melek için arşiv

Mahkeme, Transseksüel Melek K.’yi Öldüren T.P.’ye Müebbet Verdi

Posted in nefret cinayetleri with tags , , , , , on Ekim 16, 2009 by ifsaeylem1

İzmir Siyah Pembe Üçgen’den Özsoy ve Lambdaistanbul’dan Düzkan, “Melek K.’nin katiline ‘haksiz tahrik’ indirimi yapılmamasının önemli olduğunu” söylediler. Devletin, LGBTT’lerin yaşam haklarını korumak için yasal düzenlemeler yapmasını istediler.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
16 Ekim 2009, Cuma

Mahkeme, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği üyesi Melek K.‘yi evinde öldüren T.P.‘nin “ölüm nedeniyle ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme Katil zanlısının yağma suçundan dolayı 10 yıl ceza almasına oy çokluğuyla karar verdi.

İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden avukat Elif Ceylan Özsoy ve Lambdaistanbul’dan Haziran Düzkan, karardan memnun. Ancak, “Devletin lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüellerin (LGBTT) yaşam haklarını koruma altına almadıkça şiddetin ve cinayetlerin yaşanmaya devam edeceğini” söylüyorlar.

“Karar caydırıcılık açısından önemli olabilir”

Melek K., Ankara Kavaklıdere’deki evinde 11 nisan 2009’da ölü olarak bulunmuş, 18 Nisan’da Şereflikoçhisar’da yakalanan T.P. cinayeti işlediğini itiraf etmişti.

Kaosgl.org’un haberine göre dün (15 Ekim) Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen üçüncü duruşmasında avukat Onur Tatar, T.P.’nin suçu “ağır tahrik” altında işlediğini söyleyerek cezalandırılacaksa ilgili maddelerdeki indirimlerden yararlanmasını istedi. Mahkeme bu talebi oyçokluğuyla reddetti ve katil zanlısı hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve yağma suçundan 10 yıl ceza verdi.

Kaos GL’nin tarihi olarak nitelediği kararı Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden avukat Özsoy bianet‘e şöyle değerlendirdi:

“Nerdeyse her LGBTT cinayetinde ‘haksiz tahrik’ indiriminin uygulandığı bir ülkede böyle bir kararı duymak bu açıdan sevindirici.Haksız tahrikten dolayı cezalarda indirim uygulanması LGBTT bireylerin varoluşlarını haksız ve hukuka aykırı bulan zihniyetin yargıdaki yansımasıydı. Melek K.’in katilinin haksız tahrik altında suçu işlediği yönündeki beyanına itibar edilmemesi topluma verilen mesaj açısından oldukça önemli. En azından katillerin ‘her nasılsa haksız tahrikten indirim cepte’ gibi bir ‘garantisi’ olmayacağını gösteriyor, caydırıcılık açısından etkili olabilir.”

“Nefret suçları tanımı TCK’ye eklensin”

“Nefret suçları siyasidir ve toplumun birçok kesimini tehdit eder. Bu suçu işleyenlerin devlet eliyle korunduğu bir çok örnek gördük. Bunun artık yaşanmaması için önlemler alınması gerekiyor” diyen Lambdaistanbul üyesi Düzkan da “bu kararın alınması, Türkiye’de yaşayan tüm LGBTT’lere, kendileri için de adaletin sağlanabileceğini hatırlatıyor” dedi.

“Türkiye’deki LGBTT bireyler, yasal hiçbir güvenceye sahip olmaksızın yaşamak zorundalar. Sadece LGBTT’ler değil, nefret suçlarının hedefinde olan her grup için bir an önce anayasal korunma sağlanması, Türk Ceza Kanunu’na (TCK) nefret suçları tanımının eklenmesi gerekiyor” diye ekledi.(BÇ)

Reklamlar

Nefret cinayetine ömür boyu!

