lambda kapatılma davası için arşiv

Dava Bitti: Kapatılmadı!

Posted in lambda kapatılma davası with tags , , , on Nisan 30, 2009 by ifsaeylem1
Perşembe, 30 Nisan, 2009

İki senedir süren Lambdaistanbul Derneği Davası sonuçlandı. Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava, Savcılık Makamının, “Kamu adına davanın ret edilmesi talebini” dile getirmesi ve Mahkemenin de onaylaması ile dava süreci kapandı.

Lambdaistanbul LGBTT Derneği’nin avukatları, Fırat Söyle ve Basri Akyüz, Mahkemeye verdikleri beyanda Yargıtay Kararının hem olumlu hem de olumsuz noktalarına ilişkin noktaları tespit etmişlerdi.
Yargıtay’ın kararını yorumlayan Lambdaistanbul Derneğinin avukatları,

“Yargıtay ilamının sonuç olarak vardığı hükme aynen katılıyoruz. Karar bu yönüyle hukuka, bilime ve insan haklarına uygun olmuştur. Yargıtay ilamının tamamını incelediğimizde; kararın kendi içinde bütünlük taşımadığını, gerekçeler arasında çelişki olduğunu” söylemişlerdi.

“Kararın birinci bölümü olarak adlandıracağımız kısmı tamamen yerindedir ve bu kısma aynıyla katılıyoruz ve Mahkemenizin de bu kısım gibi karar vermesini diliyoruz. Ancak ikinci kısım olarak adlandıracağımız gerekçeler ise kararın bütünlüğüyle çelişkili, bilimsel gerçeklere ve hukuka aykırı sübjektif yargılardan oluşmuştur. Mahkemenin verdiği kararı bu anlamda olumlu” bulduklarını belirttiler.

Lambdaistanbul Derneğinin, Mahkemeye sunduğu beyanın tam metni:

YARGITAY BOZMA İLAMINA DAİR BEYANLARIMIZ

Beyoğlu 3.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/190 esas ve 2008/236 karar sayılı 29.05.2008 tarihli kararında; Müvekkil, Lambdaİstanbul Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti, Transseksüel Kadın ve Erkekler Arası Dayanışma Derneği’nin (Dernek) FESHİNE karar vermiştir. Karar tarafımızca temyiz edilmiş olup; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2008/4109 Esas ve 2008/5196 Karar sayılı 25.11.2008 tarihli YARGITAY İLAMI ile “Hal böyle olunca mahkemece açıklanan bu olgular ve lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kişilerinde dernek kurma özgürlüğüne sahip oldukları gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yasal düzenlemelerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz, davalı derneğin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA” karar verilmiştir.

Yargıtay ilamının sonuç olarak vardığı hükme aynen katılıyoruz. Karar bu yönüyle hukuka, bilime ve insan haklarına uygun olmuştur. Yargıtay ilamının tamamını incelediğimizde; kararın kendi içinde bütünlük taşımadığını, gerekçeler arasında çelişki olduğunu görüyoruz. Bu itibarla ilam gerekçesini ikiye ayırarak incelemek gerektiği görüşündeyiz. Aşağıda kararın birinci bölümü olarak adlandıracağımız kısmı tamamen yerindedir ve bu kısma aynıyla katılıyoruz ve Mahkemenizin de bu kısım gibi karar vermesini diliyoruz. Ancak ikinci kısım olarak adlandıracağımız gerekçeler ise kararın bütünlüğüyle çelişkili, bilimsel gerçeklere ve hukuka aykırı sübjektif yargılardan oluşmuştur. Bu kısımdaki gerekçelerin hiçbir şekilde dikkate alınmamasını arz ederiz.

YARGITAY İLAMININ BİRİNCİ KISMINA DAİR GÖRÜŞLERİMİZ

Yargıtay ilamının bu kısmında, uluslar arası sözleşmelere atıflar yapılarak, herkesin dernek kurma özgürlüğüne sahip olduğu açıklanmış. Yine ulusal mevzuata değinilerek ulusal mevzuatta da aynı yönde dernek kurma özgürlüğüne dair hükümlerden bahsedilmiştir.

Yargıtay; “Ülkemizin onaylayarak katıldığı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 20 ve Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin Sözleşme’nin 22. maddesi hükümlerinde herkesin dernek kurma hakkına sahip olduğu belirtilmiş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesi hükmünde de aynı husus tekrarlandıktan sonra bu hakkın kullanılmasına ancak ulusal güvenlik, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için zorunlu olan ölçüde ve yasa ile öngörülmek koşuluyla müdahale edebileceği, 14.maddesi hükmünde ise bu sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanmanın cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensup olma, servet, doğum veya herhangi başka bir durum bakımından hiçbir ayırımcılık yapılmadan sağlanacağı açıklanarak ayrımcılık yasaklanmıştır.”

