izmir için arşiv

“Tahrik nefret, Sorumlu devlet”

Posted in basın açıklaması, nefret cinayetleri with tags , , , , , , , on Ağustos 7, 2009 by ifsaeylem1
Perşembe, 6 Ağustos, 2009
Haber: Hülya Sur

Son on gün içerisinde, İzmir’de, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini hedef alan, üç ayrı nefret saldırısı gerçekleştirildi.

İzmir’de Nefret Saldırıları Protesto Edildi

İzmir’de son günlerde meydana gelen nefret saldırıları, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin çağrısı ile protesto edildi.

LBGTT Haklar Platformu tarafından İzmir Alsancak’ta düzenlenen (1 Ağustos Cumartesi) basın açıklamasıyla LGBTT’lere yönelik saldırılar protesto edildi.


“Tahrik nefret, Sorumlu devlet”

Eylem, Kıbrıs Şehitleri Caddesinde, Tansaş önünden, Sevinç pastanesi önüne kadar gerçekleştirilen yürüyüş ile başladı. Eyleme yaklaşık altmış kişi katıldı. Yürüyüş boyunca sık sık “Haksız tahrik, Katillere teşvik”, “Tahrik nefret, Sorumlu devlet”, “Transfobi vuruyor, Yargı koruyor”, “Homofobik medya istemiyoruz”, “Baskı şiddet ahlaksa, Biz ahlaksızız” sloganları atıldı.
Eylem, Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden Deniz San tarafından okunan metinle sona erdi.
LGBT Hakları Platformu adına İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği’nin okuduğu Basın Açıklaması metninin tamamını:

Son on gün içerisinde, İzmir’de, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini hedef alan, üç ayrı nefret saldırısı gerçekleştirildi.

17 Temmuz tarihinde, Konak’ta, bir gey evinde bıçaklanarak öldürüldü.
19 Temmuz’da, İzmir Kemalpaşa’da, transseksüel bir kardeşimizin cesedi, naylona sarılmış halde gömülü olarak bulundu. Kimliği hâlâ saptanabilmiş değil.
24 Temmuz Cuma akşamı Alsancak’ta transseksüel arkadaşımız Zirve bıçaklanarak yaralandı.
Eşcinsel ve transseksüel bireylere yönelik bu saldırılar, eşcinsellere ve transseksüellere yönelik bilinen ayrımcı uygulamaların fiziksel şiddete dönüşmesidir.
Türkiye’de, transseksüellerin, eşcinsellerin, kadınların yaşam hakları kolayca gasp edilir.
“Ters ilişki teklif etti”, “Sen de erkek misin, dedi” katillere öğretilir ki, birkaç yıl yatıp çıkmanın sihirli formülü bu cümlelerde gizlidir.
Çünkü Türkiye’de yargı cinsiyetçidir, homofobiktir, transfobiktir. Erkekliğe dil uzatılmasına müsaade etmeyecektir. Trans cinayetlerinde, gey cinayetlerinde, kadın cinayetlerinde kurbanlarla değil, katillerle özdeşlik kurması bundandır yargının.
İfadelerde beyan edilen “öldürme bahaneleri”ni esas alarak, ceza indirimleriyle, katilleri kollaması bundan…
Baki Koşar ve diğer pek çok gey, trans cinayetinde verdiği hükümlerle yargı; kendi ideolojisinin ataerkil, heteroseksist olduğunu defalarca açık etmiştir.
Yargıdaki bu ağır maço zihniyet dönüştürülmedikçe, transseksüel, eşcinsel ve kadın cinayetleri son bulmayacak. Katiller kendilerini katil gibi görmeyecek, nefret cinayetlerine toplumsal hatta yasal bir onay verildiğini düşüneceklerdir.
Medya, katillerin ağzından dökülmüş cümleleri manşete çekip, yaşam hakkı ihlal edilmiş olan kurbanları suçlamayı hep sevdi.
Medyadaki cinsiyetçi, transfobik, eril dil dönüştürülmedikçe; nefret söylemlerinin etkisindeki lümpen erkeklerin saldırıları son bulmayacaktır.
Oysa Anayasa’nın 17. maddesi, yaşama hakkını “herkes için” güvence altına almaktadır.
Buna göre;
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

Yaşama hakkı kişilerin etnik kökeni, dini, dili, cinsel yönelimi, cinsiyet kimliğine göre ayrı ayrı değerlendirilemez. Hiç bir yurttaşın canı bir diğerinden daha kıymetsiz değildir.
Türkiyeli LGBTT’ler olarak;