Posted in nefret cinayetleri with tags , , , on Ekim 16, 2009 by ifsaeylem1
Perşembe, 15 Ekim, 2009
Haber: Barış Sulu
Kavaklıdere’deki evinde 11 Nisan 2009’da öldürülen Melek K.’nin katil zanlısı Tayfun P.’nin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteğiyle yargılanması ile ilgili bugün (15 Ekim 2009) Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması gerçekleştirildi.
15 Ekim 2009 Türkiye’deki LGBTTler için önemli bir gün olarak tarihe geçti. Tayfun P.’nin, öldürme nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına ve yağma suçundan da 10 yıl ceza almasına oy çokluğu ile karar verildi.
Duruşmaya, tutuklu sanık Tayfun P. ve avukatı Onur Tatar, maktul Melek K.’nin babası Yusuf K. ve avukatı Nevzat Sarıin, Kaos GL ve Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nden aktivistler katıldı.
Avukat Onur Tatar, sanık Tayfun P.’nin suçu “ağır tahrik” altında işlediğinden dolayı sanığın cezalandırılacaksa ilgili maddelerden indirimden yararlanmasını istedi. Bu talebi de mahkeme tarafından oyçokluğu ile reddedildi. Tayfun P.’ye söylemek istediği başka bir şey olup olmadığı soruldu ve Tayfun P. sözlerini “çok pişman” olduğunu belirterek sonlandırdı.

TCK’nın 82/1-h ve TCK’nın 149. maddesine göre cezalandırılan Tayfun Polat hakkında TCK 62. maddesi gereğince takdiri indirim nedenleri uygulandı. Buna göre “Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla kasten öldürmekten” ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılımış ve cezası  ” failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak” müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Yine nitelikli yağma gereğince 12 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve 62. madde uygulanarak cezası 10 yıla indirlmiştir.
Haksız tahrik indirimi yoluna gidilmese de yağma amacıyla Melek’in öldürüldüğüne ve bu failin takdiren indirim nedenlerinden faydalanması gerektiğine hükmedilmiştir. Buna göre Tayfun Polat en fazla 34 yılını ceza infaz kurumunda “iyi halli” olarak geçirirse koşullu salıverme hükümlerinden faydalanabilecek.
LGBTT örgütler eşcinsel, biseksüel, travesti, transeksüellere yönelik nefret cinayetlerinde “ağır tahrik”ten dolayı indirim yapılması ile ilgili olarak rahatsızlarını daha önceki bir çok eylemlerinde dillendirmiş, Melek öldürüldükten sonra da şu açıklamayı yayınlamışlardı:
“Arkadaşımız Melek, dün bu sokakta, bu evde, bu saatlerde öldürüldü.
Onlarca kez bıçaklanıp vahşice katledilen Melek’in çığlığını mahalle sakinleri, kolluk kuvvetleri, ahlak bekçileri, siyasiler görmezden, duymazdan geldiler.
Bizler bu gece burada çığlıklarımızı duymanız için bir araya geldik!
Dilimizde tüy bitti derdimizi anlatmaktan. “Arkadaşlarımız gözlerimizin önünde öldürülüyor, ne olur artık sesimizi duyun” demekten hal kalmadı. Bu işlenen kaçıncı cinayet? Daha ne yapmalıyız sizleri harekete geçirmek için, ey devletimizin ‘her işi bilen’ yetkilileri?
Nerede sizin o “hoşgörü” diyarı memleketiniz? Yaşam hakkına saygı, hani nerde eşitlik, adalet vaatleriniz?
Teker teker öldürerek bizi neyle sınıyorsunuz?
Arkadaşlarımızı katleden zihniyeti sorgulamadıkça, katilleri bulup yargıya teslim etmedikçe, hukuksuz “tahrik” indirimleriyle suçluları ödüllendirmekten vazgeçmedikçe, yaşanan cinayetlerin “münferit” olaylar olduğuna kimseyi inandıramazsınız.
Su testisi suyolunda kırılır demek suç ortaklığıdır!
Yetkililer gereken yasal/fiili önlemleri almadıkça, bu cinayetlere sessiz kalıp, “su testisi su yolunda kırılır” gibi tehlikeli yaklaşımlarını sürdürdükçe suç ortağı olacaklardır.
Yetkililere sesleniyoruz: Her geçen saniye ve alınmayan her önlem, bir başka nefret cinayetine davetiye çıkarmaktadır. Bundan sonra işlenecek her bir cinayetteki suçluluk payınız, bir öncekinden daha fazla olacaktır.
Hayatlarımızın ellerimizden umarsızca çekilip alınmasına sessiz kalmayacağız.
İsteğimiz, yaşam hakkımıza yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir “nefret” cumhuriyeti değil, yaşam hakkımızın gasp edilmediği bir “insan hakları” düzenidir.”
Daha önceden de İzmir’deki başka bir nefret cinayetine de ömür boyu hapis cezası verilmişti:
http://www.kaosgl.com/node/1108

