polis için arşiv

Polisler de Eşcinsel Olabilir

Posted in ayrımcılık - şiddet with tags , , , on Eylül 23, 2009 by ifsaeylem1
Çarşamba, 23 Eylül, 2009

Milliyet’in bugünkü (23 Eylül 2009) haberine göre, “Emniyet Genel Müdürlüğü , eşcinsel görüntülerinin yer aldığı kaseti ortaya çıkan polis müdürü M.A. hakkında soruşturma başlattı. M.A. soruşturma sürecinde verdiği dilekçeyle teşkilattan istifa etti. Milliyet’in aldığı bilgiye göre, emniyet teşkilatında rahatsızlık yaratan olay iki hafta önce patlak verdi. Personel Dairesi’ne Ankara dışından gönderildiği anlaşılan bir zarftan çıkan CD’de, Karabük’te görevli 4. sınıf bir emniyet müdürünün bir erkekle birlikte görüntülerinin bulunduğu görüldü”.

Daha önce benzer bir olay Erzincan Emniyet Müdürlüğünde yaşanmıştı. Bu olay üzerine Kaos GL Derneğinden Ali Erol, kaosgl.org’da, “Emniyet Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinin Antalya’da düzenlediği ve aynı basına “Türk polisinde ‘gay’ ve ‘dost’ açılımı” haber başlığıyla yansıyan ‘Disiplin, Dava, Mevzuat ve Adli Yardım’ seminerinden bu yana henüz altı ay bile geçmedi. Gerçi “açılım” basının okumasıydı, yoksa aynı hukuk müşaviri Osman Karakuş, “Alman polisi gey olabilir ama Türkiye’de böyle bir şey mümkün değil” diyerek olası yanlış anlamalara ve açılımlara mahal vermemek için noktayı koymuştu.” Diye yazmış ve devamında; “Türkiye’de açılımların kolay olmadığını tecrübe etmediğimiz alan kalmış mıdır? Öyle ki aman açılım diyerek mevcut hallerin daha da gerisine gidilmesin ile yetinmek zorunda kalabiliyoruz. Haliyle “Almanya polisinde olur da, Türkiye polisinde neden mümkün değil” sorusuna Türkiye Emniyetinden anlamlı ve mantıklı bir cevap beklemek zorlayıcı, şimdilik boşuna olabilir” yorumu üzerinden birkaç ay geçmesine rağmen halen geçerliğini koruyor.
Emniyet Müdürlüğü eşcinsel ve biseksüel polisleri cinsel yönelimleri nedeniyle cezalandırmaktan bir an önce vazgeçmeli. Geçmişte özellikle etnik köken, din, mezhep, coğrafi yer üzerinden yapılan ayrımcı uygulamaların yeni hedefinde eşcinsel ve biseksüel kadın ve erkekler mi var?
Emniyet Genel Müdürlüğünün eşcinsel ve biseksüel çalışanlarına karşı gösterdiği önyargılı tutum ve davranışlar aynı zamanda bize “eşcinsel, biseksüel, transeksüel” vatandaşlarla nasıl ilişkilendikleri konusunda bilgi veriyor. Kendi içinde bir eşcinsele tahammül gösteremeyen ve suçlu muamelesi yapan Emniyet Genel Müdürlüğü doğal olarak bütün eşcinsel, biseksüel ve transgender vatandaşlara da aynı muameleyi hatta daha kötüsünü yapacaktır. İstanbul Emniyet Müdürlüğünün transgender kadınlara karşı uygulaması aslında bize bunu çok güzel gösteriyor.
Eşcinsellik suç ve hastalık değildir. Eşcinsel çalışanları işten atarak, eşcinsel realitesi ile yüzleşemezsiniz. Tam tersine eşcinsel ve biseksüel çalışanlarınız olduğunu ve bu çalışanların heteroseksüel çalışanlardan hiçbir farkı olmadığı gerçeği ile yüzleşmeniz gerekiyor.
Çalışma hayatında cinsel yönelim ayrımcılığı suçtur ve istifa etmek zorunda bırakmak ya da istifaya zorlamak da suçtur. Mağdur polisler Kaos GL ile iletişime geçmeleri durumunda her türlü hukuk desteği kendilerine sağlanacaktır.
Kaos GL, 24-25 Ekim 2009’da Federal Almanya Cumhuriyeti Devletinin destekleriyle eşcinsel ve biseksüel kadın ve erkeklerin çalışma hayatında karşılaştıkları sorunların tartışmaya açılacağı bir etkinlik organize ediyor. İşten atılan, istifaya zorlanan bütün gey, lezbiyen ve biseksüel kadın ve erkekleri buluşmaya davet ediyoruz.
Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu bu konuda ne yapmayı düşünüyor? TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu mağdur polislerin başvurusunu beklemeden neden harekete geçmiyor? Soruları bugün için kendi kendimize soruyoruz. Ancak yarın bir gün bütün toplum olarak bu soruları sormaya başladığımızda ne olacak.
Emniyet Genel Müdürlüğü, eşcinsel ve biseksüel çalışanları konusunda, bizimle iletişime geçebilir. Biz Emniyet Müdürlüğünü, Hollanda, İsveç, Almanya, İngiltere’deki Polis Birlikleri ile bu birliklerdeki Gey-Lezbiyen polislerle bir araya getirebilir, çalışma hayatında cinsel yönelim ayrımcılığını önlemeye yönelik çalışmaları birlikte yürütebiliriz.