Cinsel yönelim ve Cinsiyet Kimliği ibarelerinin, Anayasa’nın eşitliği düzenleyen, onuncu maddesine eklenmesi,
Nefret Suçlarının; Ağırlaştırıcı Sebep ya da Bağımsız bir Suç tipi olarak yasada tanımlanmasını ve etkili bir şekilde uygulanmasını,
Transseksüellere yönelik baskıcı, polisiye uygulamalar yerine LGBTT bireylere yönelen şiddeti önleyici etkin tedbirler alınmasını,
Genel ahlaka aykırılık bahanesiyle Eşcinsellere yapılan baskıya son verilmesini, talep ediyoruz.” (AE)


LGBT Hakları Platformu


Siyah Pembe Üçgen Izmir Dernegi
Kaos GL Derneği
Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği
MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Dernegi
Piramid Diyarbakır LGBTT Oluşumu

Destekleyen topluluk ve STK’lar

Alakasızlar
Amargi İzmir
Bağımsız Kadın İnisiyatifi
Çeviri Eylem Kolektifi
İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Nefret Cinayetlerini Duyuruyoruz İnisiyatifi
Sosyalist Demokrasi Partisi İzmir İl Örgütü
Yeşiller İzmir

Fotoğraflar: Dicle Haber Ajnası

Kaos GL
Reklamlar

“İzmir Polisinin Tavrı Nefret Suçlarını Önlemiyor; Artırıyor”

Posted in ayrımcılık - şiddet, nefret cinayetleri with tags , , , , , , , , on Ağustos 4, 2009 by ifsaeylem1

Avukat Özsoy, “Bir haftada bir gey ve transseksüel kadının öldürüldüğü, bir transseksüel kadının da bıçaklı saldırıya uğradığı İzmir’de polisin tavrının LGBTT’lere yönelik şiddeti arttırdığını” söyledi. “Polisi nefret suçlarını önlemeye yönelik adımlar atmaya” çağırdı.

İzmir – BİA Haber Merkezi
04 Ağustos 2009, Salı

İzmir’de Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden avukat Elif Ceylan Özsoy‘un bianet‘e verdiği bilgiye göre 17-24 Temmuz tarihleri arasında bir gey ve bir transseksüel kadın öldürüldü, bir başka transseksüel kadın da bıçaklanarak yaralandı. Olayların failleri yakalanmış değil.

Eski İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın‘ın izlediği Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel (LGBTT) bireyleri yok sayma ve kentin dışına sürme uygulamalarının sürdüğünü belirten Özsoy’un anlattığına göre Derneğin 1 Ağustos’ta, yaşanan olayları protesto etmesinin ardından polis eyleme katılan iki transseksüeli karakola götürerek tehdit etti.

Özsoy’la İzmir’de LGBTT’lere yönelik artan şiddeti ve polisin tavrını konuştuk.

“Halk LGBTT’leri de, onlara yönelik şiddeti de görmüyor”

“İzmir’de genel bir görmezden gelme var. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehir olmasına rağmen daha çok büyük bir kasaba havası taşıyor olmasının da getirdiği bu tavır LGBTT bireylere yapılan olumsuz uygulamaların da görünmemesine neden oluyor.”

Siyah Pembe Üçgen derneği çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da desteğiyle 1 Ağustos’ta, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde yaşanan olayları protesto eylemi yaptı.

Özsoy, sloganlar eşliğinde yaptıkları yürüyüşe hiçbir olumsuz tepkiyle karşılaşmamalarını da bu görmezden gelmeye bağlıyor ve “görünür oldukça halkın ve emniyetin gerçek tepkisini ölçebileceğiz” diyor.

Çapkın’ın özellikle transseksüel kadınları yaşadıkları merkezi yerlerden sistemli bir şekilde kent dışına sürdüğünü, seks işçiliği yapan insanları çalışamaz hale getirdiğini kaydeden Özsoy beklentilerini şöyle aktarıyor:

“Çapkın’ın döneminde yapılan uygulamalar sürüyor. İzmir Emniyeti nefret suçlarını önleyici uygulamalara bir an önce geçmeli. Bir transseksüel kapısının önüne çıktığında ona ceza yazmak, evinin kapısının altından biber sıkmak gibi hukuki olmayan uygulamalar sayesinde nefret suçları da artıyor. Toplumun her alanda körüklediği transfobiyi polisin bu uygulamaları da arttırıyor ve şehirde LGBTT’lere yönelik şiddet ve cinayetler giderek artıyor.”

