lgbtt mücadele için arşiv

“Yalanlarla savaşmak için açılıyoruz.”

Posted in lgbtt hareket with tags , , , , on Ağustos 19, 2009 by ifsaeylem1
Pazartesi, 17 Ağustos, 2009

“Herkes bir eşcinsel tanır. Komşunuz olabilir, iş arkadaşınız olabilir, akrabanız olabilir, hatta bir arkadaşınızın arkadaşı bile olabilir. Fark yaratan bu ilişkilerdir.”

Anne Kronenberg, Harvey Milk’in ona bıraktığı büyük mirası anlatıyor. Arman Güneş kaosgl.org için çevirdi.

2009, Stonewall’ın 40. yılıydı. Bu sene “Milk” filmiyle birlikte tüm dünyada eşcinsel aktivizminin yıldönümü kutlandı. Anne Kronenberg, Harvey Milk’in ona bıraktığı büyük mirası anlatıyor.
Milk yalnızca bir meydan adı ya da Oscar Ödüllü gişe rekortmeni bir film değil. Milk, ilham demek. Harvey Milk tutkuluydu. O, eşcinsellere eşit haklar isteyen önüne geçilmez bir savaşçıydı.
Bazıları Milk’in isteklerinin çok fazla olduğunu ve toplumun bu kadar kısa sürede değişmeye zorlanmaması gerektiğini söylediler. Milk, “Sessizlik oyunundan bıktım.” diye yanıtladı.
Anne Kronenberg, GayRussia’ya “Harvey lezbiyenler, geyler ve tüm bastırılmış insanların yaşam standardı üzerinde bir etki yaratmak istedi.” açıklamasını yaptı.
Fakat Milk yalnız değildi. Etrafında idealler ve tutkuyla beslediği genç bir aktivist takımı vardı. Para hiç söz konusu olmadı ve insanlar çalışmaları karşılığında para almadı.
Milk ideallerinden hiç ödün vermedi. Gizlice kampanya yürütmeyi reddederdi. Ona göre toplumu değiştirmek, bütün vatandaşların etraflarında en azından bir lezbiyen ya da gey olduğunu görebilmesi demekti.
Milk’in sloganlarından biri de “Benim adım Harvey Milk ve sizi örgütlemeye geldim”. Evet, bir çok insan hayattayken ona destek verdi. Hatta sonrasında. Olgunluğunun zirvesindeyken gidişi ikon olarak kalmasını sağladı.
GayRussia, “Castro’nun gayrı resmi Belediye Başkanı” olan Harvey Milk’in kampanya yöneticisi olarak saflarına kattığı Anne Kronenberg’le buluştu. Anne, Milk’in yakın çevresindeki az sayıda kadından biriydi. Onun katılımı, “gey aktivizmi”nin “lezbiyen ve gey aktivizmi”ne dönüşmesini sağladı. Sonunda birleşen çabaları Milk’in San Francisco belediyesinin Danışmanlar Kurulu’nda bir sandalye kazanmasını sağladı. Politik ve açık bir gey aktivist için bu bir ilkti.
1977 yılında, Milk, Briggs İnsiyatifi olarak da bilinen 6. Madde’yi (LGBT haklarını destekleyenlerin devlet okullarında çalışmalarını engelleyen madde) yok etmenin tek yolunun yasanın etkileyeceği insanları ortaya çıkartmak olduğunu gördü. Milk, 6. Madde’ye karşı yürütülen kampanya süresince “Yalanlarla savaşmak için açılıyoruz.” söylemini kullandı.
Peki, 2008 yılındaki 8. Madde’yle savaşmak için Milk ve takımı hangi stratejiyi kullanırdı? Eşcinsel evliliklere karşı kampanya sırasında hangi sloganı üretirdi? 6. Madde, eşcinsel karşıtı lobinin ilk başarısızlığıydı. 8. Madde ise en yeni başarı mı? 2008’deki Mormonlarla savaşmak, 1977’deki Senatör Briggs ve Anita Briant’la savaşmaktan daha mı zor?
Harvey Milk, 1978’de San Francisco Danışmanlar Kurulu’ndaki bir meslektaşı tarafından vuruldu.
Milk’in ölümünden 30 yıl sonra, Castro’daki haleflerinden biri, Mark Leno, Genel Meclis’e girdi. Kimse, eğer yaşasaydı Milk’in aynı makama gelmesinin bu kadar uzun sürüp sürmeyeceğini bilmiyor.
Bugün, Anne Kronenberg hâlâ bir eşcinsel aktivisti. Milk’i kaybettikten 30 yıl sonra bizimle, yalnızca Harvey Milk hatıralarını değil, ayrıca ABD ve yurtdışındaki LGBT gündemini de paylaşıyor.
Kronenberg, Milk’i anlatırken “gerçek bir lider” – “hırslı” ve “inançlarıyla yatıp kalkan” diye tanımlıyor. “Yaşla birlikte değişim sürecine ve hangi stratejinin işlevsel olup olmadığına dair bir anlayış gelişiyor.” diyen Anne için bir şey değişmemiş. Milk onun için hâlâ bir akıl hocası, öğretmen ve arkadaş. Dahası bir kahraman. Bu görüşü bugün birçok insan paylaşıyor.
GayRussia: Harvey herkes tarafından ideallerinden ödün vermeyen bir adam olarak biliniyor. Etrafındaki insanlara ilham vermeyi nasıl başardı? Kampanyaya katılmaya ve kampanyayı yürütmeye nasıl karar verdiniz?