NTV-Banu Güven:
http://video.ntvmsnbc.com/#v228131236105233047012112238243238052086095196177

Kaos GL
Reklamlar

“Seks İşçiliğini Görmezden Gelmek İşçi Hareketinin Eksikliğidir”

Posted in Uncategorized with tags , , , , , , , on Eylül 19, 2009 by ifsaeylem1
Çarşamba, 16 Eylül, 2009

Aras Güngör, seks işçisi travesti ve transseksüellerin sömürüye, toplumsal nefrete ve polis şiddetine karşı bir araya gelip Pembe Hayat’ı oluşturduklarını söylüyor: “Kendi adımıza kendimiz konuşalım istedik.”

“Ankara’nın Eryaman ilçesinde seks işçiliği yapan travesti ve transseksüellere bir çetenin saldırması sonucu polis de şikâyetimizi ciddiye almayınca her Perşembe Yüksel Caddesi’nde yürümeye başladık.”
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nden Aras Güngör nasıl dernekleştiklerini anlatmaya böyle başlıyor.
Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği’nin düzenlediği “İkinci Müslüman Toplumlarda Cinsel ve Bedensel Haklar Koalisyonu (CSBR) Cinsellik Enstitüsü: Türkiye’de Cinsel Haklar ve Siyaset” panelini dün (15 Eylül) akşam, Beyoğlu’ndaki Goethe Enstitüsünde gerçekleşti.
Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği (EL-DER) ve Çanakkale Toplum Merkezi adına Nigar Etizer Karacık ve Pozitif Yaşam Derneği’nden (PYD) Murat Yüksel’in konuşmacı olduğu panelde Güngör anlatmaya devam ediyor.
“İlk basın açıklamamızı İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) yaptık. Bizlere saldıran çetenin asıl derdi haraç almaksa da toplumsal nefretin de bir ifadesiydi. Biz de toplumsal nefrete karşı sessiz kalmamak için eylemlere başladık.”
“Eryaman saldırısının failleri serbest”

Güngör, eylemleriyle medyada yer almalarının ardından polisin kendilerine Eryaman’ı terk ettikleri takdirde saldırının faillerini yakalayacaklarına söz verdiklerini söylüyor.
“Biz de evlerimizden çıkmayacağımız cevabını verdik. Bu arada ev toplantılarımız sürüyordu. Sonunda ev toplantılarını derneğe taşımaya karar verdik ve dernek için gerekli hazırlıklara başladık.”
Eryaman’da travesti ve transseksüellere saldırmaktan yargılanan sanıkların serbest bırakıldığını hatırlatan Güngör, tahliye kararlarını da temyize götürdüklerini ve sürecin devam ettiğini aktarıyor.
“Diğer yandan dernekleşirken maruz kaldığımız saldırıların da yaşadığımız olumsuzluğun da kadın sorunundan bağımsız olmadığını biliyorduk. Bu durum feminist hareketten de destek almamızı sağladı.”
“Polis kabahatler kanununu keyfi uyguluyor”

Dernek olma süreçlerinde mücadele alanlarından birinin polis şiddeti olduğunu söyleyen Güngör “Artık kamuoyunda daha görünür olmamızla polisin kaba şiddetine maruz kalmasak da ‘kabahatler kanunu’ bir baskı aracı olarak polislerce keyfi uygulanıyor” diyor.
Para cezalarını ödemekte zorlandıklarını söyleyen Güngör “Devlet seks işçilerine ağır para cezaları keserek yine onları fuhşa yönlendirmiş olmuyor mu?” diye soruyor.
“Kendi sözümüzü kendimiz söylemek istiyoruz”