“İç hukuka gelince, Anayasamızın 10 maddesi hükmünde herkesin dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları, kişinin hak ve ödevlerini önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahip bulunduğu, dernek kurma hürriyetinin ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanun ile sınırlanabileceği belirtilerek uluslararası sözleşmelere benzer bir düzenleme getirilmiş, 90/son maddesi hükmünde de usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı açıklanmış, kişi hak ve özgürlükleri yönünden uluslararası sözleşmelerin kanunlardan önce uygulanmasına imkân tanınmıştır.”

Yargıtay ilamında; “01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 57. maddesi hükmünde herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahip bulunduğu, 23.11.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 3. maddesi hükmünde ise, fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişilerin önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahip bulundukları, 31. maddesi hükmünde derneklerin defterlerinde ve kayıtlarında ve Türkiye Cumhuriyetinin resmi kurumlarıyla yazışmalarında Türkçe kullanacakları belirtilmiştir.”

Yargıtay; Müvekkil Derneğin adında ve tüzüğünde yazılı sözcüklerin hukuka aykırı olmadığını gerekçeleriyle açıkça yazmıştır.
Yine Yargıtay ilamından aynıyla yazacak olursak, Yargıtay; “Mahkeme hükmünün gerekçesinde derneğin adının ve amaçlarının kanuna ve ahlaka aykırı olduğu belirtilmiş ise de, cinsel kimlik veya yönelim kişilerin kendi istemleri ile seçtikleri bir olgu olmayıp, doğuştan veya yetiştiriliş tarzından kaynaklanan ve kişilerin istemeyerek karşı karşıya kaldığı bir olgudur. Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel sözcükleri ile tanımlanan farklı cinsel yönelime sahip kişilerin varlığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Bu gibi kişileri tanımlamakta kullanılan sözcükler literatüre de girmiş olup, bilimsel yayınlarda, medyada ve günlük dilde sık kullanılmaktadır. Kişilerin kendi istemi dışında gerçekleşen böyle bir cinsel yönelime sahip olması ya da bu gibi kişileri tanımlayan sözcüklerin kullanılması ahlaksızlık olarak nitelendirilemeyeceği gibi, kanunlarımızda da yasaklanmamıştır. Hal böyle olunca derneğin adında ve tüzüğünde lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel sözcüklerinin kullanılmış olmasının hukuka ve ahlaka aykırılığından söz edilemez.” gerekçelerine yer vermiştir.
Yargıtay ilamının birinci bölümü olarak isimlendirdiğimiz bu kısmının devamında yine aynıyla yazacak olursak; “Davalı derneğin amaçlarının hukuka ve ahlaka aykırı olup olmadığı sorununa gelince, ahlak kuralları yer ve zamana ve özellikle toplumu oluşturan kişilere göre değişebilen sübjektif kurallardır. Derneğin amaçlarının ahlaka aykırı olduğundan söz edilebilmesi için; derneğin toplumun geneli tarafından kabul edilen yerleşmiş ahlak kurallarına aykırı amaçlarla kurulduğunun belirlenmesi, amacı gerçekleştirmek üzere yapılması öngörülen çalışmalarının da bu amacı gerçekleştirmeye yönelik olması gerekir. Davalı derneğin tüzüğündeki amaçlarının açıklandığı 2 ve bu amaçların gerçekleştirilmesi için yapılacak çalışmaların açıklandığı 3. maddesi hükmü birlikte incelenip değerlendirildiğinde; derneğin amacının genel olarak lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kişiler arasındaki birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi, bunların toplumun bir parçası olarak var olduklarının kanıtlanması, toplumda özgürlükçü bir ortamın oluşturulması, bu ortamda lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kişilerin de kendilerini ifade edebilmelerinin sağlanması, bu kişiler hakkında toplumda oluşan yanlış bilgi ve kanaatlerin düzeltilmesi, toplum dışına itilmelerinin önlenmesi ve bu konudaki ayrımcılığa son verilerek toplumla bütünleşmelerinin sağlanması olduğu anlaşılmaktadır.” denilerek isabetli tespitler yapılmıştır.
Yargıtay ilamının bu birinci kısmında belirtilenler, tarafı olduğumuz uluslararası mevzuat, ulusal mevzuat ve bilimsel veriler dikkate alındığında tartışmasız ve sabittir. Bu itibarla Yargıtay ilamının bu birinci kısmı başkaca söz söylemeyi gereksiz kılacak içerik ve niteliktedir. Davalı Dernek avukatları olarak bu görüşlere aynıyla iştirak ediyoruz. Mahkemenizden bu çerçeve esas alınarak, Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz.