Anne Kronenberg: Harvey ile tanıştığınızda, sizden hoşlanmasını isterdiniz. Güçlü bir kişiliği vardı. İdeallerinden ödün vermezdi. Bir konuda nerede durduğunu hep bilirdiniz. Hem ekibi hem de insanlar ona kolayca ulaşabilirdi, Harvey ile her türlü endişenizi ya da sorununuzu paylaşabilirdiniz. Bir arkadaşım Harvey’e adımı vermiş, beklenmedik bir şekilde beni aradı ve gelip kampanya hakkında onunla konuşmamı istedi. O görüşme sırasında bana bir maaş ödeyemeyeceğini fakat kampanyasını yürütmemi istediğini söyledi. Çok eğlenebileceğimizi söyledi. Eğlendik de. İşi bıraktım ve onunla çalışmaya başladım. Danışmanlar Kurulu’na seçildiğinde Belediye Binası’ndaki yardımcısı olmamı istediğini söyledi. Harvey ile tanışmak hayatımı tamamen değiştirdi. Arkadaşım ve öğretmenim olduğu için çok müteşekkirim.
GayRussia: Onunla çalışmak nasıldı?
Anne Kronenberg: Harvey harika bir insan, arkadaş ve patrondu. Benim akıl hocamdı. Çok hırslı bir kişiliği vardı, hiçbir işi yarım bırakmazdı. Hem hiç lafını sakınmazdı; görüşlerini herkesin duyduğundan ve anladığından emin olarak yüksek sesle dile getirirdi, hem de biri hakkında bir espri yapıp herkesi güldürürdü. Harvey çok bağırırdı, fakat bunu kişisel alamazdınız; sadece dinlemesi için siz de bağırırdınız. Enerji dolu bir adamdı, çok karizmatikti. Herkesin arkadaş olmak isteyeceği türden bir adamdı. Gerçek bir liderdi, hırslıydı, idealleriyle yatıp kalkardı. Lezbiyenler, geyler ve tüm bastırılmış insanların yaşam standardı üzerinde bir etki yaratmak isterdi
GayRussia: Harvey’nin yakın çevresindeki tek – ve pek az – kadından biriydiniz. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?
Anne Kronenberg: Bunun 31 yıl önce olduğunu hatırlamalısınız. Eşcinsel hareket erkekler tarafından başlatıldı. O zamanlar tanıdığım bütün kadınlar Kadın Hareketi ve sonunda meclisten geçemeyen Eşit Haklar Reformu (Equal Rights Amendment, cinsiyet ayrımcılığına karşı yasa tasarısı) için çalışıyorlardı. Neyse, bana göre Harvey için çalışmak öncelikle kadın hakları içindi, gey hakları için değil. O zaman hareketin adı lezbiyen ve gey hareketi bile değildi, sadece gey hareketiydi. Şimdi tabiî ki LGBT hareketi (ya da San Francisco’daki gibi LGBTQ&Q – Q&Q: Queer and Questioning). Bence Harvey’nin kampanyasına katılmam etkili ve önemliydi. Harvey sadece erkeklere değil, kadınlara da ihtiyacı olduğunu biliyordu, toplumdan marjinalize edilmiş herkese ihtiyacı vardı. Harvey’nin çağrısı bütün azınlıkları eşit haklar için birleştirmekti. Kampanyaya katıldığımda tek kadın bendim, fakat Belediye Binası’na girdiğimizde bizi destekleyen geniş bir lezbiyen ve gey kitlesi vardı. Bu San Francisco’daki hareket için bir dönüm noktasıydı.
GayRussia: Kimileri, homofobinin az görünür olduğu ülkelerde aktivistlerin de toplumla karşı karşıya gelmemek için az görünür olmaları gerektiğini söylüyorlar. Aksine kimileri de, yüksek sesle ve görünür bir şekilde sokaklara çıkıp homofobiyle savaşmak gerektiğini söylüyorlar. İkinci grubun Harvey Milk’in çocukları olduğunu söyleyebilir miyiz?
Anne Kronenberg Birçok ülkede açıkça eşcinsel olmak suç olarak görülüyor ve tehlikeli. Bence Rusya’daki LGBT aktivistleri hakları için savaşmak konusunda çok cesurlar. Çalışmalarınızdan dolayı sizi kutluyorum – ve biliyorum ki Harvey hareketin dünyaya yayılmasından ve insanların açıkça eşcinsel olduklarını söyleyerek haklarını savunmasından çok etkilenirdi. Bu harika bir şey ve EVET, bence bu insanlar gerçekten Harvey Milk’in çocukları. Şunu da biliyorum ki harekete destek vermek korkutucu olabilir ve herkes bu duruş için biçilmiş olmayabilir. Şahsen inanıyorum ki değişimi etkilemenin tek yolu otoritelere karşı çıkmak ve eşit haklar için çalışmak. Bu nedenle Rusya’daki aktivistleri alkışlıyorum. Çabalarınızı takip edeceğim ve destekleyeceğim. İyi iş çıkarıyorsunuz!