Polisin eyleme katılan iki kişiyi tehdit etmesini “İzmir polisi mağdur olanın mağduriyetini ifade etmesinden rahatsız” diyerek tarif eden Özsoy, “bu tip davranışların bir an önce terk edilmesi gerektiğini ve LGBTT’lere yönelik insan hakları ihlallerinin azaltılması yönünde çalışmalar yapılması gerektiğini” söyledi.(BÇ)

BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI

Posted in basın açıklaması with tags , , , , , , on Temmuz 29, 2009 by ifsaeylem1


Son on gün içerisinde, İzmir’de, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini
hedef alan üç ayrı nefret saldırısı gerçekleştirildi.

17 Temmuz tarihinde, Konak’ta, bir gey evinde bıçaklanarak öldürüldü.

19 Temmuz’da, İzmir Kemalpaşa’da, transseksüel bir kardeşimizin cesedi, naylona sarılmış halde gömülü bulundu. Kimliği hala saptanabilmiş değil.

24 Temmuz Cuma akşamı Alsancak’ta transseksüel arkadaşımız Zirve, bıçaklanarak yaralandı.


“Eşcinsel kanlarıyla, transseksüel kanlarına bulanmış ahlakınız batsın!” demek için, Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığının olmadığı, kimsenin kimliğinden dolayı baskı görmediği eşit ve özgür bir dünya talebimizi yeniden dile getirmek için…

1 Ağustos Cumartesi Günü, saat 18. 00’da Kıbrıs Şehitleri’nde Basın Açıklaması gerceklestiriyoruz.

Nefret suçlarına karşı sesini yükseltmek isteyen herkesi Basın Açıklamamıza bekliyoruz.

Yer: Kıbrıs Şehitleri, Tansaş önü
Saat: 18.00

LGBT Haklari Platformu
Kaos GL Derneği
Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği
MorEl Eskisehir LGBTT Oluşumu
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Piramid Diyarbakır LGBTT Oluşumu
Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği

Alakasızlar
Amargi İzmir
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Yeşiller İzmir

LGBTT Hakları Platformu İzmir eylemi

Posted in ayrımcılık - şiddet, nefret cinayetleri with tags , , , , on Mayıs 31, 2009 by ifsaeylem1

İzmir’de, Lezbiyen Gay Biseksüel Travesti Transeksüel Hakları Platformu üyeleri, kendilerine yönelik artan cinayet ve şiddet olayları ile Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği tüzüğünün yeniden düzenlenmesi talebini protesto etti.

Platform üyeleri, balon patlatarak seslerini duyurmak istedi, tepkilerini dile getirdi. Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde toplanan platform üyesi yaklaşık 50 kişi, “Derneğimize dokunma, katilleri yakala”, “Eşcinseller susmayacak, saklanmayacak”, “Hepimiz eşcinsel, hepimiz travestiyiz” sloganları ve pankartları açarak yürüdü. Cadde girişinde yürüyüşlerini sona erdiren platform üyeleri adına açıklama yapan Deniz San, “22 Mayıs Cuma sabahı bir arkadaşımız daha öldürüldü. Çağla ilk değildi. Katiller bulunmadılar. Bu acılı günümüzde İzmir İl Dernekler Müdürlüğü de Siyah Pembe Üçgen İzmir Lezbiyen, Gay, Biseksüel Travesti ve Transeksüel Derneği’nin amaçlarının, genel ahlak ve ailenin korunmasına aykırı olduğu gerekçesi ile tüzüğümüzün düzeltmesini istedi” dedi.

Özgürlüğümüz engellenemez

Deniz San, “LGBTT bireylerin yaşama haklarının pervasızca ellerinden alındığı, savcı ve kolluğun etkili bir şekilde soruşturmadığı, yargının da ‘haksız tahrik’ indirimleri ile katillerin adeta ‘sırtlarının sıvazlandığı’ bir ortamda, LGBTT’lerin, örgütlenme özgürlüğünün, genel ahlak ve ailenin korunması gibi bahanelerle engellenmesi, bu ülkeyi biz LGBTT bireyleri için adeta bir can pazarına çevirmektedir. Kaygılıyız, çünkü, öldürülüyoruz, engellemiyorsunuz, dernek kuruyoruz, engelliyorsunuz” dedi. Açıklamanın ardından bir süre daha slogan atan grup, olaysız dağıldı.