“Travesti olduğu anlaşılıyor muydu?”

Posted in hukuk yargı, nefret cinayetleri with tags , , , , on Temmuz 29, 2009 by ifsaeylem1
Salı, 28 Temmuz, 2009
Haber: Barış Sulu
Kavaklıdere’deki evinde öldürülen Melek K.’nin katil zanlısı Tayfun P.’nin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteğiyle yargılanmasına bugün (28 Temmuz 2009). Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmaya, tutuklu sanık Tayfun P. Ve avukatı Onur Tatar, maktul Melek K.’nin babası Yusuf K. ve avukatı Nevzat Sarıin katıldı.

Tanık olarak apartmanın yöneticisi Mehmet Sait E., komşuları Hayriye Ç. ve Mehmet Ç. Ve maktulün kardeşi Rıfat K. dinlendi. Tanıkların hepsine aynı soru soruldu: “Maktulün travesti olduğu anlaşılıyor muydu?”

Mehmet Sait E. ifadesinde olay sonrası maktulün evinin önünde polisleri gördüğünü ve Melek K.’nin öldürüldüğünü o zaman öğrendiğini, olay gecesi evden çıkan ve taksiye binen bir kişi gördüğünü belirtti. Avukat Nevzat Sarıin’in “maktule dışarıdan bakılınca travesti olduğu anlaşılıyor muydu ?” sorusu üzerine Mehmet Sait E. “evet travesti olduğunu hissettim ve ses tonundan da anlaşılıyordu” dedi.
Komşulardan Hayriye Ç. Gece yarısı gürültüyle uyandığını ve hemen eşini uyandırdığını, “Yapma abi, yapma, öleceğim” şeklinde tek taraflı ses duyduklarını, 5 dakika sonra sesin kesildiğini ve ardından tıkırtıların geldiğini, kapının dürbününden baktığında Tayfun P.’yi gördüğünü, elinde bilgisayar monitörüne benzeyen bir şeyle dışarı çıktığını ve sonra bunu dışarı bırakıp tekrar eve girdiğini, ikinci çıkışında bilgisayar kasası ve bir poşetin de elinde olduğunu belirtti. Sonra sanığın yürüyerek uzaklaştığını anlattı. Mehmet Ç. de maktulü 4-5 aydır tanıdığını belirtti ve aynı şekilde “Yapma Fatih abi beni öldüreceksin” cümlesini duyduğunu belirtti. Melek K.’nin travesti olduğunun gerek konuşmasından gerekse yürüyüşünden anlaşıldığını ifadesine ekledi.
Maktulün kardeşi Rıfat K. kardeşinin 6 aydır o evde yalnız yaşadığını belirtti. Evde 100 Euro bulup bulmadığı sorusu üzerine, olaydan sonra kardeşinin kişisel eşyalarını almak üzere eve girdiğini ve 100 Euro bulmadığını söyledi.
Dava 12 Ağustos 2009 Çarşamba gününe ertelendi.
Konuyla ilgili: http://kaosgl.org/content/eryaman-davasi-ve-melekin-davasinin-takipcisiyiz

http://kaosgl.org/content/melekin-katilinin-yargilanmasina-baslandi

Çağla ve Melek’in Hakkını Savunmak İçin LGBTT Olmanız Gerekmiyor

Posted in hukuk yargı, nefret cinayetleri with tags , , , , , , , , , , on Temmuz 6, 2009 by ifsaeylem1