GayRussia: Medyanın dikkatini çekebilecek eylemler yapmadan insanların eşcinsellik hakkında eğitilebileceklerini düşünüyor musunuz?
Anne Kronenberg: Harvey, LGBT meselelerinde mesajı ortaya koymak için medyanın önemini anlamıştı. Medya konusunda ve onlara halkın ilgisini çekecek hikâyeler verme konusunda uzmandı. Bence medya, halkı eğitmek konusunda çok güçlü bir araç olabilir.
GayRussia: Çok masraflı bir kampanyaya rağmen LGBT topluluk, 8. Madde’ye (eşcinsel evliliklerin kaldırılması yasa tasarısı) karşı verilen savaşı kaybetti. Geri dönüp bakarsak, sizce verilen savaş Briggs İnisiyatifi de denilen 6. Madde’den farklı mıydı?
Anne Kronenberg: 8. Madde’nin başarısızlıklarını geri dönüp bakarsak görmek çok kolay – ilk başta, organizatörler en iyi yaklaşımı sergilediklerini ve 8. Madde’nin tamamen ortadan kalkacağını düşündüler. Bence 8. Madde en temel şeyleri görmezden geldi. Organizatörler, yasa geçerse kimlerin nasıl zarar göreceğini oy verenlere gösteremediler. 8. Madde’ye karşı kampanya insan haklarından bahsetti fakat 6. Madde’de Harvey, California eyaletinin dört bir yanında kampanyayı yürütürken bir kampanya yüzü oluşturmak gerektiğinin farkına vardı. Oyunuzun sonucu konusunda belirsiz kalamazsınız. 6. Madde sonucu birçok gey ve lezbiyen öğretmen işsiz kalacaktı. Harvey, eğer 6. Madde geçerse (ya da şu durumda 8. Madde) tam olarak kimlerin bundan zarar göreceğinin gösterilmesi gerektiğini anladı. Herkes bir eşcinsel tanır. Komşunuz olabilir, iş arkadaşınız olabilir, akrabanız olabilir, hatta bir arkadaşınızın arkadaşı bile olabilir. Fark yaratan bu ilişkilerdir. Oy verenlere kişisel olarak tanıdıkları birinin haklarını elinden almaktan bahsederseniz sizi anlarlar. Fakat eğer etkiyi göremezlerse, eğer söyledikleriniz fazla soyutsa, karşı tarafa oy vermek kolaydır. Sonuç olarak, bence geylerin ve lezbiyenlerin evlilik haklarını ellerinden alan 8. Madde bu yüzden geçti. Oy verenler düşüncelerini dinsel inançlarına, ön yargılarına ve umursamazlıklarına dayandırdılar. Kampanya kişiselleştirilmedi ve maddeden etkilenen kadın ya da erkek yüzü kullanılmadı. Çok para toplandı, çok para harcandı ve 8. Madde’yi kaybettik. Sanırım odak noktasını kaçırdık – Harvey 6. Madde zamanında bunu sağladı. Kişisel olarak inanıyorum ki Harvey hayatta olsaydı kazanabilirdik.
GayRussia: Başkan Obama ve onun LGBT hakları gündemi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Anne Kronenberg: Obama yönetimi konusunda çok umutluyum. Bürokrasiyi değiştirmek zaman alır. Hükümetler bir gecede değişmezler, bunun yanında Obama, herkes için eşit haklar isteğine çok bağlı ve bence onun başkanlık döneminde önemli bir ilerleme kaydedeceğiz.
GayRussia: Peki, aktivistlerin Obama’nın “Evliliğin Korunması Kanunu” ve “Sorma Söyleme Maddesi”ni kaldıracağına dair sözlerini hatırlatmak zorunda kalmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
(Evliliğin Korunması Kanunu, DOMA – hiçbir eyaletin aynı cinsiyetten evliliklere izin verme zorunluluğunun olmayışı ve evliliğin sadece kadın ve erkek arasında olması gerektiği kanunu. Sorma Söyleme Maddesi, DADT – orduda görev yapanların eşcinselliklerine dair konulardan bahsetmelerinin yasaklanması ve açık bir neden görmedikçe üstlerinin bu konuyu araştırmasının engellenmesi maddesi.)
Anne Kronenberg: Tabi ki her iki kanuna da itiraz edilmesini beklerdim, fakat böyle şeylerin zaman aldığını da anlıyorum. Belki biraz naif olabilirim, fakat bu kanunların Obama’nın başkanlık döneminde kaldırılacağını düşünüyorum. Peki, aktivistler olarak bu konuların üzerine gitmeyi sürdürmeli miyiz? Evet! İnsanlar hallerinden memnun görürse değişimler gerçekleşmez. Seslerimizi duyurmalı ve eşit hak ve özgürlüklerden yana olmaya devam etmeliyiz. Başkan Obama, bu değişimlerin önemli olduğunu ve LGBT topluluğun arkaya yaslanıp mevcut durumun sürmesinden memnun olmayacağını anlamalı.
GayRussia: “Milk” filmi hakkında ne düşünüyorsunuz? Size göre film gerçeğe her anlamda uygun muydu? Harvey filmi sever miydi?