30.05.2009

http://www.haberler.com/cinayet-ve-siddeti-kinama-eylemi-haberi/

Posted in homofobi karşıtı buluşma with tags , , , , , on Mayıs 17, 2009 by ifsaeylem1

Hangi Hukuk? Kimin Ahlakı?



Çarşamba, 13 Mayıs, 2009

Yrd. Doç. Dr. Devrim Sezer, İzmir Ekonomi Üniversitesi, İzmir Homofobi Karşıtı Buluşma

Özgürlük ve eşitlik talebini dile getiren örgütlülüğe ve çoğunluktan “farklı” olanların haklarını savunan politik hareketlere kâh kayıtsızlıkla, kâh tehditle, kâh şiddetle ve alabildiğine hoyrat bir dille karşılık veren bir politik kültürde tanınma mücadelesi vermek, yok sayılmaya ve adaletsizliğe direnmek kolay değildir; cesaretin yanı sıra sabır ve dayanışma ruhu gerektirir. Türkiyeli LGBTT bireylerin hak ve özgürlüklerini savunmak ve homofobiye dayalı ayrımcılığı aşmak amacıyla kurulan dernekler uzunca bir süredir bu talepleri dile getirme hakkına sahip olabilmek için son derece önemli bir mücadele yürütüyor. Önce Kaos GL ve daha sonra da Lambdaistanbul derneklerinin kapatılması için açılan davalar yüzümüze karşı şunu öne sürüyor: Haklara sahip olduğunuzu dile getirme hakkınızı, ayrımcılığa ve nefret cinayetlerine hedef olmadan yaşama hakkınızı, başka bir deyişle diğer bütün insanlar gibi özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğduğunuzu örgütlenerek ifade etme hakkınızı tanımıyoruz. Bu hakkınızı tanımıyoruz, çünkü bu ülkede “hukuka ve ahlaka aykırı dernek” kurulamaz. Kaos GL derneğinin kapatılması için açılan davanın yerinde bir kararla bozulmuş olmasına karşın Lambdaistanbul davası hâlâ sürmektedir ve benzer bir davanın başka bir LGBTT derneği aleyhine açılmayacağının bir garantisi yoktur.
ANAYASA’YA “CİNSEL YÖNELİM” ve “CİNSİYET KİMLİĞİ”
Anayasa’nın eşitlik ilkesiyle ilgili 10. maddesine “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ibarelerinin eklenmesi için LGBTT dernekleri tarafından yürütülen etkinlik ve çalışmalara karşı hükümetin ve siyasal partilerin takınmış olduğu kayıtsızlıkla karışık olumsuz tavır da son tahlilde benzer bir gerekçeden besleniyor. Eşcinsellik, “ahlaka” aykırıdır, çünkü “toplumun aşağı yukarı tamamına yakın bir kesimi tarafından tasvip edilmeyen, ahlaka ve edebe aykırı olarak kabul edilen” bir yönelimdir. Dahası böyle bir “ahlaksızlığın” örgütlenerek “Türk aile kurumuna atfedilen kutsiyete” zarar vermesi, o da yetmiyormuş gibi bunu bir hak ve özgürlük mücadelesine dönüştürmesi hukuki olarak kabul edilemez, çünkü yine Anayasa’nın muhtelif maddelerinde belirtildiği üzere temel haklar ve özgürlüklerin “ahlaka” aykırı bir durum söz konusu olduğunda sınırlandırılması meşrudur.

Burada sözü edilen “ahlak”, “kamu ahlakı”dır. Peki “kamu ahlakı” nedir? “Kamu ahlakı”, neyin “iyi” ve “normal”, neyin “kötü” ve “kabul edilemez” olduğuna ilişkin bir ülkede egemen olan veya iktidardaki karar vericiler tarafından sorgulanamaz olduğu varsayılan değerler bütünüdür. Çoğunlukla kültürel geleneklerden ve dinlerden beslenen bu göreli değerlere öncelik vermek, “kamu ahlakı”nın dayandığı tabuları korumak adına ayrımcılık ve eşitsizlikle mücadeleyi hedefleyen LGBTT derneklerinin örgütlenme ve ifade özgürlüğü hakkını kısıtlamak, egemen önyargıları evrensel insan hakları ilkelerinden daha önemli saymak anlamına gelir. Göreli ve insan haklarıyla doğrudan çelişen, sosyal tabuları kollayan bir “ahlak” anlayışının demokratik bir ülkede ne etik ne de hukuki meşruiyeti olabilir. Böyle bir tutum olsa olsa Tanıl Bora’nın “medeniyet kaybı” diye tarif ettiği durumun kamusal ve politik hayatı işgal ettiği, karar vericilerin vicdanını ve bilincini esir aldığı anlamına gelir. Hukukun oluşturulmasında ve yurttaş haklarının belirlenmesinde en temel “ahlaki” ölçüt, uluslararası insan hakları belge ve sözleşmelerinin ortaya koyduğu evrensel ilkelerdir. Bu uluslararası sözleşmeleri imzalayan bütün ülkeler gibi Türkiye de insan hakları ilkelerine göre tanımlanmış etik perspektifi onaylamış ve yasaların oluşturulmasında bu ilkelere öncelik vereceğini taahhüt etmiştir.