YARGITAY İLAMININ İKİNCİ KISMINA DAİR GÖRÜŞLERİMİZ
Yargıtay yukarıda yazılı gerekçesiyle çelişerek, tarafımızca Yargıtay ilamının ikinci kısmı olarak adlandırdığımız kısmında; “Toplum genelinde ahlaksızlık olarak nitelenen olgu lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel olma ve bu sözcüklerin kullanılması değil, bu kişilerin yaşam tarzı ile diğer kişilerin lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüelliğe özendirici ve teşvik edici davranışlara yönlendirmesidir. Anılan maddelerde hiçbir şekilde lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel yaşamı teşvik ve özendirmeden ve bu cinsel yönelimlerin yaygınlaştırılmasından söz edilmemektedir. Kanunlarımızda da lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kişilerin aralarında örgütlenerek birlik ve dayanışmalarını sağlama amacıyla dernek kuramayacaklarına ilişkin, bir hüküm bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davalı derneğin amaçlarının hukuka ve ahlaka aykırı olduğundan da söz edilemez.
Davalı derneğin ileride tüzüğüne aykırı olarak lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüelliği özendirme, teşvik ve bu cinsel yönelimlerin yaygınlaştırması yönünde faaliyetlerde bulunması durumunda hakkında Dernekler Kanunu’nun az yukarıda açıklanan 30 ve 31. maddesi hükümlerinin uygulanabileceği ve feshinin istenebileceği kuşkusuzdur.” yazılıdır.
Bu iki paragrafta yazılı olanlar hukuka ve bilime aykırıdır. Yargıtay’ın sonuç olarak vardığı yargı Dernek lehine olmakla birlikte içerik olarak yanlış ve isabetsizdir. Şöyle ki; gerek tarafımızca dosyaya sunulan 4 ayrı uzman görüşü ve yukarıda birinci kısımda yazdığımız Yargıtay gerekçesi, özellikle de konunun uzmanı Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) Başkanı Psikiyatri Uzmanı Dr. Nesrin Yetkin tarafından yazılan ve dosyada mevcut bilimsel görüşte de açıkça yazdığı üzere; “bedensel cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelim kişilerin istemli olarak seçtikleri değil, karşı karşıya kaldıkları durumlardır. Hiçbirimiz kadın veya erkek olarak doğmayı seçemeyeceğimiz gibi cinsel yönelimimizi de seçemeyiz. Eşcinsel yönelim, keyfi, ahlaki veya istemli bir seçim değildir. Aynen heteroseksüel yönelim gibi bir durumdur.” “Cinsel kimlik veya yönelim kişilerin kendi istemleri ile seçtikleri bir olgu olmayıp, doğuştan gelen ve kişilerin istemeyerek karşı karşıya kaldığı bir olgudur.” gerçeği karşısında; Yargıtay’ın yukarıda yazdığımız iki paragrafta yazdığı; “… bu kişilerin yaşam tarzı ile diğer kişileri lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüelliğe özendirici ve teşvik edici davranışlara yönlendirmesidir.” ibareleri açıkça çelişmektedir. Artık bilimsel literatür gereği sabit olan doğuştan gelen olgu lezbiyen, gey,  biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) olma, nasıl olurda özendirilir ve yine nasıl olurda teşvik edilir. Şüphesiz doğuştan olan olgu, teşvik de edilemez, özendirilemez de. Yargıtay, “cinsel yönelimlerin yaygınlaştırılması yönünde faaliyetlerinde derneklerin feshi nedeni olabileceğini yazması da aynı şekilde, çelişkili ve yanlıştır. Yani doğuştan gelen olgunun yaygınlaştırılamayacağı sabittir. Yargıtay’ın bu ikinci kısımda yazdığı gerekçeler, gerek asıl gerekçelerle çelişmesi ve asıl önemlisi bilimsel gerçeklikle çelişmesi nedenleriyle bu gerekçelere hiçbir şekilde katılmıyoruz. Mahkemece gerekçe yazılırken bu ifadelerin dikkate alınmamasını arz ediyoruz.
Hukuka ve bilime aykırı olan ve gerekçelerin bütünlüğüyle çelişkili olan kısım, derneğin, faaliyet özgürlüğünü kısıtlayacak ve adeta Demokles’in kılıcı gibi başında salınacaktır. Dernek kurma özgürlüğü ne kadar önemli ise derneğin özgürce faaliyette bulunması da en az onun kadar önemlidir. Yargıtay saygın ve nitelikli bir gerekçe yazmıştır. Ancak her nasılsa, gerekçenin bütünlüğüyle uyumsuz ve önyargılarla yazılmış olan, eşcinsel, biseksüel, travesti ve transseksüelliğin sonradan kazanılacak ve yaygınlaştırılabilecek bir durum olduğu kısımlarını maalesef yazarak; Türkiye tarihinde bu konu ile ilgili ilk olacak içtihadın niteliğini kısmen zayıflatmıştır. Dosyada mevcut verileri esas alarak özellikle bilimsel görüşler ışığında gerekçelendirilmesini dileriz. Bu ikinci kısmın dikkate alınmamasını arz ederiz.

