kardeşime dokunma için arşiv

Kardeşime Dokunma Toplantısı

Posted in kardeşime dokunma kampanyası with tags , , on Mart 25, 2009 by ifsaeylem1
Yükselen transfobi ve ardarda gelen transseksüel kardeşlerimize yönelik şiddet ve cinayetlerin canımızı acıttığı şu günlerde, Kardeşime Dokunma Kampanyasının çerçevesinde geçen hafta Cihangir mahallesinde başlattığımız çalışmayı  ve son gelişmeleri birlikte konuşup ele alacağımız  toplantımızı 26 Mart perşembe akşamı saat 18:30’da LAmbda Kültür Merkezi’nde yapacağız. Başta LGBTT bireyler olmak üzere tüm antiotoriterleri ve anarşistleri kardeşime dokunma kampanyasına ve toplantılarına bekliyoruz.

Kardeşime Dokunma Kampanyası

p.s: Lambda K. M. saat 21:00’de kapanacaktır, bu yüzden zamanında katılıma dikkat edersek iyi olur.

Lambda Adres:
İstiklâl Caddesi, Katip Çelebi Mah. Tel Sok. No: 28/5 Kat:4
Beyoğlu – İstanbul

Adres tarifi

İstiklal Caddesine Taksim Meydanı’ndan girdikten sonra soldan üçüncü sokağa giriyorsunuz (Lambda’nın eski sokağı olan Büyükparmakkapı Sokağa), sokağın bitiminden sağa dönüp yürüyorsunuz, sonra bu sokağın bitiminden de sağa dönüyorsunuz, yeni çıktığınız sokak Lambda’nın yeni sokağı olan Tel Sokak. İleride sağda kapısında Arjin ve No: 28 yazan apartmanın en üst katı Lambdaistanbul. Sonuç olarak eski mekânımızdan sağa doğru bir U çiziyorsunuz.

Ya da: İstiklal Caddesine Taksim Meydanı’ndan girdikten sonra soldan dördüncü sokağa giriyorsunuz, yürüyorsunuz ve sonra soldaki ikinci aradan giriyorsunuz (taksim polis merkezinin karşısındaki sokağa), daha sonra ilk sağa dönüyorsunuz. Solda kapısında Arjin ve No: 28 yazan apartmanın en üst katı Lambdaistanbul. 

Reklamlar

“KARDEŞİME DOKUNMA!”

Posted in kardeşime dokunma kampanyası with tags , , , , , , , on Mart 23, 2009 by ifsaeylem1

Bütün gezegeni bir musibet sarmış durumda… Kâh sinsice, kâh apaçık, her şeyi tahakküm altına almak, sindirmek, susturmak, boyun eğdirmek için her yere sızıyor, kuşatıyor. Hiç tereddüt etmeksizin can yakıyor, işkence ediyor, öldürüyor; kâh maaşlı görevlileriyle, kâh kendine vazife çıkaran gönüllü neferleriyle. Bu musibet tepemizde, yanı başımızda, içimizde bir zihniyet, bir aygıt olarak örgütlenmiş otoritedir.

Ve bizler, içimizde bir nebze yaşama isteği, haz duygusu, neşe bırakmamak üzere her birimizin hayatına her gün artarak nüfuz eden bu şiddete karşı sessiz kalmak istemiyoruz. Çünkü otorite o korkunç masalların bin başlı canavarı gibi her bir alanımıza saldırıyor, kaçış çizgilerimizi nefreti örgütleyerek kuşatmaya girişiyor: farklı olana, başıboş olana, otorite-sevmezlere, yabancılara, eşcinsellere, translara, kadınlara, ağaçlara, hayvanlara, kendi kalın çizgili normlarına tıkıştıramadığı ne varsa, onlara düşmanlık üretiyor. Bu nedenle, tek bir soruna odaklanmaktan ziyade, otoritenin yakıcı şiddeti her uç verdiğinde, mümkün olduğunca hızlı, “yerinde” ve birlikte refleks gösterebilecek bir dayanışma ağı, bir kampanya örgütlemek üzere yola çıktık ve adını da “KARDEŞİME DOKUNMA” koyduk.

Transseksüel kardeşimiz, komşumuz Ebru, geçtiğimiz hafta Cihangir, Pürtelaş Sokak’taki evinde, bir akşamüstü, tanıdığı biri tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Daha doğrusu bir türlü gelmeyen ambulans onun kan kaybından ölmesine neden oldu. “Yoğunluk” nedeniyle eve 5 saat sonra varan ve ancak Ebru’nun cansız bedenini götürmeye yarayan ambulansın transfobik dedektörleri olduğunu böylelikle öğrenmiş olduk!