‘TOPLUM HENÜZ HAZIR DEĞİL’ MAZERETİ
Türkiye’deki siyasal partilerin ve karar vericilerin birçoğunun, eşcinseller söz konusu olduğunda, bu etik ve politik yükümlülüklerin farkında değilmiş gibi bir tavır takındığını, hatta sık sık toplumsal önyargılara yaslanarak doğrudan ayrımcılık içeren ifadelere başvurduğunu ve homofobiyi meşrulaştırmanın da ötesinde körüklediğini gayet iyi biliyoruz. LGBTT derneklerinin ayrımcılığa son verilmesi ve LGBTT haklarının tanınmasına ilişkin çağrılarına gelen tepkileri hatırlayalım: “Batı’dan ahlaksızlık aldık”, “Eşcinseller de eşitlik istiyor, verecek miyiz? Tabii ki vermeyeceğiz!”, “Toplum henüz bu tür taleplere hazır değil”, “Önümüzdeki yüzyılda belki olabilir”, “Bizim partimiz bu tür tali meselelerle ilgilenmiyor”, “Onlara iş veya ev vermeyenlere niye böyle yapıyorsun denemez”… Bu ve benzeri açıklamalarda açığa çıkan zihniyet, insan hakları sözleşmelerinin belirlediği etik perspektifle taban tabana zıttır ve dolayısıyla çoğulcu ve özgürlükçü bir demokratik bilincin yerleşmiş olduğu bir toplumda hukuki ve politik olarak meşru değildir. Dahası insan hakları etiğini içselleştirmiş vicdan sahibi bir insanın dinlerken bile utanç duyacağı, hatta kendini bu denli sakınımsız bir şekilde ifade edişi karşısında şaşkına döneceği türden bir dildir bu. Zafer Üskül’ün 2008 yılındaki Homofobi Karşıtı Buluşmaya katılmasının ve ayrımcılık karşıtı tutumunun muhafazakâr kesimde yarattığı infiali anımsayalım. Her fırsatta Türkiye’nin çokkültürlü yapısından ve sahip olduğu hoşgörü kültüründen dem vurup “medeniyetler arası diyalog” gibi bir projenin küresel sözcülüğüne soyunan Türkiyeli muhafazakârların, aynı girişimi destekleyen, fakat öte yandan LGBTT bireylerin hak ve özgürlüklerinin kendi ülkesinde tanınmasında da önemli bir rol üstlenen İspanya’nın sosyalist başbakanı Zapatero’nun medeniyet, hukuk ve ahlak kavrayışından öğreneceği bir şeyler yok mu?
‘GÖKKUŞAĞI KOALİSYONU’
Ahlak ve hukuk kavramlarını egemen önyargıları haklılaştıracak şekilde istediği gibi çarpıtmakta hiçbir sakınca görmeyen ayrımcı ve homofobik zihniyet, hiç şüphesiz, insan hakları kavramını hiçbir zaman tam olarak içselleştirememiş otoriter ve muhafazakâr bir politik gelenekten besleniyor. Sadece LGBTT bireylerin değil Türkiye toplumunun muhtelif kesimlerinin haklarının sınırlandırılmasına veya tamamen yok sayılmasına sebep olan bu akıl tutulması, çoğunluğa benzemeyen her türlü “farklılığı” tehdit olarak algılayagelmiş bir zihniyetin patolojilerinden biridir. Bu çarpık ahlak ve hukuk yorumunun deşifre edilmesinin, kamusal alanda bu konuda kapsamlı bir tartışmanın açılmasının ve temel insan haklarının “kamu ahlakını korumak” gibi muğlâk gerekçelerle ihlal edilemeyeceğinin güçlü ve tavizsiz bir şekilde dile getirilmesinin en yaratıcı ve etkili yollarından biri neden bir “gökkuşağı koalisyonu” oluşturmak olmasın? Bu, LGBTT dernekleri ile feminist gruplar, insan hakları örgütleri ve tanınma mücadelesi veren ve eşitsizliğe maruz kalan diğer kesimler arasındaki dayanışmanın genişleyebileceği, dahası genişlemesi gerektiği anlamına geliyor. Dayanışma ve mücadele sözcüklerini özellikle vurgulamak isterim. Mücadele, çünkü temel hak ve özgürlüklerin tanınması ancak bunun için cesaretle etkinlik gösteren insanlarla, yani politik eylemle mümkün olabilir. Dayanışma, çünkü bir toplumda insan haklarına dayalı etik perspektifin yerleşebilmesi ve demokratik bilincin güçlenmesi başkalarının maruz kaldığı baskılara kayıtsız kalmayan insanların mevcut eşitsizliklere birlikte itiraz edebilmesine bağlıdır.