Feminist, gey-lezbiyen hareketle yan yana durduklarını ancak kendi sözlerini üretmek için de dernekleştiklerini söyleyen Güngör’e göre seks işçiliği yapan travesti ve transseksüellerin sorunlarını yine en iyi onların dillendireceğini savunuyor:
“Dernekte projeler üretiyoruz. 8 Mart gibi önemli günlerde kendi bayrağımızla alana çıkıyoruz. ‘Travestiyiz, buradayız, alışın’ diye bağırıyoruz. Sağlık Bakanlığıyla ortaklaşa yapılan bir projenin içinde de yer aldık. Devamını getiremesek de üç sayı çıkarttığımız bir dergimiz ve o dergide kendi dertlerimizi anlatabilme fırsatımız oldu.”
Güngör yine de seks işçisi travesti ve transseksüellerin örgütlenmesinin çok zor olduğunu, gece sabaha kadar türlü şiddete maruz kalarak çalışan bir seks işçisinin gündüz emek hakları üzerinden örgütlenmesinin, derneğe gelip faaliyet yürütmesinin neredeyse imkânsız olduğunu söylüyor.
“Seks işçilerinin sendikalaşmalarının önünde hem yasal hem bürokratik hem de toplumsal olarak çok büyük engeller var” diyen Güngör emek hareketine sesleniyor:
“Sömürünün had safhada olduğu bir alan olarak seks işçiliğini görmezden gelen bir işçi hareketi eksiktir.”
Bianet / Emine Özcan
09/16/2009

Polis ve Sağlık Personeli, LGBT Örgütlerinden Eğitim Alsın 

Posted in eğitim, lgbtt bireylere yönelik ayrımcılık, lgbtt bireylere yönelik şiddet with tags , , , , , , on Ağustos 9, 2009 by ifsaeylem1
Pazar, 9 Ağustos, 2009

LGBT bireylere yönelik hak ihlallerinin en aza inmesi için polise ve sağlık personeline eğitim verilmesi önerisiyle, LGBTT Hakları Platformu, İçişleri Bakanlığı’na başvurarak ülke çapında bir eğitim programı talep edecek.

Bora Bengisun
“İstanbul’da Emniyet Güçlerinin LGBTT Bireylere Yönelik Hak İhlallerinin İzlenmesi ve Raporlanması Çalışmaları” başlıklı bu makale, Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği Hukuk Komisyonu Gönüllüsü Bora Bengisun tarafından kaleme alındı ve TESEV tarafından Haziran 2009’da yayınlanan “Sivil Toplum ve Güvenlik Sektörü Gözetimi: Sınırlar İmkânlar” adlı kitapta yer aldı.

2007 yılı başında Ankara’da Kaos GL Derneği’nin düzenlemiş olduğu hak mücadelesi eğitimlerine Türkiye’de o zaman faaliyet gösteren lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) sivil toplum örgütleri olan Kaos GL Derneği, Kaos GL İzmir Oluşumu, Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği, MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu ve Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği katılmıştı. Eğitimlerin verdiği ivme ile bu beş örgüt LGBTT Bireylerin İnsan Haklarını İzleme ve Hukuk Komisyonu’nu kurarak emniyet güçlerinin ve sivil kişilerin LGBTT bireylere yönelik hak ihlallerini izlemeye ve raporlamaya başladı.
Komisyon yılın sonunda, 2007’de gerçekleşen hak ihlallerini içeren bir rapor yayımlayarak ulusal ve uluslararası sivil ve resmi bütün kurum ve kuruluşlarla paylaştı. Örneğin; komisyon, raporunu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve tüm milletvekillerine göndererek yaşanan hak ihlallerinin sona erdirilmesi için gereken önlemlerin alınmasını talep etti. Yeni kurulan İzmir Travesti ve Transseksüel İnisiyatifi ve Piramid LGBTT Diyarbakır Oluşumu’nun da katılımıyla yedi örgüt olarak çalışmalarına devam eden komisyon daha sonra LGBTT Hakları Platformu adını aldı. Kaos GL İzmir Oluşumu ve İzmir Travesti ve Transseksüel İnisiyatifi üyelerinin Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’ni kurmasının ardından bugünkü yapısına kavuşan LGBTT Hakları Platformu’ndaki altı örgüt LGBTT bireylere yönelik hak ihlallerini izlemektedir ve raporlamaktadır.
Platformun İstanbul’daki temsilcisi olan Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği, 2007 Nisan ayına kadar izleyip raporladığı; Beyoğlu ve Şişli ilçelerinde polis tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen haksız ev baskınları, karakolun önünden veya sokaktan geçerken uygulanan fiziksel şiddet, haksız yere gerçekleştirilen gözaltılar, evden içeri biber gazı sıkma, hakaret, kötü muamele gibi hak ihlallerini içeren 19 olayı İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu’na bildirerek soruşturma talep etti.
Lambdaistanbul’un söz konusu talebine beş ay sonra 2007 Eylül ayında oldukça olumsuz bir yanıt veren İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu, iddialar hakkında İl Emniyet Müdürlüğü ve de Beyoğlu ve Şişli Kaymakamlık’larından bilgi istediğini ancak söz konusu iddialar ve şikâyetler ile ilgili olaylara rastlamadığını belirtti. Oysa İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu söz konusu iddialar ve şikâyetler hakkında araştırma yaparken raporlamaları yapan Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği ve olayların mağdurları ile görüşmemişti.
Polisin insan hakları ihlallerine biz tanığız ama Valilik görmüyor” diyen Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği, daha önce raporlamış olduğu 19 olayla birlikte İstanbul polisinin travesti ve transseksüel kadınlara yönelik hak ihlalleri iddialarını içeren 14 yeni olayı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’na ve yine İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu’na Aralık 2007’de bildirip sunmuş olduğu 33 olayın daha etkin bir biçimde soruşturulmasını, Taksim ile Tarlabaşı’ndaki gözaltı birimlerinin izlenmesini ve de Taksim İlk Yardım Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde LGBTT bireylere yönelik olarak yapılmış olan yetersiz adli muayenelerin incelenmesini talep etti.