Bu kıyıcı ve ikiyüzlü toplum, herkesi yaşamak için bir şeylerini satmaya mecbur bırakıyor. Translara ise, yemek içmek ve barınmak istiyorlarsa fuhuş yapmaktan başka bir seçenek tanımıyor. “Madem erkekliğin şanlı derisinden sıyrıldın, sokaklarda sürün” diyor. “Ben seni fuhuşa mahkûm eder, sonra seni fahişe ve ‘genel ahlâka aykırı’ ilan ederim, böyle yaşayabildiğin kadar yaşarsın, sonra da çarka çıktığın otobanlarda, yollarda, başını sokmayı başarabildiğin evlerde öldürülmeni sıradanlaştırıp kolaylaştırırım” diyor!

Biz Cihangir’de yaşayanlar, bu “normal”liğe son verebiliriz; bir daha böyle bir şeyin olmaması için çaba gösterebiliriz. Bir daha bir trans maktulün kapısında çaresizlik, acı ve utanç içinde bükülüp kalmayabiliriz. Ve unutmayalım; her ne kadar bu gözü kara periler kadar “göze batıcı” değilsek de, her birimiz, her an kendimizi otoritenin dişleri arasında paramparça edilmek üzere bulabiliriz.

Yaşadığın semti semt deyip geçme-tanı!

Mutenalaştırılmış” semtimizde şu anda oturduğumuz evlerin çoğu 6-7 Eylül 1955 olaylarından sonra çekip gitmek zorunda kalmış ya da mallarına zorla el konulmuş Rumlara ait. 6-7 Eylül’ün bitiremediğini 74 Kıbrıs harekatıyla estirilen fırtına ve hiç soluk aldırmadan peş peşe yapılmış askerî darbeler tamamlamış görünüyor; şimdi Cihangir sokaklarında Rumca konuşan birine rastlasak, sevimli hayaleti görmüş gibi oluyoruz!

80’lerde Cihangir’in trans “sakinleri”nin sayısı da bugünkünden çok daha fazlaydı. Pencerelerinden rengârenk saçları ve kılıklarıyla tektipleştirilmeye çalışılan sokağa “sarkarlardı”! 80’lerin ikinci yarısında, genel olarak Beyoğlu ve Cihangir’de eli sopalı, beli silahlı çeteler türedi. Bunlar sabahlara kadar arabalarıyla Cihangir sokaklarında devriye gezdiler. Sokaklar iyice ıssızlaştı. Trans bireyler oturdukları evlerin pencerelerinden fırlatılarak, evlerinde bıçaklanarak, sokaklarda taşlanarak linç edilmeye başlandı. “Namusu temizlenmiş” bu sokakların adları o yıllarda değiştirildi: Hüzünlü pembelerin kızıla bulandığı Pürtelâş o zaman “Başkurt” oldu, ve Sormagir’in de açıldığı anayol olan “Tavukuçmaz” hedefe ulaşmanın gururu içinde “Akyol”a dönüştü!

Bütün bunlar gözlerimizin önünde oldu. Translar hep “kolay” öldürüldü. Ve Ebru’nun cansız bedeni, tüm bunların mazide kalmadığının acı kanıtı. Birbirimize muhtaç olduğumuzu unutturdular bize nicedir. Yalıtılmış odalarda, dışarıdakinin sesine kulak vermeyi hatırlamaz olduk.

Cihangirde yaşayanlar olarak birbirimize sahip çıkmayı becerebilmenin yolları olmalı. Kendimiz gibi olmayanın “öteki” ilan edilmesinin, dahası ona yaşam hakkı verilmek istenmeyişinin umarsız seyircileri olmak zorunda değiliz. Hepimizin her an kayıtsızca mağdur edilebileceğini unutmadan, hiçbirimizin dokunulmazlığı olmadığını bilerek, otorite başımıza musallat olduğunda, kapımıza dayandığında, bıçağını boğazımıza salladığında acil sağlık, acil hukuk yardımı için birbirimize ulaşabilir, sesimize ses veren, bizi duyan kardeşlerimizle iletişebiliriz. Kardeşime Dokunma demek, çek elini üzerimizden demek bir başlangıç olsun.