Anne Kronenberg: Ben filmi çok sevdim. Sonunda bu filmin çekilmesinden dolayı da çok mutluyum, 30 yıl geçti ve bu süre zarfında bu filmin çekilmesi için birçok girişim oldu. Filmin yönetmeni ve yapımcıları her şeyi düzgün yapmak istediler, bu nedenle film belgesel değil de Hollywood yapımı olmasına rağmen birçok şey doğru ve o zamanın gerçeklerine uygundu. Filmin yapımı esnasında yönetmen Gus Van Sant ve yazar Dustin Lance Black’le yakından çalışma fırsatı yakaladım. İkisi de seyirciye Harvey Milk’i hem bir insan olarak hem de politik bir aktivist olarak doğru yansıtmak istediler. 1970’lerin San Francisco’sundaki LGBT hareketini tekrar yaratırken müthiş bir iş çıkardılar. Yönetmen ve oyuncular tavsiyemi alabilir diye sık sık sette bulundum. Bu sahnede gerçekten ne oldu, o zaman neler hissettin gibi sorular sordular. Bu güzel film çekilirken ekip ve oyuncularla çalışmak harika bir deneyimdir. Harvey de filmi severdi.

GayRussia: Peki sizi oynayan Alison Pill ve filmde gösteriliş şekliniz hakkında ne düşünüyorsunuz?
Anne Kronenberg: Bence Alison filmde beni oynarken heyecan verici bir iş çıkardı. Yetenekli genç bir aktris. Onunla birçok olay üzerine konuştuk, kampanyanın dinamiklerini ve Harvey ile çalışan bütün o gey erkeklerin arasında nasıl uyum sağladığımı anlamak istedi. Kampanyaya ilk dönemde dâhil olan tek kadındım ve birçok bakımdan “çocukları” organize eden ve işleri yoluna sokan kişi bendim. Harvey bana etkili bir kampanya yöneticisi olmayı öğretti, bildiğim her şeyi ondan öğrendim.
GayRussia: Hâlâ LGBT aktivisti misiniz?
Anne Kronenberg: Şu anda San Francisco Halk Sağlığı Dairesi Vekil Müdürü’yüm. Politikaya dâhil olmaya devam ediyorum. Milk geçen sene çıktığından beri ülkenin çeşitli yerlerinde toplantılarda konuşmak için çağırılıyorum. Ben hayattayken LGBT topluluğun evlilik hakkını elde ettiğini göreceğimi düşünüyorum. İnanıyorum ki dünyanın her tarafındaki lezbiyenler ve geyler eşitlik mücadelesinde güç kazanmaya devam edecek ve ırk, etnik kimlik, dini inanışlar, cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyetten bağımsız bir şekilde eşitliği elde edeceğiz.
GayRussia: Milk öldükten birkaç yıl sonra bir adama âşık oldunuz ve evlendiniz. Bu nasıl oldu?
Anne Kronenberg: Harvey Milk suikaste uğradıktan sonra yıkılmıştım. Bir arkadaşın, bir aile üyesinin ölümü zordur, hele o kişi inançları nedeniyle öldürüldüyse daha zordur. Harvey öldükten 5 yıl sonra San Francisco’dan Washington DC’ye taşındım ve bir adama âşık oldum. LGBT topluluğun o kadar içindeydim ki bu yalnızca bana değil, arkadaşlarıma ve meslektaşlarıma da sürpriz oldu. Aşkın her zaman onu bulmayı umduğunuz yerde bulunmayacağını öğrendim. Harvey’in mesajı herkes için sevgi ve kabul görmeydi, bence bir hayat arkadaşı bulmama ve mutlu bir şekilde bir adamla evlenmeme çok sevinirdi. Bence yakında “Evliliğin Korunması Kanunu” iptal edilecek ve aynı cinsiyetten insanlar da evlenebilecekler! Harvey de cennetten buraya bakıp bu gerçeği bilerek gülüyordur.
GayRussia: Zaman ayırdığın için teşekkür ederiz Anne. Son bir soruyla bitirmek istiyorum. 27 Kasım 1978’de sen aileni ziyarete Seattle’a giderken Harvey öldürüldü. Uçağın indiğinde Harvey’i bir daha canlı göremeyeceğini sana söylediklerinde neler hissettin?
Anne Kronenberg: Seattle’da uçaktan indiğimde, (Şükran Günü’nü onlarla geçirmediğim için) ailemle birkaç gün geçirmeyi planlıyordum. Özel hayatım hakkında pek konuşmamak için kendimi korumaya hazırlanıyordum, çünkü onlara henüz açılmıştım. Bana olan sevgilerini açıkça dile getirdiyseler de benim lezbiyen olmamla nasıl başa çıkacaklarını bilmiyorlardı, bu onlara yabancı bir konuydu. Beni aileden birinin alacağını sanıyordum, fakat uçaktan indiğimde bütün aile havaalanındaydı. Hemen kötü bir şey oldu diye düşündüm. Onları hava alanına getiren şeyin Harvey ile ilgili olduğu hiç aklıma gelmedi, benim yaptığım bir şey yüzünden buradalar diye düşündüm. Beni sakince bekleme salonuna geçirdiler ve orda Harvey’nin suikasta uğradığını söylediler. Bir türlü inanamadım, onu daha bir gün önce görmüştüm. Aklımdan milyon tane düşünce geçti. Sanırım en güçlüsü BİR HATA OLMALI’ydı. Gerçek olamazdı, inanamadım. Babam bunun gerçek olduğunu söyledi ve bana sarılıp hepsi geçecek dedi. O kadar inanamadım ki üzülemedim bir türlü. Evet, ağladım ve çok üzüldüm, fakat nedense bunun kötü bir rüya olduğuna ve gerçek olmadığına inanıyordum. Arkadaşlarım bana San Francisco’ya geri dönüş bileti aldılar ve bir saat geçmeden geri dönüyordum. Dönüş yolculuğu çok yalnız ve üzücüydü. San Francisco’da beni arkadaşlarım karşıladı ve Belediye Binası’na götürdü. Polisi, çevrilen alanı ve üzüntüden sarsılmış kalabalığı gördüğümde gerçek olduğunu anladım. İfade edemeyeceğim bir boşluk ve üzüntü hissettim.(AE)
GayRussia.Ru
Reklamlar