Aralık 2007’de yapılan başvuruların ardından İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu bünyesinde kurulan üç kişilik bir komisyon Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği ile söz konusu iddialar ve şikâyetler hakkında görüştü. Komisyonun hazırlamış olduğu rapora istinaden İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu tarafından Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’ne Haziran 2008’de gönderilen cevap yazısından; araştırmayı yapan üç kişilik komisyonun Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’nın Aralık 2007’de ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun da Şubat 2008’de İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu’na yazı yazarak söz konusu iddiaların ve şikâyetlerin araştırılmasını talep etmesinin ardından kurulduğu anlaşılıyordu. Meclis’teki ve Başbakanlık’taki ilgili kurulların talebi üzerine İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu bünyesinde kurulan üç kişilik komisyonun Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği, Taksim İlk Yardım Eğitim ve Araştırma Hastanesi personeli ve Beyoğlu Kaymakamlığı ile görüşerek Nisan 2007’de yapılana oranla çok daha etkin bir araştırma yaptığı da görülebiliyordu.
Komisyon; raporunda öncelikle Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin, Taksim İlk Yardım Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin vermiş olduğu adli raporların yetersiz olduğu iddiasını destekleyen somut durumların var olduğunu belirtiyordu. Hastanenin fiziki ve personel yetersizliğini vurgulayan komisyon; ilgili kamu kurumlarına Beyoğlu bölgesinde adli vakalar için ayrı bir sağlık inceleme birimi kurulmasına dair öneride bulunacağını belirtiyordu. Komisyon ayrıca polisin kendi kişisel değer yargısı, ahlak ve sorumluluk anlayışı çerçevesinde LGBTT bireylere sert davrandığının da altını çiziyordu. Sonuç olarak hem kurumsal hem de kişisel düzeyde sorunların olduğunu belirten komisyon; belediyeler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri ve de Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu işbirliği ile polise ve sağlık personeline insan hakları eğitimi verilmesini öneriyordu.

2008 yılı başından beri yapmış olduğu 18 yeni hak ihlali raporlamasını Ağustos 2008’de TBMM’ye, Başbakanlık’a, İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu’na ve bu sefer ilk kez Beyoğlu İlçe İnsan Hakları Kurulu’na sunarak soruşturma talep eden Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği ayrıca İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu’nda kurulan komisyonun raporu ve Valiliğin cevabı doğrultusunda polise ve sağlık personeline genel olarak insan hakları özel olarak da LGBTT konularında eğitim verilmesi için İçişleri Bakanlığı’na ve Türk Tabipler Birliği’ne bir eğitim programı önermek üzere hazırlıklara başladı. İstanbul’da pilot proje olarak polise ve sağlık personeline eğitim verilmesi önerisinin kabul edilmesi durumunda da LGBTT Hakları Platformu İçişleri Bakanlığı’na tekrar başvurarak ülke çapında bir eğitim programı talep edecek.
Sonuç olarak LGBTT örgütlerinin; maruz kalınan hak ihlallerinin hem soruşturulması talebi hem de insan haklarına duyarlılığın artırılması için eğitim faaliyetleri düzenlenmesi yoluyla en aza indirgenmesi amaçlı hak mücadelesi gün geçtikçe güçlenerek devam ediyor.(AE)