Ayrıca; Yargıtay İlamının; “Davalı derneğin ileride; lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüelliği özendirme, teşvik ve bu cinsel yönelimlerin yaygınlaştırması yönünde faaliyetlerde bulunması durumunda feshinin istenebileceği kuşkusuzdur.” gerekçesi; LGBTT bireyler ile kurdukları örgütlerin düşünce ve örgütlenme özgürlüklerini kısıtlamaktadır, bu ifade, üyesi olmak istediğimiz Avrupa Birliği’nin temel haklar anlayışına aykırıdır. LGBTT bireylerin kendilerine yönelik enformasyonu dağıtmalarını ve almalarını ciddi şekilde engellemektedir. Örgütlenme, örgütlü faaliyette bulunma, düşünce ve ifade özgürlüğü, bilgiyi paylaşma ve yayma özgürlüğü, cinsiyet ayrımcılığı yasağı ve hepsinden önemlisi; hukuk güvenliği ve insan onuruna yaraşır bir yaşam herkesin olduğu gibi LGBTT bireylerin de hakkıdır.
Lambdaİstanbul Derneği, LGBTT bireylerin yaşadığı insan hakları ihlalleri ve ayrımcılıkla mücadele etmek amacıyla kurulmuştur. Müvekkil Dernek aleyhine açılan bu fesih davasının yargı sürecinin bu kadar uzun sürmesi, bir tarafta AİHS 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal etmekte, diğer taraftan da, Derneğin sunacağı insan hakları çalışmalarını olumsuz etkilemekte, engellemekte ve LGBTT bireyleri güçsüzleştirmektedir. Nefret cinayetlerinin ve LGBTT bireylere yönelik insan hakları ihlallerinin bu kadar arttığı bir dönemde bir yandan da sivil anayasa sürecinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin anayasanın eşitliği düzenleyen maddesine eklenmesi tartışılırken eşcinselliği özendirmek, teşvik etmek, genel ahlak gibi muğlâk ve önyargılı tavırlarla LGBTT bireylerin düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü engellenmemelidir. Toplumsal bakış açısı nedeniyle LGBTT bireyler üzerinde oluşan baskılar nedeniyle, çok ciddi hak ihlallerine uğrayan LGBTT’ler için serbestçe faaliyette bulunacak bir dernek yaşamsal öneme sahiptir. Normatif olarak var olan bu özgürlüğe, uygulamada da olanak sağlayacak nitelikli bir gerekçe, LGBTT’lere yönelik nefret cinayetlerini dahi azaltacak derecede önemli bir olgudur. Yargıtay ilamına bu açıklamalarımız dikkate alınarak uyulma kararı verilmesini arz ederiz.
Sonuç ve Talep         : Yukarıda yazmaya çalıştığımız ve resen nazara alınacak nedenlerden, yine yukarıda yazdığımız itirazlarımızın da dikkate alınarak Yargıtay ilamına uyulmasını, haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini, dava harç ve masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına ve lehimize vekâlet ücreti takdirine karar verilmesini arz ederiz.27.04.2009
Davalı Vekilleri

Av. FIRAT SÖYLE  Av. BASRİ AKYÜZ

Reklamlar

LAMBDA İstanbul Kapanmıyor!

Posted in lambda kapatılma davası with tags , , , , on Nisan 30, 2009 by ifsaeylem1

Basına ve kamuoyuna

Lambdaistanbul hakkında verilen kapatma kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine, dava bugün Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tekrar görüldü ve sonuçlandı. Lambdaistanbul gönüllüleri ve birçok STK’dan katılımcı ile, dava sonrası bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Davaya sekiz avukat dahil oldu.

İki yılı aşkın süredir devam eden kapatılma davası sürecimiz bu gün sonuca ulaştı. Ne mutlu ki, hem LGBTT hakları hem de örgütlenme özgürlüğü adına olumlu bir karar alındı. Bu aynı zamanda Lambdaistanbul isimli derneğimizin isminin ve tüzüğümüzün, yasal zeminde meşrulaşması demek.

Dava şu aşamada temyize açık bir biçimde kapandı. Önümüzdeki süreçte Valilik temyiz etme hakkını kullanırsa, dava yeniden Yargıtay’da değerlendirilecek.

Geçtiğimiz iki sene boyunca oldukça zorlu bir süreçten geçtik. Unutulmamalı ki, yargılanmak da cezalandırmanın bir parçası olabiliyor. Yorucu geçen bu iki sene süresince bizler, demokratik hakkımız olan örgütlenmemizin önüne konan engellerle mücadele etmek zorunda bırakıldık. Yerel mahkemenin verdiği kapatma kararı sonucu, sadece bir insan hakları ihlali yaşanmadı, aynı zamanda LGBTT bireylerin her gün yaşadığı şiddete, adil olması gereken hukuk tarafından bir yenisi eklendi. Hukuk tarafından “genel ahlakı” bozmakla suçlandık. Ardından Yargıtay’ın kararı bozması, bizler için sevindirici bir gelişme olmakla beraber, bu sefer de bir tehditle yüz yüze geldik. Yargıtay gerekçeli kararında, Lambdaistanbul’un şu anda yasalara aykırı olmadığı, ancak “eşcinselliği teşvik ettiği” takdirde kapatılabileceğini belirtiliyor. Bu gün Yargıtay’ın kararını kabul eden yerel mahkeme de şu aşamada bunu kabul ediyor görülüyor, ancak henüz elimize gerekçeli karar geçmedi.