Lambdaistanbul Yazlik Sinemasi: Harvey Milk’in Zamanlari

Posted in film gösterimi with tags , , , , on Temmuz 21, 2009 by ifsaeylem1

Harvey Milk’in Zamanlari

Times of Harvey Milk

Belgesel

ABD, 1984

Yonetmen: Rob Epstein

Amerika’da Yahudi bir aileden geliyordu. Is adamiydi. San Francisco Belediye
Encumeni secimlerinde acik escinsel kimligi ile secimi kazaninca dikkatleri
uzerine topladi.
Belediye Sarayi’nda kisa zamanda  dikkat cekti ve encumen toplantilarinda
agirligini koydu.
1984 yilinda en iyi belgesel dalinda Oscar kazanan belgesel film, 1977’de
secilen ve 1978’de suikaste kurban giden Harvey Milk’in hayatini anlatiyor.

24 Temmuz 2009 Cuma
Lambdaistanbul Kultur Merkezi
Saat: 20.30

Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi
Katip Celebi Mah. Tel Sok. 28/6 Beyoglu-Istanbul
http://www.lambdaistanbul.org/
lambda@lambdaistanbul.org
Ofis Tel: 0212 245 70 68

*Gecen cuma elektrik kesintisi sebebi ile gerceklestirilemeyen film
gosterimi bu cumaya alinmistir.

“Türkiye’deki LGBT Mücadelesi Dünya İçin Çok Önemli”

Posted in pride with tags , , , , , , on Haziran 30, 2009 by ifsaeylem1

STUART MILK ANLATIYOR

“Dünyadaki hareketin Türkiye’deki LGBT mücadelesine yüzünü çevirmesi gerek” diyen Stuart Milk, “Amcası Harvey Milk’in hayatta olsaydı New York ya da San Francisco yerine İstanbul’daki Onur Haftası’na geleceğini” söylüyor.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
30 Haziran 2009, Salı

Açık eşcinsel siyasetçi ABD’li Harvey Milk‘in yeğeni Lezbiyen Gey Biseksüel ve Trans (LGBT) hakları aktivisti Stuart Milk‘le yaptığımız söyleşinin bu bölümünde Türkiye’deki gözlemleri, Onur Haftası ve yürüyüşü hakkında konuştuk.

Söyleşinin ilk bölümünü okumak için tıklayınız.

Türkiye’deki LGBTT Onur Haftası’na davet edildiğinizde neler düşündünüz?

Çok heyecanlandım. ABD’de düzenlenen bazı etkinlikler yerine İstanbul’a gelme nedenim Türkiye’nin küresel LGBT mücadelesinde anahtar bir ülke olduğunu düşünmemdi. Ve daveti seve seve kabul ettim.

Ben ülkeniz dışında herhangi bir ülkenin doğu ile batı arasında köprü olabileceğine inanmıyorum. Türkiye insan hakları konusunda çok önemli bir işleve sahip. Burada olmaktan dolayı çok mutluyum.

Geldikten sonra fikriniz değişti mi?

Gelmeden önce iyimserdim. Geldikten ve buradaki LGBT mücadelesini gördükten ve aktivistlerle tanıştıktan sonra daha da iyimser oldum.

Neler gözlemlediniz peki?

Türkiye’deki mücadele hem iç hem de dış olmak üzere iki koldan sürüyor. LGBT cemaatlerinde şu çok zor; insanlar hakları yokken ama halk onların varlıklarına karışmıyorken hareketi büyütmek zorlaşıyor. “Bana karışan yok, barıma gidebiliyorum” diyen insanları aktive etmek çok zor. Ortada olmak doğrudan taraf olmanın önündeki en büyük engel.

Örneğin ABD’de Kuzey’deki siyahların bazı hakları varken Güney’dekilerin hiçbir hakkı yoktu. Güneydekiler hak talebiyle mücadeleye başladı ve Kuzey’dekilerin bir kısmı bu mücadeleye dahil olmadı. Mücadelenin sonunda Güneydekiler eşit haklara sahip oldular ama Kuzey’dekilerin bazı hakları tanınmadı.

Panellere ortalama 100 kişi geldi. bu organizasyonla, bunu düzenleyenlerle ilgili bir şey değil. insanlar neden panele gelip, tartışayım dediği için oluyor. Mesela partilere yüzlerce insan geldi. Gey barlara da yüzlerce insan gidiyor. Sanırım bu durumu iyi özetliyor.

28 Haziran Pazar günü düzenlenen yürüyüş nasıl geçti sizin açınızdan?

Yürüyüş benim iyimserliğimi ve umutlarımı daha da arttırdı. Sadece yürüyüş de değil, yürüyüş esnasında caddeden geçen insanların tavrı da. İnsanlara karışılmaması, kimsenin kimseyi taciz etmemesi çok önemliydi. Bugün “gelişmiş” dediğimiz ABD’de bile her yürüyüşe müdahale ediliyor.