İstanbul’da ‘Huzur’ Timi Sokağa Çıkıyor

Posted in Uncategorized with tags , , , on Ağustos 9, 2009 by ifsaeylem1
Cuma, 7 Ağustos, 2009
İzmir’deyken, “Her sokak başında bir travesti ya da hayat kadını görüyordunuz. Şimdi bu problemi de çözdük. Bu mekânları yaşanır hale getirdik” diye konuşan İstanbul yeni Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın “huzur” timleri sokağa çıkmaya hazırlanıyor.,
İzmir’den İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne atanan Hüseyin Çapkın’ın, “suçları önlemek ve olaylara kısa sürede müdahale edilmesi” iddiasıyla kurduğu “huzur timi” projesi uygulamaya koyuluyor. Tamamlanmak üzere olan proje kapsamında İstanbul’un ilçe emniyet müdürlüklerinde görevli asayiş büro personellerinden bir kısmı Asayiş Şube Müdürlüğü kadrosuna tayin edildi. İlk etapta 450 sivil polis ile kurulacak olan ‘huzur timinin’ kadrosu bin 500 kişiye kadar çıkarılabilecek. Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı olacak tim, Asayiş Şube Müdür Yardımcısı’na bağlı olacak. Asayiş Şube Müdürü’nün yönetiminde çalışacak olan timin başına A, B ve C Bölge sorumluları olmak üzere 3 emniyet amiri rütbesinde personel atanacak. Bu timlerde olan polisler günlük mesailerini kendilerine zimmetlenen sokaklarda geçirecek.

‘Gevrekçi Polis’

İzmir’e atanması ile sokak timleri fikrini de hayata geçiren İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın “polis sokakta olmalı” diyor. Çapkın’a göre “Polis vatandaşla iç içe olmalı. Yeri geldiğinde gevrek satacak; yeri geldiğinde balon. İzmir’deki suç oranını bu şekilde alt seviyelere çekebiliriz” dedi ve dediğini yaptı. Sokaklarda seyyar satıcı kılıklı polisler tüm şehri işgal etti.

Travestileri toplamıştı

İzmir’in eski Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, göreve ilk geldiği günlerde “Travestilerin bütün sokakları işgal etmesine izin vermeyeceğiz. Onlara bir yer tahsis edeceğiz” demişti. İzmir’in huzurunu engelledikleri iddia edilen travestiler, İkinci Kordon Caddesi’nden toplandı. Travestileri belli bir sokağa hapsetme operasyonu yapıldı ancak o da gerçekleştirilemedi ve İzmir’de bir travesti avı yapıldı. Hüseyin Çapkın, “Her sokak başında bir travesti ya da hayat kadını görüyordunuz. Şimdi bu problemi de çözdük. Bu mekânları yaşanır hale getirdik” diye konuşmuştu.

Konuyla ilgili: http://kaosgl.org/content/zilgitlar-kursaklarda-mi-kalacak

BirGün
08/07/2009

“İzmir Polisinin Tavrı Nefret Suçlarını Önlemiyor; Artırıyor”

Posted in ayrımcılık - şiddet, nefret cinayetleri with tags , , , , , , , , on Ağustos 4, 2009 by ifsaeylem1

Avukat Özsoy, “Bir haftada bir gey ve transseksüel kadının öldürüldüğü, bir transseksüel kadının da bıçaklı saldırıya uğradığı İzmir’de polisin tavrının LGBTT’lere yönelik şiddeti arttırdığını” söyledi. “Polisi nefret suçlarını önlemeye yönelik adımlar atmaya” çağırdı.

İzmir – BİA Haber Merkezi
04 Ağustos 2009, Salı

İzmir’de Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden avukat Elif Ceylan Özsoy‘un bianet‘e verdiği bilgiye göre 17-24 Temmuz tarihleri arasında bir gey ve bir transseksüel kadın öldürüldü, bir başka transseksüel kadın da bıçaklanarak yaralandı. Olayların failleri yakalanmış değil.

Eski İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın‘ın izlediği Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel (LGBTT) bireyleri yok sayma ve kentin dışına sürme uygulamalarının sürdüğünü belirten Özsoy’un anlattığına göre Derneğin 1 Ağustos’ta, yaşanan olayları protesto etmesinin ardından polis eyleme katılan iki transseksüeli karakola götürerek tehdit etti.