Bizler kabul ediyoruz, teşvik ediyoruz! Bizler örgütlenme özgürlüğünü teşvik ediyoruz. Bizler gizlenmemeyi teşvik ediyoruz. Bizler, herkesin kendi gibi olabilmesini teşvik ediyoruz! Eğer bunlar suçsa ve hukuk hala bizi bununla tehdit ediyorsa, biz kendimiz özgürlüğe teşvik ettiğimizi söylüyoruz.

Yerel mahkemenin aldığı karardan büyük mutluluk duyuyoruz, ancak şu aşamada hukuki sürecin devamı açısından gerekçeli kararı bekliyoruz.

Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği

Statement by ILGA-Europe

Posted in lambda kapatılma davası with tags , , , on Nisan 29, 2009 by ifsaeylem1
29/04/2009

On 29 May 2008, Istanbul’s 3rd Civil Court of First Instance ruled to close down Lambdaistanbul LGBTT Solidarity Association on the grounds that its charter and activities are against the “general morals” and the “Turkish family values”.

Lambdaistanbul then challenged this at the Turkish Supreme Court of Appeals (Yargitay) which effectively overturned the ruling of the local court on 25 November 2008. The case on the closure of Lambdaistanbul will tomorrow re-open in the local court.

ILGA-Europe welcomes the decision of the Turkish Supreme Court of Appeals (Yargitay) but is concerned with the wording in the ruling which states that

“dissolution of the defendant association could still be demanded, if it would act counter to its charter, in the ways of encouraging or provoking lesbian, gay, bisexual, transvestite and transsexual behaviour or acting with the aim of spreading such sexual orientations”.

This statement imposes clear limitations to the activities of the organisation and to the rights of LGBT people in Turkey to free expression, assembly and life with dignity. It is established European Court of Human Rights case-law that:

“Freedom of expression constitutes one of the essential foundations of a [democratic] society, one of the basic conditions for its progress and for the development of every man. Subject to paragraph 2 of Article 10, it is applicable not only to ‘information’ or ‘ideas’ that are favourably received or regarded as inoffensive, but also to those that offend, shock or disturb the state or any sector of the population. Such are the demands of that pluralism, tolerance and broadmindedness without which there is no democratic society.”[1]

ILGA-Europe will closely follow the hearing on 30 April 2009 and hope that the local court will not use the above statement in its decision and will guarantee the freedom of association and assembly of LGBT people in Turkey.

Dirk De Meirleir

Executive Director

ILGA-Europe

[1]Handyside v. UK (1976)

Kapatma Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Posted in lambda kapatılma davası with tags , on Nisan 29, 2009 by ifsaeylem1

Lambdaistanbul’a kapatma davası neden açıldı?

İstanbul Valiliği lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüellerin örgütlenmesinin genel ahlaka aykırı olduğu iddiası ile Savcılığa başvurdu. Aylarca süren hukuki süreçlerin ardından kapatma davası açıldı.

Türkiye’deki diğer LGBTT dernekleri hakkında neden dava açılmadı?

Diğer dernekler hakkında da bulundukları şehirlerin Valilikleri, aynı gerekçe ile Savcılığa başvurmuştu. Fakat hukuki süreç diğer derneklerde farklı işledi ve Valiliklerin başvurusuna rağmen dava açılmadı. Böyle çelişkili hukuki süreçlerle karşılaşıyor olmamız ise, derneklerin kapatılması hakkında dava açılıp açılmayacağına karar veren savcıların farklı bakış açılarına sahip olmalarından kaynaklanıyor. Türkiye’de yasalarda ne eşcinsellik ne de transseksüellik suç değil. Ancak LGBTT bireylerin diğer bireylerle eşit haklara sahip olduğunu ve uğradıkları ayrımcılıkların cezalandırılması gerektiğini söyleyen yasa maddeleri de yok. Yasalar böyle olunca, hakkımızda verilen kararlar dava dosyası kimin elindeyse, ona göre farklı sonuçlanabilir. Örgütlenme hakkımız yasalar tarafından güvence altına alınmış olsaydı, Lambdaistanbul’a kapatma davasına bakan hakim örgütlenmemizin genel ahlaka aykırı olduğu argümanıyla hakkımızda kapatma kararı veremezdi.

Sahi nasıl bir karar bu, ne yazıyor karar metninde?

Türk toplumu ataerkil olduğu için, konuyla ilgili bir istatistik bulunmasa da, toplumun genelinin eşcinselliği yadırgadığı, zaten eşcinsellerin de metropollerde küçük bir grup olarak bulundukları için, örgütlenme taleplerinin önemli olmadığı ifade ediliyor karar metninde. Yani hem hukuksal hem de bilimsel olarak içeriği yanlış bir karar.

Peki şimdi Lambdaistanbul kapalı mı? Kafam karıştı. Hem kapatma kararı verildi deniyor, hem de zaman zaman Lambdaistanbul’un etkinlikleri ile karşılaşıyoruz…

Lambdaistanbul hakkında yerel mahkeme tarafından kapatma kararı verildi, ama dernek olarak bu kararı temyiz ederek Yargıtay’a başvurduk. Böylece karar henüz geçerli değil. Dolayısıyla Lambdaistanbul faaliyetlerine yasal bir şekilde devam ediyor.