Öte yandan biraz da üzüldüm.

Neden?

Çünkü dünyanın gözlerinin buradaki mücadeleye odaklandığını göremedim. Almanya’dan milletvekilleri vardı ama LGBT cemaatinin burayı yeterince fark etmemesi ve izlememesi beni üzdü.

Bana inanın Harvey Milk hayatta olsaydı ve burada olanları görür, New York ya da San Francisco yerine İstanbul’daki Onur Haftası etkinliklerine gelirdi.

Türkiyeli LGBTT aktivistlerine ve cemaatine neler söylemek istersiniz?

İki şey. Onlara sahip olduklarından daha fazlasına sahip olduklarını görmelerini, onlara bunu daha çok anlatmak isterdim. Bence ülkenizdeki aktivistler bunun tam olarak farkında değiller. Hem Türkiye’de hem de dünyada ne kadar önemli bir etkiye sahip olabileceklerini fark etmiyorlar.

Bence küresel hareket burayı fark etmeli ve kaynaklar sağlamalı. Ama bunu “kurtarma” planı olarak yapmamalılar.

Nelson Mandela‘nın yaşadığı çok güzel bir olay var. O hapisteyken uluslararası gruplar ziyaretine geliyorlar ve “size yardım etmek için geldik” diyorlar. O da “Benim için geldiyseniz sizin yardımınızı istemiyorum. Ama eğer buraya bana yardım ederken kendinize yardım edeceğinizi düşünerek geldiyseniz başımın üstünde yeriniz var” diyor. Bence Türkiye’deki LGBT hareketi dünyadaki mücadelenin Nelson Mandela’sıdır.

Bunu sizin aracılığınızla herkese söylemek istiyorum; burada olmak çok büyük bir onur ve ayrıcalık. Beni davet ettikleri için organizasyon ekibine çok teşekkür ediyorum.(BÇ)

* LGBT kısaltması Türkiye’de Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti ve Transseksüel (LGBTT) olarak kullanılıyor.

* Fotoğraf: Emine Özcan

LGBTT Onur Yürüşüne Üç Bin Kişi Katıldı

Posted in pride with tags , , , , , on Haziran 30, 2009 by ifsaeylem1

Onur Yürüyüşünde LGBTT bireyler “Buradayız alışın” diye haykırdılar. Yürüyüşe Hande Yener, Harvey Milk’in yeğeni Stuart Milk, Şahika Yüksel, Mustafa Sütlaş da katıldı.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
29 Haziran 2009, Pazartesi

Haberin foto-galerisini izlemek için tıklayınız.

Bu yıl 17.si düzenlenen Lezbiyen Gey Biseksüel Transseksüel Travesti (LGBTT) Onur Haftası’nın yürüyüşü Taksim’de üç bin kişinin katılımıyla gerçekleşti.

Saat 17:00’de Taksim Meydanı’nda yüzlerce metreden oluşan gökkuşağı bayrağı etrafında toplanan kalabalık Galatasaray Meydanı’na doğru yürümek istedi, polis yürüyüşe izin vermedi. Kalabalık polis barikatını yaklaşık bir saat boyunca sloganlarla protesto etti.

Polisin “dövizsiz, slogansız” yürümelerine izin verdiği grubun içinde Hande Yener, ilk açık eşcinsel siyasetçi Harvey Milk‘in yeğeni Stuart Milk, Esmahan Aykol, Cem Başeskioğlu, Şahika Yüksel, Melek Göregenli, Mustafa Sütlaş, Gülnur Savran‘ın yanı sıra Alman Yeşiller Partisi temsilcileri, Milletvekili Ska Keller ve Alman Sosyal Demokrat Milletvekili Mechthild Rawert de vardı.

Yener, “Türkiye’deki eşcinseller yokmuş gibi davranılıyor. Onlara destek vermek istedim. Onların da hakları var. Polis yürütmese de en azından burada seslerini duyurmaları da önemli bir şey” dedi.

“Susma haykır eşcinseller vardır”, “Katillere barikat eşcinsele değil”, “Genel ahlak kimin ahlakı”, “Çalışma hakkımız engellenemez”, “Başka bir bir dünya mümkün”, “Eşcinseller susmayacaklar”, “Beyaz atlı prens boşuna gelme” sloganları atıldı.

“Buradayız alışın”

Galatasaray Lisesi’ne kadar sloganlarla, şarkılarla yürüyen kalabalık  “Ne yanlış ne yalnızız”, “Buradayız alışın” ve “Annenim, kardeşimin yanındayım” “Baskı şiddet ahlaksa biz ahlaksızız”, “Ahmet Yıldız’ın katillerini bulun” dövizleri taşıdı.

Yürüyüş Galatasaray Lisesi önünde basın açıklamasıyla son buldu.

Basın açıklamasında “17 yılda çok şey değişti, çok şey kazandık, çok bedeller ödedik, çok canımız yandı. Mücadeleye devam ettik, ediyoruz  ve yılmadan yorulmadan etmeye devam edeceğiz” denildi.