Özsoy’la İzmir’de LGBTT’lere yönelik artan şiddeti ve polisin tavrını konuştuk.

“Halk LGBTT’leri de, onlara yönelik şiddeti de görmüyor”

“İzmir’de genel bir görmezden gelme var. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehir olmasına rağmen daha çok büyük bir kasaba havası taşıyor olmasının da getirdiği bu tavır LGBTT bireylere yapılan olumsuz uygulamaların da görünmemesine neden oluyor.”

Siyah Pembe Üçgen derneği çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da desteğiyle 1 Ağustos’ta, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde yaşanan olayları protesto eylemi yaptı.

Özsoy, sloganlar eşliğinde yaptıkları yürüyüşe hiçbir olumsuz tepkiyle karşılaşmamalarını da bu görmezden gelmeye bağlıyor ve “görünür oldukça halkın ve emniyetin gerçek tepkisini ölçebileceğiz” diyor.

Çapkın’ın özellikle transseksüel kadınları yaşadıkları merkezi yerlerden sistemli bir şekilde kent dışına sürdüğünü, seks işçiliği yapan insanları çalışamaz hale getirdiğini kaydeden Özsoy beklentilerini şöyle aktarıyor:

“Çapkın’ın döneminde yapılan uygulamalar sürüyor. İzmir Emniyeti nefret suçlarını önleyici uygulamalara bir an önce geçmeli. Bir transseksüel kapısının önüne çıktığında ona ceza yazmak, evinin kapısının altından biber sıkmak gibi hukuki olmayan uygulamalar sayesinde nefret suçları da artıyor. Toplumun her alanda körüklediği transfobiyi polisin bu uygulamaları da arttırıyor ve şehirde LGBTT’lere yönelik şiddet ve cinayetler giderek artıyor.”

Polisin eyleme katılan iki kişiyi tehdit etmesini “İzmir polisi mağdur olanın mağduriyetini ifade etmesinden rahatsız” diyerek tarif eden Özsoy, “bu tip davranışların bir an önce terk edilmesi gerektiğini ve LGBTT’lere yönelik insan hakları ihlallerinin azaltılması yönünde çalışmalar yapılması gerektiğini” söyledi.(BÇ)

Hayır, “Hayır” Demektir, Ötesi Tacizdir

Posted in tecavüz ve taciz with tags , , , , , on Mayıs 18, 2009 by ifsaeylem1

Yaptığının taciz değil “hak” olduğundan o kadar emindi ki isyan ediyordu. En ufak bir suçluluk belirtisi, yüz kızarması yoktu.

Ankara – BİA Haber Merkezi
18 Mayıs 2009, Pazartesi

4. Uluslararası Homofobi Karşıtı buluşma, dün Ankara’da geleneksel yürüyüşle son bulur ve herkes buluşmadan memnun ayrılmak isterken Konur Sokak’ta genç bir erkek bağırıyordu.

Elinde bıçak olan bu erkek iki kadına küfrediyor, ölümle tehdit ediyordu.

“Namussuzlar” diyen erkeği, sokaktaki Papağan Kebap salonu işletenleri içeri aldılar.

Benim hem şahit hem de dahil olduğum kadın kalabalığın içinde meselenin özünü olayı yaşayan kadınlardan biri anlattı: Onların iddiasına göre bu erkek bir tacizci.

“Cuma gecesi dört kadın, eğlenmek için gittiğimiz Eski Yeni adlı bardan tanıştığımız bu erkekle döndük. Ancak kendisi evimize girdiğinde bize penisini gösterdi, taciz etti. Bu olayın üzerine kendisini evden zorla attık. Ertesi gün de yaptığının yanına kar kalmasını istemediğimiz için robot resmini çizip müdavimi olduğu bara asmaya çalıştık.”

Hatta bu yüzden KAOS GL, aynı barda yapmayı planladığı partiden bu taciz mevzusu yüzünden vazgeçiyor.

“İşte bugün yürüyüşten dağılırken o erkekle karşılaştık. Bizi görünce küfretmeye başladı. Birimize yumruk attı. Bıçak çekti.”

Bundan sonrasına artık ben tanık oluyorum.

Çoğu kadınlardan oluşan yaklaşık 15 kişi kebapçının içinde bekleyen tacizci için ne yapacaklarını planlamaya başlıyor, diğer yandan fotoğrafını çekmeye çalışıyorlar.

Tacize maruz kalan kadınlardan biri “Ben polis çağırmam, bir de onların şiddetine maruz kalamam” diyor.