Son yıllarda “yeni” ve “sivil” bir anayasanın kamusal bir tartışma süreciyle ve geniş kesimlerin katılımıyla oluşturulması gerektiği sık sık dile getiriliyor. LGBTT derneklerinin ve yukarıda bahsettiğim “gökkuşağı koalisyonu”nun ilk hedeflerinden biri, “kamu ahlakı” veya “genel ahlak” gibi insan haklarıyla ilgili kafa karışıklığına sebep olan ve karar vericiler tarafından suistimal edilebilecek kavramların anayasadan tümüyle çıkarılması için mücadele etmek olmalı. Bu sadece LGBTT bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasının değil Türkiye toplumunun başta erkeklik ideolojisi olmak üzere bir dizi önyargısıyla yüzleşebilmesinin ve onları aşabilmesinin önkoşuludur.
NAİF BİR İDEALİZM Mİ?
LGBTT derneklerinin bu dönüşüm sürecinde kamusal tartışmaya doğrudan katılması, sesini duyurması ve en temel hedefinin “çoğunluğun hoşgörüsünü kazanmak” olmadığını dile getirmesi gerekiyor. En iyi niyetli, açık fikirli ve özgürlükçü kesimlerde bile egemen olan bu “hoşgörü felsefesi”nin en büyük yanılgısı, eşcinselliği birkaç metropolün “butik kozmopolitliğine”, “butik çokkültürlülüğüne” ve kentin eğlence kültürüne katılacak yeni, “keyifli” ve “neşeli” bir “renk”ten ibaret sanması. LGBTT hareketi, hoşgörü meselesine indirgenemeyecek bir hak ve özgürlük talebini, şimdiye kadar Türkiye toplumunda pek telaffuz edilmemiş türde bir eşitlik fikrini seslendirmeyi amaçlıyor. LGBTT örgütlerinin, anayasanın eşitlik maddesine “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ibarelerinin eklenmesine ilişkin talebin bir “hoşgörü” meselesinden ziyade bir insan hakları sorunu olduğunu Türkiye toplumuna kamusal etkinliklerle anlatması gerekiyor. Burada kastettiğim şey LGBTT hareketinin “toplumu bilinçlendirmesi” gerektiği gibi “Eski Solun” politik tahayyülünden ödünç alınmış tek yönlü ve arkaik bir eylem ve politika anlayışı değil. Bahsettiğim çift yönlü bir etkileşim. Ancak böyle bir etkileşim yoluyla LGBTT hareketi de kendini dönüştürüp yenileyebilir ve Murathan Mungan’ın Kaos GL’nin 100. sayısında yayımlanan yazısında belirttiği gibi “çağıyla örtüşen bir yeryüzü söylemi tutturabilir”, “bir politika geliştirebilir”. Ben LGBTT hareketinin eylemlerinde ve örgütlenme anlayışında, Türkiye ve dünyayla ilişkilenme biçiminde bu dönüşümün kendini göstermeye başladığını düşünüyorum.
LGBTT hareketinin sürdürdüğü “tanınma politikası”, bir özgürlük ve eşitlik mücadelesi olduğu gibi kasvetli sorunlarıyla hepimizi zaman zaman boğan, hatta sinizme ve yılgınlığa sürükleyen mevcut sosyal ve politik gerçekliğin de en etkili panzehiri. Bir yandan “gökkuşağı politikasının” güçlenerek yoluna devam edeceği bir Türkiye, diğer yandan yok sayılan ve haksızlığa uğrayan diğer kesimlere kayıtsız kalmayan bir LGBTT hareketi.
Bu beklentinin naif bir idealizm olmadığının en büyük ispatı da, homofobi karşıtı buluşmanın Türkiye’nin farklı kentlerine yayılması, LGBTT derneklerinin sayısının giderek artması, nefret suçlarına ve homofobiye gösterilen tepkilerin artık sadece LGBTT gruplarının katılımıyla sınırlı kalmaması değil midir?
Kaos GL