Kardeşime Dokunma İnisiyatifi

www.kardesimedokunma.wordpress.com

kardesimedokunma@gmail.com

ebru soykan öldürüldü – KARDEŞİME DOKUNMA!

Posted in kardeşime dokunma kampanyası, nefret cinayetleri, trans cinayet with tags , , , , on Mart 18, 2009 by ifsaeylem1

transfobi

Kardeşime Dokunma Kampanyası

Posted in kardeşime dokunma kampanyası with tags , , , , , on Mart 18, 2009 by ifsaeylem1

Tüm gezegende bir musibet kol geziyor… Kah sinsice, kah apaçık, her şeyi tahakküm altına almak, sindirmek, susturmak, boyun eğdirmek için her yere sızıyor, kuşatıyor. Hiç tereddüt etmeksizin can yakıyor, işkence ediyor, öldürüyor; kah maaşlı görevlileriyle, kah gönüllü korucu-kollayıcılarıyla…  Bu musibet tepemizde, yanı başımızda, içimizde bir aygıt, bir zihniyet olarak örgütlenmiş otoritedir: devlettir.

Devlet, hükmetmek istediklerini susturmak, yıldırmak istiyor.  Otoriteye maruz kalanlar yılıp sustukça, o  daha da zorba, kayıtsız ve kana susamış hale geliyor.

Bu şiddete karşı sessiz kalamayız. Bizler, yani anti-otoriterler ve anarşistler, otoritenin şiddetine maruz kalan kardeşlerimizin (hayvanlar da dahil) sesine ses katmaya, acısına ortak olmaya, elimizden geldiğince onlara kalkan olmaya, en azından onların yanında olup bir kardeş eli uzatmaya karar verdik. Bu nedenle, belli bir sorun çerçevesinde yoğunlaşmaktan ziyade, otoritenin uç veren şiddetine karşı mümkün olduğunca hızlı, “yerinde” ve kitlesel refleks gösterebilecek bir “kampanya” örgütlenmesi oluşturmak üzere yola çıktık ve adını da “KARDEŞİME DOKUNMA” koyduk.  Elbette bu kampanya, otoritenin şiddetine uğrayan herkesin imdadına koşabilmek iddiasında değildir; kendi gündeminin önceliklerini birlikte tartışarak oluşturacaktır.

Bu kampanya çerçevesinde bir araya gelen/gelecek anti-otoriterler ve anarşistler, teorik fikir birliği ya da uzlaşması peşinde değildirler. Onları bir araya getiren, otoritenin şiddetinin yakıcılığı ve somutluğudur. Bu süreçte, kendi aralarındaki farklılıkları oluşturan fikirleri, eğer gerekli olursa, somut eylemlilikler ve sorunlar üzerinden tartışmaya karar vermişlerdir. Her katılımcı, kampanyanın dilediği aşamasında dilediğince katkı sunmakta özgürdür.

Kampanyamız, kendine süre sınırı koymayan, kararlarını yüz yüze gelerek anti-otoriter, anti-hiyerarşik, eşitlik ilkeleri çerçevesinde alan bir inisiyatif, bir koordinasyon örgütlenmesi olarak yapılanacaktır. Karar süreçlerinde, ya “konsensus” ya da “yol verme” ile, ilişkin toplantıya katılanların ortak rızası aranacaktır.

Kampanyanın değişik konulardaki işlerini üstlenen gönüllü çalışma grupları oluşmuştur. Katılıma açık olan ve gerek duyuldukça yenileri oluşacak bu çalışma grupları, kendi toplanma periyodlarını kararlaştıracaklardır. Her ay, tüm kampanyanın meselelerinin tartışılacağı geniş katılımlı kampanya toplantısı yapılacaktır.

Kampanyaya  dair haberleşme amacıyla, aynı adı taşıyan bir e-mail grubu oluşturulmuştur. İlke olarak, istanbulda oturanların e-mail grubuna üye olabilmeleri için en az bir KARDEŞİME DOKUNMA toplantısına katılmış olmaları gerektiğine karar verdik. İstanbul dışındakiler için “referans” yöntemi işleyecektir. Ayrıca, irtibat kurmak isteyenlerin yönlenebilmesine de yarayacak, kampanyaya özel bir web sitesi oluşturulacaktır.

Tüm anarşistleri ve anti-otoriterleri KARDEŞİME DOKUNMA kampanyasına katılmaya çağırıyoruz.

KARDEŞİME DOKUNMA İNİSİYATİFİ

kardesimedokunma@gmail.com

http://kardesimedokunma.wordpress.com/