Bir de tersinden bakın! Ya siz heteroseksüel olduğunuz için öldürülseydiniz ve biz bunu doğal hatta “gerekli” kabul etseydik?

Eskişehir – BİA Haber Merkezi
06 Temmuz 2009, Pazartesi

Hayvan değiliz, ama hayvan haklarını savunuyoruz. Çocuk değiliz, ama çocuk haklarını da koruyoruz. Siyah değiliz, işçi değiliz, kadın değiliz, fakir değiliz, Kürt değiliz, başı örtülü değiliz, engelli değiliz, Ermeni değiliz, o değiliz bu değiliz…

Ama yeri geldiğinde hepsinin yanında olabiliyoruz!

Kısacası “karşı” taraftan olmasak da, her birimizin nedenleri ayrı olsa da, aslında sonuç bizi, yaşam tarzımızı ya da geleceğimizi tırnak içinde hiç etkilemeyecek olsa da empati kurup çeşitli kişilere kurumlara ya da yaklaşımlara destek verebiliyoruz.

Peki, sıra LGBTT haklarına geldiğinde neden susuyoruz?

“Heteroseksüel” dünyanın “heteroseksüel” bireyleri olan bizler her türlü hakkı kendimiz için doğal ve kaçınılmaz bulurken; neden bizim gibi olmayanlara en temel hak olan yaşam hakkını fazla görüyoruz?

Henüz 28 Haziran’da Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüeller (LGBTT) büyük bir coşkuyla ve bir şeylerin değişebileceği inancıyla 17. LGBTT Onur Haftası yürüyüşünü gerçekleştirmişlerdi ki; daha onun sevinci bile doyasıya yaşanamadan, 29 Haziran sabahı gözlerini yeni bir acıya açtılar.

Bir arkadaşlarını, transseksüel olan Hadise‘yi, son 3 yılda kaybedilen diğer 29 kişi gibi yine bir nefret cinayetine kurban verdiler ki bu sayıyı sadece gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan haberlerden biliyoruz.

Üç yılda 30 kişi!

Sebep: heteroseksüel dünyanın ezberini bozmak!

Sonuç : yargısız, sorgusuz sualsiz, en vahşi haliyle ölümler ve gerekli kanun düzenlemeleri olmadığı için asgari cezalarla en kısa sürede aramıza dönecek olan katiller!

Şimdi her şeyi bir tarafa bırakın, tüm önyargılarınızdan kapının öte yanında soyunun ve bu yazıyı okumaya öyle devam edin.

Eşikten başka bir dünyaya adım attığınızı ve o dünyanın bugünkünden çok farklı olduğunu hayal edin. Artık eşiğin öte yanındasınız, bu dünya tüm bildiklerinize aykırı! Tüm ezberlerinizi bozun çünkü burada siz çoğunluğa değil azınlığa dahilsiniz. Siz ve sizin gibi küçük bir azınlık heteroseksüel sadece; geri kalanlar yani dünyanın geneli eşcinsel!

Artık yaşamınızın hangi devresi olur bu bilemem ama bir şekilde bu gerçeğin farkına vardınız, önce kendinizle barıştınız güç bela, sonra etrafınıza açıldınız yavaş yavaş…

Tabi genele uymadığınızdan önce size “hasta” gözüyle baktılar, en yakınlarınız bile bu sırrınızı kabul etmekte zorlandılar, kapı kapı her doktoru dolaştınız bu derde deva bulabilmek için, tabi zorla!