Kampüslerde Buluşuyoruz!

Posted in homofobi karşıtı buluşma with tags , , , , , , , , on Mayıs 11, 2009 by ifsaeylem1
Pazartesi, 11 Mayıs, 2009
Haber: Barış Sulu
IV. Homofobi Karşıtı Buluşma, “Homofobiye Karşı Kampüs Buluşmaları” ile devam ediyor. Boğaziçi, ODTU, Hacettepe ve Ankara Cebeci kampüslerindeki Buluşma etkinlikleri 12-14 Mayıs tarihleri arasında yapılacak.
Ege Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde yapılan Kampüs etkinliklerinin ardından Buluşma’nın son haftası 12 Mayıs Salı günü İstanbul’da, Boğaziçi Üniversitesindeki etkinlikler ile başlıyor.
Ankara’daki Kampüs Buluşmaları ise 12 Mayıs Salı günü Hacettepe Beytepe Kampüsünde başlıyor. 13 Mayıs Çarşamba günü ise Hacettepe Sosyal Hizmet Bölümü ile Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimlerinde buluşuyoruz. 14 Mayıs Perşembe günü Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTU) milletvekillerinin katılacağı forum ve ardından Eleştirel Pisikoloji Atölyesi ile Homofobiye Karşı Kampüs Buluşmaları sonra eriyor.
Kampüs buluşmalarının ardından Ekin Sanat Merkezi’nde devam ediyoruz
1 Mayıs’tan 17 Mayıs’a homofobi ve transfobiye karşı yürüyüşümüz İzmir, Eskişehir, Van, Diyarbakır ve İstanbul’un ardından Ankara’da devam ediyor. Kampüs buluşmalarının ardından 15 Mayıs Cuma günü Ekin Sanat Merkezi’nde buluşuyoruz.
4. Homofobi Karşıtı Buluşma, 17 Mayıs’ta Ankara’da yapılacak “Homofobi Karşıtı Yürüyüş” ile sona erecek.
Buluşma programı www.antihomofobi.org ile www.kaosgl.org sitelerinden takip edilebilir.
Kaos GL

4. ULUSLARARASI HOMOFOBİ KARŞITI BULUŞMA
1-17 MAYIS 2009, İzmir, Eskişehir, Van, Diyarbakır, İstanbul, Ankara
12 MAYIS 2009, SALI, İSTANBUL
BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ
Boğaziçi Üniversitesi Homofobi Karşıtı Buluşma, İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu-Girişimi (İATP-G)’nin katkılarıyla organize edilmiştir.
Yer: Demir Demirgil Salonu (öfb), Saat: 17:00-18:30
PANEL: HETEROSEKSİZMİ ANLAMAK
Moderatör: Berkay Yavuz, Boğaziçi Üniversitesi
Gülkan, Lilith Kolektifi
Bawer Çakır, Bianet
Belgin Çelik, Lambdaistanbul
Murat Yüksel, Psikolog, Pozitif Yaşam Derneği
Yer: Demir Demirgil Salonu (öfb), Saat: 20:00
OYUN: Tecavüz
Yazan: Franco Rame – Dario Fo, Oynayan: Esmeray
12 Mayıs 2009, Salı, ANKARA
Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü
Homofobiye Karşı Beytepe Kampüs Buluşması, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesinin katkısıyla organize edilmiştir.
Saat :13:00 – 14:30 Yer: Bedrettin Cömert Salonu
LGBTT Bireylerin İnsan Hakları ve Nefret Suçları
Hakan Ataman, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Nefret Suçları ve İnsan Hakları,
Senem Doğanoğlu, LGBTT Bireylere Yönelik Nefret Suçları ve Eryaman Davası
Buse Kılıçkaya, LGBTT Bireylerin İnsan Hakları
Saat: 15:00-16:30 Yer: Bedrettin Cömert Salonu
Medya Okuma Atölyesi
Uğur Çetin, H.Ü. İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi
Emel Uzun, H.Ü. İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi
Gülsüm Depeli, H.Ü. İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi
Emek Çaylı Rahte, H.Ü. İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi
13 Mayıs 2009, Çarşamba, ANKARA
Hacettepe Üniversitesi İ.İ.B.F. Sosyal Hizmet Bölümü
Ayrımcılık Karşıtı Sosyal Politikalar
Yer: Sosyal Hizmet Bölümü Konferans Salonu Saat: 14:00-15:30
13 Mayıs 2009, Çarşamba, ANKARA
Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü
Yer: Eğitim Bilimleri Fakültesi Salonu, Saat: 13:00-15:00
EĞİTİMDE CİNSEL AYRIMCILIĞA KARŞI FORUM
Eğitimde Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Ayrımcılığı Çalışma Grubu
Moderatör: Remzi Altunpolat, Ankara Üniversitesi
Ali Erol, Kaos GL Süreci ve Eğitim
“Eğitimde Ayrımcılık”, Prof. Dr. Işıl Ünal, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri
“Uluslararası Belgelerde Eğitim Hakkı”, Feray Salman
Gülçün İsbert, Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri
Sinem Kuzucan, Pembe Hayat Derneği
14 Mayıs 2009, Perşembe, ANKARA
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTU)
Saat: 13:00-15:00
Yer: Solmaz İzdemir Salonu (Kütüphanenin altı)
FORUM: Söz meclisten dışarı!
Moderatör:Kemal Ördek, Kaos GL Derneği
Anette Trettebergstuen, İşçi Partisi Milletvekili, Norveç
Sebahat Tuncel, DTP Milletvekili
Ufuk Uras,ÖDP Milletvekili
“Uluslararası insan hakları hareketi ve LGBT Hakları”, Levent Korkut, Uluslararası Af Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi
Saat: 17:30-19:00
Eleştirel Psikoloji Grubu Atölyesi
Yasemin Mert, Damla Çimen, İlker Dalgar, Ekin Özaksoy