İçimden ona hak veriyorum. Benim de başıma gelmişti. Yıllar evvel Gülhane’de bir erkek elle tacizde bulunmuş, onu şikayet ettiğim polisler ısrarla şikayetçi olmamam konusunda beni ikna etmeye çalışmış ve sonuç olarak uzun süre dil döktükten sonra şikayetçi olmamıştım.

Halbuki şikayeti ciddiye almayan polis hakkında da şikayetçi olunabileceğini sonradan öğrenmiştim. Ama insanı yine mağdur eden bir süreci göze alarak şikayetin peşine düşmek öyle kolay olmasa gerek.

Aramızda bir de avukat vardı. Kebap salonu işletenleri kapının önünden ayrılmamızı, mekanı terk etmemizi istiyorlardı.

Tipik erkek dayanışmasına, avukat “İçerideki suçluyu koruyarak siz de suça ortak oluyorsunuz” diye çıkıştıysa da işletmeciler oralı olmadı.

Sonunda topluca müşteri gibi kebap salonuna girip masalara oturduk, sipariş vereceğimizi söyledik.

Erkek de içerideydi, robot resmini görmüş, bu yüzden çok kızmış, nasıl olur da rencide edilirmiş, onun suçu yokmuş.

Açıkçası yaptığının taciz değil “hak” olduğundan o kadar emindi ki kadınların yaptıklarına anlam veremiyor, haksızlığa uğramışçasına isyan ediyordu. En ufak bir suçluluk belirtisi, yüz kızarması yoktu.

Bu arada kadınlar ne yapacağını düşünürlerken içeri giren başka erkekler mekan sahiplerine “O tacizciyi korumayın, yoksa sadece o değil siz de bitersiniz mekanınız da biter” dediler.

Kadınlardan biri çıkıp “Lütfen kadınlardan bağımsız erkekler hareket etmesin” diye uyarıda bulununca erkekler geri çekildi.

Sonunda mekan sahipleri kadınları polis çağırmakla tehdit ederken kadınlar bunun iyi bir fikir olduğuna kanaat getirdiler. Kadınlar kapı önüne çıktığında polis de gelmişti.

Hep birlikte Çankaya Emniyet Müdürlüğüne gidildi.

Yaklaşık sekiz kişi Savcılığa erkek hakkında “taciz, ölümle tehdit, darp” nedeniyle şikayetçi oldular. Erkek de oradaki tüm kalabalıktan şikayetçi olmuş. Anlatılanlara göre şikayet gerekçesi rencide edilmesiymiş.

Bu örnek olayda tacize maruz kalanların feminist olmaları, bir feminist avukatın ve feminist duyarlılığı olan haklarını bilen bir kadın topluluğunun olay mahallinde olması işe yaradı mı bilinmez ama bence belki de en çok geceleri sokakta olmalarının “tehlike” sayıldığı kadınların yalnız yaşadıkları taciz, cinsel şiddet süreçlerinin üstünün bir şekilde kapatıldığı malumumuz.

Açıkçası kamusal alanda bıçak çekmekten, hakaret ve ölümle tehdit etmekten çekinmeyen bu erkeğin kadınların evini, adresini biliyor olması da korkutucu geldi bana.

Diğer yandan kendisine bu kadar güvenmesinin nedeninin o gece eve davet edilmesi olduğu aşikardı, sadece o böyle düşünse neyse de polisinden etraftaki kalabalığa, işletme sahiplerine herkesin kuşkusu aynıydı.

Oysaki bence tek doğru vardı kuşkuya yer bırakmayan “Hayır”ın anlamı “hayır”dı. (EZÖ)

peruda transseksüellere yönelik şiddet – uluslararasıaf örgütü acil eylem çağrısı

Posted in acil eylem, ayrımcılık - şiddet with tags , , , , , , , , , on Nisan 1, 2009 by ifsaeylem1