Bunun geçici bir durum olduğuna, iyileşebileceğinize inanan yakınlarınız baktılar ki sonuç değişmiyor, bu sefer sizi ötekileştirdiler sapıklıkla yaftalayarak!

Çoğu kez sizden kaçtılar… En yakınınızdakilerin bile desteğini alamazken, tek başınıza ayakta kalmaya çalıştınız. Herkes gibi iyi bir eğitim almaktı hayaliniz ama okulda barındırmadılar sizi, çalışmak istediniz iş vermediler, aşık oldunuz açılamadınız ya da açıldınız alay konusu edildiniz, en adi en ağza alınmaz lafları işittiniz, gururunuz yerle bir edildi her fırsatta, herkesin başına gelebilecek ve üstelik mağdur tarafın siz olduğu durumlarda sadece cinsel yöneliminiz nedeniyle hiçbir hakkınız gerektiği gibi korunmadı ilgili mercilerce!

Ve bir gün cinsel kimliğinizden başka hiçbir farkınız yokken ötekilerden, insan olduğunuz gerçeği de unutuldu. En vahşi, en acımasız ve en keyfi haliyle yaşam hakkınız elinizden alındı, cesediniz bir yol kenarında tesadüfen bulundu ki bulundu ise şanslısınız; en azından sizi yok sayan bu dünyada, bilmem hangi mezarlıkta bir yeriniz olacak!

Nasıl ama yukarıdaki tablo? Ki bu en yalın, en basit örnekleriydi başınıza gelebileceklerin! Ya dünya, yukarıdaki gibi, heteroseksüel bireylerin çoğunlukta olduğu bir yer olmasaydı? Siz ya da sevdikleriniz, sadece cinsel kimliğiniz nedeniyle, yani sadece kişinin kendisini ilgilendiren bir sebepten ötürü her türlü ayrımcılığa, şiddete, sömürüye ve aşağılanmaya maruz bırakılsaydı? Daha da kötüsü ölümle cezalandırılsaydı? O zaman ne hissederdiniz? Yine bugünkü gibi susar mıydınız ya da sadece duyduğunuz anlık üzüntülerle mi yetinirdiniz? Herkesle her şeyle kurduğunuz empatiyi hadi bu seferlik de LGBTT’lerle kurun ve her şey bir yana yaşam hakkının sorgusuz sualsiz bu dünya üzerinde varolan her canlıya tanınması gerektiğini hatırlayın!

Bu dünya üzerindeki her canlının koşulsuz yaşam hakkı olduğunu ve kendimizinkine, bize benzeyenlerinkine ne kadar sahip çıkıyorsak; bizden farklı olanlarınkine de o kadar sahip çıkmamız ve saygı duymamız gerektiğini unutmayın!

Türk Ceza Kanunu’nda nefret sucu tanımı yapılmadıkça LGBTT bireylere yönelik suçların failleri ceza indirimlerinden faydalanmaya devam edecekler.

Anayasal eşitliği düzenleyen 10. maddeye cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri eklenmedikçe bu failler kendileriyle eşit bir yurttaşa yönelik suçlar işlediklerini bilmeyecek, yargı keyfi uygulamalarına devam edecek.

Siz heteroseksüel bireyler, tamamen toplumsal cinsiyet temelli, patriarkal öğretilerin getirdiği ön yargılarınızla LGBTT bireylere karşı işlenen nefret suçlarına karşı sessiz kaldıkça Ahmet Yıldız, Dilek İnce, Ebru, Melek ve Hadise‘nin acısına yeni acılar eklenecek.

Belki de bir sonraki kurban hemen yanı başınızda tanıdığınız biri, belki hala “düzelir” umuduyla beklediğiniz biricik evladınız olacak!