Yargıtay kararı bozmuş diye duyduk. Bu iyi bir haber değil mi?

Evet, Yargıtay kararı onaylamadı, kararını değerlendirmesi için yerel mahkemeye geri gönderdi. Ancak Yargıtay’ın kararında derneğimizin ancak eşcinselliği teşvik edersek kapatılabileceği yazıyor ve yerel mahkemede görülen dava dosyasında eşcinselliği teşvik ettiğimize dair bir ibare olmadığından, kapatılmamamız gerektiğini söylüyor. Bu da dava sürecine yeni bir boyut katıyor. Nasıl ki yerel mahkemenin kararındaki “genel ahlaka aykırılığın” ne demek olduğu belli değilken, aynı şekilde “eşcinselliği teşvik etmenin” ne demek olduğu da belli değil. Sonuçta biz kimliğimizle barışık, mutlu yaşamlar sürmek için, sorunlarımızı çözmek ve dayanışmak için örgütleniyoruz. Örgütlenirken bütün LGBTT bireylere “ne yanlış, ne de yalnızsınız” diye sesleniyoruz. Bizim örgütlenmemizin amacı insanların heteroseksüel rolü yaparak yaşamak zorunda kalmamalarını sağlamak. Bizleri genel ahlaka aykırı gören bir bakış açısı, bizatihi varoluşumuzu eşcinselliğe teşvik olarak değerlendirebilir. Kimse kimsenin cinsel yönelimini ya da cinsiyet kimliğini değiştiremeyeceğine göre, “eşcinselliği teşvik” diye bir kavram üretilmiş olması, bizce endişe verici bir durum.

Peki şimdi ne olacak?

Yargıtay’ın kararı yerel mahkemeye geldi ve yerel mahkeme de bir sonraki duruşma için 30 Nisan tarihini belirledi. Duruşma 30 Nisan’da saat 09:50’de Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek. Şu ana kadar olduğu gibi davayı takip edeceğiz, ahlaksız olduğumuz veya eşcinselliği teşvik ettiğimiz iddialarına karşı hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz.

Bu süreçte Lambdaistanbul’a nasıl destek olabilirim?

Hukuki süreç hakkında çevrenizdeki insanları bilgilendirerek ve dava günleri mahkemenin önüne gelip hep beraber derneğimize sahip çıkarak yürüttüğümüz hukuk mücadelesine destek olabilirsiniz. Ayrıca bu metni tanıdığınız herkese ileterek Lambdaistanbul’a kapatma davası hakkında daha fazla kişinin haberdar olmasını sağlayabilirsiniz.

Lambdaistanbul’a Karşı Kapatma Davası Kronolojisi

Posted in lambda kapatılma davası with tags , , on Nisan 29, 2009 by ifsaeylem1

1.  18 Mayıs 2006 tarihinde Dernek Tüzüğü İstanbul İl Dernekler Müdürlüğü’ne teslim edildi. Dernek; Alındı Belgesi ile resmiyet kazandı.

2. İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü 25 Mayıs 2006 tarihinde Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin tüzüğünün incelenmesi için İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’na yazı yazarak görüş istedi.

3. İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı ise tüzükte gerekli incelemeleri yapıp 01 Haziran 2006 tarihinde İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’ne yazdığı cevabi yazıda Dernek Tüzüğü’nün:

1. Türk Medeni Kanunu Madde 56/2’de belirtilen hukuka ve ahlaka aykırı dernek kurulamaz hükmüne aykırılık teşkil ettiğini

2. Anayasanın 41. maddesi olan Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır hükmüne aykırılık teşkil ettiğini
3. Anayasanın Madde 33/3’de belirtilen dernek kurma hürriyetinin sınırlanabileceği hükmü kapsamına girdiğini
4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 11/2’ye göre dernek kurma özgürlüğünün sınırlanabileceği hükmü kapsamına girdiğini belirtip ayrıca
5. Derneğin adında geçen Lambda kelimesinin Türkçe karşılığının dernek isminde öncelikle belirtilmesi gerektiğini söyledi.

4. İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü; İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın değerlendirmeleri doğrultusunda 09 Haziran 2006 tarihinde Dernek Yönetim Kurulu Başkanlığı’na tüzükte noksanlıkların olduğu ve noksanlıkların 30 gün içinde giderilmesi gerektiğine dair bildirimde bulundu.

5. 14 Haziran 2006 tarihinde tebliğ edilen bildirim Dernek Yönetim Kurulu tarafından incelendi; Lambda kelimesinin anlamının tüzükte açıklayıcı bir biçimde ve dip not olarak yer alması ancak Dernek Tüzüğü’nde hukuka ve ahlaka aykırılık teşkil edecek bir hususun olmamasından dolayı değişiklik yapılmayacağı sonucuna varıldı ve bu durum 13 Temmuz 2006 tarihinde ilgili Kuruma yazı ile bildirildi.

6. Dernek Yönetim Kurulu’nun tüzükte olduğu iddia edilen noksanlıkları gidermeyeceğini bildirmesinden dolayı, İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü derneğin feshi için 18 Temmuz 2006 tarihinde Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak dava açılmasını talep etti.

