma kapsamındaki yürüyüş bu yıl ikinci kez yapılmış oldu. Bundan böyle, Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında her yıl 17 Mayıs haftasında homofobi ve transfobiye karşı yürüyüşler devam edecek.

Yürüyüşün ardından, Kızılay’da, Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması okundu.

“Homofobi ve Transfobiye Son!” başlıklı, 17 Mayıs Anti-Homofobi İnisiyatifi imzalı Basın Açıklamasının tam metnini, eşcinsellerin ne için yürüdüğüne işaret etmesi açısından paylaşalım:

17 Mayıs Anti-Homofobi İnisiyatifi

Basın Açıklaması

Basına ve Kamuoyuna

“HOMOFOBİ ve TRANSFOBİYE SON!

1 Mayıs Yürüyüşü ile başladığımız 4. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşmayı, 17 Mayıs Homofobi Karşıtı Yürüyüş ile tamamlıyoruz.

Homofobi ve Transfobiye son demek için bugün buradayız!

17 Mayıs Uluslararası Homofobi Karşıtlığı Günü, cinsiyet kimliği veya cinsel yönelimlerle ilgili tüm fiziksel, ahlaki veya sembolik şiddetlere karşı eylem ve karşı durma günüdür.

İnsanların eşitliği için mücadele eden tüm girişimlere ilham ve destek vererek, hepsiyle koordinasyon içinde olmayı amaçlar.

Bizler de Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel bireyler olarak dostlarımızla birlikte Homofobi ve Transfobiye karşı durmak için buradayız.

HOMOFOBİ, TRANSFOBİ VE NEFRETE KARŞI YÜRÜYORUZ!

Çünkü Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüeller olarak hâlâ temel insan haklarından mahrumuz.

Eşcinsel ve transeksüel olduğumuz için ifade ve örgütlenme hürriyetlerimiz “genel ahlak” ablukası ile kuşatılmış vaziyette.

Baskılanıyoruz, sosyal, kültürel, ekonomik ve politik hayata katılmamız engelleniyor.

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerimizden dolayı işe alınmıyor; çalıştığımız işlerden atılıyor, ayrımcı yasalarla mesleklerimizden men ediliyoruz.

Eşcinsel ve transeksüel olduğumuz için yaşam hakkımız gasp ediliyor, şiddete maruz kalıyor, nefret cinayetlerine kurban gidiyoruz.

Polis, eşcinsel ve transeksüellerin katillerini bulmuyor.

Mahkemeler, eşcinsel ve transeksüel öldürdükleri için katillerimize ceza indirimleri sunuyorlar.

Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüeller olarak gerçeğiz ve bu toplumun bir parçasıyız.

Varlığımızı inkâr ederek bizleri sosyal ve politik hayattan kovanlara HAYIR! diyoruz.

Nefret söylemi üretmek “eleştiri hakkı” olamaz! Nefreti körüklemekten vazgeçilsin!

Heteroseksüel olmadığımız için öldürülmek istemiyoruz – yaşam hakkı istiyoruz!

Toplumsal hayatın her alanına eşit katılmamızı sağlayacak yasal güvence için Anayasa’da Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliğinin tanınmasını istiyoruz.

Bu toplumda sadece heteroseksüeller yaşamıyor; biz de varız!

Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Ayrımcılığına Hayır!

Nefret Cinayetlerine Son!

Homofobi ve Transfobiye Son”

Hakem Halil İbrahim Dinçdağ yalnız değildir!

Posted in ayrımcılık - şiddet with tags , , on Mayıs 17, 2009 by ifsaeylem1
Pazar, 17 Mayıs, 2009

“Lütfen yapılan haksızlıklara karşı, ne yanlış yapılıyorsa dik durun. Bunun hata olduğunu söyleyin. Bildiğiniz doğruları söyleyin.”

Günlerdir hakemlik yapsın mı yapmasın mı tartışmaları ile gündeme gelen gey hakem dün gece bir televizyon yayınına katıldı. 33 yaşındaki Halil İbrahim Dinçdağ, yüzündeki mozaiğin kaldırılmasını ve adının da rumuzlanmamasını istedi.
EŞCİNSEL olduğu için görev verilmeyen hakem, cesur bir kararla, Kanaltürk’te yayınlanan Telegol programında kimliğini açıkladı. Yüzündeki mozaikli görüntünün kaldırılmasını isteyen hakem, kendisinin Trabzon bölgesi hakemlerinden 33 yaşındaki Halil İbrahim Dinçdağ olduğunu söyledi.
Halil İbrahim Dinçdağ’ı programa çıkması için eski hakem Ahmet Çakar ikna etti.

Programın başında ismi rumuz olarak verilen ve yüz görüntüsü mozaiklenen Halil İbrahim Dinçdağ, bir süre sonra mozaikli görüntünün kaldırılmasını istedi.

Çocukluğundan beri hayalinin maç spikeri olmak olduğunu, 1996 yılından bu yana hakemlik yaptığını anlatan Halil İbrahim Dinçdağ, “Özel hayatımı asla görevime yansıtmadım” dedi.
Ailesi için çok zor bir dönemin başladığını ancak kendi durumunun da zor olduğunu anlatan Halil İbrahim Dinçdağ, “Eşcinsellerin iç dünyalarını kendileri bilir ve kendileri anlarlar. Stüdyoya gelmeden bir gün önce yemek yerken anneme baktım. Ben annemi kaybedersem yaşayamam dedim” diye konuştu. Annesiyle ilgili sözlerinin ardından duygulanan Halil İbrahim Dinçdağ’ın gözlerinden yaşlar geldi.

Son olarak meslektaşlarına seslenen Halil İbrahim Dinçdağ şunları söyledi: “Lütfen yapılan haksızlıklara karşı, ne yanlış yapılıyorsa dik durun. Bunun hata olduğunu söyleyin. Bildiğiniz doğruları söyleyin.”

Hürriyet
05/17/2009