Unutmayın, cinsel kimliği her ne olursa olsun, yaşam hakkı elinden alınan bir “insan”. Tıpkı sizin gibi, eşiniz, çocuğunuz, anneniz, babanız gibi…

Homofobiyi bir kenara koyun, insanca yaşamak ve daha önemlisi yaşamak için mücadele veren, sizin gibi olmayan ama ne size ne yaşam tarzınıza, ne inançlarınıza ne de sizin kabul ettiğiniz bu dünyaya tehdit oluşturmayan LGBTT bireylere destek olun. Nefret Suçları yasal olarak tanınsın. Anayasa’nın 10. maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri eklensin. Sizden hiçbir farkı olmayan onca insanı katledenler hızla yakalansın ve etkin bir şekilde yargılamayan sorumlular adil bir şekilde soruşturulsun. Adaletin yanlış işlerliğine sadece sizi ilgilendiren konularda kendiniz için ses yükseltmeyin; hak ve hürriyetler herkes için savunulursa ancak tam anlamıyla korunabilir.

LGBTT bireylerin insan haklarının, temel bir insan hakları meselesi olduğu kavranmalıdır. Yaftalanmaktan korkmadan buna inanan herkes LGBTT’lerin hakları adına ses çıkarabilmeli ve destek olmalıdır.

LGBTT’leri desteklemek için de lezbiyen, biseksüel, travesti, transseksüel ya da gey olmanız gerekmez, insan olun, insana değer verin yeter!

Eğer bu yazıyı sabırla buraya dek okuyabildiyseniz, bilmelisiniz ki bu hafta içi öldürülen iki LGBTT’nin duruşması var.

Melek 11 Nisan 2009’da katledildi. Çağla ise 21 Mayıs 2009’da…

Katiller yakalandı, davalar açıldı ama henüz adalet yerini bulmadı. İnsanların kimliklere duyulan düşmanlık nedeniyle öldürülmemeleri için, etkin, etkili soruşturmalarla faillerin yakalanması ve katillerin haksız tahrik indirimleri ile ödüllendirilmemesi için sadece LGBTT’lerin orada olması yetmiyor maalesef!

Size de ihtiyaç var! “Bir kişiden n’olur” demeyin, “orada olursam” ya da “bu yazıyı tanıdıklarıma yollarsam başkaları ne der” diye düşünmeyin, bunların hiç biri giden bir canın ardından üzerimizde hissetmemiz gereken sorumluluğu yok etmeyeceği gibi, vicdanımızı da huzura erdirmez.

Unutmayalım, yaşamak herkesin en temel hakkıdır ve önemsiz gibi gözüken küçücük adımlar, bir araya geldiğinde, büyük farklar ve sonuçlar yaratır. (PA/EZÖ)

Çağla’nın duruşması:

Yer : Ankara Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi

Tarih : 08 Temmuz 2009     Saat : 10.30

Melek’in duruşması:

Yer: Ankara Adliyesi 6. Ağır Ceza Mahkemesi

Tarih : 9 Temmuz 2009   Saat :14.00

* Pınar Avcı, öğrenci, Eskişehir, Anadolu Üniversitesi, İletişim Fakültesi

Duruşmalara Çağrı!

Posted in hukuk yargı, nefret cinayetleri with tags , , , , , , on Temmuz 5, 2009 by ifsaeylem1

Melek 11 Nisan 2009’da katledildi.
Çağla 21 Mayıs 2009’da katledildi.
Bıçağı tutan eller yakalandı. Davalar açıldı. Peki hakikatle yüz yüze gelecek miyiz? Ve adalet sağlanacak mı?
İnsanların kimliklere duyulan düşmanlık nedeniyle öldürülmemeleri için, etkin, etkili soruşturmalarla faillerin yakalanması için, katillerin haksız tahrik indirimleri ile ödüllendirilmemesi için, dostlarımız Melek ve Çağla’nın ve katledilen bütün LGBTT bireylerin anısı için duruşmaları sonuna kadar takip edeceğiz.

Hakikat ve adalet istiyoruz!