7. Beyoğlu Cumhuriyet Savcılarından Muzaffer Yalçın 08 Şubat 2007 tarihinde Dava Açılmasına Yer Olmadığına Dair Karar verdi.

8. İstanbul Valiliği, Cumhuriyet Savcısı’nın takipsizlik kararına itiraz etti ve takipsizlik kararı İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 30 Mayıs 2007 tarihinde kaldırıldı. Derneğin feshi ile ilgili kararın hakim tarafından verilmesi gerektiğini ifade eden İstanbul 5.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı; özgürlüklerin esas olduğunu ancak hiçbir özgürlüğün sınırsız olmadığını söyleyip, çağdaş değerler ve değer yargılarının ülkeden ülkeye değişeceğinden başka ülkelerde olan her şeyin ülkemiz açısından da kesinlikle doğru olduğu sonucuna varılamayacağına karar verdi.

9. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin; Cumhuriyet Savcısı’nın vermiş olduğu takipsizlik kararının kaldırılması kararı gereğince Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin feshi için 11 Haziran 2007 tarihinde dava açtı.

10. Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2007/190 Esas numaralı dosya ile Derneğin feshi davası 19 Temmuz 2007 tarihinde başladı. Yargılamanın ikinci oturumunda savcılık dosyanın bilirkişiye gitmesini talep etti. Bilirkişi olarak atanan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Tufan Öğüz 14 Nisan 2008 tarihli bilirkişi raporunda özetle şu hususları belirtti:

1. Davanamede belirtilen aykırılılardan biri olan Lambda kelimesinin Türkçe karşılığına tüzükte yer verilmemesi Medeni Kanununun 60/2 kapsamında hukuka aykırılık teşkil  etmemekte, dernek ismi Dernekler Kanununun 28. maddesine de aykırılık  teşkil etmemektedir. Dolayısıyla anılan hususun düzeltilmemesi derneğin Medeni Kanunun 60/2 hükmü uyarınca feshine dayanak teşkil etmez.
2. Derneğin amacının hukuka ve ahlaka aykırı olup olmadığı hususunda ise Derneğin tüzüğünde belirtilen amaçları ve çalışmalarını düzenleyen hükümler göz önünde tutulduğunda ; derneğin amacını esas itibariyle dernek üyelerinin toplumsal, sosyal ve ekonomik alanlarda yardımlaşması ve dayanışma içinde bulunmaları olarak ifade etmek mümkündür. Tüzüğün amacının, kanaatimce hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu söylemek mümkün değildir. … Hukukumuzda bu nitelikte bir örgütlenmeyi engelleyen pozitif bir norm bulunmadığı gibi, bu kişilerin yukarıda belirtilen nitelikte yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalarının toplumda yerleşmiş ahlaki esaslara aykırı olduğu söylenemez. … Derneğin amaç ve faaliyet konularının Anayasa madde 41 hükmünde devlete görev olarak yüklenmiş ailenin korunması ilkesi ile de çelişen yönü, kanaatimce bulunmamaktadır. Sonuç itibari ile de Derneğin feshi talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı sonucuna varmış bulunuyorum.

11. Yargılama sürecinde Derneğin feshine dair hiçbir kanıt bulunmamasına rağmen 29 Mayıs 2008 tarihinde Derneğin feshine karar verildi.

12. Derneğin feshine dair gerekçeli kararda; “Davalı derneğin kurulmasının toplumumuzun genel ahlakına aykırı olup olmadığı hususunda somut olay bulunmasa da, toplumumuzda Ataerkil aile yapısının güçlü bir şekilde mevcut olması, Aile mufhumuna atfedilen kutsiyet, akraba bağları, din ve görgü kuralları, söz konusu farklı cinsel yönelim sahibi erkek ve kadınların azlığı ve bu tür taleplerin dillendirilmeye başlanması olgusunun çok kısa bir döneme tekabül etmesi ve hatta ülkemizin kırsal kesiminden ziyade sadece metropol şehirlerde ortaya çıkmış bulunması hususları hep bir arada değerlendirildiğinde, toplumumuzun aşağı yukarı tamamına yakın bir kesimi tarafından tasvip edilmeyen, ahlaka ve edebe aykırılık olarak kabul edilen ve nitelendirilen bir yapı arzettiği söylenebilir.” denilmektedir.

13. Tarafımıza tebliğ edilen Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/190 Esas ve 2008/236 Karar sayılı gerekçeli kararı 24 Haziran 2008 tarihinde “DURUŞMA TALEPLİ” olarak Yargıtay’a temyiz edildi.

14. Temyiz talebimiz doğrultusunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nde 25 Kasım 2008 tarihinde DURUŞMALI olarak savunmamızı yapmakla ilk mutlu sona ulaşmış olduk. Yargıtay’daki duruşmaya gerek İstanbul’dan gerekse diğer illerden gelen ve örgütlü mücadeleye destek veren insan hakları aktivistleri duruşmayı takip etmiş ve aynı günün akşamında basın açıklaması ile kapatma kararını bir kez daha protesto etmiş oldu.

15. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, dosyamız üzerinde yaptığı inceleme neticesinde haklılığımızı tescil etmiş oldu. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2008/4109 Esas- 2008/5196 Karar Sayılı ve 25.11.2008 tarihli kararında Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/190 Esas ve 2008/236 Karar sayılı kararını esastan BOZDU.

16. Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin kapatılması yönündeki yerel mahkeme kararının Yargıtay’ca bozulmasından sonra ilk duruşma günü de 30 Nisan 2009 olarak tarafımıza tebliğ edildi. Haklılığımızı bir kez daha haykırmak için 30 Nisan 2009 sabahı saat 09:50’de Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde buluşmak üzere…

Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği Vekili

Av. Fırat SÖYLE

Avrupa Parlamentosu Yargıtayın Lambda Kararından Endişe Duyuyor

Posted in lambda kapatılma davası with tags , , , on Nisan 23, 2009 by ifsaeylem1
Salı, 21 Nisan, 2009

Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin kapatılması istemiyle açılan, ancakYargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin bozduğu dava, 30 Nisan 2009’da yerel mahkemede tekrar görülecek.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, kararında “Davalı derneğin ileride … lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüelliği özendirme, teşvik ve bu cinsel yönelimlerin yaygınlaştırması yönünde faaliyetlerde bulunması durumunda … feshinin istenebileceği kuşkusuzdur,” ifadesini kullanmış ve LGBT örgütlerinden büyük tepki almıştı. Sadece Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’ni değil, diğer tüm LGBT örgütlerini de bizzat ilgilendiren karar sonrası yerel mahkemede görülecek duruşmanın önemi artmış durumda.
Avrupa Parlamentosu Gey ve Lezbiyen Hakları Çalışma Grubu da, Türkiye’de LGBT bireylerin örgütlenme ve düşünce özgürlüğüne yönelik tehdit niteliğindeki 30 Nisan’daki duruşma öncesi bir basın açıklamasıyla, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu karardan endişe duyduğunu açıkladı.
Grup Başkanı Michael Cashman’ın ifadelerine yer verilen açıklamada, Yargıtay’ın ifadesinin Avrupa temel haklar anlayışına aykırı olduğu ve Türkiye’nin AB’ye katılabilmesi için her vatandaşına eşit şekilde davranması gerektiği vurgulanıyor.
Yerel mahkemede görülecek davayı yakından takip edeceklerini belirten Avrupa Parlamentosu Gey ve Lezbiyen Hakları Çalışma Grubu’nun açıklamasını sizlerle paylaşıyoruz:
20 Nisan 2009
“Avrupa Parlamentosu Gey ve Lezbiyen Hakları Çalışma Grubu, T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin kararından endişe duyuyor.”
Avrupa Parlamentosu Gey ve Lezbiyen Hakları Çalışma Grubu; Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüel (LGBTT) örgütü Lambdaistanbul’un kapatılması yönündeki yerel mahkeme kararının Yargıtay tarafından bozulmasını olumlu bulmaktadır. Ancak Çalışma Grubu, Yargıtay ilamında kullanılan şu ifadeden büyük rahatsızlık duymaktadır: “Davalı derneğin ileride … lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüelliği özendirme, teşvik ve bu cinsel yönelimlerin yaygınlaştırması yönünde faaliyetlerde bulunması durumunda … feshinin istenebileceği kuşkusuzdur.”
Çalışma Grubu Başkanı Michael Cashman, “Bu ifade, LGBTT bireyler ile kurdukları örgütlerin düşünce ve örgütlenme özgürlüklerini kısıtlamaktadır,” dedi. “Bu ifade, Avrupa’nın temel haklar anlayışına aykırıdır. LGBTT bireylerin kendilerine yönelik enformasyonu dağıtmalarını ve almalarını ciddi şekilde engellemektedir. Eğer Türkiye AB’ye katılacaksa, tüm insanlara eşit şekilde davranmalı ve her vatandaşının haklarına saygı duymalıdır.”
Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin kapatılmasıyla ilgili dava, kısa bir süre sonra yerel mahkemede tekrar başlıyor. 30 Nisan’daki duruşmayı yakından takip edecek olan Avrupa Parlamentosu Çalışma Grubu, bu sefer yerel mahkemenin LGBTT bireylerin örgütlenme özgürlüğünü gözeten bir karara varacağını ümit ediyor.
Avrupa Parlamentosu Gey ve Lezbiyen Hakları Çalışma Grubu ile ilgili daha fazla bilgi için:
Avrupa Parlamentosu Gey ve Lezbiyen Hakları Çalışma Grubu Temsilcileri:
Başkan: Michael Cashman (UK/PSE)
Başkan Yardımcısı: Lissy Gröner (DE/PSE)
Başkan Yardımcısı: Sophie in ‘t Veld (ALDE)
Başkan Yardımcısı: Raül Romeva (G/EFA)
Başkan Yardımcısı: Sirpa Pietikäinen (EPP-ED)
Kaos GL