“Çalışma hakkı verilmediği için hayatını tehlikeye atan seks işçileri adına, kriz dönemlerinde işten ilk atılan kadınlar adına, eşcinsel ve biselsüel kimliğiyle çalışmasına izin verilmeyenler adına, işsiz sayılıp iş bulunmayan travesti ve transseksüeller adına haykırıyoruz, genel ahlakınız da, homofobi, bifobi, transfobileriniz de sizin olsun, biz nefret ve öfkenin olmadığı bir hayat istiyoruz.”

Basın açıklamasında Stonewall isyanının 40. yıldönümünü de değinildi.

“Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transseksüel, intersex, kuir ve tüm diğer cinsel yönelim veya cinsiyet kimliklerine sahip olmaktan utanmıyoruz, onur duyuyoruz. Hiç kimsenin ayrımcılığa uğramaması için verdiğimiz mücadelenin özneleri olmaktan onur duyuyoruz.”

Onur yürüyüşünde ayrıca öldürülen eşcinsel Ahmet Yıldız’ın katillerinin bulunması talep edildi. (EZÖ)

yarın panel – pride

Posted in pride with tags , , , on Haziran 26, 2009 by ifsaeylem1
LGBTT Mültecilerin Sorunları

Cenk Soyer – Helsinki Yurttaşlar Derneği
Orçun Ulusoy- Af Örgütü Temsilcisi
26 Haziran Cuma
Yer: Xlarge
Saat: 13.00 – 14.30


——————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————

Anaakım Politika Gündeminde LGBTT’ler

Moderatör: Kürşat Kahramanoğlu
Akın Birdal – Milletvekili – Demokratik Toplum Partisi
Mehmet Sevigen – Milletvekili – Cumhuriyet Halk Partisi
26 Haziran Cuma
Yer: Xlarge
Saat: 15.00 – 16.30


——————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————

Translar Bu Dünyadan Öte Bir Yerde mi ?

Gani – Gündelik Yaşam Pratikleri: Trans Kimlik, Kent, Mekan (Pembe Hayat LGBTT Derneği)
Buse Kılıçkaya – Özel Alanın Cinsel Halleri  (Pembe Hayat LGBTT Derneği)

26 Haziran Cuma
Yer: Xlarge
Saat: 17.00 – 18.00

“Hormonlu Domates”ler Bulaç, Kuzu, Diyanet ve Vakit’e

Posted in pride with tags , , , , on Haziran 23, 2009 by ifsaeylem1
Pazartesi, 22 Haziran, 2009

Beşincisi dağıtılan ödülleri kazananlar arasında Papa ve Katolik kilisesi, Fikret Kuşkan, Nevzat Tarhan, “Çok Güzel Hareketler Bunlar” programı da var. Ödül veren yazar Yıldırım Türker “Basına bir tane yetmez, kasa kasa domates vermek lazım” dedi, Kürt sanatçı Nilüfer Akbal sunucu Esmeray’la Kürtçe türkü söyledi, halay çekti.
Beşinci Hormonlu Domates Homofobi Ödülleri dün akşam (21 Haziran) yapılan törenle sahiplerini buldu.

Yapılan halk oylaması sonucunda Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç, Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakit gazetesi, Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu, oyuncu Fikret Kuşkan, Kanal D’de ekrana gelen “Çok Güzel Hareketler Bunlar”, psikiyatr Nevzat Tarhan ile Papa ve Katolik Kilisesi en homofobik, transfobik ve bifobik kişi ve kurumlar oldular.

Ödül töreni gelecek sene aday bulamamak ümidiyle sona erdi.
Saat 20.30’da başlayan kokteylin ardından Lambdaistanbul gönüllüsü Mehmet Tarhan‘ın açılış konuşmasıyla başlayan gecenin sunuculuğunu oyuncular Esmeray ve Sanem Öge yaptı.
Türker: “Basına bir yetmez, kasa kasa domates lazım”

Öge’nin ödülün ortaya çıkış hikâyesini anlattığı gecede Esmeray yöresel Kürt kıyafetleriyle sahneye çıktı ve Kürtçe türkü söyledi.
1263 oyun kullanıldığı anket sonucuna göre kazananlar ve gerekçeleri şöyle:
Yazılı Basın/ Kurumlar: Oyların yüzde 37’sini alan Vakit gazetesi.
Köşe yazarları ve yayınladıkları haberlerle eşcinsel düşmanlığını kışkırtan gazete Kaos GL’nin düzenlediği Homofobi Karşıtı Buluşma’ya katılan AKP milletvekili Zafer Üskül‘ü hedef alan haberler yapmıştı.
Ödülü oyuncu Batur Belirdi açıkladı.
Yazılı Basın / Yazar: 10 adayla en çok adayın yarıştığı kategoride oyların yüzde 31’ini alan Zaman gazetesinden Ali Bulaç.
Bulaç eşcinselliğin özendirildiğini ve Afganistan ve Irakta’ta sivilleri öldürenlerin eşcinsel askerler olduğunu yazmıştı.
Kazananı açıklayan Radikal gazetesi yazarı Yıldırım Türker, “Türkiye’de yazılı basının bir değil kasa kasa domatese ihtiyacı var” dedi.
TV Programı: Kanal D’de yayınlanan, yapımcılığını Yılmaz Erdoğan‘ın yaptığı “Çok Güzel Hareketler Bunlar” programı oyların yüzde 37’sini kazanarak bu dalda birinci oldu.
Skeçlerinde eşcinselleri aşağılayan ve karikatürize eden programın adını açıklayan gazeteci Çiğdem Mater “Adayının Fox TV’de yayınlanan Kadir Çelik‘in hazırladığı Objektif programı olduğunu, ödülü Diyarbakır’daki LGBTT örgütü Piramid adına aldığını” söyledi.
Şansal: “Elimde olsa Günay’a altın salatalık verirdim”