LGBTT Hakları Platformu olarak bütün duyarlı kitle örgütleri ile bireyleri de LGBTT bireylerin yaşam hakkına sahip çıkmak için duruşmalarda dayanışmaya çağırıyoruz.

Çağla’nın duruşması:

Yer : Ankara Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi

Tarih : 08 Temmuz 2009

Saat : 10.30

Melek’in duruşması:

Yer : Ankara Adliyesi 6. Ağır Ceza Mahkemesi

Tarih : 9 Temmuz 2009

Saat :14.00

Melek’in Katili Tutuklandı!

Posted in nefret cinayetleri, trans cinayet with tags , , , , , , on Nisan 19, 2009 by ifsaeylem1
Cumartesi, 18 Nisan, 2009
Haber: Barış Sulu

11 Nisan 2009 Cumartesi sabaha karşı Ankara’da hunharca öldürülen Melek’in katili yakalandı. Katilin 18 Nisan 2009’da gizlendiği Şereflikoçhisar ilçesinde yakalandığını ve bugün (19 Nisan)  tutuklandığını Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği avukatı Senem Doğanoğlu açıkladı.

Melek’in katili 1983 doğumlu T. P. 12 Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 19 Nisan 2009 tarihinde tutuklandı. Avukat Senem Doğanoğlu’nun bildirdiğine göre T. P.’ye CMK’dan avukat atandı.
T. P. verdiği ifadesinde maktul ile bir telekız aracılığı ile tanıştığını, 100 Euroya anlaşıp eve gittiklerini, maktul soyunmaya başladığında maktulün cinsel organını gördüğünü ve “Neden dönme olduğunu söylemedin” diyerek tepki gösterdiğini söyledi. Bunun ardından parasını geri istediğini, maktul parasını geri vermeyince tartışmaya başladıklarını ve maktulün kendisine bıçak çekitiğini ve boğuşmaya başladıklarını, boğuşma esnasında bıçağın kendi eline geçtiğini ve kendine geldiğinde 100 Eurosunu aradığını ama bulamadığını ve bu nedenle evdeki bilgisayar kasasını ve maktulün cep telefonunu çaldığını ve olay yerinden ayrıldığını bildirdi.
Pembe Hayat LGBTT Derneği avukatı Senem Doğanoğlu;  “Bu hikayeyi daha kaç kere dinleyeceğiz, yine ağır tahrik indirimiyle mi sonuçlanacak? Pembe Hayat olarak davanın takipçisi olacağız” dedi.

Melek’in öldürülmesinden sonra nefret cinayetleri ile ilgili Ankara’da, Melek’in arkadaşları ve başta LGBTT  Hakları Platformu olmak üzere bir çok STK’nın katıldığı iki basın açıklaması gerçekleştirilmişti. Eylemlerin katilin yakalanana kadar her hafta sürdürüleceği bildirilmişti.

“Katledildik”

Posted in basın açıklaması, nefret cinayetleri, trans cinayet with tags , , , , , , , , , on Nisan 19, 2009 by ifsaeylem1


Cumartesi, 18 Nisan, 2009
Haber: Barış Sulu
Kaos GL

LGBTT Hakları Platformu, Ankara Kadın Platformu, Feminist(B)iz ve Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi Ankara’da geçen hafta (11 Nisan 2009) öldürülen Melek ve nefret cinayetlerini duyurmak için, ellerinde pankartlar ve mumlarla, 17 Nisan 2009 Cuma günü saat 18:30’da, Yüksel Caddesi, İnsan Hakları anıtı önündeydi.

Ankara Kadın Platformu’ndan arkasında birer harf bulunan kefen giymiş 11 kişi, şimdiye kadar öldürülen eşcinsel ve transeksüellerin isimlerini tek tek söyledikten sonra sırtlarını dönerek “KATLEDİLDİK” yazısını oluşturdu.

Gül Dünya Sanat Topluluğu da eyleme ağıt yakarak destek verdi.