24 Ocak’da Peru’nun kuzeyinde San Martin eyaletindeki Tarapoto kentinde yerel mahalle gözcü devriyesi (junta vecinal) tarafından transseksüel kadın Techi kaçırılmış, işkence görmüş ve ona ‚ bunlar bir eşcinselle cinsel ilişkiye girdiğin için oldu‛ (Eso te pasa por mantener relaciones sexuales con un homosexual) denmiştir. Uluslararası Af Örgütü Techi’ye yapılan saldırıdan derin endişe duymaktadır ve onun ve diğer transseksüel insanların şehirdeki güvenliğinden korkmaktadır.
Techi, 24 Ocak gecesi yerel gözcü devriye ‘ Puerto Azul’un başkanı ve üyeleri , ‘Señor de los Milagros’ gözcü devriyesi mensupları tarafından gözaltına alınmıştır. Techi sözlü ve fiziksel tacize maruz kalmıştır. Çıplak kalana kadar kıyafetleri çıkartılmış, kafası kazınmış ve devam edemeyecek kadar yorgun düşünceye dek fiziksel egzersiz yaptırılmıştır.
Bu olaylar gözcü devriyenin bir mensubu tarafından filme alınmış ve görüntüler yerel televizyonda yayın yapılarak kamu erişimine açılmıştır.
3 Şubat’ta Techi bölge savcısına resmi şikâyette bulundu ancak resmi prosedüre göre, şikayeti resmi ismi ve doğduğu cinsiyet ile yapmak zorundaydı. Resmi şikayetin bir kopyası Uluslararası Af Örgütü’ne sağlanmıştır.
ARKAPLAN BİLGİSİ
Cinsiyet kimliği, her bireyin kendi içinde derinden hissettiği ve bireysel olarak yaşadığı cinsiyet olarak anlaşılmaktadır, bu doğduğu zaman fiziksel özellikler ile belirlenmiş olan cinsiyetle örtüşe de bilir, örtüşmeye de bilir. Cinsiyet kimliği, cinsel yönelimden farklıdır. Cinsel yönelim, bireyin karşı cinsten, hemcinsinden, ya da her ikisinden olan bir bireye yönelik duygusal ve cinsel çekimidir.
Amerikan Devletleri Örgütü (The Organization of American States, OAS), Haziran 2008’de, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim yüzünden bölgede kişilere yönelik insan hakları ihlalleri ve şiddet olayları hakkında endişesini belirten bir önerge kabul etti.
ÖNERİLEN EYLEM:

Lütfen konu ile ilgili mektuplarınızı en kısa zamanda kendi dilinizde ya da İspanyolca olarak yollayın.
– 24 Ocak tarihinde, San Martin eyaletinin Tarapoto şehrinde gözcü devriye tarafından yasadışı olarak gözaltına alınan ve işkenceye maruz kalan Techi’nin güvenliğinden duyduğunuz endişeyi belirtin.
– Yetkililere, Techi’nin kendi isteği doğrultusunda güvenliğini sağlamak için, derhal, etkili ve uygun tedbirler almaları için çağrıda bulunun.
– Yetkililere, Amerikan Devletleri Örgütü’nün bireylerin ayrımcılığa maruz kalmadan özgürlük, yaşam ve fiziksel bütünlük haklarını teyit eden cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve insan hakları konusundaki son önergesini hatırlatın.
– Yetkililere olayla ilgili derhal, tam ve tarafsız soruşturma başlatmaları ve bu soruşturmanın sonuçlarının halka açıklanması ve sorumluların adalet önüne çıkarılması çağrısında bulunun.
– Yetkililerden, transseksüel bireylere yapılan şiddete göz yumulamayacağını ve bu suçlardan sorumlu kişilerin adalete götürüleceğini net bir biçimde açıklaması için çağrıda bulunun.
– Yetkililere özellikle işkence ve kötü muamelenin engellenmesinin garanti altına alınması başta olmak üzere, fiziksel bütünlüğü ve yaşam hakkını istisnasız herkese ayrımsız uygulanması gerektiğini hatırlatın.
LÜTFEN MEKTUPLARINIZI AŞAĞIDAKİ ADRESLERE GÖNDERİNİZ
Minister of the Interior (İçişleri Bakanlığı)
Ministerio del Interior
Ministra del Interior
Sra. Mercedes Cabanillas Bustamante
Plaza 30 de agosto s/n Urb. Corpac
San Isidro
Lima, PERU
Faks: + 51 1 225 7234
Hitap: Sayın Bakan/Sra. Ministra
Attorney General (Baş Savcı)
Ministerio Público – Fiscalía de la Nación
Fiscal de la Nación
Dra. Gladys Echaíz Ramos
Av. Abancay Cuadra 5 s/n
Lima 1, PERU
Faks: + 51 1 426 2800
Hitap: Sayın Baş Savcı/Sra. Fiscal de la Nación
Ve ülkenizdeki Peru diplomatik temsilcilerine gönderiniz.
MEKTUPLARINIZ HEMEN GÖNDERİN: Lütfen,10 Nisan 2009 tarihinden sonraki gönderileriniz için Uluslararası Sekretarya veya bulunduğunuz ülkedeki Uluslararası Af Örgütü şubesi ile bağlantıya geçiniz.

Uluslararası Af Örgütü