TV Magazin: Pozitif Yaşam Derneği’nin AIDS’le ilgili hazırladığı kampanyaya katılımı için yapılan davete “AIDS’in eşcinsel hastalığı olduğunu” söyleyip, küfreden oyuncu Fikret Kuşkan oyların yüzde 40’ını alarak kazandı.
Ödülü açıklayan Doç. Dr. Hülya Uğur Tanrıöver yaptığı konuşmada “Gençliğinde Hollanda’daki eşcinsel hakları yürüyüşüne katılmak için çok parası olmasını istediğini, ancak şimdi yıllar sonra kendi ülkesinde de LGBTT’lerin hakları için yürüdüklerini görmekten dolayı çok mutlu olduğunu” söyledi ve etkinliği düzenleyenlere teşekkür etti.
Siyasetçi: “Eşcinseller de eşitlik istiyorlar, verecek miyiz?” diyen Burhan Kuzu oyların yüzde 30’unu alarak bu dalda birinci olurken, ödülünü modacı Barbaros Şansal açıkladı.
Şansal, “Benim elimde olsa adaylardan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay‘a altın salatalık verirdim” dedi.
Resmi Kurumlar: SODEV’den Erol Kızılelma‘nın açıkladığı ödülü aldığı yüzde 24 oyla Diyanet İşleri Başkanlığı kazandı. Kurum İslam’ın eşcinselliği tasvip etmediğini ifade etmişti.
Psikiyatri/Psikoloji: Oyların yüzde 48’ini alarak birinci olan psikiyatr Nevzat Tarhan‘ın adını açıklayan yazar Nazmiye Güçlü fıkra anlattı, ödülü saklamak için kendisi aldı.
Tarhan haber7.com’da yazdığı yazısında eşcinselliğin doğal olmayan sapma olduğunu yazmıştı.
Sinema: Bu kategoride tek aday olarak yarışan “Recep İvedik” filmini yazar Mehmet Bilal açıkladı. Şahan Gökbakar’ın oynadığı filmde İvedik eşcinselleri aşağılayan, karikatürize eden “espriler” yapıyordu.
Şehir ve Mekân: İzmir’de travesti ve transseksüelleri kovan Miko Kafe’nin ödülünü Pembe Hayat LGBTT Derneği Kurucu üyesi Buse Kılıçkaya açıkladı. “Özgürlük kolay değil” diyen Kılıçkaya “biz mücadele edecek ve haklarımızı kazanacağız” dedi.
Miko Kafe bu daldaki tek adaydı.
Akbal ve Esmeray Kürtçe türkü söyledi, halay çekti

Beynelmilel: Papa ve Katolik kilisesinin oyların yüzde 38’ini alarak birinci olduğunu Kürt halk müziği sanatçısı Nilüfer Akbal açıkladı.
“Kürtlerin yüzde 80’inin olduğu gibi sürgünde, Fransa’da yaşadıklarını” söyledi. Akbal, “komşuları olan gey bir çiftle annesinin arasındaki bir hikâyeyi anlattı ve herkesin olduğu kabul edilmesini istediğini” anlattı.
Akbal daha sonra Kürtçe bir türkü söyledi ve Esmeray’la halay çekti.
Gecede Jüri Özel Ödülü de eşcinselliğin hastalık olduğunu söyleyen İnsanca Yaşam Derneği Başkanı Okşan Öztok‘a ve eşcinselleri bu hastalıktan kurtardığını iddia eden Emine Şenlikoğlu‘na verildi.
Ödülü açıklayan gazeteci Kürşad Kahramanoğlu “Bu insanlar boşuna uğraşıyorlar. Kimse LGBTT yapılamaz. Bunun aksi de mümkün değildir” dedi.
Çok sayıda hak savunucusu, gazeteci ve yazarın katıldığı ödül törenin ardından gece partiyle devam etti.
Anket sonuçlarını ve kazananların gerekçelerini okumak için:
http://www.lambdaistanbul.org/php/hormon.php?hormonYil=2009#

Ödül gecesinden fotoğraflar icin:
http://bianet.org/galeri/5-hormonlu-domates-odulleri-sahiplerini-buldu

Bianet / Bawer Çakır
06/22/2009

Ankara’dan İstanbul’a Gökkuşağı Treni Kalkıyor!‏

Posted in pride with tags , , , on Haziran 23, 2009 by ifsaeylem1

İstanbul 2009 Onur Yürüyüşü

Her yıl olduğu gibi binlerce insan var olduğunu ortaya koymak, hakları için mücadele etmek ve özgürlük şarkılarını hep bir ağızdan söylemek için bu yürüyüşte olacak!

27 Haziran 2009 Cumartesi akşamı  Ankara’dan Fatih Ekspresi 23:30 Treniyle yola çıkıyoruz! Sen de biletini al!

İletişim için: secin@kaosgl.org

0312 230 0358 (16)

Kaosgl derneği

Gmk Bulvarı 29/12

Demirtepe Ankara