LGBTT Hakları Platformu’ndan Buse Kılıçkaya’nın okuduğu basın açıklamasında, önlem alınmadığı için bu tür cinayetlerin yaşandığı ifade edilerek, “Yaşam haklarımızın gasp edilmediği bir düzen istiyoruz. Bu cinayetin takipçisi olacağız ve katil yakalanana kadar eylemlerimiz sürdüreceğiz” denildi. Basın açıklaması sırasında “Nefret Öldürür, Transfobi Öldürür”, “Katil Devlet Hesap Verecek” gibi sloganlar atıldı. Daha sonra mumlar yakılarak İnsan Hakları Anıtı önüne konuldu. Eylemler katil/ler yakalanana kadar her Cuma aynı saatte, aynı yerde tekrarlanacak.

Basın Açıklamasının tam metni şöyle:

“Arkadaşımız Melek, bir hafta önce öldürüldü.
Onlarca kez bıçaklanıp vahşice katledilen Melek’in çığlığını mahalle sakinleri, kolluk kuvvetleri, ahlak bekçileri, siyasiler görmezden, duymazdan geldiler.
Bu gece burada çığlıklarımızı duymanız için bir araya geldik!
Bizler geçen hafta söz verdiğimiz gibi bu cinayetin de takipçisi olacağız ve katil yakalanana kadar her Cuma burada toplanacağız.
Dilimizde tüy bitti derdimizi anlatmaktan. “Arkadaşlarımız gözlerimizin önünde öldürülüyor, ne olur artık sesimizi duyun” demekten hal kalmadı. Bu işlenen kaçıncı cinayet? Daha ne yapmalıyız sizleri harekete geçirmek için, ey devletimizin ‘her işi bilen’ yetkilileri?

Nerede sizin o “hoşgörü” diyarı memleketiniz? Yaşam hakkına saygı, hani nerde eşitlik, adalet vaatleriniz?

Teker teker öldürerek bizi neyle sınıyorsunuz?

Arkadaşlarımızı katleden zihniyeti sorgulamadıkça, katilleri bulup yargıya teslim etmedikçe, hukuksuz “tahrik” indirimleriyle suçluları ödüllendirmekten vazgeçmedikçe, yaşanan cinayetlerin “münferit” olaylar olduğuna kimseyi inandıramazsınız.

Su testisi su yolunda kırılır demek suç ortaklığıdır!

Siz yetkililer gereken yasal/fiili önlemleri almadıkça, bu cinayetlere sessiz kalıp, “su testisi su yolunda kırılır” gibi tehlikeli yaklaşımlarınızı sürdürdükçe suç ortağı olacaksınız!.

Yetkililere sesleniyoruz: Her geçen saniye ve alınmayan her önlem, bir başka nefret cinayetine davetiye çıkarmaktadır. Bundan sonra işlenecek her bir cinayetteki suçluluk payınız, bir öncekinden daha fazla olacaktır.

Hayatlarımızın ellerimizden umarsızca çekilip alınmasına sessiz kalmayacağız.

İsteğimiz, yaşam hakkımıza yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir “nefret” cumhuriyeti değil, yaşam hakkımızın gasp edilmediği bir “insan hakları” düzenidir.
Eşcinsel ve Transseksüel Kanlarıyla Kirlenmiş Ahlakınız Batsın!
Melekler korusun seni sevgili Melek!”

LGBTT Hakları Platformu:
İzmir Travesti ve Transeksüel İnisiyatifi,
Kaos GL Derneği,
Lambdaistanbul LGBTT Day. Derneği,
MorEL LGBTT Oluşumu,
Pembe Hayat LGBTT Day. Derneği,
Piramid LGBTT Diyarbakır Oluşumu,
SiyahPembe Üçgen Derneği,
Ankara Kadın Platformu,
Feminist(B)iz,
Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi.

Eylem fotoğrafları için;

http://www.kaosgl.com/node/2759