4. ULUSLARARASI HOMOFOBİ KARŞITI BULUŞMA İZMİR PROGRAMI

Posted in homofobi karşıtı buluşma with tags , , on Mayıs 4, 2009 by ifsaeylem1

4. ULUSLARARASI HOMOFOBİ KARŞITI BULUŞMA
İZMİR PROGRAMI

2 MAYIS 2009, Cumartesi, İZMİR

Film Gösterimleri

“Lut Peygamber’in Karısı”, 2008, 10’
Yönetmen: Koray Durak & Harjant Gil

“Henüz Değil!”
, KKTC, 2009, 21’20’’
Yönetmen: Esra Ummak

“Erkeler Tuvaleti”
, 2001, 06’17
Yönetmen: Pınar Beşikçi

Yer:
Fransız Kültür Merkezi,
Saat: 16:00


Parti
BlackPink Parti!
Yer:
Crystal Club
(Alsancak, İzmir Limanı Karşısı)
Saat: 21:00-03:00



3 MAYIS 2009, Pazar, İZMİR

LGBTT Bireylerin İnsan Hakları: Homofobi ve Ayrımcılık

Moderatör: Tuğrul Eryılmaz, Radikal Gazetesi Ekler Genel Yayın Yönetmeni
“Hangi hukuk? Kimin ahlakı?” Yrd. Doç. Dr. Devrim Sezer, İzmir Ekonomi Üniversitesi
“Türk Edebiyatında Homofobi” Ömer Türkeş, Eleştirmen
“Kutsal Mikhail’in Öldürdüğü Ejder ve Homofobik Erkek Bedeni” Prof. Dr. Nevzat Kaya, Ege Üniversitesi, Alman Edebiyatı Bölümü
Ali Erol, Kaos GL Derneği

Yer: Fransız Kültür Merkezi
Saat: 16:00-18:00



4 MAYIS 2009, Pazartesi, İZMİR

LGBTT Bireylerin İnsan Hakları: Homofobi ve Ayrımcılık


Moderatör: Prof. Dr. Melek Göregenli, Ege Üniversitesi, Sosyal Psikoloji
Doç. Dr. Nilgün Toker, Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Hayriye Elbi, Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilimdalı Başkanı
Prof. Dr. Yusuf Eradam, Bahçeşehir Üniversitesi
Ali Erol, Kaos GL Derneği
Yer: Ege Üniversitesi Kültür ve Sanat Evi
Saat: 13:30-16:30


ADRESLER:
İzmir Fransız Kültür Merkezi
Cumhuriyet Bulvarı No:152 Alsancak-İzmir

Ege Üniversitesi Kültür Sanat Evi
Ege Üniversitesi Kampüsü / Bornova